Gerçekler acıya alıştırır. -- Asıl önemli olan şey sevmek değildi, değer vermekti. Sen anlamadın! -- Evet bazen eşyalarımıza veya sevdiklerimize kısaca sevdiğimiz şeylere değer veririz evet. Bunlara kıskançlık da dahil olmalı bence, ve bu duygu gerçekten yeri geldiğinde içinizi kemiren ve sizi kötü tarafa iten bir şeydir. xBu dünya da zaten sevilmedik, en azından değer verselerdi bize elmas gibi parıldıyorduk. Sence? Pırıldamazmıydık? Zaten en başında değer görseydik bu kitap bile işlevsiz kalırdı. Hatta değer görmeyen fakat yüzsüz ve saf olduğundan Bunu anlamayan insanlardan uzak durun, yoksa sizi sinir eder ve sizi sömürürler. Tıpkı bazı kızlar gibi, sizi sadece sömürmeye programlılardır. Sülük gibi yapışır ve emer, emer kanınızı alıp gider ya canım, işte tam o tarz da. Bu hayat acımasız olduktan sonra zaten değer görmek zordur. Bazı insanlar der ya, "değer görmek için değer vermelisin" katiyen yalan. Ben neden görmedim? Nefret ettiğim insanlara bile sürekli anlayışlı oldum. Beni hayat da sömürmeye programlı insanlar çevreledi maalesef. Ve bundan kurtulmam çıtırdan zor gibi duruyor fikrimce. Biz ailemizden değer görmedikten sonra başkalarından görmemiz zor zaten dolayısıyla kullanmaları normal. Yani şey, sanırım? Öyle değil mi? Sanırım değil, yoksa neden tepkisizce bu sayfalara bakıyorsun? Keşke dostum bak gerçekten keşke, bu acımasız dünya ve katliam canavarı hayatımız kalbimize hançer soktuktan sonra onu deşmek yerine sadece o hançeri çıkarıp, dikse ya? Dikmez, dikemez. Neden mi? Hayat bu tabii ki, bence kolay bir tahmindi. Tahmin edemediysen sende hala iyi birisi var ya da henüz kalbini parçalamamışlar ciddi anlamda. Ben parçalanmaktan artık kırıntı kadar bile değilim. Tek istediğim şey özgür ve eskisi gibi sevgilim ile gezip tozabileceğim bir yaşam. Ve bu bence büyük bir isteğin yanında bir toz partikülü kadar kalır. Sence bu mümkün mü? Bence hayır. Ruh eşimi 1 kere buldum, 2. Kere aynısını bulabilme konusunda inancım sıfır. Keşke yüzde bir bile olsa bir şansım olsaydı. Hani insan ağlayacak gibi olur fakat ne kadar çabalarsa çabalasın ağlayamaz ya, işte hayatım boyunca o durumda kaldım. Şuan bile, Acımasız insanlar gerçekten kötüler. Keşke her insan bizim gibi olsaydı, sadece içerisinde zarar vermekten, acı vermekten korkan tatlı bir çocuk. Gerçekten, nasıl seveceğiz tekrar bu arada. Nasıl tekrar güveneceğiz? Nasıl tekrar sarılacağız? Nasıl tekrar başını omzuma koyduğunda ilk sevdiğim gibi kalbim kıpır kıpır olacak heyecanlanacağız? Çok zor değil mi? Bu yüzden her şeyin ilki tatlı ve güzeldir. Siz ne kadar değer verirseniz o gider ama böyle bir yan etki var. Yani en azından düşüncem o yönde benim. Acı verici gelse de durum bu, yapmamız gereken ise bunu acı şekilde kabul etmek. Ve inanın hala o bebeğimin verdiği kağıtları öpücükleri saklıyorum. Geçenlerde kağıda sıktığı parfüm kokusunu yitirmiş, yıkıldım. Dona kaldım, artık onun kokusuna da hasret kaldım ve ne oldu biliyor musun? Sokakta, O parfümün kokusunu aldığımda tepki veremedim sadece gözümden yaş aktı ve gözümden tüm anılarımız geçti. Benim gibi birisini nasıl sevdi, nasıl ruhumuz aynı çıktı bu kısmına elbette ben de inanamıyorum fakat bulmuştum ya. Babam sağolsun, o ne istese o tabii ki. Bizim ağzımızı açmayı bırak nefes almaya bile hakkımız yok, neden mi? O bizim için çalışıyor o yüzden tamamen onun borusu öter. İster döver, iste söver, ister kovar, ister atar. Ne yapalım, hayatım böyle geçti. O ne istediyse istediklerini yaptım fakat onun gözünde asla iyi bir evlat olamadım. Yaptığım ve istediğim tek şey arkadaşlarım ile vakit geçirmek, neden mi onlar beni değerli hissettiriyor. Sürekli soruyorlar, konuşuyorlar, moral veriyorlar hatta başta "Değer" veriyorlar. Ama siz... yüzde birini bile vermediniz o değerin. O tokatların, sürekli bir şeyler fırlatmanı unutmayacağım baba. Ve gerçekten bana istersen, Hakkını helal etme. Asla umurumda değil, bana yaşattıkların zaten helalliğini aşıyor. Yani bence öyle? Yapacak bir şey yok. Ağaç yaşken bağlamazsa dik durmaz... Ahhh... Söylenecek o kadar şey var ki, sadece sessiz kalıyoruz, yapacak bir şey yok bir tanem. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 2 --Geçmişimi özlüyorum. Kötülükleri değil, iyi anılarımı.-- Evet sevgili kent insanları, bugün 30 Eylül Pazartesi 2024 ve saat 00:56... Şuan da kulaklarımda The Winter çalıyor, bu şarkı ve Remembrance şarkısı çalınca her daim duygulanırım. Sebebi ne mi? Hemen açıklamak isterim; Ahh... Yıl 2016-2019 aslında çok geçmiş gibi durmuyor değil mi? 8 sene az geliyor insana fakat bu döneme göre asla değil. Aksine uzun bir süredir, o zamanlarda "GTA:San Andreas" oyununun modlusunu oynardım. "MTA" olarak geçerdi ismi, O zamanlar da "Roleplay" terimini Elraenn çıkartmıştı daha doğrusu böyle bir şey olduğunu bize duyurmuştu. Sürekli ona özenirdim ve iyi bir bilgisayarım olmadığından GTA5 yerine eski oyununu oynardım. Evet, ne var bunda diyebilirsiniz fakat olay şu, Burada ki olay şundan geliyor, o zamanlar bilgisayarım yoktu daha doğrusu iyi bir bilgisayarım yoktu. Bu durum da sürekli o adama özenirdim ve şunu fark ettim. Bu oyunu oynarken otomatik olarak edindiğim çevre harika çıktı, tabii bir bakımdan çıkmadı... Bu çevrede ki herkes küfür eden ucubelerden oluşan topluluktu, benim gibileri bulmak çok zordu. Enes ve Burak Cahit isimli 2 arkadaşım oldu. Bu 2 arkadaşımın 1 tanesi motorcu ve o zamanlar sunucu açmıştık bu oyunda, beni sürekli kullanıyorlardı. Bunun farkındaydım ama dur diyemiyordum ki, vicdan buda işte. Ancak tam sapmasız 18 yaşıma gelince fark ettim kullanıldığımı, bana sürekli geliştirici işi, video editörlüğü vb. Kullanıyordu kısaca bu kıymetli bilgilerimi, en sonunda bir mesaj attım; Ben vefalı bir dostum, size vefamı gösterdim ancak siz göstermediniz. Sürekli kullanmaya çalıştınız ve ben bu duruma artık tahammül edemiyorum. Benden bu kadar, bana yaşattıklarınız için pişman değilim ancak size güvendiğim için pişmanım. Size karşı vefalı bir dost olduğum için pişmanım ve keşke diyorum ki, o ahmak insanlar gibi olsaydım en başında sizi peçete gibi buruşturup atabilseydim diyorum. Fakat olan oldu artık, ne önemi var ki? Yaşandı bitti saygısızca diyorum. Ve umarım yaşattığınızı yaşamadan bir yerlere gitmezsiniz, neresi olduğunu siz çok iyi biliyorsunuz. Herkese karşı artık saygım git gide azalıyor ve bu durum karşısında kendime kızıyorum. Eskiden gülüp eğlendirirken artık içimde ki bir taraf diyor ki; Çok konuştun, bir yararı olmadı. Bence artık sus, sessiz ve sakin ol. Sadece kendini güldür, kendine komik ol, kendini mutlu et, kendini eğlendir, bir kafeye tek başına git ve o 1 bardak ile tek başınayken mutlu ol. En azından bunu öğren, lazım olacak. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 3 --Bırakıp gittin ama "Neden?"-- Evet, şimdi soralım. Neden buradayız? Neden varolduk? Neden bizler insanız? Neden bizler bu durumdayız? Neden zengin ya da özgür değiliz? Neden, neden, neden!... Evet dostum, buradaysan sende bizdensin. Neden gitti sence? Tek seçeneği sen olmayabilirsin doğru evet ama sence neden? Senden daha iyi birini mi buldu? Asla. Sen en iyisisin canım. Asla benden iyisi var deme, sen en iyisisin ve öyle de kalacaksın. Birisi senden iyiyim derse sakın takma kafana, senin bildiğin şeylerin o yüzde onluk kısmını bile bilmiyordur. Herkes aynı zekaya sahip değil, ve sen bence en akıllı olansın canım. Kendini üzme sadece bu olanlardan ders çıkart. Nedenleri araştır, Eğer cevap bulmakta zorlanıyorsan üsteleme, boşver salla gitsin. Bu hayat da zaten bizi seven oldu mu düzgünce? Aile mi? Ahh.. Aile bile seni karşılıklı sever. Nereden mi biliyorum? İstediklerini yapmazsan, para kazanamazsan, kendin olmaya çalışırsan. Evet, özellikle kendin olmaya çalışırsan senden nefret ederler. Evet canım farkettin dimi? Ailen bile seni karşılıklı seviyor. Ve bana göre tek başına yaşayanlar şanslı insanlar, tüm bu durumlardan, ona olan beklentilerden mahrum kalıyor, rahat yani. Ben de isterdim o konforu ama bazen iyi görünen şeyler kötü olabiliyor. Tıpkı bu en iyi dediğiniz karpuzun kelek çıkması gibi. Dışarıdan bu tam benim ruh eşim dediğiniz bir insanın size zıt çıkması gibi. Bir yemeği ısırınca içinden kıl çıkması gibi. Kısaca evet, her insanın derdi kendine göre büyüktür. O yüzden lütfen kimsenin üstüne gitmeyin, size şöyle örnek verebilirim aslında: Kedi videosuna kızlar ağlar fakat erkekler hiç bir şeye ağlamaz. Ben de o yollardan geçtim. Ve ne öğrendim biliyor musun? Kızlar erkeklere göre daha duygusal insandır, hassas olmanız gerek. Biz erkekler birisi vefat etmediği sürece ağlamayız, ki zaten ağlamaz erkekler. Ha bu arada, ağlamak için gözyaşı olması zorunlu mu? Boğazımızın düğümlenmesi vs. Bence bunlar da ağlamak. Bu dünya garip ve zalimlerin yeri. Bu yüzden hakkımı herkese helal ediyorum, sebebi ne biliyor musun? Diğer tarafta o ahmak insanlar ile karşılaşmamak için helal ediyorum. Yoksa sonuna kadar haram zıkkım olsun. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 4 --Hastayım, sana değil.-- Evet, hasta oldum ve sağlık denen şeyin ne kadar kıymetli olduğunu anlamış oldum. Hiç bir şey kendimizden değerli değildir, bunu gerçekten her şeyin üzerine bahse girerim. İnsan yataktan kalkamayınca olmuyor, hiç bir şeyin anlamı kalmıyor. Ben 1 kere hasta oldum, ona. Ancak o beni görmedi, ben sadece kendi halimde bir hastaydım. Keşke beni görseydin, geçenler de bir arkadaşım şaka amaçlı bana kadın parfümü sıktı üzerime 1 fıs. Sevgili kent, anlatamam. Bir an o yanımda sandım. Bir an bile olsa yanımda sandım, arabanın önündeyken arkamı dönmeye cesaretim yoktu. Ya o tam arkamda belirdiyse? Tutuştum. Daha sonra cesaretimi toplayıp döndüm fakat o yoktu. Keşke olsaydın be tatlım, seni çok özledim. Aslında sen gittin. Gidene de kal demek ters olur bildiğin üzere. Ne diyebilirsin ki giden birisine? Gitme diyip ayaklarına mı kapılacaksın? Gitme diyip yalvaracak mısın? Zaten senin ile olmak istese yanında dururdu hem iyi günde, hem kötü günde. Ama durmadı işte, yapacak bir şey yok bir tanem. Sen olaylara her daim olumlu yaklaş olur mu? Bu kötülükleri hep elinin tersi ile ittir ve şöyle söyle. "Sizin gibilerden bıktım." ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 5 -- Sana olan mektubum sanırım ulaşmadı.