Donato_Giancola_-_One_Ring_to_Rule_Them_All.webp

Donato Giancola — One Ring to Rule Them All

J.R.R. Tolkien’in Orta Dünya eserleri, mirası inanılmaz büyük ve hayret edilesi bir iş. 1937'de Hobbit ve 1954'te Yüzüklerin Efendisi’ni yayımlayan Tolkien, Orta Dünya hakkında başka bir kitap yayınlayamadan 1973 yılında vefat etti. Onun görevini Christopher Tolkien, oğlu aldı. Kendisi yeni şeyler yazarak eserleri tamamlamadı, genişletmedi; babasının bıraktığı notlar yığınından derleyerek hikayeleri olduğunca yayınlama işine girişti.

Bu kadar fazla kitap ve yazarın vefatından dolayı tam düzene oturmamış hikayeler bütünü Tolkien’in Orta Dünya’sını başlangıçta biraz karşmaşık ve göz korkutucu kılabiliyor.

Bu yazımda ise kendi tecrübelerimce sizlere bir okuma sırası sunacağım. Oluşturduğum okuma sırasının öncelikle Orta Dünya evrenini ve detaylarını okuyup, anlamak sonrasında ise Tolkien’i anlamak ve daha detaylı öğrenmek olacak şekilde düzenledim. Bu düşüncemden kitapları anlatırken de bahsettim.


Sizlere öncelikle J.R.R. Tolkien’in bu eserleri yaratma yolculuğundan kabaca bahsetmek isterim. Tolkien’in bu macerasını okuyup öğrenmek, hem hikayelerin gelişimini görmek hem de nasıl bir okuma sırasıyla ilerlemenin daha mantıklı olduğunu görmek açısından oldukça yardımcı oldu bana.

Her şeyin temeli Tolkien'in Birinci Dünya Savaşı yıllarında yazmaya başladığı ufak hikayeler ile başlıyor. Aklında büyük bir mitoloji yaratma fikri olan Tolkien, bu hikayeler ile bu mitolojinin ilk adımlarını atıyordu. İleride bu hikayeler Beren ile Luthien, Hurin'in Çocukları ve Gondolin'in Düşüşü yani Silmarillion'dan bildiğimiz Birinci çağın 3 büyük hikayesi olacaktı. Tabii bu senelerde (1916–1920) yazdığı, tasarladığı şey oldukça ana hat odaklı, taslak kıvamında işlerdi. Ayrıca bu hikayeleri bir şiir, türkü olarak tasarlamaya çalışıyordu. O mitolojiden kopup gelmiş, o dünyanın efsanelerini anlatan şiirler, türküler.

1926 senesine geldiğimizde ise Mitolojinin Taslağı adı altında öyküleri toplamaya başladı. Bu, şu an bildiğimiz Silmarillion'un ilk temelleriydi. Burada ilk çağda olacak şeylerin ana hatlarından ve yine ilk çağda geçen o üç büyük hikayeden ana hatlarıyla bahsediliyordu. Yaklaşık 20 sayfalık bir taslaktı. Tolkien zaman içinde bu hikayeleri adım adım geliştiriyordu. İlk kapsamlı çalışması ise 1930 yılında yaptığı Quenta Noldorinwa, yani Noldor'un Tarihi olarak adlandırdığı, Mitoloji Taslağını genişlettiği bir çalışmaydı. Bu ise şu anki Silmarillion'a yaklaştığı biraz daha detaylı bir çalışmaydı. Hala daha çok detaylı olmamasına rağmen detaylar oturmaya başlıyordu yavaştan.

Quenta Noldorinwa ile aynı sene Hobbit’i yazmaya başladı. Hobbit aslında Tolkien’in aklına gelen çok anlık, spontane bir fikirdi. Üstüne düştü ve hikayeye bütün bir yapı kazandırdı. 1930 ile 1937 arasında Hobbit’i yazdı, o sırada önceden uğraştığı Quenta Noldorinwa’yı arka plana attı. Hobbit yayınlandıktan sonra, Quenta Noldorinwa’yı bir üst seviyeye taşıyıp Quenta Silmarillion yani bildiğimiz adıyla direkt Silmarillion üzerinde çalışmaya başladı. Artık hikayeleri düzgün şekilde oturtuyor, aklına geldikçe yavaş yavaş da o üç hikayeyi genişletiyordu. Yine de tek odağı Silmarillion değildi, Hobbit’in elde ettiği başarı yüzünden devamının gelmesi adına hem okurlardan istek vardı hem Tolkien de buna istekliydi. 1939'da Yüzüklerin Efendisi’ni yazmaya başladı.

