Yedi yıl önce ABD’de tablo bambaşkaydı. Doğal gazın ucuzladığı ve talebin yatay seyrettiği dönemde Entergy, Michigan’daki Palisades’in de aralarında olduğu santralleri kapatıyordu. Palisades 20 Mayıs 2022’de devreden çıktı ve tesis kısa süre sonra Holtec’e devredildi. Bugün ise yapay zekâ odaklı veri merkezlerinin hızla artan elektrik ihtiyacı, nükleeri yeniden gündemin merkezine taşıyor.
Bu dönüşümün en sembolik adımı Palisades’in yeniden açılması. Enerji Bakanlığı, Holtec’in 800 MW’lık santrali tekrar devreye alması için toplamda 1,52 milyar dolara kadar kredi garantisi sağlıyor; 2025 boyunca birden fazla dilim halinde ödeme yapıldı. Nükleer Düzenleme Komisyonu (NRC) yaz aylarında yakıt yükleme ve işletmeye dönüşe yönelik kritik onayları verdi; santral, ek izinlerle birlikte ABD’de kapandıktan sonra yeniden çalışacak ilk ticari reaktör olmaya hazırlanıyor.
Batı kıyısında Diablo Canyon’un kapatma planı rafa kaldırıldı. Eyalet düzenleyicileri ve kurumlar, şebeke güvenliği ve temiz elektrik arzı için santralin 2030’a kadar çalışmaya devam etmesine onay verdi; Ünite 1 Kasım 2024’te, Ünite 2 ise 27 Ağustos 2025’te “uzatılmış işletim”e geçti. Öte yandan güneydoğuda, Georgia’daki Vogtle 3 ve Vogtle 4’ün 2023 ve 2024’te ticari işletmeye girmesi, ABD’ye onlarca yıl sonra ilk yeni büyük nükleer kapasiteyi kazandırdı.
Neden nükleer tekrar öne çıktı?
Veri merkezleri 2024’te ABD’de 183 TWh elektrik tüketti; bu, ülke tüketiminin %4’ünden fazla. Uluslararası Enerji Ajansı’nın projeksiyonuna göre talep 2030’a kadar iki kattan fazla artabilir. EIA, özellikle ERCOT’un (Teksas) ve PJM’in (Orta Atlantik/Ohio Vadisi) veri merkezleri nedeniyle 2025–2026 döneminde ülke ortalamasının üzerinde elektrik talebi yaşayacağını öngörüyor.
Talepteki sıçrama, teknoloji şirketlerini uzun vadeli ve “24/7” temiz enerji anlaşmalarına yöneltti. Meta, Vistra’nın Ohio ve Pensilvanya’daki büyük reaktörleriyle 20 yıllık alım anlaşmaları imzaladı; Oklo ve TerraPower ile de küçük modüler reaktör (SMR) projeleri için işbirliğine gitti. Şirket, 2035’e kadar 6,6 GW’a kadar nükleer elektrik erişimi hedefliyor. İlk gelişmiş reaktörlerin 2030’ların başında devreye girmesi planlanıyor.
Amazon cephesinde, Pennsylvania’daki Susquehanna nükleer santralinin hemen yanında 960 MW’a kadar büyüyecek veri merkezi kampüsü dikkat çekiyor. “Şebeke arkasından” doğrudan santrale bağlanma modeli, bağlantı süreçlerini hızlandırdığı için cazip; ancak federal düzenleyici FERC, 2024’te yük artırımı için gereken anlaşma değişikliğini reddetti. Düzenleyici süreç sonuçlanana kadar projenin nasıl işleyeceği belirsizliğini koruyor.
Microsoft, Virginia’daki bir veri merkezini saatlik bazda neredeyse tamamen temiz elektrikle çalıştırmak için Constellation’la yaptığı anlaşmada nükleer üretimin çevresel niteliklerini kullanıyor. Bu model, rüzgâr ve güneşle birlikte nükleeri de “kesintisiz temiz kapasite” olarak devreye sokuyor.
Elbette yeni nükleer inşa etmek kolay değil. Gelişmiş reaktörlerin yakıtı olan HALEU’nun tedariki, lisans süreçleri ve maliyetler kritik başlıklar. TerraPower, Wyoming’deki Natrium gösterim projesinde sahaya 2024’te başlamış durumda ve 2030 hedefini korurken, yakıt zinciri için yeni anlaşmalar yapıyor. Veri merkezleriyle işbirliği içinde Natrium’u farklı eyaletlerde konumlandırmak için de mutabakatlar imzalanıyor.
Sonuç net: Yapay zekânın elektrik iştahı arttıkça, firm ve düşük karbonlu kapasiteye olan ihtiyaç büyüyor. ABD’de Palisades’in geri dönüşü, Diablo Canyon’un uzatılması ve Vogtle’ın devreye girmesi, nükleerin yeniden rol kapmaya başladığını gösteriyor. Büyük teknoloji şirketlerinin uzun vadeli nükleer anlaşmaları da bu eğilimi güçlendiriyor. Önümüzdeki yıllarda kilit soru, bu projelerin izin, finansman ve tedarik engellerini ne kadar hızlı aşabileceği olacak.
Kaynak: www.techspot.com
