Yerçekiminin neredeyse yok olduğu ISS ortamında bakteri ve onları avlayan bakteriyofajların etkileşimi bambaşka işliyor. 13 Ocak 2026’da PLOS Biology’de yayımlanan çalışmada, E. coli ile T7 fajı uzayda birlikte evrim geçirerek Dünya’da görülmeyen genetik değişimler geliştirdi. Hem enfeksiyon dinamikleri hem de seçilim baskısı, mikro yerçekiminin etkisiyle farklı bir yola girdi.
Çalışma ne yaptı?
Bilim insanları E. coli’ye T7 fajı bulaştırılmış örnekleri iki gruba ayırdı: Biri Dünya’da, diğeri ISS’de inkübe edildi. Mikro yerçekimi, sıvıların karışmasını ve parçacıkların çarpışmasını yavaşlattığı için enfeksiyonların başlaması gecikti. Ancak süreç içinde hem fajlarda hem bakterilerde, Dünya’daki kontrollere benzemeyen mutasyonlar birikti. Bu değişimler özellikle bakterilerin dış zarıyla ilişkili genlerde ve fajın konak hücreye bağlanmasını yöneten bölgelerde yoğunlaştı.
Ekip, fajın bakteriye tutunmasında kilit rol oynayan reseptör bağlanma proteinini “deep mutational scanning” yöntemiyle taradı. ISS’de evrilen T7’lerin bu proteindeki değişimler sayesinde, normalde T7’ye dirençli bazı E. coli suşlarını daha etkili biçimde hedef alabildiği görüldü. Bu suşlar arasında idrar yolu enfeksiyonlarına yol açan türler de var.
Neden önemli?
Sonuçlar iki uca işaret ediyor: Bir yandan uzay, antibiyotik direncine karşı daha etkili faj terapileri tasarlamak için doğal bir “ivme kazandırıcı” olabilir. Öte yandan uzun süreli görevlerde mikropların uzay koşullarında farklı yönde evrilebilmesi, mürettebat sağlığı açısından ek riskler doğurabilir. ISS’den toplanan veriler, uzay ortamında bakterilerin faj kökenli genlerle hızla uyum sağlayabildiğini ve bu işlevlerin dayanıklılık ile virülansı etkileyebildiğini zaten gösteriyordu.
Kısacası, mikro yerçekimi yalnızca enfeksiyonu yavaşlatmıyor; bakteri–faj “yarışını” yeni bir kulvara taşıyor. Bu da hem uzay biyogüvenliği hem de Dünya’da alternatif tedaviler için değerli ipuçları sunuyor.
Kaynak: www.techspot.com