Donato_Giancola_-_Frodo_s_Inheritance.webp

Donato Giancola — Frodo’s Inheritance

İşin başında Tolkien’in Silmarillion'u Hobbit'e ek olarak, o dünyanın tarihi olarak yayınlama planı vardı ama yayıncılar bunu kabul etmedi.

1950'lere gelindiğinde Yüzüklerin Efendisi'ni tamamlamıştı, o sıralarda Silmarillion'u tamamlayamamıştı henüz. Silmarillion, Hurin'in Çocukları kısmında kalmıştı. Yüzüklerin Efendisi'nden sonra Silmarillion ile ilgilenmeye devam etti. Bu sırada temellerini çok öncesinde attığı ve Noldorinwa ve Silmarillion’da genişlettiği Beren ile Luthien'in tam metnini bitirmeye girişti ve şiir şeklinde yazmaktan vazgeçip düz yazıya başladı ama yine de bitirmeden bıraktı. Aynı şekilde Gondolin'in Düşüşü’ne de tekrardan başlamıştı 1951 senesinde, ama Tuor'un Gondolin'e gelişine kadar getirip onu da bırakmıştı.

Silmarillion; Beren ile Luthien, Hurin’in Çocukları ve Gondolin’in Düşüşü olan 3 büyük efsanesiyle birlikte Orta Dünya’nın başlangıcından birinci çağın sonuna kadar olan savaşları, olayları ve karakterleri anlatan bir tarih kitabı olarak 1977'de Christopher Tolkien tarafından yayınlandı. 1973'te vefat eden J.R.R. Tolkien zaten Silmarillion’u çoğunşukla tamamlamış, sisteme oturtmuştu. Yine de dünyanın yaratılışı ve savaşlarla ilgili eksik, derlenmemiş kısımlar vardı. Oğlu Christopher Tolkien yarım kalan bu son bölümleri düzenleyerek kitabı yayınladı.

Her ne kadar onu da tam tamamlamamış olsa da Hurin'in Çocukları en çok ilerleme katettiği, başı sonu daha belirgin ve sisteme oturtulmuş olandı. Bu hikayenin biraz daha kısa versiyonu oğlu Christopher Tolkien tarafından yayınlanan ikinci kitap olan Bitmemiş Öyküler’de (1980) yayınlandı, sonra daha detaylı bir çalışmayla 2007'de tek kitap haline getirildi.

Ayrıca yine Bitmemiş Öyküler kitabının ilk bölümünde Hurin’in Çocukları hikayesinden önce Tuor'un detaylı hikayesine yer verilmişti. Bu, Tolkien'in 1951 yılında başladığı versiyondu. Bu versiyon geçtiğimiz senelerde çıkan Gondolin'in Düşüşü kitabında da yer buldu kendine.

Tabii bütün bunların yanında Tolkien ikinci ve üçüncü çağ hakkındaki olaylar, kişiler ve Silmarillion'da akıbetinden pek bahsedilmemiş karakterler hakkında da notlarını genişletiyordu zira artık Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit ile 2. ve 3. çağın başlangıcını yapmıştı. Bu çağlarla alakalı notların önemli bir kısmı Bitmemiş Öyküler kitabında derlendi. Geçtiğimiz senelerde çıkan Numenor’un Düşüşü kitabında da İkinci Çağ’ın en önemli olayı farklı kitaplarda yazan bilgilerle bir derleme halinde okuyucuya sunuldu.

Tolkien’in yazım macerası ana hatlarıyla bu şekilde, bu bilgileri oğlu Christopher Tolkien’in yayınladığı kitaplardaki ek kısımlarında veya bazı bölümlerin başlarına yazdığı notlardan elde edebilirsiniz. Ben de o şekilde hazırladım bu yazıyı. Şimdi kendimce önerdiğim okuma sırasına geçiyorum.

