Atlanta merkezli aktivist ve müzisyen Samuel Tunick, CBP’nin bir arama yapmasından hemen önce Google Pixel’inin verilerini sildiği iddiasıyla “delil yok etme” kapsamında suçlandı. Mahkeme kayıtlarına göre büyük jüri 13 Kasım 2025’te Tunick’i suçladı ve aynı gün yakalama kararı çıktı. İddianame, 24 Ocak 2025’te Pixel’in içeriğinin bilerek silindiğini ve cihazın CBP’nin Tactical Terrorism Response Team’ince (TTRT) incelenmesinin planlandığını söylüyor. Tunick bu ay Atlanta’da bir trafik çevirmesinde gözaltına alındı; savcılık tutukluluk talep etmedi, duruşma sonrası serbest bırakıldı ve Kuzey Georgia dışına çıkmama şartı getirildi. CBP’nin telefonu neden aramak istediği ise henüz bilinmiyor. Tunick’i destekleyenler sürecin siyasi saiklerle yürütüldüğünü savunuyor.
Hukuki çerçeve: Telefonu silmek neden suç sayılabilir?
ABD yasalarına göre bir cihazın federal makamlarca aranacağı veya el konulacağı bildirildiğinde, içeriğini bilerek silmek başlı başına suç kapsamına girebiliyor. 18 U.S.C. §2232, hükümetin mülkiyeti yasal şekilde ele geçirmesini engellemek amacıyla yapılan “yok etme/aktarma” eylemlerini 5 yıla kadar hapisle cezalandırabiliyor. 18 U.S.C. §1519 ise federal soruşturmaları engellemek niyetiyle kayıt veya somut delil yok etmeyi 20 yıla kadar hapisle karşılıyor.
Sınır aramaları ve TTRT bağlamı
Sınır kapılarında “border search exception” nedeniyle CBP’nin elektronik cihaz incelemeleri yıllardır tartışmalı. 29 Temmuz 2024’te New York Doğu Bölgesi’ndeki bir federal hâkim, bu bölge için telefon aramalarında ifade özgürlüğü ve özel hayat kaygılarını gerekçe göstererek kural dışı aramaları sınırlayan bir karar verdi; bu karar ülke geneline yayılmış değil.
Tunick dosyasında adı geçen TTRT, CBP’nin en az 46 giriş noktasında konuşlandırdığı, risk bazlı sorgulama ve hedefleme yapan bir ekip. Bu birim uzun süredir sivil özgürlükler açısından şeffaflık ve keyfilik eleştirilerine konu oluyor. CBP’ye ait bir Kongre metni TTRT’nin kapsamını doğrularken, ACLU da ekiplerin çalışma usullerine ilişkin bilgi paylaşımı için dava yürüttü.
Pratikte birçok kişi, güçlü şifreleme veya cihazı sıfırlama yoluyla mahremiyetini koruduğunu düşünüyor. Ancak yetkililer arama veya elkoyma niyetini açıkça ortaya koyduktan sonra veriyi silmek, cihazın fiilen ele geçirilip geçirilmediğinden bağımsız olarak “delil yok etme” kapsamında değerlendirilebiliyor. Bazı mahkeme kararları biyometrik kilitlerin (parmak izi/yüz tanıma) zorlamaya daha açık, şifrelerin ise daha yüksek anayasal koruma gördüğünü belirtse de tablo eyalet ve bölge kararlarına göre değişebiliyor.
Kaynak: www.techspot.com