-- O'na mektup yollamıştım. Bana geri dönmedi, umarım mektubum ulaşmamıştır. Düşünsenize mektubunuz ulaşıyor fakat sizi umursamıyor. Geri dönmüyor. Gidiyor. Kafayı yedirtir bu durum, bu sebeple sürekli kendimi avuttum. Nasıl mı? Tam olarak şöyle, Kendime şunları söyledim: Mektubum ona ulaşmadı, O taşındı, O gitti, O beni seviyor ancak giderken vedalaşamadı ya da vedalaşmayı sevmiyor. O gitti ve geri gelmeyecek. Unutmaya çalışıyorum ancan yaptığı ufak komikse bir karton parçası hâla cüzdanımda. Sorarlarsa hatıra diyorum orta okuldan. Ancak onun bana yaptığı çocukça hazırlanmış bir kağıt parçası. Tabii bu sizler için, benim için o kağıt parçasından çok daha büyük. Düşünsenize, sevdiğiniz birisi size vesikalık gibi ancan olmayan bir kağıt veriyor. Saklamaz mıydınız? Ara sıra açıp bakıp eskileri düşünmez misiniz? İnanın ben düşünüyorum. O günleri özledim ve elimde güç olsa ilk işim o zamanlara dönmek olur. Keşke o günlerin gideceğini bilseydim diyorum. Çok daha fazla yaşamaya odaklanırdım. Gerçekten, seni çok özledim bir tanem. Senden sonra bir kız sana çok benziyor, gözleri. Ona bakıyorum ancak seni göremiyorum. Sen yoksun sadece, sordurursan eğer veya bunu okuyorsan bilki sen her daim benim kalbimdesin. Ve öyle de kalacaksın. Seni çok özledim, umarım gittiğin yerde mutlusundur ve bulunduğun yeri mutlu ediyorsundur. Sağlığına dikkat et, kendine dikkat et ve lütfen kendini üzme sakın. Bana yaşattığın o mutlu günler için teşekkürler. Seni seviyorum... ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 6 -- Nasılsın -- Nasılsın? Sana kimse sormuyor tahminimce. Şey ben mi? Ben hastayım da şu anda iyileşme sürecindeyim. Sorduğun için çok teşekkür ederim. Sana soruyorlar mı nasılsın diye? Bana sormuyorlar tatlım. Eminim kötüdür, seni umursanmıyor olarak hissettiriyordur. Sakın öyle hissetme, bırak demesinler. Zaten kötü de olsan iyiyim demek zorundasın. Yapacak bir şey var mı sence? Bence hayır. Dertlerini bana anlatabilirsin ve sana en güzel gelecek şeyi biliyorum. En güzel şarkını aç. Tavana doğru bakarak yat. Ve sadece içinden konuş, hayal et! O pislikleri hayal et ve onlara tüm nefretini kus! Yap bunu. Gerçekten iyi hissedecektin bir tanem. Eğer sana her gün "Günaydın" veya "Günaydınnn" diye mesaj geliyorsa bil, dünyanın en ama en şanslı insanısındır. Sen gerekirse kendine günaydın de. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 7 -- Lütfen bizi unutma. Zaten unutamazsın. -- Evet. Bitti. Bazen insan unuttum der ve tam o esnada hatırlar ya, tam o anda hatırladığız anda tokat gibi vurur sizin suratınıza. İşte bu en kötü şey yaşayabileceğiniz, hani düğümlenirsiniz ve kalbiniz sıkışır. İşte tam o andan söz ediyorum. Bu hayat her ikimize de adil değil. Ve bu durumu düzeltebilecek bir gücümüz yok, bu hayat denen oyunu kurallarına göre oynamamız gerekiyor. Tabii açık bulursan başka, mesela silaha bıçak çekmek aptallıkken tam tersi mantıklı gelir ya hani, İşte onun gibi mantıklı şeyler yapmalıyız. Bu hayat çünkü kurallara göre bazen ilerlemez. Ne gibi mi? Ayrılırsın ve unutamazsın ama o seni unutur. O insan değil mi? Veya sen insan değil misin? Sen unutamazken o seni 1 günde unuttu, bitirdi ve gitti. Arkasına bile bakmadı. Demek ki tanıyamamışsın ki onu böyle yıkıldın ve kötü bir durumdasın. O seni unutuyorsa ve sen unutamıyorsan buradaki asıl sorun ve senin kendini suçlaman üzmenin sebebi bana göre şu bir tanem; Sen onu tanıyamadığın için kendini suçluyorsun. Tanıyamadığın için onca ayırdığın vakti ve kendini mutlu etmeye çabalaman seni sinir ediyor. Üzme kendini, bu sana bir tecrübe olsun. Zaten çok yorulduk bu hayat da, biraz da akışına bırakmak lazım. Hadi, biraz kendimize gelelim. Aynaya bak ve seni seviyorum de. Kendini sev, asıl unutmayacağın şey kendi kişiliğin ve kendin olsun. O sevdiğin anılar olsun, çıkarttığın dersler olsun, o suratına seviyorum ama sevmeyen insanlar olsun. Sadece kendini sev. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 8 -- Senin yüzünden bu haldeyim, keşke biraz insan olsan. -- 2 Ekim Çarşamba, 00:03 ve uyku tutmadı. Şu an bunu yazdığım saat diliminden bahsediyorum, konu ile bağımsız. Beni "Hakan" adlı arkadaşım mesaj attı. Ben çok müsait olamadığımdan mesaj atamam ona fakat arada halimi hatırımı sorar kendisi. Ben de ona güvendiğimden unuttum seni demek yerine onun yazmasını beklerim hep. Ve inanır mısınız? Beni o tanıştırmıştı... İsmi Aleyna, takma adı ise Deniz. Çok sevmiştim gerçekten ve hakan tanıştırırken aynı sen dediği için o zamanlar da içimde çocuk olduğundan biraz hiperaktif ve komik davranırdım. Onu tanıyınca iki kat çocuklaştım günüm gün oldu, sürekli telefona Bakıyorken buldum kendimi. Normalde telefona aranmadıkça bakmam ve mesaj dahil gelmez, çünkü ben çok sevilen birisi değildim. Daha doğrusu kendimi bilerek sevdirmezdim, düzgün insanlar ile çevre kurabilmek için. Tabii buna en çok "babamın" etkisi vardı. Dışarı çıkmaya kısıtlamaları, onu yapma, şunu etme, olmaz. Ben ailemin benim fikirlerimi hiç dinlediğini ve hiç sorduğum şeylere "Evet" cevabı aldığımı hatırlamıyorum. "Evet" diyecek olsalar bile bunu "Ne halin var ise gör" olarak verirlerdi. Onlar ben 18 yaşıma iyice yaklaştıkça bana olan saygılarını. Yitirdiler. Bana aşırı saygısız ve bir köleymişim gibi davranıyorlar. Karşılığı olmadan bir çok şey yaptırıyorlar. Normalde evet, aile dediğimiz karşılıksız olur fakat ben ciddi anlamda Hiç karşılık alamıyordum. Sürekli hayırlardan bıkmıştım, tıpkı bir köleydim. Ve umursamaya başladıkça beni umursadıklarını farkettim. Mesela babamla kavga ne zaman etsem sabahları kapımın arasınan bakardı iyi miyim diye, görmem sanardı. Neyse buraya döneceğim, Ben o kız ile ilişki boyunca dünyanın en mutlu insanıydım ve dünyaya karşı tahammülüm geri yerine gelmişti, herkese katlanıyordum. Ve aile içi sorunlar yaşayınca bu sorunlar tabii ki kaynağı "Babam" idi. Annem sürekli anlayışlı Ve olumlu daha bu olayların yaşandığı yıllara göre modern yani tam doğal davranıyordu. Babam ise Sayfa 1 deki gibi birisiydi. Tüm bunların üzerine kız arkadaşım Aleyna benden ayrıldı. Daha doğrusu "Narsist" olarak ayrıldı, nasıl mı? Beni üzmek istemedi ve suratıma söylemedi. Soğuk davrandı hiç yüz vermedi ve en sonunda benim ondan ayrılmamı sağladı. Bana iyi gelen tek insan da elimden gitmişti, geriye ne kaldı sizce? Kocaman bir hiç. Tek başımayım ve bu yola devam etmeliyim. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 9 -- Bazen sabah olsun istemezsin, bazen de gece. -- İnsan bazen soluklanmak için oturmak ister ki, bu en doğal halidir. Sabahları yorgunluktan ister bu durumu, geceleri ise biraz sakin şarkı ile kafasını dinlemek içindir. İnsanların kafalarının içerisinde ne döndüğünü bilemezsiniz. Onu sadece yaratan Allah ve kendisi bilir. Ve senin de savaş verdiğine eminim bir tanem, umarım kendi savaşını kazanırsın. Umarım zafer kutlamasını beraber yaparız. O geceler var ya, seni düşünmeden duramadığım ve kafamda savaş verdiğim geceler.. Gerçekten özlüyorum, ve en çok da masumca bir bardak çay ile sakin, lo-fi şarkı dinleyerek bir yandan işimi, bir yandan seni düşündüğüm zamanlar var ya.. İşte o zamanları özlüyorum en çok. Bu hayat keşkeler ile dolu canım ve emin ol, keşke geçmişe dönebilsek. Şu anda biraz gerildim, anlatacak çok şey var fakat birtanemi sıkmak istemiyorum, değil mi? Sıkılmak istemezsin. Bak hayat da sabır dediğimiz şeyi öğrenirsen döngüyü kırmış sayılırsın. Yani en azından yüzde ellilik bir kısmını kırmışsın demektir. "Bence" öyle. O geceleri özleyeceğim, o sabahları da özleyeceğim. Eğer sabahları okula gitmek için Kalkıyorsan değerini bil o sabahların. Okul bitince gerçeği göreceksin ki, hatta o gerçek suratına vuracak bir şamar edası ile. Eğer işe vs. Kalkıyorsan bir tanem demem gereken 1 şey var. Yaşadığın her ânın tadını çıkart sadece. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 10 --Özlem duymak herkesin hakkıdır. Yani bence öyle.-- Her insan özlem duyar ama neden? Çünkü unutamaz. İstesede unutamaz ve nedenini kimse bilmez, bilse bile herkes farklı bilir. Çünkü duruma göre değişir ve her insan aynı değildir. Tıpkı onun gibi, sürekli bakarsın ve hatırlarsın ama bir yerden sonra Simasını kaybeder zihnin. Tıpkı dünyadan göç eden yakınlarını unutmaya başlamak gibi. Hani bir arkadaşın vefat eder ve yüz siması bir kaç yıl sonra ister istemez, fotoğraflara bakmadığından dolayı kaybolur ya zihninden. Ama yaptıkların ve yaşadıkların Silinmez. İşte bu özlemdir, özlemektir. Ve bu özlemek denen duygu gerçekten en acı veren duygudur. Tıpkı platonik aşk gibidir, ne bakımdan? Şöyle, masum görünmesi benzer ama, asla masum değildir. Sizi en yalnız kaldığınız anda bulur ve canınızı yakar. İşte buna özlem duymak denir, acı veren şey sürekli suratına suratına vurur. Sen hiç özlem duyuyor musun? Ben duyamıyorum çünkü artık duygusuz bir insana dönüşüyorum. Artık kalbi taş olan birisine dönüşüyorum ve dönüşmeme çok az bir süre kaldı. İçimde hâla var biraz duygu kırıntısı ama kime yarar? Ancak sevdiklerime yarar, bana yaramaz. Sevdiklerim de çekerse bu hayatdan artık, işte o zaman duygusuz bir insana dönüşmüş olacağım. Kötü bir şey mi bu? Bence hayır. Duyguyla hareket ettiğimizde Ne kazandık? Hiç bir şey. İşte bu yüzden duygusuzluk bazen çok iyi işinize yarar. Ama siz siz olun ve duygusuzluğunuzu lütfen kaybetmeyin. Kaybettiğiniz gün bilin ki, tek başına zevk alan bir insan veya kendinden başka hiç bir şeyi umursamayan bir İnsana dönüşeceksiniz. Lütfen duygusal veya duyguları olan bir insan olmanın değerini bilin. Siz birisini seversiniz o sevmez ya, işte öyle düşünmeyin. Hayatımız boyunca verilen istatiklerere göre doğduğumuzdan beri ortalama bilmem kaç tane Seri katilin yanından geçiyorsak, bilmem kaç tane teröristin yanından geçiyorsak bilin ki sizi de seven ve aşık olan birileri vardır. Ancak sizin gibi açılamıyor veya belli etmek istemiyor. İşte biz insanların en çok kaybettiği şey de bu aslında. Gözümüzün önündekini görmüyoruz, tıpkı bir şeyi saklamak istediğimizde birisinden alıp gözünün önüne koyarız. Bulamasın diye, ama önüne koymuşuzdur. İşte onun gibi hayat, fakat farklı yanı şu, hayat acımasız... ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 11 -- Para ortamı değil, her şeyi belirler. -- Beni toplumda kimse görmüyor, sadece takıldığım 4 duvar arasındaki insanlar görüyor. Mesela üniversite öncesi gittiğim kursta adı Kerem, Ayşegül, Yunus, Alperen, Rümeysa, Cansu vs. Bu dostlarım gördü, tabii dost olup olmadığını bilmiyorum. Ben asla 5 yılı aşmadan dostum demem arkadaşımda demem. Çünkü bana yapacaklarını bilmem, ben kızlarla hiç aram olan biri değilim. Çünkü rahat edemem. Karşımdaki benim gibi düşünen birisi değil vs. O yüzden. Bu dostlarım ile geçirdiğim her dakikayı Özleyeceğim, çok iyi kalpli insanlar olduğunu "düşünüyorum" onları hiç kurs dışında göremedim. Daha doğrusu fırsatım olmadı, ve şunu diyen kişilere hak veriyorum. "Bir ortamı para belirler." Evet doğru çünkü yaşadım en kral şekilde. Benim çevrem hep it kopuk, bıçak çekip "drill" tarz da takılan insanlardı ve ben onlar ile kurduğum arkadaşlık çıkar gibiydi. Okul/Kurs bitince ilişkimi keser engellerdim. Mesela benim liseden arkadaşım 2-3 tane var. Ki onlarla da çok çok az konuşuyorum. En çok korktuğum şey ise bu kurs da tanıştığım insanların akıl sağlığı yerinde olduğundan kurs bittikten sonra asla ayrılmak istemiyorum. Çantamı alıp evime çekilmek istemiyorum, ara ara takılmak istiyorum. Mesela okula gidenler bilir, Çantanızda kitap dışında bir şey bırakmazsınız ya işte parayı vuran bir yerde bırakabiliyorsunuz. Ben çantam da kulaklıklarımı vs. Bırakıyorum çok rahatça veya bilgisayarımı, telefonumu, cüzdanımı vb. Komik gelebilir ama cüzdanımı lise de Sınıf başkanına emanet ettim ve 15 dakika sonra sınıf grubunda kimlik ve ön ödemeli kartımın resimleri vardı. İşte para ortamı belirtler kısmı doğru. Parası olmayan ve devlet okullarında okuyan arkadaşlarıma seslenmek istiyorum. Lütfen düzgün bir insan Olun, anneniz ve babanız gibi olun. Onlar kötüyse eğer yolda, sokakta, otobüste gördüğünüz insanlar gibi giyinin. Onlara özenin, kitap okuyun, boş boş işler ile uğraşmayın ve kendinize yatırım yapın. Kendimden örnek vermem gerekir ise ben, Kendimce yaşıma göre edindiğim bilgi ve tecrübe gerçekten aşırı fazla. Ve çevre edinirken de lütfen dikkatli seçin insanları çünkü çevreniz sizi siz yapar. İstemsizce bulunduğunuz ortama göre olursunuz. Ben yapmam demeyin, bu durum çok yavaş ve Acı verici şekilde gerçekleşir. Acı verici kısmı da zaten durumu farkettiğinizde yaşanır. Lütfen kendinize iyi bakın ve kendinizi sevin. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 12 -- Gece babama söylemek istediklerim. -- Saat 00:46, bir kaç saat önce arpam baya yükseldi böyle sanki hayatdan zevk alıyorum hissine kapıldım. Ancak kafamı yastığa koyana kadar ve gök gürültüsü kendisini yağmura çevirene kadar. Şu anda yine aynı hissediyorum, Kendimden nefret ediyorum ve tiksiniyorum. Tüm istediğim bu şeyler ailem içindi fakat bu güne kadar affettim sürekli aynı sofraya oturdum vs. Ama artık olmuyor. Affetsem bile suratlarına bakınca bana yaptıkları geliyor, Babamın sürekli anlattığı anılar fakat kendisi bilmiyor sanırım. Neyi mi? Kendi yediği tokatı falan anlatıyor ya, işte tam olarak bu. Şu an bu satırları yağmurun ve gecenin sessizliği ile yazıyorum, ve anlatmak istiyorum. Babam bana beyaz bir tablet vardı ve ona baktığım için beni kucağına alıp salonda ki masaya oturtup 7 kere attığı tokadı hatırlatmak istiyorum. Bana akvaryumu temizlerken balığı düşürdüğüm için kafama vurmasını hatırlatmak istiyorum. Ve ağlayarak herkese şunu söylemek istiyorum, kafama vurmayın. Vurduğunuzda saatler belki günler süren şiddetli baş ağrısı yaşıyorum. Artık kaldıramıyorum ve iyi bir evlat olmaya çalıştım ve kaldıramadığım da bu. Keşke beni olduğum gibi sevsen baba, bak biliyorum beni seviyorsun ama en azından bunu suratıma söyle. Beni paranoyaklaştırma, beni yorma, beni üzme..! Sanırım seni affetmemin vakti geldi, benim için işe gidiyorsun evet ve sürekli bunu Suratımıza söylüyorsun. Doğru ancak sana o çalışmanı sağlayan motivasyonu veren biz ailen ve bunun farkına varmalısın bence. Seni her daim affediyorum ve tek istediğim şey en azından çocukluğumda yanımda olmadın ama gençliğimde ol. Şurada kalmış 5-6 yıl neden mi? Senin gibi işe gidip geleceğim. Bırak bari bu son günlerimi arkadaşlarım ile gülerek, eğlenerek geçireyim. Sigara denerken birisi görmüş ve sana söylemiş bu göreni tek sen ve ben biliyoruz. O delinin lafına inanmışsın ve başta dediğim gibi en büyük emeğim ve tek gerçek dostum olan bilgisayarımı kırdın. Bilgin olsun arada böyle satır yazacak kıvama geldiğimde bir, iki tane bira açıp içiyorum. Gerçekten babamsın, Eskiden gurur duyuyordum senin ile ancak artık yaşattıkların için duyamıyorum. Bence gerçek bir baba çocuğunun yanında olurdu her zaman, en azından hafta sonları. Sen ise gittin balık tutmayı, kamp yapmayı ve en önemlisi hafta sonları Kafanı yaslayıp maç izleyip formula izlemeyi tercih ettin. Gerçekten bu duruma karşı anlayışla yıllarımı verdim ama artık affediyorum. Umarım bu zamandan sonra iyi bir baba olursun, doğum gününe kadar senin ile yine az konuşacağım. Bu arada bilgin olsun, abime ve anneme söyledim. Doğum günüm yokmuş gibi yapın dedim, eğer beni gram seviyorsan ve bunu belli etmek istiyorsan doğum günümü unutmazsın ve sadece sen kutlarsın. Bu arada bilgisayar da umurumda değil. Ben sadece sen onu kırarken, dostumu öldürüşünü ve emeklerimin parçalanmasını gördüm. Senin yapmadığını bana abim ve annem yaptı zaten, dost olma ve yardım etme konusu. Sen sadece bu güne kadar maddi olarak destek çıktın hiç manevi veya Sevgi bakımından yani psikolojik bir yardım etmedin aksine darbe vurdun. Seni seviyorum baba... Seni bir çocuk saflığında sürekli affetmeye mahkumum. Sebebi ne mi? Babamsın ve bence sende bunun ile gurur duymalısın. Sağlıklı kal, Mutlu ol ve bizi de mutlu et sevgili babam. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 13 -- Sevgi nedir? Ya da sevilmek? Bilmiyorum. -- Keşke hep rahat olsaydım, sen öyle misin? Ben bu nesili anlamakta güçlük çekiyorum. Kızlara karşı sürekli rahatlar ve kızlar da bundan rahatsız olmuyor. Rahat dan kastım ne mi? Yürüyorum ve sevgilisi olmadığı halde, Sadece arkadaşı olmasına rağmen saçını çekiyor, çelme takıyor kısaca uğraşıyor. Bana bu zorbalık gibi geliyor, kadınları ve kızları artık nasıl hitap ederseniz, bence onları baş üstünde tutmalıyız. Zaten bu yıllarda sosyal çürüme oluyor gibi hissediyorum. Sonumuz ne olacak bilmiyorum ve bir kaç gündür haberleri bile açmıyorum. Hatta aylardır diyebilirim, sebebi ise kafamı temiz ve sakin tutmak için. Çorba da tuzumuz olmadı hiç ancak olmasını ister miydin? Evet. Bana otistik diyorlar fakat bilmedikleri şey şuydu; Geceleri 00:00 - 03:00 arasında şarkımı açar ve kenara çekilir ve %0 mutluluk oranı ile otururum. Camdan dışarı izlerim mesela, bilemiyorum işte kafamı dağıtıyorum. Zaten bu günlerde kafamızı dağıtmazsak artık ne olur bilmiyorum psikolojik durumumuzu. Sen başka dünya da ben başka dünya da yaşıyoruz. Tabii yaşadıklarımı yaşadıysan evet, aynı dünyadayız bi tanem "Cehennemdeyiz." Ben onsuz ölürüm diyordum fakat ölmedim, sen de öyle düşün ve cehennemin tadını çıkar. Bulunduğun her anın ve her yerin tadını çıkar. Telefonunu çıkarıp resim çekme sadece anı yaşa, kaçmaya çalışma sadece anı yaşa, yaklaşmadan izle ve anı yaşa. İnsanların birbirini yemesini izle mesela, o kavga edişlerini, veya ne kadar düzgün olduklarını. Artık sen nasıl istersen ancak dediğim gibi, tadını çıkar. Çıkarmazsan bu cehenneme tıkılı kalırsın ve asla çıkamaz bir döngüye girersin. İnsanlar onlara denileni yapan varlıklardır, sen öyle olma bi tanem. Umarım iyisindir mutlu olmanı istiyorum, gittiğin yerde mutlu ol ve orayı mutlu et. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 14 -- Sevilince hayat güzel -- Eğer bunu gece okuyorsan lütfen geceye bir müzik bırak. Ben "Hayat Sevince Güzel - Belkıs Özener" şarkısını bırakıyorum, lütfen duygulanma sadece ânın tadını çıkar. Eğer tadını çıkarmazsan bir anı olunca anlarsın ve şöyle dersin; Keşke ânın tadını çıkarsaydım, gülseydim, sevseydim, papatyaları koparıp bir buket yapıp o'na değil, anneme verseydim. Keşke yaşasaydım her ândan tat alsaydım, keşke her zaman gülseydim... Keşkeler sadece geçtikten sonra değeri bilinir. Bunu şöyle özetleyebilirim, dışarı eylül ayında çıktığında o gelmekte olan kış kokusunu alırsın ve duygulanırsın, neden mi? Küçükken o geçtiğin sokaklar aklına gelir, O gülerek top oynadığın günler aklına gelir ve bir bakarsın, öylece işe gidip gelen ve yaşamaya çalışan, sırtında hançer yemekten artık sırtında yeni bir hançere yer kalmamış olacak. Ve diyeceksin ki, keşke temiz olduğumuz günlere dönsek. Dönemezsin. Ancak yatakta yatarken o tavana bakarken düşünebilirsin, geçmiş geçmişte kalmış olcak çünkü. Yarın ise bilmece, keşke geçmişe dönebilsek. Değil mi canım? O günleri özleyeceğim, arkadaşlarım ile geçirdiğim günlerin her ânını özleyeceğim. Keşke o günlere tekrar dönebilseydim, aynı zamanda insanlar olarak da. Dışarı çıkmaya tırsan biziz, düzgün insanlarız. İyiler kötülere ses çıkarmadıkça, kabullendik olarak kabul edip daha da kötülük yapıyor. Hayat sevince güzel, sadece tadını çıkar. Biliyorum çok şey üst üste geliyor ancak sen çok güçlüsün bir tanem ve senden tek istediğim şey şu; Aynaya her akşam yatmadan önce seni seviyorum demeyi bil, gülümse, gerekirse yapmacık olsun. Yalandan olsun ama gül, gülmezsen tadı çıkmaz ve canın yanar. Evet biliyorum, denedin gülmeyi ve hatta herkes ile gülerken senin için Kan ağladı ancak bu durumdan böyle gelinir. Lütfen canım sadece kendini ve hayatı sev ve her yaşadığın andan zevk al. Bunu okurken bile gülümse. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 15 -- Hayallerin yıkılsa bile, tekrar inşa et. -- Canım, pes etme olur mu? Çile bitecek yakında ve bitmesi için kısa yola sakın başvurma! Sadece mücadele et, göğsünü ger ve mücadele et. Yoksa herkes senin güçsüz olduğunu anlar ve üstüne daha fazla gelir. Birisi ile konuşurken her zaman sınır koy, hayallerini ve olmamış bir şeyi anlatma. Elinde kalır yoksa, içe kapanık ol. Herkes içini dökmeke çok müsait, sende öyle bir tanem ama yapma. Sen kendi içindeki savaşı, kendin sürdürmeye devam et. Seni eğer çok seven var ise onun ile paylaş ve anlattıktan sonra sana sırtını dönerse bil ki, seni sahte seviyordur. Yanında kalıyor ise işte, o zaman sen onu bırakma. Bu dünya zaten câni pislikler ile dolu, 1-2 tane çürük olmayan bulursan lütfen Onlar ile iyi geçin. Nereden mi biliyorum? Kendimden ve yanımda kalan insanlardan. Her zaman gülün beraber, eğer gülmezsen uzaklaşırlar. Sana nasılsın? Diye sorduklarında o sevdiklerin lütfen iyiysen, iyiyim. Kötüysen, kötüyüm de. Paylaş. Onlar seni bırakacak iki yüzlü pislik değilse paylaş ve asla onları bırakma tatlım. Bu dünya da hep kötüler kazanıyor evet biliyorum ancak iyi olarak buna katlanmak zorundasın. Zorundayız. Yapacak şey var mı? Hayır. Kısa yola başvurmuyoruz, sonuna kadar mücadelemizi sürdürüyoruz. Eğer savaşı bırakırsan ya kaybedersin, ya da onlardan birine dönüşürsün. Sakın dönüşme, kaybetsen bile sen devam et. Tekrar tekrar dene canım. Pes ettiğimiz gün bu savaşı kaybettiğimiz gündür ve bu savaşları içimizde vereceğiz, yıllarca. Kimseye anlatamayız, zaten anlatsak da anlamazlar. Ne derler? Herkes kendi derdini büyük görür. Mesela bir kız ağlar, neden mi? Babam istediğim arabayı almamış der. Bir erkek ağlar neden mi? Babam neden beni sevmiyor diye. İşte o erkek şunu demek ister, arabana sokayım! Ben sevilmek istedim sadece. Bu yüzden lütfen derdini kendi içinde sakla ve kendi savaşını ver. Yoksa bitmeyecek bir sidik yarışına girersin ve aran bozulur. Arkana 1 hançerlik yer var mı? Yok. Yok ise içinde ver o savaşı. Güzel bir şey bile olsa paylaşma, içinde tut. Çünkü onlar bunu kıskanır, sen anladın ne olduğunu. Dikkat et tatlım. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 16 -- Üşüyorum dediğimde tek istediğim, sarılman ve ellerimi tutarak ısıtmandı. -- Kimi sevsem sırt döndü, evet istesem bir severim ama ilk gibi olmayacak ki. Tıpkı ilk defa araba sürerken ki heyecan gibi. Ahh, O'nu özledim. Mesaj attığında sanki motor sürüyor gibi G kuvveti hissini, o güzel his. Kalbim çıkacak gibi olurdu. Sadece tek istediğim şey beni seven birisi olması, ama olduğum gibi. Güvenemiyorum ama kimseye, hiç rahat edemiyorum. O ilk olandı ve 2. İçin hiç bir zaman güvenim olmadığından ilk ve son olarak kaldı. Umarım onun gibi birisi daha çıkar ve Beni bulur. Üşüdüğümde ellerimi ısıtırdı, oturduğumuzda kafasını omzuma yaslardı, saçlarımı okşardı, sarılırdı, seni seviyorum derdi. Onun ile geçirdiğim her dakika benim için 1 saat gibi geçiyordu, ve işime de geliyordu. Zamanın onun ile geçmemesi kadar güzel bir şey yoktu. Evet biliyorum sen de özlüyorsun onu ama o artık yok, ben unutamadım ama o unuttu. Nereden mi biliyorum? Bir tane daha yüzü varmış ama ben görememişim. O ihanet zaten 1 hançer değil, Ağaç baltası gibi tüm sırtımı yırttı attı. Boşluğa düştüm, hiç bir zaman gülemedim. 2 ay geçti unuttum dedim ama ne zaman bir kız elimi tutsa veya kolumu onun omzuna atsam hep o aklıma geliyor. Garip hissettiriyor, tıpkı vefat etmiş birisi Her an çıkıp gelicek gibi hissettiriyor. Sanki her an çıkıp gelecek ve tekrar seni seviyorum diyecek gibi, ama gelmiyor tatlım. Unutmak zor olsa gerek biliyorum. Sanırım ikinci şansı başkasına vermem gerekiyor ancak korkuyorum, ya sen? Bende ki korku öyle bir korku değil, hani bir elma alırsın veya karpuz, elmanın görülmeyen tarafı çürük çıkar veya karpuz kelek çıkar. İşte bundan korkuyorum, ne kadar tanırsak tanıyalım ancak gerçek yüzünü samimi oldukça ve vakit ayırdıkça görürsün. Özellikle kötü gününde yanında durmuyorsa, işte tam o zamandır. Korkuyorum. Tek korkumda o, neşe getiren şeyi de kaybettiğime göre artık gülemiyorum. Sen ikinci şansı içinden geliyor ise ver, ben korktuğumdan veremiyorum tatlım. Hiç kimse ile samimi olamıyorum, bu sefer o beni bulsun. Ruh eşim beni bulmasını bekleyeceğim, gerçi O'na da ruh eşim demiştim ama değilmiş. Allah beni duyuyor ise ikinci sefer gerçekten ruh eşimi çıkartır. Çıkmazsa zaten artık tek başımayım demek. Tek öleceğim, bu güzel gelebilir ama kötü. Ölsem tabutumu tutacak bir kaç kişi tanıyorum sadece. Tek istediğim şey, seni seviyorum demen ve beni ısıtmandı tatlım. Sen yapmamayı tercih ettin, kötüsün. Özlüyorum hâla bunu bil isterim. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 17 -- Üşüyorum. -- Üşüyorum... İçimi kemiren bir şey var ama bilmiyorum. Bu sıralar konuştuğum 1-2 kişi var fakat bilemiyorum. Dediğim gibi bir arabayı ilk defa sürerken ki o heyecan, mutluluk var. İkinci sürüş vardır. İşte o yüzden korkuyorum. Sorsak sever ama önemli olan içini görmek, karpuz seçmek gibidir ancak kumara benzer. Çünkü kafasına vurarak anlayamayız, bir insanın içini anlamak zordur. Korkunçtur. Keşke ısıtsaydı beni, belki bunları düşünüyor olmazdım. Babam gibi, 1000 düşünüp 1 kelime etmezdim. Belki de şuan dünyanın en mutlu insanıydım, bilemiyorum. Keşke öyle olsaydı ve beni bırakmasaydı da buralarda olmasaydım. Ben bir şeye eminim ki, "aşk" denen şey yalan. Seven her şeyi yapmaz mı? Ben sevdiğimden her şeyi yaptım ve kaybettim. Ve kafamda aylarca sorguladım, ben neyi hatalı yaptım? A dedi, A dedim. B dedi, B dedim. Ne dediyse yaptım, aradıysa hemen açtım asla bekletmedim. Neden böyle oluyor? Onu seviyorum ve O'na değer verdiğimden dolayı kaybettim, yani öyle düşünüyorum. Ya sen tatlım? Ben güçlü durmaya çalışıyorum, her darbeden sonra sert ve dik duruyorum. Üşüyorsam onu aramamaya özen gösteriyor ve ceket giyiyorum. Sen tatlım? Umarım güçlüsündür ve emin ol ki, ben hissediyorum. Sen çok güçlüsün ve dimdik duruyorsun. Yeri gelince yumruğunu çıkarıp masaya vurmasını biliyorsun. Eminim buna, sen en iyisisin. Bu dünyada ki ufak piyonlarız, kırılmamaya özen göster. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 18 -- Seni yine seveceğim. -- Burada biraz dinlenelim mi tatlım? O zaman şarkı bırakıyorum. Arım balım peteğim - Handan kara Sözleri; Gözyaşım şarap olsa gençliğim harap olsa, Her günüm azap olsa yine seni seveceğim, Arım balım peteğim gülüm dalım çiçeğim, Bilsem ki öleceğim yine seni seveceğim, Ne emelim ne arzum kalmasa tek umudum, Erisem yudum yudum yine seni seveceğim, Arım balım peteğim gülüm dalım çiçeğim, Bilsem ki öleceğim yine seni seveceğim. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 19 -- Başıma daha kötüsü gelemezdi. Bence. -- Vicdan azabı. Bir insanın tecrübe etmesi gereken fakat ettikten sonra yaşamamak için savaş verdiği o duygu. Gerçekten içimi kemiriyor bir takım şeyler, acaba onun kalbini kırdım mı? Acaba onu darladım mı? Acaba rahatsız ettim mi? Yeter artık. Bu tüm duygularımı kenara bırakıp kendi savaşımı vermeye devam etmek istiyorum. Zaten savaşta yorgun düştüm, en azından bu lanet duygu beni yalnız bıraksın. Beni terk eden o sevdiceğimi katmıyorum bile, en büyük darbeyi o attı. Keşke atmasaydın aşkım, seni her daim seviyor olacağım. Bu tıpkı okulda öğretmenimizin çok kullandığı o kelime gibi "İyi niyetimi suistimal etme!" Sen ettin ama aşkım. Yapmam dedin, sensiz ben hiçim dedin. Ve en önemlisi ne dedin biliyor musun? Beni en çok deşen şey ne biliyor musun? "Seni bırakmayacağım" dedin. Peki, ama neden? Neden bıraktın aşkım? Özledim seni. Keşkeler evet keşke olarak kalır ancak ben bırakmayacağım, keşke gitmeseydin demeye devam edeceğim. Uzun bir süre geçti evet, Biliyorum. Bırakmasaydın belki bu halde olmazdım, bugün yaşıyorsam yarın ne olacak diye düşünmekten kendimi kemiriyorum. Vicdan azabı çekiyorum ama neden? İşte asıl kemiren şey bu. Sen gittiğinde tüm sorunu kendimde aradım biliyor musun? İşte kendimi hırpaladım ve kendimi zorladım. Halden anlamaz bir insansın evet ama ben seni olduğun gibi sevmekten vazgeçmedim. Sanırım sen vazgeçtin, nereden mi biliyorum? Çantanı alıp, beni bırakıp gitmenden. Birlikte içtiğimiz çay soğudu, birlikte gittiğimiz banklar boş kaldı, birlikte gittiğimiz o mahalle kahvesinde ki sürekli oturduğumuz koltuk boş kaldı. Ve en çok ne boş kaldı biliyor musun? Kalbim ve ben. Keşke gitmeseydin aşkım... ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 20 -- Zâlim geceler, Mutlu sabahlar. -- Geceleri hep zalim olur, sabahları ise mutlu ve gülerek geçirdiğimiz saatlerdir. Sürekli gülen ve tebessüm eden insanları yanınızdan ayırmayın, yoksa işin ucu size gelir. Zaten iki parça sevgiye hemen kalbimizi açıyoruz, en azından kırmasınlar. Ve bence ilgi görmek için ilgisiz birisi olmalıyız. Çok saçma geliyor bu, sence canım? Ben çok âşık oldum biliyor musunuz? Ancak insanlar sürekli sevdiklerinden ilgi görmek için veya bilmediğim sebeplerden dolayı taktiklere başvuruyor. Soğuk davran, geç cevap ver, umursama gibi. Ben sevdiğimde onu yanımdan ayırmadım, sürekli elini tuttum. Ancak bu hayat da ailemin bana veremediğini ben onda bulmaya çalıştım. Geceler neden zalim? Düşündünüz mü, ben söylemek isterim ancak Kelimelere dökmem biraz zor. Keşke beni, benim gibi seven birisi olsaydın bir tanem. Her zaman kalbimde kalacaksın ve o geceler seni düşündüm, sen ise uyudun. Sahiden, nasıl uyudun? Ben zehir içmiş gibiyken ve içim yanarken, sen nasıl uyudun? Gündüzleri güldük hepimiz, konuştuk hepimiz, koştuk hep ve eğlendik. Ancak ben eminim senin de için aynıydı, nasıl mı? Gülerken gözlerinin içi ağlıyordu. İçin parçalanıyordu, kalbin titriyordu. Yani şey, bence öyleydi. Umarım öyledir. Umarım beni, seni sevdiğim gibi sevmişsindir. Yoksa gerçekten yıkılırım, hani derdik ya; Sensiz yapamam veya sensiz olamam diye. Evet olmuyor, sıkıcı geçiyor hayat. O zalim geceler işte o yüzden zalim. Dışarısı sessizliğe bürünür ve insanların Enerjisi bitmiş olur. Sadece şarkı açarak içerler, işte o saatler gecenin en zalim saatleridir. Tekrar bana dönmeni isterim ancak bu yaşadıklarımı tekrarlarım diye korkuyorum. Çok korkuyorum. Seni seviyorum ama, bunu unutma yeter. Bir tanem benim, işte O'nu böyle kelimelere dökebilirim. Sen yapma tatlım, sen benim yaptıklarımdan ders çıkar ve her zaman, o lanet skor tablosunda benden bir adım önde ol. Tek istediğim şey bu. Çaresiz birisiyim ben, sen öyle olma. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 21 -- Renkler neden soludu? Neden renksiz artık? -- Tatlım, etrafı renksiz görüyorsun değil mi? Tahmin etmek istiyorum. Seni bırakıp gitti değil mi? Veya senden direkt uzaklaştı, sevmedi değil mi? Boşver gitsin. Sen sevilesi birisin, sen güçlü birisin, sen sevdiği için her şeyi yapacak insansın. Takma kafana, takacansan şapka tak, üşüme. Bırak gitsin, kendi kaybeder. Senin gibi birisini kaybetmeyi kendi seçti, önemli olan denemendi bence. Sadece yaşadığın her saniyenin kıymetini bil, dışarı çık hava al veya şarkını aç yatarak güzel Anılarını düşün. Bilemiyorum ancak dediğim gibi "Anın tadını çıkar" Acı veren kalpsizlerden uzak dur. Ben pişmanım, neden mi? Elmanın çürük tarafını göremediğim için. O ne yaptı, arkasında ağlayan bir çift göz bırakmayı yeğledi. Bendim o çift göz. Yapacak bir şey var mı sence tatlım? Yok. Kabullenmek var sadece. Kalbim şuan bomboş ve kırık. Ya senin ki? Ama ben bir şeye söz verdim tatlım, aşka tövbe etmeyeceğim. Zor ancak etmeyeceğim, sevince tekrar yaşamak istiyorum. O giden aşkım, Gittiğin yeri mutlu et, gittiğin yerde mutlu ol. Sürekli gül ve pozitif ol. Sonuçta senin kararın, gidene dur diyemem. Sen tatlım? Ben demedim, bence sen dur diye haykır ve tekrar deneyelim de. Ona sarıl, özür dile. Haklı olsan da özür dile, Çünkü pişman olursun. Dur diyemedim ben çünkü o kadar seviyordum ki, giderse mutlu olur diye düşündüm. Kendimi değil, onu düşündüm. Ancak o beni düşünmedi, elimden bir şey gelmedi. Eğer okuyorsan lütfen kendine bir kural koy, Her gece bir şarkı bırak lütfen tatlım. Mesela de ki, bu gecenin şarkısı bu. Aç onu ve dinle uyumadan önce, ben O'nun ile dinlediğimiz şarkıyı açarım her zaman. Özlemek kolay, unutmak zor. Bunu unutma tatlım. "Deniz ve Mehtap, Aşkımız bitti - Dario Monero" ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 22 — Sözlerimi sadece rüzgara söylüyorum. Sanırım. — Artık herkesi kaybettim olarak düşünüyorum. Bu durum beni içten içe kemirsede yapacak bir şeyim yok. Var mı? Sence? Ben fikrimi senin ile paylaşmak isterim bi’ tanem. Herkes arkasına bakmadan gitti, tıpkı kaçmak gibi. Umurumda gibi göstermesemde, aslında içim sızlıyor. Gitme demek isterim herkese, ancak gidene dur diyemeyiz işte. Hayatımda kime değer verdiysem çekip gitti, o yüzden birini sevmek istemiyorum. Aşk olarak sadece onu severim. Geceleri neden uyuyamayız? Ağlamak için göz yaşı gerekli mi? Neden yaşıyoruz? Neden güven zor kazanılan ancak kolay kaybedilen bir şey? Neden? NEDEN! Of, sanırım bu şekilde yaşayacağız, acılarımızı unutmayacağız. Alışacağız. Tıpkı özlem duymak gibi, bir yemeği yerken onu düşünmekten iştahımızı kapatacak kadar. Nedenini sorgulamaya ne gücüm, ne halim kaldı. Şu dünya da bence en korkunç şey aşktır. Neden mi? Kaybettikten sonra anlayabilirsiniz sadece. Kaybedecek bir şeyimiz var mı? Evet. O… Hayat yorucu olabiliyor, ancak dimdik durmalıyız, sıkmalıyız yumruğumuzu, gururlandırmalıyız. Kim mi? O ve kendimizi. Asla kendinizi değersiz görmeyin. Bi tanem sen çok güzelsin, sana söylenenlere kulak asma. Herkes gider mi? Evet. İnsanı insan yapan şey ise, artık biz zaman geçtikten sonra sözlerini rüzgara söylemesidir. Ve acılarına alışmasıdır. Sen, sen ol tatlım. Dimdik dur her daim. İyi geceler, sevgili kent insanları. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 23 — Neden duygusal her şey gece oluyor? Tıpkı onu hatırlamak gibi. — Olmadı. Başaramadım. Başaramadık. Tatlım, sen başaramadın ancak denedin, bence bununla tatmin olmalısın. Her insan denemeye çalışmaz, denemekten korkar. Ancak sen denedin, Ve bundan tatmin olmalısın. Yani bence olmalısın. Her insan senin gibi cesaretli değil, yürekli değil, cesur değil ve en önemlisi dimdik duramaz. Neden sadece geceleri insan duygusallaşır, kağıt üzerine yazılmış yazılara bakar? Gerçeklere bu kadar çok takılır? Çünkü gece olduğunda, soğuk ve sis çökmüş olur. Belki yağmur çiseler. Herkes odalarına çekilmiş olur ve tek uyumayan biz oluruz, uyumayanlar ise yani bizler tüm duygularımızı yaşamaya başlarız. O gece sessizliğinde ister ağlarız, ister sorgularız, İster kendimize kızarız. Bu tamamen o an yaşadığımız duygulara bağlıdır. Tüm yediğimiz tokatlar tek tek suratımıza yeniden çarpmış olur. Sadece o gece saatlerinde yaşarız, bu arada tatlım En son ne zaman gülümsedin? Gülümsemek sana çok yakışıyor. Gün içerisinde gülüyorsun biliyorum ancak, gözlerinin içi ağlıyor. Bunu biliyorum, nereden mi? Kendimden. Sürekli yapmacık güleriz, herkesi güldürürüz. Nereye kadar mı? Gece olana kadar. Özledin biliyorum, kalbin onu istiyor olabilir ancak duygularına hakim olman gerek tatlım. Şunu düşünebilirsin, sevseydi “gitmezdi”. O ne yaptı? Gitti. Tıpkı Freud’un söylediği gibi; “Sinirliyken söylenilen her söz, sakinken düşünülmüştür.” Bana kalırsa sinirliyken yapılan öfke kusmaları ve küslükler de düşünülmüştür. En ufak şeylere sinir olanlardan nefret ediyorum. Sanki canını riske atmış gibi, Evin anahtarını kaybediyor mesela, neden sinirleniyorsun? Kim nereden bilecek o anahtarın sana ait olduğunu? Neden gerilip kalp kırıyorsun? Veya paranı kaybettin. Tekrar kazanırsın, Bulursun. Kalp kırmaya değmez be tatlım. Ben sinirlendiğimde susarım. Sadece susarım, duygularımı kapatırım. Otururum sadece etrafa bakarım veya şarkı dinleyerek aynı şeyleri yaparım, Ama asla kalp kırmam. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 24 — Liseyi özledim, insanın en tatlı olduğu zamanlar. — En tatlı aşklar lise de olur. Ciddi olmak istersiniz ancak isteseniz de başaramazsınız. Çocuk işi, sürekli ondan ona bir ilişki döner. Ben o zamanlar da 1 kere bile bir kız ile samimi olmadım. Sürekli sınır koydum ve bundan pişman mıyım? Hayır. Aslında yapsaydım özgüvenim çok fazla olabilirdi ancak yapmadım çünkü, çocuksu ve saçma geliyordu. Onun ile mezun olduğum gün tanıştım. Ve sanırım aynı kişileriz diyebilirim. Aşk’a tövbe etmeyin diyorlar evet, ancak ilk gün olduğu gibi olmayacak ki. Tıpkı ilk aldığınız araba gibi, ilk edindiğiniz ev gibi. Her zaman ilk olanlar güzeldir, lütfen ilk olanların tadını çıkarın. İster eşya olsun, ister insan olsun inanın hiç farketmez. Sadece lütfen çünkü ilk şeyler bir daha olmaz. Olsa bile aynı heyecan veya mutluluk olmayacaktır, bunu yaşadım. Gitti, erken miydi? Evet. Yani şey.. Bence. Aşkı yaşamamış birisine anlatamazsınız. Tıpkı görmemiş birisine gökkuşağı renklerini anlatmak gibi, hiç duymayan birisine en güzel şarkıyı söylemek gibidir. Yağmur dinmesin, Tüm kinimi ve nefretimi götürüyor. Beni sakinleştiriyor. Keşke lise zamanıma dönebilsem, geleceği değiştirmezdim. Sadece tekrar yaşamayı isterdim o günleri, çok güzel günlerdi. O biriken anılar, edinilen dostlar. Tabii dost demeye bin şahit ister, neden mi? Eminim sen de aynısındır tatlım. Mezun olduktan sonra 1 defa bile aramadın ve sormadın, Aynı şekilde onlar da. En fazla üç beş kişi aramıştır. O dağılmayan muhteşem dörtlü tayfadır zaten. Hadi uyu bi’ tanem, kendine iyi bak. Unutma! Uyu, dinlen, sağlık her şeyden önemlidir. Son olarak şunu bilmeni isterim, ruhum öldü. Ölüler pek konuşamıyor, zaten çok konuşuyordum bi’ aralar. Faydasını göremedim ve sustum. Sende öyle yap istersen. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 25 — Neden böyle olduk ve neden böyleyiz? — İnsanlar bazen öfke yüzünden krizler geçiriyor ve kalp kırıyorlar. Neden bir şeyleri kaybetmeden değeri anlaşılmıyor? Neden gittikten sonra boğazımız düğümlenir? Hıçkırık oluruz ve konuşamayız? Sadece masum gülümseme ile göz yaşı dökeriz, insanı insan yapan şey bu yaşadıklarımız. Duygusal varlıklar olmamız. Tatlım sen en iyisisin, duygularını yönetebiliyor musun bilmiyorum, seni gece Hasbihal yaparken görmemiz gerekiyor. Ancak kötüysen lütfen dimdik dur ve kaybettiğin var ise, Onu gururlandır. Sevdiklerini ve en önemlisi kendini gururlandır. Oturup neden böyle oldum, ne yaptım da bunları hakettim diye sorgulama. Unutma ki insan yaşattığını yaşatmadan Ölmez. En azından bu seni rahatlatsın, gece rahat uyuyanlara iyi geceler demek istiyorum. Bu arada, çok şey dedik ancak ben sana sormak isterim tatlım; Masum muyuz? Yani sence. Bence hiç birimiz masum değiliz ve olamayız da. Ben bile masum olduğumu düşünmüyorum. Kan ter içinde uykularımızdan uyanıyorsak bilmeni isterim, hiç masum değiliz. İyi hissetmeni istiyorum, en azından hissetmiyorsan öyle görünme. Belki teselli edecek bir dostun vardır. Bu arada! Biliyorum tatlım, dost dediğimiz şey yalan fakat bazen gerçek olabiliyor. Sen dostunu kötü günde görmüyorsan lütfen tatlım mutluluğunu bile paylaşma ve sınır koy. Yapmaya çalış en azından, yoksa her türlü sen zararlı çıkarsın. Hayatta kendimi hep sorgularken buluyorum, acı şekilde kendimi hırpalıyorum. O gitmeden evvel, seni hırpaladığımı hissediyorum demişti. Hayır! HAYIR! Sen bana iyi geliyordun. Ancak kalp hırsızlığı yaptın ve gittin. Bunu neden yaptığını kimseye sormayacağım, zaten tatlım sana da yapmış olmalı. Yoksa burada olmazdın, senden bir şey isteyeceğim. Lütfen bu sayfanın altına “kendimden özür dilerim” yaz. Adaletsiz dünya, şerefsiz dünya! Elbet gün gelecek biz de geceleri güleceğiz. O günleri ip ile çekiyorum, umuyorum ki yaşayacağım. Ve o mutlu geçen geceleri görene kadar Ölmek istemiyorum. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 26 — Ben senin üzmedim, sen üzdün. Tek istediğim sarılmandı, o yeterdi. — Bugün 09.11.2024 Saat 01:46 Şu anki duygularımı saymaya gerek yok ancak tek küçücük cümle ile özetleyebilirim. “Gece düşünceleri” Artık her şey için çok geç gibi hissediyorum, sanki tüm sahip olduklarımı elimden kaybetmişim gibi. Umarım gittiği yerde mutludur, tek düşündüğüm şey bu. Bana geri döndü ancak yine aynı şeyi söyledi. Anlamı ne? Bilmiyorum. Ona iyi uykular demek istiyorum bu gece saatinde. Pencerem aralıklı, odaya sızan serin rüzgar ve kafamda dönen düşünceler. Beni hırpalıyor, nasıl geçecek? Yoruldum. Tükendim. Bana sürekli anlat dedim, Sanırım ona değil, rüzgara anlat demişim. Son döndüğünde her şeyi anlattı ancak yine anlattıkları aynı yere çıkıyordu. Seni hırpalıyorum gibi hissediyorum, dedi. Tanıştığım gün bana davet kartı vermişti, hâla cüzdanımda tutuyorum. Başkası ile olma niyetim pek yok, çünkü onu unutmayacağım. Ben yabancıyım ikinci veya üçüncü gibi ilişkilere. Tatlım, sen lütfen iyi baktım de. Ben güldürmeye çalıştım hep, teselli ettim, yanında oldum ancak işe yaramadı. Rüzgarı sevmeye başladım, yağmuru o toprak kokusunu sevmeye başladım. İnsanlardan uzaklaşmayı sevmeye başladım ve bu bana iyi geliyor. Huzurlu geliyor özellikle tek başımaysam, bu yaşadıklarımdan sonra tamamen “tek” başıma yaşamak istiyorum. İnsanlardan uzaklaşmak istiyorum, insanlar bazen kötüler. Hatta hep kötüler bazen falan değil. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 27 — Saçlarıma gelen son bahar rüzgarını özledim. — Son bahar da onun ile güzel zamanlar geçirmiştim, o günleri unutamam. Birbirimize bakarak gülümsüyorduk ve inanır mısın tatlım? Bir defa bile kavga etmedik. Her ettiğimizde konuyu dalga geçerek ve güldürerek kapatıyordum. Çünkü onu kaybetmekten korkuyordum. Arkadaşlarımın yanında duygularımı saklıyorum çünkü Beni güçlü ve dimdik duran birisi olarak görmelerini istiyorum ve ne zaman onun konusu açılsa hemen saptırmaya çalışıyorum. En azından çevrem benim ile gurur duysun. Artık bıktım, derin düşüncelerde kendimi bulmaktan. Tamam başkalarına gurur duyması için çabalıyorum fakat bu derinden yoruyor. Artık bıktım, bence insanlar nankör canlılar. Bir sevgi kırıntısına karşı kalplerimizi veriyoruz. Neden mi? Bizi kimse sevmedi. Kimse bizi bu güne kadar sevmediği için en ufak sevgi kırıntısına karşı hemen kalbimizi söküp veriyoruz. O ne yaptı sence? O verdiğimiz kalbi cebine koydu ve arkasına bakmadan gitti. Bizler ne yaptık? Sadece sırtına bakabildik o giderken. Umarım kimse yaşattığını yaşamadan ölmez. Bu günlerde ruhumda korkunç bir umutsuzluk var, sanırım kötüyüm. Evet nasılsın dediklerinde artık kötüyüm diyorum ancak kimse ciddiye almıyor. Keşke birisi ciddiye alsa da, Tüm biriktirdiklerimi şöyle güzel bir şekilde kussam. Kusana kadar içimi dökebilsem, bir işe yaramayacak ancak rahatlayacağım gibi hissediyorum. yalnızlığı seviyorum dedim evet ancak O ıslak kaldırımdan yürürken onu hatırlıyorsun ya hani, yıkılıyorsun. Ölmüş kadar oluyorsun ve hatta diyorsun ki, keşke ölseydim, o kadar sağlam vuruyor. Tıpkı babanın attığı tokat gibi, Ve bir diğer tokat da, kimsenin sizin elinizden tutup kaldırmamasından geliyor. Herkes gitti, gitmeyeni de ben yolladım. Tek kalmayı yeğledim, en azından tek kalınca üzecek birisi yok. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 28 — Yeniden doğsaydım, yeniden isterdim. — Bu yaşadığım her şeyi eğer bir gün tekrar doğmuş olsaydım tekrar ister miydim? Evet. Sonuna kadar isterim. Çünkü yaşadıklarımı hiç bir zaman yerine başkasını koyamam, O güldüğüm günler, okulda uzun eşşek oynadığım günler, onun ile geçen zamanlar… Unutulacak sanıyoruz, ancak hayır. Unutamayacağız, unutulmayacak! Sadece her şeye alışacağız. Sakin bir şekilde hayatımızı devam ettirmeliyiz, susmalıyız. Yeri gelince hakedene haykırmalıyız, yeri geldiğinde ağzımızdan küfür bile eksilmeyecek. Sadece sakince o günleri ve o anları Beklemek zorundayız. Bütün yükü bizde sanarız ancak inanın herkesin yükü kendisine ağır gelir. Ben yükü taşımaktan yoruldum bi’ tanem. Geceleri araba ile gezmeye bayılırım, Çünkü o gecenin durgun soğuk havasında tüm yükümü o arabanın bagajına bırakırım ve şarkımı açıp yola odaklanırım. Yağmur yağıyor ise güzel bir yere otururum ve sadece yağmuru dinlerim. Sanırım değiştim, her insan gibi.. Eskiden çocuk aklı ile şehirde yaşamak isterdim, şimdi ise dönüp bakıyorum da sorguluyorum kendimi. Ne için şehir istedim? Şu zamanlar da dağ başında Tek başıma hiç bir insan olmadan yaşamak istiyorum. Olacaksa bir kişi olsun, sadece bir kişi. Kim mi? O olsun yanımda. Özledim onu ben, kaybettiğim için pişman mıyım? Evet ancak ben Kaybederken kendimi fazla suçlamadım çünkü ben gitmesini istemedim. O gitti ve dur diyemedim, hayatımda en pişman olduğum şey dur demekti. Ben onun ile mutsuzluğa da varım diyebilirdim. Etrafıma kendi ellerim ile bir duvar ördüm, ondan sonra kimseyi kalbime sokmuyorum. Savaştım kalbim ile o kilidi takmak için, savaşı kazanamadım. Kalbime kimseyi sokmuyorum ancak Kapıda kilit yok, giren girebilir. Ve inanır mısın bir tanem, hâla o savaşı veriyorum. Şimdi sen de kendine sormanı istiyorum, o savaşı kazanacak mısın? Bunu kendine sor. O kalbinde ki kapıya kilit vuracak mısın? Bence vurmalısın. Çünkü dediğim gibi, hiç bir şey ilk günler gibi asla ve asla olmaz, olamaz. Sor bunu kendine olur mu.. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 29 — Mektubum O’na — Ahh.. Hiç unutamam, sensiz yaşayamam demişti bana. Gittiğine göre yaşamak istemiyor sandım ancak yaşayabildiğini göstermek istemiş. Hani bensiz yaşayamazdın? Sanırım o kısa ve kötü Sözlere kandım. Gittin çünkü, gitmeseydin belki olurmuş. Neden gittin demek istemiyorum çünkü korkuyorum, işitmeye hazır olmadığım şeyler var gibi hissediyorum. Evet yaşadım, Çok kötü şeyler yaşadım hem de. Ancak hâla korkuyorum, seni görmekten korkuyorum. Bir yerde karşılaşırsak ne diyeceğimi bilmiyorum, kokunu bile aldığımda arkama dönmeye korkuyorum. Sanırım yeminleri unuttun, sevmeyi unuttun, aşkı unuttun, beni unuttun, BENİ!.. Biz sanırım beceremedik ya da sen gittin. Ben başardığımı düşünüyorum ya sen? Hikayemiz bitmesin istedim ancak bitti, o hikaye bana yıllar gibi geldi. 1.5 Yıl ise 5 yıl gibi geldi. Sana şu şekilde özetleyebilirim; Bitmesini istemediğimiz bir yemek, Bitmesini istemediğimiz film veya dizi, Bitmesini istemediğimiz tatiller, bitmesini istemediğimiz geziler, bitmesini istemediğimiz şarkılar, Bitmesini istemediğimiz uzun yollar, bitmesini istemediğimiz bir çok şey gibi. Saymak ile bitmez şeyler, seni özledim. Bir parçam sende kaldı, doğru zaman doğru insan dedim, Sev beni dedim ve seni sevdim, olmadı. Umarım gittiğin yerde mutlusundur ve gittiğin yerdekileri mutlu ediyorsundur. Sadece sana son kezler bitmeden, seni seviyorum demek istiyorum. Seni seviyorum ve hep de seveceğim, Bir fotoğrafın yeter seni sevmem için. Yaşadığımız anılar yeter, sadece o tatlı gülümsemeni yüzünden eksik etmemeni istiyorum. Kendine iyi bak aşkım… ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 30 — Sen gittiğinden beri güçsüzüm, suratım gülüyor ancak içim ağlıyor. — Kendine iyi bak demek isterdim ancak bir anda çekip gitti, sen tatlım? Sana neler yaptı bir düşün ve bunlardan ders çıkar. Su akar yatağını bulur, sadece akışına bırak. Neden böyle oldu de, biraz düşün tatlım. Sana kötülük yapanları düşün ya sen? Sen yaptın mı kötülük? Hayır. Hep iyi olmaya çalıştın ve insanlar nankör bir canlı olduğu için İyi niyetini her daim suistimal etti. Devam edecek misin? Ben olsam etmezdim, etmedim zaten. Edemedim, kalbim iyi ol dedi ancak kötü olmayı seçtim. Artık mutluluğumu bile söylemiyorum insanlara, söylesem ne değişiyor ki? Sadece benim hassas vurulmaya değer yerlerimi öğreniyorlar. Ya sen tatlım? Sen ders çıkardın mı? Ben çıkardım hem de fazlasıyla ve artık duygusuz bir canavar olarak geziyorum. Ve inanır mısın? Çok daha mutluyum, sanırım kötüye kötülük ile karşılık vermek gerekiyor. Kim sana nasıl davranıyorsa öyle davran, asla kimseye yaklaşma. Eşine veya ailenden iyi bellediklerine yakınlaş sadece. Çünkü gerisi fazlalık gibi oluyor, anlatırsın saatlerce ancak Boş boş suratına bakıp, sırtını ovalamaktan başka bir şey yapmaz. Sen sana iyi gelecek insanlar ile ol tatlım. Çıkış nerede bilmiyorsun biliyorum, ancak aramak zorundasın. Derdini bana anlatabilirsin, bu kağıt parçasına anlat dertlerini. İnan bana rahatlayacaksın, istersen tavana da anlatabilirsin. Benden bu kadar diyip salma sakın. Çok kez dedim evet ancak dimdik durmak zorundasın. Her şey bir gün son bulacak, ne zaman mı? O gün geldiğinde anlayacaksın. Ben sana derdini en iyi nasıl çözersin bunu anlatabilirim. Anlatmamı ister misin? Evet dediğini hissediyorum. Tatlım, bir mezarlığa git ve otur. Sadece mezarlara bak, bakınca göreceksin bu dünyada ki dertlerinin ne kadar önemsiz ve ne kadar gereksiz olduğunu. Neden 2 parça insan için Kendini boşa hırpaladığını anlayacaksın. Baktığında o mezarlara göreceksin, o insanlar huzur içinde yatıyor. Sadece yatıyor, o sessiz mezarlıkta yatıyor. Onların dertleri var mıydı? Evet. Hatta belki senin veya benim dertlerimizden fazla ancak baktığında göreceksin ki, hepsi önemsizmiş. Ya dostum. Umarım seni biraz teselli edebilmişimdir. İzin verirsen sana tatlım demeye devam etmek isterim. Hadi uyu tatlım, saat geç oldu. Tatlı rüyalar… ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 31 — Hissizleştim. — Evet anlattıklarımdan sonra hissizleştim. Artık duygusuz birisine döndüm ve bundan gurur duyuyorum. Çünkü duygularımdan vazgeçtiğimde otomatik olarak hiç bir derdim kalmadı. Kötü bir şey mi? Evet. Bunu biliyorum ancak hissiz olmayı yeğlerim. Hislerim olduğu sürece kafamdaki sesleri hiç bir şey dindiremez. Sadece onun ile beraber bir yerde otururken, Elimi onun omzuna attığımda ve o benim göğsüme yaslanarak uyuduğunda gidiyordu. Şu an ise hissiz olduğum için gidiyor. Ne olursa olsun o geri gelene kadar hissiz olacağım. Güçlü olacağım ve dimdik duracağım ve geri geldiğinde diyeceklerini merak ediyorum. Aslında benim sana söyleyeceğim tek bir şey var. Duymak ister misin? Seni çok özledim aşkım, derim sadece. Hislerim karabatak oldu sen gittiğinden beri demek isterdim. Senin ile otururken, yürürken temiz bir meyveydim. Gittikten sonra çürümeye başladım ve yanımdakiler de çürümeye başladı. Ne demişler? Üzüm üzüme bakarak kararır. Hissiz olmaya çalıştım ve başardım, tekrar sulanan ağaç gibi kendime geldim. Yanımdakiler de geldi ve tek beni üzen şey şu oldu; Senin bırakıp gitmen ve dostlarımın bana Nasılsın? Dediğinde onlara acı da olsa iyi olmasam da, “İyiyim” demek oldu. Neden böyle oldum ve neden böyle oldu, geceleri sorgularken bulmaktan bıktım kendimi. Dilim dönseydi keşke dur diyebilseydim, en azından son bir defa sarılsaydım. Sen gittikten sonra fakirleştim neden mi? Fakirin aşkı bakmaktır diye boşuna dememişler. Bir fotoğrafa bakıyorum sadece, gel desen kalkıp gelirim ancak eskisi gibi bir daha asla Olamayacağımızı sen de iyi biliyorsun, ben de. Her şey yaşandı, geriye kalan şey acılarına alışmak. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 32 — Olamayacacağını bile bile hayal kurmak masum ve güzeldir. — Hayal kurmayı seven bir çocuktum. Sürekli hayal kurardım hatta okula giderken bile dersi boş verip, sürekli hayal kurardım. Ancak büyüdükçe hayal kurmanın boş olduğunu anladım Hayal sadece çocuklar için olan bir şeymiş, fakat son aylarda hayal kurmaya tekrar başladım ve bu kararım değişiyor. Hayal kurarak mutlu oluyorum, evet olmayacak belki ama Onun ile tekrar eskisi gibi olacakmışım gibi hissediyorum ve olmayacak şeyleri hayal ediyorum. Bunu sende dene tatlım gerçekten şahane bir his. Hayallerinin peşinden git derler ya, ben onun peşinden gidemedim. Nedenini bilmiyorum ancak gidemedim çünkü o önden gitti bile. Ben baktığımda göremedim onu. Sen gördün mü? Ben artık suratını hayal edememeye başladım. En azından resmi var elimde, baktıkça sanki bir esere bakıyor gibi hayaller kuruyorum. Belki değil, direkt olmayacak hayaller biliyorum ancak beni mutlu ediyor az da olsa. Yalnız olmaya alıştım. Sen tatlım? Alıştıysan ve acılarına da unutmak yerine alışıyorsan bence doğru yoldayız. Acılarımızı unutmamalıyız, bunlardan ders çıkarıp sadece acılara alışmalıyız. Yani, bence öyle. Bilmiyorum ne olacak ancak hayal kurmanın peşini bırakmayacağım, beni mutlu ettiği için hayallerimin peşini bırakmayacağım. Sürekli hayal kuracağım, Sende kur tatlım olur mu. Kur çünkü buna ihtiyacın olacak. Şimdi gözlerini kapatıp hayal et… ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 33 — Bu sefer ben sormak istiyorum, sorgulamak istiyorum.. — Ağlamak için göz yaşı gerekli mi? Boğazımızın düğümlenmesi yetmiyor mu? Kalbimizin bize ağlayarak mırıldanması yetmiyor mu? Arkasından acı acı bakmak yetmiyor mu? Hayal kurarken gözümüzden akan damla yetmiyor mu? Düşünmekten artık kendimizi heba etmemiz yetmiyor mu? Peki ya enkaz olmuş ruhumuz? Yetmiyor mu? Aklımda çok sorular var ve yanıtsızlar, sen yanıtlar mısın tatlım? Sorguluyorum hep ancak artık tükendiğimi hissediyorum ve artık yola düz devam edemez haldeyim. Yol üzerinde sürekli çadırımı kurup kamp yapıyorum çünkü yoruldum, eskisi kadar mola vermeden devam edemiyorum. Bir insan giderken arkamı dönüyorum, Belki bakar diye ancak kimse vedalaştıktan sonra dönüp arkasına hiç bakmaz. Neden eskisi kadar iyi değiliz? Neden tahammül edemiyoruz? Neden insanlara şaklabanlık yapıyoruz gülsünler Diye? Neden bunları yaşıyorum veya yaşıyoruz tatlım? Ben fikrimi söylemek istiyorum; Ağlamak için göz yaşı gerekmez. Kalbin sızlıyor ise ve için yanıp tutuşuyor ise sen enkaz olmuşsun ve ağlıyorsun demektir. Ne zaman bitecek bu çile bilmiyorum ancak onu özlediğimi ve arkasından boğazımın düğümlendiğini, göğsümün sızladığını, içimde uçuşan kelebeklerin gittiğini biliyorum. Kalp kırmak kolaydır, onarması zordur. İnsan yaşattığını yaşamadan ölmez diye boşuna demiyorlar, en kötüsü ne biliyor musun? Güvenmek.. Güven çok zor kazanılır, hem de çok.. Ancak bir çizik atıldığı taktirde kaybedilir. Hayat da böyledir, tıpkı bir zincire bağlı kader gibi. Neden olduğunu sadece yaratıcımız biliyor, Ve onun ile iletişime geçme şansım olsaydı sormak istediğim tek kelime olurdu, “Ne zaman?” Gerçekten ne zaman bitecek. Bilmiyorum ancak yolumuz kısa ise acı bitsin, Uzun ise mutlu bitsin istiyorum. Benim yolum bitti sayılır, az kaldı ve gerçekten söyleyebileceğim tek şey “Korkuyorum” demek olurdu. Şimdi sende sıra tatlım, lütfen sorgula ve sor… ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 34 — Korkuyorum — Korkuyorum, ne için mi? Kaybetmekten. İnsanlar tek tek gidiyor çevremden, acı verici olsa da korkunç. Sevilmiyor gibi hissediyorum kendimi ve nedenini gerçekten bilmiyorum. Sanırım sevilesi bir insan değilim veya olamadım, biraz daha sevilseydim belki korkmazdım. Özgüvenim var ancak kaybetmekten korkuyorum, geceleri vicdan