Ted_Nasmith_-_The_Argonath.webp

Ted Nasmith — The Argonath
OKUMA SIRASI

1. Hobbit (1937)
Orta Dünya’ya giriş için en uygun kitabın Hobbit olduğunu düşünüyorum zira görece kısa ve kolay anlatım diliyle Orta Dünya’daki karakterlere ve dünyanın kendisine ufaktan aşina olmaya, Tolkien’in anlatım dilini de öğrenmeye yardımcı; okuması kolay bir kitap. Ayrıca Yüzüklerin Efendisi üçlemesinde çok büyük rol oynayan Hobbit’leri tanımak ve oradaki olayların öncesini öğrenmek açısından da okunması gerek bir kitap.

2. Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi (1954)

Tolkien’in bana göre ustalık eseri, bana göre değil herkese göre öyledir gerçi. Hobbit’le giriş yaptığımız olayların devamında yaşanan olayları anlatan, hikayenin yanında Orta Dünya hakkında gerçekten çok şey gördüğümüz ve öğrendiğimiz bir üçleme bu. Bu üçleme sayesinde Orta Dünya’ya tam anlamıyla giriş yapmış oluyoruz. Ayrıca bu kitapla Tolkien’in edebi tarafının da ne kadar güçlü olduğunu anlamı görmüş oluyoruz.

3. Silmarillion (1977)

Orta Dünya’nın Üçüncü Çağ’ında geçen Yüzüklerin Efendisi’nde önceki çağlara dair ufak tefek şeyler de geçiyor. İşte bu yüzden, eğer ki Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit’i sevdiniz ve bu dünyanın arka planını öğrenmek istiyorsanız uğramanız gereken yer Silmarillion. Silmarillion her şeyin başlangıcını, Orta Dünya’nın da içinde bulunduğu Dünya’nın yani Arda’nın yaratılışından başlıyor. Burada tanrı Iluvatar’ı ve onların Arda’yı şekillendirmekle görevlendirdiği Valar’ın (bir nevi melekler) Arda’yı şekillendirme ve kötü güç Melkor ile olan mücadelerinden bahsediliyor ardından Elflerin uyanmasıyla başlayan birinci çağın detayları aktarılıyor.

Birinci Çağ, düşman Melkor’un Arda dışına atılmasıyla son buluyor ve Silmarillion da orada bitiyor. Birinci çağ süresince bazılarının isimleri Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit serisinde de geçen birçok karakteri tanıyoruz. Yine Birinci Çağ’da, Elflerin ve İnsanların gelişinin yanında Cücelerin de yaratılışını görüyoruz.

Kitabın sonunda, Silmarillion bölümünden sonra Akallabeth ve Güç Yüzüklerine Dair olmak üzere iki bölüm daha görüyoruz. Bu bölümler İkinci ve Üçüncü Çağ hakkında kısa, özet bilgiler.

NOT: İthaki Yayınları’nın basmış olduğu Silmarillion’larda bu Akallabeth ve Güç Yüzüklerine Dair bölümleri Silmarillion bölümünden hemen sonra, aynı kitabın içinde yer alıyor fakat bunların ilk Türkçe çeviri ve baskısını yapan Altıkırkbeş Yayınları, Silmarillion ve Akallabeth ve Güç Yüzüklerine Dair’i iki farklı kitap olarak yayınlamış. Buna dikkat etmekte fayda var.

John_Howe_-_Nienor_and_Glaurung.webp

John Howe — Nienor and Glaurung

4. Hurin’in Çocukları (2007)

Silmarillion’da geçen üç büyük öyküden ikincisinin kitap haline getirilmiş, çok daha geniş bir versiyonu. Silmarillion gibi tarih kitabı olarak yazılmamış, başı sonu belli bir roman olarak karşımıza çıkıyor bu kitap; okuması daha rahat. Bu kitapla beraber Birinci Çağ’da bahsedilen bu keder dolu hikayeyi daha detaylı görmüş oluyoruz ve Tolkien’in edebi tarafının ne kadar güçlü olduğunu görmüş oluyoruz.

Silmarillion’dan sonra, daha çok detaya ve bilgiye boğulmadan biraz daha rahat okuma deneyimi elde etmek için bu sırada öneriyorum bu kitabı.

5. Bitmemiş Öyküler (1980)

Bitmemiş Öyküler kitabı Christopher Tolkien’in yayınladığı ikinci kitap. Bu kitapta birinci çağdan da hikayeler bulunmakta. İlk bölümünde Silmarillion’da özet olarak bahsedilen Gondolin’in Düşüşü’nün ilk kısmı, yani Tuor’un Gondolin’e gelişi yer alır. Bu metin, 1951'de J.R.R. Tolkien tarafından Gondolin’in Düşüşü’nü bitirmek amacıyla başladığı ama yarıda bıraktığı versiyondur.

