PRAGMATA PC İncelemesi: Hikaye, Oynanış ve RTX 50 Performansı

Capcom’un Yeni Oyunu PRAGMATA’yı İnceledik

Bu seferki oyun incelememiz Capcom’ın PRAGMATA’sı. Yakın zamanda Capcom’dan Resident Evil Requiem incelemiştik. Aslında biz oyunu birçok kez yurtdışı fuarlardaki NVIDIA demo odalarında deneyimlemiştik. O zaman oyun hala geliştirilme aşamasındaydı, ona rağmen Path Tracing açık ve kapalı halindeyken baya fark oluyordu. Oyun artık tamamlandı ve yayınlandı. Biz de PC üzerinde hem XBOX kontrolcüsü hem de klavye fare ikilisiyle oyunu deneyimledik.

Şimdi teknik detaylara girmeden önce kısaca oyun türü ve hikayesinden bahsedeyim. Pragmata, Dünya ile iletişimi kesilen ve “The Cradle” adıyla bilinen bir ay üssüne gönderilen Delphi Corporation mühendisi Hugh ve ekibinin hikayesini konu alıyor. İnsanların gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğu bu tekinsiz üssün asıl var olma amacı, her türlü nesnenin 3D yazıcıyla üretilmesini sağlayan “lunafilament” adlı bir maddeyi çıkarmak.

Ancak üste meydana gelen ani bir deprem (ay sarsıntısı) sonucu Hugh dışındaki tüm ekip arkadaşları ya enkaz altında kalır ya da uzay boşluğuna fırlayarak hayatını kaybeder. Hugh, baygınlık geçirdikten sonra “Diana” adını verdiği D-I-0336-7 model bir android kız tarafından uyandırılır. Böylece Hugh ve Diana, hem Dünya ile bağlantının neden koptuğunu anlamak hem de en önemlisi tüm insanların nereye gittiğini bulmak için üste tehlikeli bir yolculuğa çıkar.

Oyunun hikaye anlatımı ödül kazanacak düzeyde ya da edebi bir şaheser olmasa da, klasik Capcom tarzı ters köşelerle ve tersliklerle dolu, eğlenceli bir senaryo sunuyor. Hikaye, Hugh ve Diana arasındaki bağ derinleştikçe duygusal yönüyle oyuncuyu yakalamayı başarıyor. Yani hiç karmaşık değil sırf karakterlerin bu samimi ilişkisi bile oyunu oynamanız için size gerekli motivasyonu sağlıyor.

Sıradışı Dövüş Sistemi (Savaş ve Bulmaca Kombinasyonu)

Pragmata’yı diğer aksiyon oyunlarından ayıran en büyük özellik dövüş sistemi. Sadece düz bir ateş etme oyunu değil; Diana’nın düşman robotları “hack’leme” yeteneği var. Hack’lenen robotlar, Hugh’un tek başına verebileceğinden çok daha fazla hasar alıyor.

Hack işlemi, analog çubuklarla hareket ederken yön tuşlarıyla çözülen grid (ızgara) tabanlı küçük bulmacalar şeklinde yapılıyor.

Bulmaca ekranında seçtiğiniz yollar önemli. Geçtiğiniz düğümlere göre hasar arttırma, aynı anda birden fazla robotu hack’leme veya robotları birbirine düşürme gibi avantajlar (buff) kazanıyorsunuz. Başarılı hack’ler Diana’nın “Overdrive” barını dolduruyor ve güçlü bir özel saldırı yapmasını sağlıyor.

Zorlananlar veya kalabalık anlarda sıyrılmak isteyenler için hack barından biraz harcayarak bu işlemi otomatik yapan bir özellik de mevcut.

Sığınak (The Shelter) ve Geliştirmeler

Savaş aralarında dinlenmek için “The Shelter” adlı üsse dönülüyor. Burada karakter geliştirmeleri, eğitim görevleri, robot veritabanını inceleme ve hikaye günlüklerini okuma gibi aktiviteler var. Diana için gerçek dünyaya ait objeleri 3D yazıcıdan basabiliyorsunuz (Real Earth Memories – REM).  Yeni eşyalar ve kostümler, hikayede ilerledikçe veya bölümlerden toplanan jetonlarla oynanan “Cabin Cards” (bir nevi tombala/bingo) sistemiyle açılıyor. Üs, Hugh ve Diana arasındaki bağın gelişimini gösteriyor. Diana’nın Hugh’a kendi çizdiği pastel boya resimleri hediye etmesi gibi detaylar, aralarındaki bağı güçlendiriyor.

