200 metrekarelik, akustikten bihaber, duvarı nemli kıytırık barlarda “5 bira fazla satacağız, üç kuruş fazla ciro yapacağız” diye konser takvimi dolduruyorlar. Sonra o hesaplar tutmayınca, masa rezervasyonları istedikleri o fahiş seviyelere ulaşmayınca veya sanatçının rider’ındaki iki kabloyu bir araya getiremeyeceklerini anladıklarında en kolay yola sapıyorlar: “teknik nedenlerden dolayı iptal.” Mesele teknik falan değil, mesele tamamen açgözlülük. Masa rezervasyonu yoksa para kazanamayız korkusuyla, müziği bir sanat performansı değil de mezenin yanındaki fon gürültüsü sanan bu zihniyet; dinleyicinin vaktini, yol parasını ve heyecanını gasp ediyor. Bir mekânı işletmek sadece kapıya koruma dikip içeriye adam doldurmak olmamalı; risk yönetmektir, kriz çözmektir, sözünün arkasında durmaktır.
Ya bu işi hakkıyla, sisteminle, yedekli donanımınla profesyonelce yapın ya da gidin o kıytırık barlarınızda sadece playlist çalın. Kimsenin akşamını, hevesini ve parasını vizyonsuzluğunuza kurban etmeye hakkınız yok. Kısacası Türkiye’de birkaç tekelleşmiş mekân zinciri var; benim eleştirim özellikle “yeşil” mekânlara. 200 metrekare kıytırık bir mekân, maksimum hedef beş bira fazla satılsın.
Buna rağmen konser takvimi yapılıyor, sonra hop üç konser birden iptal.