Sonrasında gelen Hurin’in Çocukları ise bir yukarda önerdiğim Hurin’in Çocukları kitabından daha kısa, daha özet kıvamında ve daha eski metinlere göre derlendiği için bazı detayları oldukça farklı. Bu, Hurin’in Çocukları’nın Christopher Tolkien tarafından oluşturulmuş ilk metni (1980), 2007 yılında tek kitap olarak yayınladığı kitap ise daha detaylı bir çalışma sonucu ortaya çıkarılmış ve baştan sona akışı olan bir roman niteliğindedir.

Yani bu noktada Hurin’in Çocukları ve Bitmemiş Öyküler’in okuma sırasını değiştirmemizde bir sakınca yok, isterseniz Bitmemiş Öyküler’i ilk olarak okuyarak Hurin’in Çocukları’nının değişimini gözlemleyebilirsiniz. Ben, hem Silmarillion ve Bitmemiş Öyküler’in her ikisinin de ağır ve büyük kitaplar olmasından dolayı hem de Hurin’in Çocukları’ın bu sıralamayı bozmuyor oluşundan dolayı ikisinin arasına koydum Hurin’in Çocuklarını. Daha rahat bir okuma deneyimi elde edebilmek adına.

Bitmemiş Öyküler’in devamında ise İkinci ve Üçüncü Çağ hakkında çok fazla şey öğreniyoruz. Burada Silmarillion’da ismi geçen ama akıbeti belli olmayan karakterlerin bazılarının hikayesini, İkinci Çağ’daki insan krallığı ve soyları, Yüzüklerin Efendisi’nin ana odağı olan yüzüklerin yapılışı, yine o üçlemede gördüğümüz Rohan ve Gondor’un hikayeleri ve Istari’ler yani Büyücüler (Gandalf, Saruman vs.) hakkında çok şey öğreniyoruz. Orta Dünya “lore”u hakkında inanılmaz fazla şey öğrendiğimiz çok önemli bir kitap bu.

6. Numenor’un Düşüşü (2022)

Bu kitap Bitmemiş Öyküler’de ve Silmarillion’un sonundaki Akallabeth’te de bahsedilen Numenor ve onun çöküşünü daha detaylı bir şekilde ele alır. Bu kitap Bitmemiş Öyküler ve Türkçe’ye çevrilmeyen bazı Tolkien yazılarından derlenerek oluşturulmuş bir eser. İkinci Çağ’ın olaylarını daha detaylı öğrenmek için önemli bir kitap.

Ted_Nasmith_-_Tuor_Reaches_the_Hidden_City_of_Gondolin.webp

Ted Nasmith — Tuor Reaches the Hidden City of Gondolin

7. Beren ile Luthien (2017)

Tolkien’in romantik tarafını çok iyi görebileceğimiz ama hiçbir zaman tamamlanamamış bir eser. Aslında Orta Dünya kronolojisinde baktığımızda görebiliriz ki Beren ile Luthien, Hurin’in Çocukları’ndan önce geliyor. Peki ben neden buraya koydum bu kitabı? Çünkü benim bu sıralamadaki hedefim öncelikli olarak Orta Dünya evrenini kavramak, sonrasında detaylara geçerek daha rahat bir okuma sırası sağlamak; olayları daha iyi oturtmak.

Bu kitapta Beren ile Luthien hikayesini birden fazla kez okuyoruz. J.R.R. Tolkien’in ilk yazdığı örneklerden, sonraki dönemlerdeki örneklerden derleme bir şekilde hikayenin yazım sürecinde geçirdiği evrimi görüyoruz. Kısacası bu kitapta Bitmemiş Öyküler veya Silmarillion gibi Orta Dünya hakkında bilgiler öğrenmiyor, daha çok Tolkien’i tanımaya başlıyoruz. Hurin’in Çocukları’yla da işte burada ayrılıyor.

8. Gondolin’in Düşüşü (2018)

Bu kitap da aynı Beren ile Luthien gibi hikayenin evrimini, gelişimini gösterir. Ayrıca 1980'de yayınlanan Bitmemiş Öyküler’de yer alan Tuor’un Gondolin’e gelişi kısmı bu kitapta da aynen yer alır. Bu kitapta da Tolkien’in yazımındaki değişimi görürüz. Kronolojik olarak Beren ile Luthien’den sonra gerçekleşen olayları anlattığı için bu sıraya koydum.