Silah Çeşitliliği ve Harita Eleştirisi

Oyundaki her silahın kendine has bir oynanış tarzı var ve harita keşifleri ödüllendiriliyor. Oyun yeni sistemleri oyuncunun üzerine birden yığmıyor. Oyunun en zayıf yönü haritası. Harita statik; sadece hangi bölgede olduğunuzu gösteriyor ancak tam konumunuzu veya gideceğiniz yönün detaylarını vermiyor. Bu yüzden oldukça kullanışsız hissettiriyor. Yine de oyunun tek büyük sorununun bu olması, Capcom’un başarılı bir iş çıkardığını gösteriyor.

Bence Pragmata, Capcom’un RE Engine motorunun sınırlarını zorlayan, son zamanların etkileyici görselliğine sahip oyunlarından birisi. Ay üssü “The Cradle”; bolca yansıma, parlak ışıklar ve pürüzsüz yüzeylerle tam bir fütüristik bilim kurgu atmosferi sunuyor. Hugh ve Diana’nın karakter modelleri son derece detaylı; özellikle saç fizikleri oldukça gerçekçi seviyede.

Robot tasarımlarının her biri kendine has bir görünüme sahip. Bölüm sonu canavarı (Boss) dövüşleri ise dövüş ve bulmaca mekaniklerine odaklanmış olsanız bile göz alıcı bir görsel şölen sunuyor.

Üssün ortam sesleri atmosfere çok iyi uyum sağlıyor ve çatışma başladığında müziklerin temposu klasik Capcom tarzında yükseliyor. Ancak küçük bir eksi olarak bazı müzik geçişleri ve ses ipuçları, hikayedeki sürprizleri henüz gerçekleşmeden biraz fazla belli edebiliyor. Oyunda temel olarak sadece Hugh, Diana ve üssün yapay zekası I.D.U.S konuşmasına rağmen, seslendirme performansları o kadar başarılı ki karakterlerin seslerini duymaktan asla sıkılmıyorsunuz. Bir de ben tahmin edeceğiniz üzere oyunu orijinal dil yani Japonca ile oynadım. Size de o şekilde deneyimlemenizi tavsiye ederim.

PC Performansı (RTX 50 Deneyimi)

Capcom, PC optimizasyonu konusunda rakiplerinin çok önünde olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. RE Engine, iyi bir FPS ve etkileyici bir görsel kalite sunuyor.

AMD Ryzen 9800X3D, NVIDIA GeForce RTX 5080 ve 48GB RAM’e sahip bir sistemde; 4K çözünürlük, yüksek ayarlar, Path Tracing ve Multi Frame Generation açıkken oyun neredeyse 400 FPS ile son derece akıcı çalışıyor. Ekranda devasa boss’lar ve yoğun efektler olduğunda bile stutter, yavaşlama veya işlemci darboğazı yaşanmıyor. Maksimum ayarlarda 4K ile en fazla 11GB civari VRAM kullanılıyor.

Path Tracing açıkken oyunun görünümünü bir hayli değiştiriyor. Hemen bir örneğini ekranda göreceksiniz. Yansıma özelliği Path Tracing ile otomatik açılıp kapanıyor. Uzay kostümünün kıvrımlarındaki yansımalar, derinlemesine ışık yansımaları, gölgeler ve iç mekanın aynalı yüzeylerinde gerçekçi yansımalar görünüyor.

Path tracing kapalıyken oyun standart işleme yöntemlerine geçiyor. Görüntü daha düz ve aşırı pozlanmış hale geliyor ve nesneler hacimlerini kaybediyor.

Path Tracing açıkken DLSS Ray Reconstruction otomatik açık oluyor. Reflex ve Frame Generation PT açıkken ayarlanabiliyor.

Herhangi bir gecikme endişeniz varsa Frame generation veya Multi Frame generation açıkken Reflex otomatik açılıyor ve bu sayede gecikme oranı %46’ya kadar düşebiliyor.

Sonuç:

Ben oyunu çok hoş ve sevimli buldum. Özellikle epeydir azar azar deneyimlediğim bir oyundu. Tam sürümünü oynayınca daha çok sevdim. Bir kere küçük kız çocuğu Diana karakteri gerçekten çok tatlı ve yer yer oyun boyunca beni gülümsetti. Görseller de oyun deneyimini bir üst seviyeye taşıyınca Metacritic kullanıcı puanının 8.9 olması bir tesadüf olmamış diyebilirim.

Exit mobile version