Yapay zekanın yarattığı veri iştahı, denizaltı kablo yatırımlarını yeniden hızlandırdı. TeleGeography’nin 2026 haritası, dünya genelinde aktif ya da yapım aşamasında olan 694 sistem ve 1.893 karaya çıkış noktasını gösteriyor. Bu, küresel kapasitenin yalnızca bir yıl içinde bile ne kadar hızlı büyüdüğünü net biçimde ortaya koyuyor.
2025 itibarıyla 570 sistemin çalıştığı ve 81 yeni hattın planlandığı raporlanmıştı. İnternet trafiğinin yüzde 97–98’i kıtalar arası geçişte denizaltı fiberlerle taşındığı için bu artış, doğrudan günlük bağlantı kalitesine ve gecikmeye yansıyor.
Telekom operatörleri ve “hiperscaler”lar bu yıl devreye girecek yeni kablolara yaklaşık 6 milyar dolar harcama bekliyor. Bu tutar, 2025’in neredeyse iki katı ve son yılların en yüksek seviyesi.
Neden şimdi? Yapay zekâ ve bulut etkisi
Bulut veri merkezleri ile kullanıcılar arasındaki veri akışı katlanırken, büyük teknoloji şirketleri kablo konsorsiyumlarında daha görünür hale geldi. Bugün kullanılan kapasitenin yüzde 70’ten fazlasını ABD merkezli devler taşıyor; on yıl önce bu oran yüzde 10’un altındaydı. Bu eğilimi AWS’nin 320 Tbps üstü hedefleyen ABD–İrlanda arasındaki Fastnet sistemi gibi projeler somutlaştırıyor.
Yeni hatlar ve kırılgan noktalar
Güneydoğu Asya, Orta Doğu ve Avrupa’yı birleştiren SEA-ME-WE 6’nın 2026’da hizmete girmesi bekleniyor. Öte yandan Meta’nın Afrika çevresini dolaşan 2Africa projesinde, Basra Körfezi etabında güvenlik kaynaklı gecikmeler yaşanıyor.
Altyapı hâlâ kırılgan: 2024’te Baltık Denizi’ndeki kesintiler, tek bir hattın bile bölgesel kapasiteyi nasıl etkileyebildiğini gösterdi. Uzman raporları, kablo hasarlarının büyük kısmının kasti saldırılardan değil, balıkçılık faaliyetleri ve gemi çapaları gibi kazalardan kaynaklandığını; yılda yüzlerce arıza kaydedildiğini belirtiyor.
Sektör bu riskleri azaltmak için güzergâh çeşitliliğine ve hassas bölgeleri baypas eden yeni rotalara yöneliyor. Kıyıya yakın kesimlerde kabloları gömme ve ek güvenlik önlemleri standart uygulama haline gelirken, 2026’ya dair yol haritaları Güney Çin Denizi gibi sorunlu alanları dolanan alternatif koridorların önemini vurguluyor.
Özetle: Yapay zekâ dalgası daha fazla kapasite, daha düşük gecikme ve yeni rotalar anlamına geliyor. Ancak jeopolitik gerilimler ve operasyonel riskler sürdükçe, yalnızca daha fazla kablo değil, daha dayanıklı bir mimari şart.
Kaynak: www.techspot.com
