Kardeşim ben oy muhabbeti için bir laf demedim. Sadece %52 diyerek 25 Milyon insanın hepsi mi böyle sence? Ben sadece ihtimal verdim. Ben çok seviyorum sanki ona oy verenleri.
"Trabzon = arabistan" tanımını doğru kabul edeceğimiz her senaryoda "İstanbul =Suriye" hatta "İstanbul = 2X Suriye" dememiz de gerekir. "Ankara = Suriye" de rahatlıkla diyebiliriz.
Sanırım trabzonlusunuz diye tahmin ediyorum ama neyse. Ben uzungöl'e 2 defa gittim: 2013'te çok güzeldi ve 2020'de gittiğimde her yerde Arap kültüründen giysiler ve tamamen Arapça tabelalar vardı. Sümela manastırı keza aynı, merkezde de çok vardı. Yani ben Mersin'de bu kadar Arap ve Suriyeli görmemiştim.
“Sanırım trabzonlusunuz diye tahmin ediyorum ama neyse. Ben uzungöl'e 2 defa gittim: 2013'te çok güzeldi ve 2020'de gittiğimde her yerde Arap kültüründen giysiler ve tamamen Arapça tabelalar vardı. Sümela manastırı keza aynı, merkezde de çok vardı. Yani ben Mersin'de bu kadar Arap ve Suriyeli görmemiştim.”
Evet öyleyim ayrıca dışarıdan yorum yapmıyorum, Trabzon'da doğup büyüdüm. Şu anda Trabzon'da yaşamasam da memleketim olduğu için yılda en az 1-2 sefer gidiyorum. Uzungöl dediğiniz yere benim köyümün uzaklığı 5km. 20 sene öncesini de biliyorum bugününü de. Araplardan önce Uzungöl'ü maalesef Türkler olarak biz bozmuştuk zaten. Uzungöl cennet gibi bir yerken bir anda yerli turistlerin ilgi odağı oldu ve 2009-2010 yılları arasında Uzungöl'de inanılmaz hızlı bir şekilde ve inanılmaz kötü mimarilerle oteller ve mekanlar inşa edilmeye başlandı ve tabiri caizse Uzungöl'ün içine ettiler. Arapların Uzungöl'ü keşfetmesi bu bahsettiğim dönemden 4-5 sene sonra gerçekleşti. Arapların da gelmeye başlaması ve pek zeki Uzungöl esnafının kent kimliğini hiçe sayarak her yere Arapça tabelalar asmasıyla Uzungöl uğranılmayacak kadar kötü bir hale geldi bunu kabul ediyorum ama dediğim gibi Uzungöl'ün zaten içine edilmişti. Sümela Manastırı için de köyüme olan mesafesi hariç birebir Uzungöl için anlattıklarımın aynısı geçerli. Şehir merkezinde ise ne Trabzon'da yaşadığım 14 yıllık süreçte ne de sonrasında tek tük denk geldiklerim hariç Araplara hiç denk gelmedim.
Öte yandan işim ve çevrem gereği sürekli olarak seyahat eden ve Türkiye'nin hemen hemen her bölgesine giden bir insanım. İstanbul'da ve Ankara'da tıpkı Amerika'daki Çin mahalleleri gibi Suriye ve Arap mahalleri kurulmuş durumda. Mahallelerin içerisine adım atmaya çekiniyorum. Sanki Arap topraklarındaymışım gibi yüzlerce Arap sağımdan ve solumdan geçiyor. Metrolar, otobüsler, parklar hatta biraz üst seviye sayılabilecek alışveriş merkezleri hariç neredeyse her yer Suriyeliler ile dolu. Akdeniz bölgesi de pek farklı değil. Sahil boyunca plajlar; Suriyeliler ve Araplar ile dolu. İlla ki sizin şehrinizde Suriyelilerin veya Arapların pek uğramadığını bildiğiniz plajlar veya parklar, vs. vardır ve siz oralarda rahat şekilde zaman geçirebiliyorsunuzdur ama bu onların da o bölgelerde var oldukları gerçeğini değiştirmez.
Nitekim dediğim gibi, "Trabzon = Arabistan" tanımını doğru kabul edeceğimiz her senaryoda "İstanbul =Suriye" veya "Ankara = Suriye" de rahatlıkla diyebiliriz. Hatta diğer pek çok şehri de bu şekilde tanımlayabiliriz.
%52 diye kimleri ima ettiğinizi biliyorum hocam ama o %52 kişinin arasında bir sürü terbiyeli ve ahlaklı insan vardır eminim. Genel bir sayı diyerek hiçbir yere varılmaz.
Aziz Nesin de sözünün devamında zamanla bu oranın artacağını söylüyordu...
Ayrıca bir rivayete göre; bu "Türklerin %60'ı aptaldır. Zaman geçtikçe oran daha da yükselecektir." sözünden sonra kendisine kızanları, hakaret edenleri görünce "Değiştiriyorum; Türklerin %95'i aptaldır" demiş.
Haklı çıktı mı? Maalesef, evet. Aziz Nesin aydın bir adamdı zaten ileri görüşlü olması pek şaşırtıcı değil.