Çeviri: Yalnızlık

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan 7025
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
  • Mesaj Mesaj 4
  • Görüntüleme Görüntüleme 312

7025

Deneyimli
Katılım
24 Mayıs 2024
Mesajlar
729
Makaleler
5
Çözümler
14
Beğeniler
1.230
Sık sık bir dağın üstünde, gün batımında,
Oturuyorum eski bir meşenin gölgesine hüzünle;
Rastgele gezdiriyorum bakışlarımı çayırda,
Değişen manzaralar açılıyor önümde.

Gümbürdüyor nehir köpüren dalgalarla burada;
Kıvrılıyor ve gömülüyor uzak bir belirsizliğe;
Durgun göl uzatıyor dingin sularını orada
Akşam yıldızının göğe yükseldiği yere.

Kara ağaçlıklarla taçlanan zirvesine şu dağların,
Alacakaranlık son şavkını vurmakta hâlen,
Ve buğulu savaş arabası gölgeler ecesinin
Tırmanıp ağartıyor ufkun eşiğini şimdiden.

Ancak, yükselerek gotik bir kuleye,
Bir ilahinin sesi havaya yayılıyor,
Gezgin duraksıyor ve günün son sesleriyle
Paslı çan kutsal dinletiye karışıyor.

Fakat bu manzaraların karşısında kayıtsız ruhum
Ne cazibe duyuyor ne de coşkunluk,
Yeryüzünü avare bir gölge gibi kirletiyorum:
Canlıların güneşi ısıtmıyor ölüleri artık.

Tepeden tepeye boş yere taşıyarak bakışımı,
Güneyden poyraza kadar, şafaktan guruba dek,
Dolanıyorum muazzam boşluğun her noktasını,
Ve diyorum ki: “Beklemiyor beni hiçbir yerde saadet.”

Ne ediyor bana bu vadiler, bu köşkler, bu saraylar,
Bu beyhude şeyler cazibeleri benden çalınan.
Nehirler, kayalar, ormanlar, sevgili yalnızlıklar,
Bir kişiden mahrumsunuz, kimsesiz kaldınız bundan!

Başlasa ya da bitse de güneşin dönüşü etrafında,
Kayıtsız bir gözle seyrini takip ediyorum ben;
Ya batıyor ya doğuyor kara yahut temiz bir semada,
Ne çıkar ki güneşten? Bir şey beklemiyorum günlerden.

Takip ettiğimde onu o büyük devinimi içinde,
Her yerde yalnız ıssızlığı ve çölleri görürdü gözlerim;
Hiçbir arzum yok onun ışığını vurduğu şeylere,
Bir şey yok koskoca evrenden de dilediğim.

Fakat belki de küresinin sınırlarından ötede,
Gerçek güneşin aydınlattığı yerlerde diğer gökleri,
Bırakabilirsem fani kalıntılarımı toprağın üstünde,
Düşlemiş olduğum da karşımda belirir belki!

Orada, sarhoş olurum kaynağında arzumun;
Orada, bulurum umudu ve aşkı,
Ve güzel hayali dilediği her ruhun,
Ve bu geçici dünyada adı olmayanı!

Taşınıp Şafak’ın savaş arabasıyla, neden,
Yeminlerimin bellisiz nesnesi, atamam kendimi sana!
Bu sürgün yerinde ne diye kalıyorum ki hâlen?
Hiçbir ortak yanım yok benim bu dünyayla.

Düştüğünde çayırlara ormanların yaprağı,
Yükselip koparır onu akşam rüzgârı vadilerdeki;
Ve ben, ben o solmuş yaprak gibiyim tıpkı:
Götürün beni onun gibi, fırtınalı kuzey yelleri!

Yazar: Alphonse de Lamartine
Çevirmen: @7025

Orijinal Metin:

 
@1854, bayağı kötü olan nedir? Şiir mi, çeviri mi?
 
Ne ediyor bana bu vadiler, bu köşkler, bu saraylar,
Bu beyhude şeyler cazibeleri benden çalınan.
Nehirler, kayalar, ormanlar, sevgili yalnızlıklar,
Bir kişiden mahrumsunuz, kimsesiz kaldınız bundan!
Bu dörtlük hayatımı tarif etmeye yetmiş.

Ayrıca şans eseri şiiri okurken arkada ''Gittim bu*'' çalıyordu. İkisi birlikte çok iyi gittiler. Okuyanlara bir de bu şarkıyı dinlerken okumalarını tavsiye ederim.

 
Ellerinize sağlık hocam, lütfen böyle paylaşımlara devam edin.
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…