9. Kayıp Öyküler Kitabı 1–2 (1983)

Bu iki kitap Christopher Tolkien tarafından 1983'te yayınlanmaya başlayan, 1996'ta son bulan 12 kitaplık Orta Dünya Tarihi serisinin ilk iki kitabıdır. Türkçe çevirisini basımını Altıkırkbeş Yayınları yapmıştır. İçeriğinde bu yazının girişinde de bahsettiğim, Tolkien’in Birinci Dünya Savaşı sırasında yazmış olduğu ufak hikayeleri vardır. Bu kitaplar da aynı şekilde bize her şeyin ilk halini gösterdiği için Orta Dünya “lore”undan çok Tolkien’i bize anlatan, onu tanımamızı sağlayan kitaplardan biri.

Christopher Tolkien’in 12 kitaplık Orta Dünya Tarihi serisi geniş çaplı ama biraz kaotik bir settir. Bu yazıda bahsettiğim kitaplardan çok daha fazlasını bize sunar ama genel itibarıyla buradaki kitaplar kadar sisteme oturtulmuş ve düzenlenmiş değildir. Orta Dünya hakkında çok farklı bilgilerden, savaşlardan ve olaylardan bahsetse de yine daha çok Tolkien’i daha derinlemesine analiz etmek, onu tanımak için daha uygun olan kitaplardır.

Mesela bu seriden bir kitap olan “The Lays of Beleriand” yani “Beleriand Şarkıları” Tolkien’in hikayeleri anlatmak için yazdığı, yazının başında da bahsettiğim, şiirleri ve türküleri içeriyor. Tolkien’i derinlemesine incelemek isteyenler için çok güzel bir kaynak.

Serinin bahsettiğim ilk iki kitabı dışında hiçbir kitabı Türkçe’ye çevrilmemiş, zaten bu Türkçe olarak basılan iki kitap da (söylenene göre) yayınevinin telif haklarıyla yaşadığı problemler yüzünden bir daha hiç basılmamış olmasından dolayı çok nadirdir. İnternette fiyatlarına baktığınızda altın fiyatına ikinci el satıldığını görebilirsiniz.


Kronolojik Sıralama
Bu hazırladığım liste anlayabileceğiniz üzere tam olarak kronolojik gitmiyor. Eğer olur da kronolojik sırayla okumak isterseniz liste şu şekilde:

1. Silmarillion
2. Beren ile Luthien
3. Hurin'in Çocukları
4. Gondolin'in Düşüşü
5. Bitmemiş Öyküler
6. Numenor'un Düşüşü
7. Hobbit
8. Yüzüklerin Efendisi


Donato_Giancola_-_Bag_End_-_Shadow_of_the_Past.webp

Donato Giancola — Bag End — Shadow of the Past

Tolkien’in arkasında bırakmış olduğu ve oğlu Christopher Tolkien tarafından düzenlenerek bize sunulmuş olan bu külliyatı önce bilgi ve “lore” odaklı olacak, sonra da Tolkien’i daha detaylı öğrenmeye odaklı olacak şekilde öğrenmemizi sağlayacağını düşündüğüm sıralamam bu şekildeydi. Umarım merak edenler için yardımcı olmuştur, teşekkürler.


 
Son düzenleyen: Moderatör:
İkinci turu okurken kesinlikle öyle yapılması daha iyi olur ama Silmarillion ve Bitmemiş Öyküler gibi kitaplar yeni başlayan birisi için bunaltıcı, heves kaçırıcı olabilir.
Ben ilk defa yüzüklerin efendisini bitirdiğimde kitap olarak kendimi boşlukta hissettim. Geceleri saat 2 3 gibi saatlere kadar okuyordum ama, hayatımı ona vermiştim, e her güzel şey gibi o da bitti, Elessar'da Undomiel'de birer şarkı oldular. Ama benim aklımda o şarkılar yaklaşık 1 sene falan daha çaldı.
 