azabı çekiyorum. Nedenini bilmiyorum ancak bu çektiğim acılarım en kısa sürede dinecek gibi duruyor, nereden mi biliyorum? Hani filmlerde olur ya hep iyiler kaybeder, ben iyi olanım. Öyle düşünüyorum en azından ve ne zaman kaybedeceğim bilmiyorum. Dilerim ki herkes mutlu olsun hatta deseler ki bana, sen öleceksin ancak herkes mutlu olacak özellikle de o mut- Lu olacak. İşte o zaman değil canımı, ruhumu bile teslim ederim. İnsanlar gülsün istiyorum, biraz da olsa sabırlı olsunlar istiyorum. Bence çok şey istemiyorum, sence tatlım? Mutlu olmayı haketmiyor muyuz? Özellikle de O haketmiyor mu? Canım acıyor artık ve inan kaç kere daha söyleyeceğim ama Ölsem rahatlayacakmışım gibi hissediyorum. Acılarımı dindirmeye çalışıyorum ancak içimdeki çocuk acılarım diner ise sönecek gibi duruyor. Evet hissizleştim demiştim ancak İçimde ki çocuk kodes de duruyor, parmaklıkların arkasından beni izliyor. Kilidi açmamı istiyor ancak açarsam acılarım dinmeyecek ve tekrar her şey aynı şekilde tekrarlanacak. Korkuyorum, sen tatlım.. Lütfen o çocuğu öldürme ve onu sahiplen. O senin ruhun, kimse yokken gülmeni sağlayan o çocuk işte ve bunun değerini bilmelisin. Umarım her gün mutlu uyanırız ve istediğimiz şeyler olmuş olur, para mutluluğu satın alamaz derler fakat herkes alır diyor ya, ah.. Keşke dediğiniz gibi olsa, sevdiğinize kavuştuğunuz zaman inanın para hiç umurunuzda olmuyor. Gerçekten sevin ve sevilin, en azından tecrübe olarak edinin. Korkuyorum ben çünkü yaşadıklarımın bilincindeyim ve olabileceklerinde bilincindeyim, eğer bilincinde değilseniz boşver geç. Olmasın da, yoksa üzülürsünüz benim gibi umutsuz vaka bir Vaka olursunuz. Saat geç oldu, hadi uyu tatlım… ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 35 — Neden herkes gidiyor? — Bu hayat da kimse değer verdiysem gitti, kimi sevdiysem gitti. Sebebini bilmiyorum, sanırım sevgim onlara ağır geldi. Herkesin gittiğini fark ettiğimde ise sürekli sınırlarımı korumaya çalıştım ve bundan zevk alamıyorum. Sebebi ise özümden çıkmış olmam, yapay duygular ile dolaşmak zorundayım yoksa çocuk gibi bir insan oluyorum. İnan bana tatlım, çocuk gibi davrandığımda bil ki ben özümü yaşıyorum ve herkese yakın davranan bir Çocuk olmuş oluyorum. Gerçekten artık ne yaptığımı ben de bilemez oldum fakat biliyorum elbet bir gün herkes özüne dönmüş olacak, bu yapay duygulardan arınmış bir şekilde herkes çocuklaşacak. Sanırım çok şey istiyorum? Bilmem? Sence? Bana kalırsa istediğim şey büyük ve bunu dünya olarak asla başaramayacağız. Ben başarmaya çalışıyorum, en azından çevremdekileri özüne döndürmeye çalışıyorum. Sebebini bilmediğim savaşları içimde gece geç saatlerde veriyorum. O bıktığım tavana bakıyorum, kulağımda şarkım ve tüm nefretimi o tavana kusuyorum. Ve biliyor musun tatlım, sanırım başardım ben. Lütfen sende başar, lütfen mutlu ol, en azından biraz mutlu ol. O tavana bak ve nefretini kus. İnan bana kimsenin kalbi kırılmayacak, o tavana kustuğun zaman seni kimse duymayacak. Sadece savaş ve sen olacaksın, Denemeni istiyorum. Yapıyorsan da lütfen yapmaya devam et, savaşına bazen bir tane dostunu da davet et. Hasbihal yapın sadece birbirinize içinizi dökün, ve bu en komik olan arkadaşın olmalı. Neden mi? Kendimden biliyorum. En komik insan bendim hatta bana “otistik” diyorlar sürekli, evet öyle gibi davranıyorum çünkü insanları en azından pozitif enerji vermek istiyorum. Saat geceyi gösterdiğinde ise, Tüm nefretimi o tavana kusuyorum. Bundan zevk alıyor muyum? Eskiden alıyordum ancak artık zerre zevk almıyorum. Aksine nefret ediyorum çünkü kendi içimde savaş verirken insanlar beni komik olarak görüyor. Hatta bir yerden sonra benim dediklerimi dikkate bile almıyorlar bazen, söylediklerimi şaka sanıp gülüyorlar bazen ve bende bozuntuya vermeden devam ettirmem gerekiyor. Ey dostlarım, içim kan ağlıyor. En azından biriniz çıkıp beni anlasa ya? Çok mu şey istiyorum? Sizleri çok seviyorum buna emin olabilirsiniz. Sadece verdiğim savaşı görmenizi istiyorum, Yüzüm gülüyor ancak gözlerim ağlıyor. Umuyorum ki bir gün fark edeceksiniz, sustuğumda mesela bir şey mi oldu? Dediğiniz zaman, hayır bir şey yok. Dediğimde inanın bir şey var ancak boğazım düğümlenmiş halde. Yanımda durmanızı istiyorum mezara girene kadar, gerekirse sizlerden biri benim tabutumu ya da ben sizden birinin tabutunu taşımak istiyorum. Sevdiklerimi kaybetmek bana acı veriyor, ancak bu acıya o kadar alıştım ki artık zerre umurumda olmuyor. Sanırım yeni dostlarıma haksızlık ediyorum umursamama konusunda, bilmiyorum. Sanki hiç gitmemiş var gibi. Sessizce nefretimi kusuyorum lütfen duyun dostlarım, içim dışım kan içinde. Görmenizi istiyorum ancak görürseniz hayata bakış açınız değişir biliyorum ve o yüzden yok bir şey demeye, Devam edeceğim. Ancak var bir şeyler bunu bilmenizi istiyorum. Sanırım hayatım boyunca bu devam edecek, kör birine gökkuşağı renklerini anlatmak gibi, Sağır birine en güzel şarkıyı söylemek gibi, Aşkı tatmamış birisine anlatmak gibi… ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 36 — Neden acıya alışıyoruz? — Direndik her zaman, evet. Yorulduk mu? Ben yoruldum ancak belli etmemeye çalışıyorum ve yoluma devam edeceğim. Sırtımda çantam gidiyorum. Bir şey sormak istiyorum; Neden alışıyoruz? İnsanın doğasında olan şey alışmak mı? Sevdiğin birisinin göz göre göre gitmesini izlemek doğal mı? Ya önceden sevdiğin birinin gittiğini görmek? Yaşama isteğimi elimden çalıyorsunuz. Evet siz. O herkesin duyguları ile oyuncak gibi veya peçete gibi kullanıp atan sizlersiniz. Kötüyüm, sebebi ise sizsiniz. Dedikleri doğruymuş, en kötü anınızda o yaşadığınız tüm anılar canlanıyor. Yaşaması zevkli mi? Hayır. Geçmişe dönmek istiyorsunuz ve bir şeyleri düzeltmek amacı ile değil, yaşamak isteme amacı ile dönmek istiyorsunuz. Ben kendimle barışalı çok oldu, kim ne derse desin ben en iyisiyim. Sende bunu söyle tatlım, ben en iyisiyim de. Özellikle de duygularına sahip çık, asla kendine küsme. Bu küçük görünen fakat kocaman dünyada Elbet bir gün değerini anlayacaklar. Anlamasalar bile sen göstereceksin, buna emin olabilirsin. Eskisi gibi değilim. Değiliz. Keşke eskisi gibi olsa. Evet, gelen gideni özletiyor biliyorum, gelen gidenin değerini bilmene yarıyor biliyorum. Ancak yapacak hiç bir şeyimiz yok, en başında onun değerini bilmeliydik. Ee tatlım, ne olacak? Var mı aklında bir şey? Benim yok, sormana gerek yok. Diyorum ki, yaşayıp göreceğiz her şeyi. Her zaman herkes yanımızda olmayacak bunu göze alarak yaşamalıyız. Lütfen kendini üzme, çeki düzen ver. Ben zaten kan ağlıyorum ve sürekli şunun denmesinden bıktım; “İyi misin? Bir şey mi oldu? Nasılsın?” Bıktım artık. Kötü birisi iyiyim der zaten asla kötüyüm demez. Diyemez. Palyaço gibi güldürenlerin içi kan ağlıyor bunu bilin, Tanıdığınız en komik ve en şaklaban insanın yanına gidip sırtını ovalayıp, derdini sorun. Sorun bakalım neler dökecek, ne kadar kötü şeyler dökülecek ağzından. Sorun bakalım ne kadar acı bir hayatı olmuş, diyecektir ki; Ben kötülüğün en kötüsünü tattım. En azından çevremdeki insanlar gülsün diye komik olmaya çalışıyorum. Kötüyüm. Sevdiğim herkes tek tek gitti, Sırtım zaten hançer dolu. Ne yapacağımı bilmiyorum, sadece güldürüyorum insanları ve akışına bırakıyorum. Emin ol, bunu diyecektir. Lütfen çevrenizdeki en komik insana iyi bakın, onlara laf etmeyin. Alınırlar ancak ağzını açmaz, umursamıyorum der geçer ancak kafasına en çok takan insandır onlar. Bazı söyleyeceğiniz küçük sözcükler, devasa büyük bir üzüntüye yol açabilir. Bazı insanlar hassas olur ve bu tek bir kelimeye bakabilir. Lütfen tanımadığınız birisi ile konuşurken “Anne ve Baba” bile demeyin. Belki o tanımadığınız kişi ailesi yok, kaybı var? Belki Nefret ediyor veya travmaları var, bilemezsin. Dikkatli ol yol arkadaşım, can kardeşim, bir tanem. İyi uykular diliyorum sana, hadi sayfayı katla ve uyu. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 37 — Kötü hissediyorum — Nedenini bilmediğim şekilde tekrar sorgularken buluyorum kendime, sebepsiz yere özür diliyorum. Kendimden. Neden böyle yaptım ben? Neden gölgesiz gitmiyor hiç bir şey? Gölgesiz aşk olur mu? Birisinden bir şeyleri saklıyoruz ve açığa çıkınca o dilimizin düğüm olması peki? Benim kimseden saklayacak bir şeyim yok, saklıyorsam da onun gerçekten iyiliği içindir. Gerçek anlamda iyiliği için saklarım, gölge yaratırım. Kirli çamaşırı olurum ki, zaten öyleyim. Ben böyleyim. Üzgünüm böyle birisi olduğum için... Artık gitmiyor, tükendim. Yoruldum. Bu yarış ne zaman bitecek? Ne zaman eskisi gibi olacak? Ne zaman o güneşli günlerde güldüğümüz, heyecandan uyuyamadığımız geceler olacak? Tükendim, sebebi bu. Uyumak istiyorum, ebedi uyku. Artık geceleri sabaha bir an önce kalkmak istiyorum demiyorum, sabahları gece olsa uyusam diye sıkılıyorum. Ne zaman o eski güneşli günler gibi olacak? Mesela bir hediye aldığımızda onu kalbimizin aşırı hızlı atması ile heyecandan duramadan merak etmemiz. Artık etmiyoruz, edemiyoruz. Eskisi gibi olsun istiyoruz ancak bu bizim elimizde olmayan tek şey, Yaşanmışlıklar. Geçmişi düzeltemeyiz ve unutamayız. Hafızamızın derinliklerine kazır o kendini ve en savunmasız anınızda gözünüzü önünüze perde gibi iner. İşte, tam o anda güçleneceğiniz andır. Artık anlamışsındır tatlım, neden bu hayat bu kadar zor ve neden üstümüze geliyor. Bunu sayfalara sığdırmaya çalıştım, başardım mı bilmiyorum ancak yolun burasına kadar bence iyi ilerledik ve iyi dertleştik. Sence? Artık hiç bir şeyin anlamı yok dediğimize göre, hiç bir şeyi umursamamayı da öğrenmeliyiz. Bir insan için canımızı sıkmamamız gerektiğini öğrenmeliyiz, birilerini kırmamayı öğrenmeliyiz. Gerekirse kıran o, kırılan biz Olmalıyız. Çünkü hayat bu, savunma yapma tatlım, bu böyle ve böyle devam edecek. Bazen biz kırıldık sanarız fakat bilmediğimiz neler vardır, hiç sorguladın mı onu kırdın mı diye? Veya birisini kırmak istemeyip aksine, Yanlışlıkla parçaladın mı? Düşün tatlım, bu hayat daha neler neler gösterecek bizlere. Bilmediğimiz neler var, sokakta gördüğümüz insanların nasıl hikayeleri var, bilmiyoruz. Bilemeyiz. Kırma, kırılma, umursa, umursama. Anlatabilmişsem ne mutlu bana, iyi geceler tatlım. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 38 — Heyecanımız neden yok? — Bize ne oldu? Biz insanlara ne oldu? Evet, bize ne oldu? İstersen önce senle beni konuşalım, gittin ve dur demedim tamam ancak sen neden arkana bakmadan gittin. Düşünmedin mi hiç beni? Ben seni düşünüyorum, sen üşüyorum desen ben kalbimi yakardım, sen sarılsaydın senin olurdum. Zaten senindim ancak peçete gibi oldu biraz, neden mi? Kullanıp attın. Peki ya neden? Bunu hakedecek ne yaptım ben sana? Yoksa ben bir cep telefonumuyum? Benden daha yenisi ve iyisinimi buldun? Ben sana sadıktım, senindim. Ya sen? Değilmişsin. Yolun açık olsun sevgilim, seni buralarda göremiyorum ve özlüyorum. Ancak gittin ve geri gelsen bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. O yüzden sadece arkamıza yaslanıp o günleri düşünelim. Gelsen tekrar senin olmak isterim ancak o güveni bana veremezsin, sana biraz kızgınım ancak içime atıyorum. Seni göremiyorum, görsem konuşmak isterim ancak korkuyorum. Eski heyecanımız ve tadımız yok. Yaşandı ve bitti, insan bazen yapmam dediğini yaparmış. Evet yapar, gördüm ve deneyimledim. Seni seviyordum, bilmeni isterim. Bunu bilmen gerek ancak gittiğine göre bilemedin, ruhumun derinliklerinde hâla sen varsın bunu unutmamanı istiyorum. Hafızamın büyük özel kısmında sen varsın, Aklıma sen geliyorsun unuttum sanma. Senin gibi karınca incitmeyen birisini nasıl aklıma kazıyamayayım. Beni incittin sen kendi hayatında sadece. O eski anılar kafamda canlandığında tüm odağım, Tüm kafamdaki her şey gidiyor. Sadece sen oluyorsun, o gezmelerimiz, el ele dolaşmalarımız… Geri dönmeni istiyorum ancak bunu yapsan bile eskisi gibi olmayacak dediğim gibi. Kendine iyi bak… ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 38 — Aşk insanı düzeltir, yani bence öyle. — İnsanlar duygusal varlıklardır, bu tartışılmazdır. Değil mi? Aşkı tatmış insanlar olarak bu sayfacıkların içerisinde beraber konuşuyoruz, dertleşiyoruz. En azından ben seni duyduğumu düşünüyorum. Aşkı tatmamış insanlar burada olmaz zaten, ha tatmış derken öyle 2-3 gün veya platonik olarak değil. Gerçekten yıllarını vermiş ve en sonunda yolu bitiremeden yarıda bırakılan bizlerden bahsediyorum. Dostum senin ile biraz içten konuşmak istiyorum; Aşık olduğumuzda dünyaya bakış açımız değişiyor, başka insanlar ile konuşasımız gelmiyor ve hep o olsun istiyoruz. Sabah kalktığımızda, yemek yerken, işe giderken, akşam televizyon izlerken, dışarıda dolaşırken... Ve en kötüsü ne biliyor musun, dışarıda yürürken çift gördüğünde bir anda aklına onun gelmesidir. Onlar kol kola yürürken diyorsun ki, keşke o da yanımda olsa da kol kola yürüseydik gülümseyerek. Ancak o gitti, aşık olmadan önce hiç bir şeye dikkat etmezdik. Ne kendimize ne de düzenimize ve sorumluluklarımıza, aşk bizi düzeltti. Ve o bizi bozdu, özellikle bozduktan sonra oluşan o tahammülsüzlük, bıkmışlık, Bir şey yapmayı istememek, sadece oturup tavana bakarak onu düşündürür. Aşık olduğumuz yanımızdayken ya da gitmemişken ve bizimleyken çok dikkat ederiz. Aman o rahatsız olmasın, Acaba elini tutsam rahatsız olur mu? Acaba arasam rahatsız olur mu? Ya da suratı asık, acaba bana mı asık, bir şey mi yaptım farkında olmadan? Bu tarz düşünceler yer bitirir. Gidince ise neden gitti diye yeriz kendimizi. Ancak ömür boyu gitmeyecek birisi ise, siz ile kavga etmiyor ise veya etse bile gitmeyen birisi ise zaten rahat olursun. Ancak konu bu rahatlık değil, Gidecek korkusu. Gitmese ne olur? Dünyam renklenir, giderse ne olur? Çürürüm. Evet, çürürüm. O yanımdayken şarap gibi olurum. Yığlandıkça mutlu olurum, zihinsel olarak güzelleşirim. Değilken ise sokağa atılan bir ekmek parçası gibi 2 saat içerisinde sertleşip odun olurum. Daha doğrusu hepimiz oluruz. Keşke her şey istediğimiz gibi gitse, ancak bu hayat böyle değil. Dünya zorluklar ile savaşmak için kuruldu ve biz bu zorlukları aşacağız. Kolay yoldan değil, zor yoldan gitmek istemeliyiz. Uğraşacağız, Zorlayacağız, gidince gitsin diyip unutmaya çalışacağız. Unutamasak bile acısına alışacağız. Aşk eğer yanınızda ve kalbinizde ise size iyi gelir, giderse zehirli ok gibi kötü gelir. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 39 — Vicdan azabı — Hayatımda ki en kötü duygu bu duygudur. Bazen gece gelir, sebebini bilmem ancak içimi kemirir. Sana da oluyor mu tatlım? İçini kemiriyor ama aşırı şekilde kemiriyor, bilemiyorum da sebebini. Can acıtır, duygularını sorgularsın o gece tavana bakarken. Bana artık uğramayı bıraktı, yağmurun cama vuruşunu dinliyorum artık kendi içime attıklarım ile. Bana iyi geliyor, Şarkımı açıp yağmurun o tatlı şarkısı ile düşüncelere dalmak, kötü bu asında çünkü onu düşünüyorum. Acaba dışarıda mı, üşüyor mu? Üşüyor ise onun için kendimi yakmaya hazırım. O üşüyorum dese kendimi yakarım, yalnızım dese sarılırım koşarak. Bu hayat kime ne yaşattı bilmiyorum ancak ne yaparsak yapalım hayata darbe vuramıyoruz. Olan hep bize oluyor. Aslında sıkıntı ne biliyor musun? Sonunu bilmeden aşık olmak. Birisini sevmek ve bu gerçekten elimizde değil, duygusuz olarak nitelendirseniz bile kendinizi en sonunda tadacaksınız. Her canlı ölümü tadacaktır cümlesi doğru ancak her canlı aşkı tadacak cümleside doğru bence. Sen tattın mı tatlım? Tattın. Buradasın çünkü ve tatmadım desen bile tadacaksın. En ufak olayda o vicdan azabını iliklerine kadar hissedeceksin ve kendini yakıp, tırmalayacaksın. Keşke herkes dilimizi anlasa, duygularımızı anlasa. Aslında sokak köpeklerinden pek bir farkımız yok, herkes kendini anlar. Herkes geceleri kendisi ile konuşur. Hadi tatlı rüyalar. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 40 — İkilem — Anlayamıyorum. Kim iyiliğimizi istiyor, kim kötülüğümüzü. Dost sandıklarımız insanlar, bir bakmışsınız sırtınızda yeni bir hançere yer bırakmamış. Aile peki? Sence aşkım, iyiliğimi istiyor yoksa kötülüğümü? Ben hep bu ikilemde kaldım. Hayatım boyunca sürekli kısıtlamalar aldım ve saygımdan hiç kimseye elimi bile kaldırmadım. Hayatımda hiç fiziksel kavga etmedim, sürekli nefretimi içime attım. Dediğim gibi tatlım, zaten küllük olmuş içim. Bir izmarit de sen atmasaydın belki taşmayacaktı, belkide temizlenecekti. Attın, sorgulamıyorum. Seni yargılamıyorum. Sadece neden? Ailemin de buna katkı payı oldukça yüksek evet, biliyorum. Keşke gitmeseydinde o yarım kalan resimlerimizi çizseydik, karalasaydık. En yakın dostlarım bile düşmanlarımızın iki lafına inanıyor ve aramızı bozuyor. Ben hayatım boyunca ilk defa bana “kahpe” denildiğine şahit oldum. Sen de gittin zaten. Bir sürü sorumluluk altında bu yaşadıklarımı kaldıramıyorum. Uzun yol hâla tercihim biliyorsun ve bu yol uzun. Bekliyorum, elbet yolun kenarında benim ile karşılaşacaksın. Ve emin ol ben sana ikinci bir şansı vermeye çoktan hazırım, bana desen ki; Seni seviyorum. Emin ol bende sana seni seviyorum diyeceğim. Uzun yıllardır insanları anlıyorum sanıyorum çünkü en çok uğraştığım şey insanlar ve gerçekten bazıları karmaşık. Biriside benim. Karmaşık bir insana denk geldiğimde, kendime benzetiyorum. Ve eminim onun da içi küllük ve hemen dost olmaya çalışıyorum. Ancak bana o dediklerinden sonra artık kimseyi dostum olarak görmüyorum. Bu gece uzun tatlım, gel sayfalara dökerek dertleşelim. Geceleri o sokaklara vuran garip mavi, mor, yeşilimsi renkte olan ışıkların altında şarkı açıp oturmak istiyorum şu anda. Yerler kar içerisinde ve lapa lapa, kocaman kocaman kar yağıyor. O kar ellerime değiyor ve ellerim üşüyor, yanımda sen varsın ve ellerimi sımsıkı tutmuşsun ısıtıyorsun. Tatlı bir sohbet, kafamızda hiç bir dert ve sorumluluk yok. Bunu yaşamak istiyorum şu anda ancak ne kar yağıyor, ne o sokak lambası var, ne sen varsın. Yapa yalnızım. Yalnızlık bana bir bakımdan iyi geliyor ama senin kadar değil. Zamanın kayıp gitmesini bekliyorum, bu zor günler ne zaman gidecek diye ve asıl istememin sebebi omzumda ki yükün zayıflayacağına inanmam. Bilmiyorum, Belki şu anki halimi özleyeceğim ileride belkide ileride şükür edeceğim. Yaşamadan bilemem ama inan ki tatlım “YORULDUM”. Hiç bir şeyi kafama takmazken artık takıyorum. Babalarımız gibi çok düşünüp az konuşuyorum iki yıldan beri. İnsanları güldürmüyorum, onlar beni güldürmüyor. Karşılık arar oldum, Bu acı yılların bitmesi sanırım senin ve benim için iyi olacak. En azından unutmasak bile, acıya alışmış olacağız. Küçükken ne kadar da masumduk değil mi? Su içmeye kalktığımızda bizi bir canavar korkuyor sanardık ve koşardık evin içerisinde, kapımızı kapalı tutardık çünkü o çocukken içimizde ki canavar bizi izliyor sanıyorduk. Artık o canavar yok, korkmuyoruz. Karanlıktan korkmuyoruz, küçük böceklerden korkmuyoruz, yetişkin bireyin bağırmasını duyduğumuzda irkilmiyoruz. Neden peki? Olgunlaştık ve büyüdük. Keşke böyle olmasaydı, hep çocuk kalsaydık. Zaman hızlı geçiyor evet ama acımız var ise o kadar yavaş geçiyor ki, o kadar dar geliyor ki anlatamayız. Of diyip beklemekten başka çaremiz yok… ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 41 — Üzülmüyoruz, canımız yanıyor. — Artık hayat sıkıcı geliyor, heyecan verici değil. Artık komik şeyler boş geliyor. Tüm sevdiklerim ile ters düştüm ve gerçekten içime kapandım. Herkes ne oldu diye sorduğunda ise suskun kalıyoruz. Başımızdan sağmak için; Bir şey yok, yorgunum. Diyoruz. Konuşsak neler diyeceğiz, içimize kapanmasak neler söyleyerek kim bilir kaç insanı kıracağız. Ve en kötüsü ne biliyor musun? Başkasını kırmamak için kendi içini parçalaman. Dertleşmek iyi gelecek sanıyorsun ancak dertleştikten sonra o dertleştiğin kişiye sadece sana karşı kullanabileceği bir koz vermiş oluyorsun. İnsanlar acımasız yaratıklar. Biz değiliz, biz kendimizi parçalıyoruz, başkalarını parçalamak yerine. Neden peki? Baş yapıt olan “vicdan”. Zaman akıyor tatlım, içine kapanıksın biliyorum. Acıların var biliyorum, lütfen zamanı iyi değerlendir en azından yatırım yap. Kendine yatırım yap, bir şeyler öğren veya bir şeyler ile uğraşarak vakit geçir. En azından acını unutmaya çalışsan? Benim için dener misin. Canımızın yanması bizi üzüyor, başkasının canının yanması ise bizi parçalıyor. Hani kırılan bir şey asla eskisi gibi olmaz ya, işte insan kalbide aynıdır. Kırılınca bir defa, asla düzelmez. İstediğini yap düzelmez. Düzelse bile yalan düzelmedir, en ufak bir şeyde aklına yapışır ve o yapıştırdığın yara bandı bir anda kopar ve fırlar. Tekrar kırılmış olur. İşte o yüzden kimseyi kırma tatlım. Güzel bir insan ol, Saygını hiç bir şekilde yitirme, kavga etme, tartışma. Tartıştığında aklından şunu geçir; Ben bir cahil için tartışamam. Tartışmayı bitirmek için, evet sen haklısın de geç. Yoksa iki taraftan birisi kırılacak, Ve kıran kişi en az yarısı kadar kendini kıracak. Vicdan azabı çekecek, neden onu kırdım ben diye. Bu gece gözümüzde uyku yok biliyorum, direnme. Uyu tatlım. Ve unutma, seni kimse yargılayamaz. Sorguya çekemez ve asla içindeki karanlığa bakamaz. Kötü düşüncelerden uzak dur, sadece olumlu düşün, bir defa olsun o bardağın boş değil, dolu tarafına bak. Belki o dolu tarafı seni çok daha fazla mutlu edecek. Emin ol beni mutlu etmedi ama ben yılmayacağım, o boş tarafına bakarak kendimi mutlu etmeye çalışmaya her daim devam edeceğim. Gerçekten acınası insanlarız bizler, daha doğrusu onlar acınası. Bize bakıldığında aslında, onca acıya rağmen yılmamış insanlarız. Bu motivasyonun olabilir, yılma! Devam et. Seni seviyorum tatlım, iyi geceler. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfa 42