Ben ilk defa yüzüklerin efendisini bitirdiğimde kitap olarak kendimi boşlukta hissettim. Geceleri saat 2 3 gibi saatlere kadar okuyordum ama, hayatımı ona vermiştim, e her güzel şey gibi o da bitti, Elessar'da Undomiel'de birer şarkı oldular. Ama benim aklımda o şarkılar yaklaşık 1 sene falan daha çaldı.
Benim de aynı şekilde. Daha önceleri filmlerden, oyunlardan sonra boşluğa düştüğüm olmuştu elbet ama Yüzüklerin Efendisi kitaplarını bitirdikten sonra içimde kalan his bambaşka bir şeydi.
 
Benim de aynı şekilde. Daha önceleri filmlerden, oyunlardan sonra boşluğa düştüğüm olmuştu elbet ama Yüzüklerin Efendisi kitaplarını bitirdikten sonra içimde kalan his bambaşka bir şeydi.
Film de yine de o ilk kitabın neşesi unutulmuş gibi. Shire da o huzurlu ortam var tabi ama yinede yeterince neşeli gelmedi bana. İzleyicinin kafası karışmasın diye Tom Bombadili koymamışlar ama kendine göre neşeli tonton amca tipi vardı ve baya sorgulatan bir karakterdi. Ayrıca 9'lardan kaçmaya başladıktan itibaren film karanlık bir hal alıyor, oysa ki kitapta Sam komedyenliğe devam ediyor. Amcam Tim'in kaval kemiği şiirine katıla katıla yarım saat gülmüştüm.
 
Film de yine de o ilk kitabın neşesi unutulmuş gibi. Shire da o huzurlu ortam var tabi ama yinede yeterince neşeli gelmedi bana. İzleyicinin kafası karışmasın diye Tom Bombadili koymamışlar ama kendine göre neşeli tonton amca tipi vardı ve baya sorgulatan bir karakterdi. Ayrıca 9'lardan kaçmaya başladıktan itibaren film karanlık bir hal alıyor, oysa ki kitapta Sam komedyenliğe devam ediyor. Amcam Tim'in kaval kemiği şiirine katıla katıla yarım saat gülmüştüm.
Evet, filmde bu tarz ufak detaylar eksik kalmış. Yine de sinema tarihinin en iyi kitap uyarlamalarından biri kesinlikle, kitabı güzel yansıtan ve ona sadık kalan bir yapım. Ki zaten toplamda 1100 sayfayı aşan bir romanı toplamda 9 saatlik filmle anlatabilmek imkansız, bi yerlerden feragat edilmek zorunda.

Benim de kitapta çok hoşuma giden anlardan biri de Frodo ve Sam'in Mumakilleri ilk gördüğü yerde onlardan "fül" diye bahsetmesi ve Sam'in Shire'da onlar hakkında söylenen şarkıyı söylemesi olmuştu. Fül kelimesi bayağı bir komiğime gitmişti, sebebini bilmem. İngilizcesinin de Oliphaunt, yani Elephant kelimesine çok yakın bir kelime olduğunu öğrenince hem daha çok hoşuma gitmiş hem de Türkçe çevirinin kalitesini bir daha görmüş olmuştum.
 
Evet, filmde bu tarz ufak detaylar eksik kalmış. Yine de sinema tarihinin en iyi kitap uyarlamalarından biri kesinlikle, kitabı güzel yansıtan ve ona sadık kalan bir yapım. Ki zaten toplamda 1100 sayfayı aşan bir romanı toplamda 9 saatlik filmle anlatabilmek imkansız, bi yerlerden feragat edilmek zorunda.

Benim de kitapta çok hoşuma giden anlardan biri de Frodo ve Sam'in Mumakilleri ilk gördüğü yerde onlardan "fül" diye bahsetmesi ve Sam'in Shire'da onlar hakkında söylenen şarkıyı söylemesi olmuştu. Fül kelimesi bayağı bir komiğime gitmişti, sebebini bilmem. İngilizcesinin de Oliphaunt, yani Elephant kelimesine çok yakın bir kelime olduğunu öğrenince hem daha çok hoşuma gitmiş hem de Türkçe çevirinin kalitesini bir daha görmüş oldum.
Çeviri, Numenor ve Elf dillerini böyle daha çok İstanbul Türkçesi gibi çevirirken, Rohirrim dilini Asya Türkçesi gibi çevirmiş(ki bence en güzel çeviriler burda). Sanırım fül kelimesi de biraz İrani dillere benzetilmiş ve gerçekten çok güzel oturmuş. TDK'ye versek yeni kelime diye sözlüklerimize eklenecek kelimeler var.