İnceleme Okurken beni fiziksel olarak rahatsız eden bir kitap: Dostoyevski - Ölü Bir Evden Hatıralar

Relapse 85

Üstün
Katılım
28 Aralık 2024
Mesajlar
1.886
Çözümler
41
Beğeniler
1.985
Yer
Antalya
Yayın evi: İletişim Yayınları.
Çevirmen Ergin Altay.

Dostoyevski'nin "Ölü Bir Evden Hatıralar" kitabını yeni bitirdim ve sıcağı sıcağına birkaç şey yazmak istedim. Açık söyleyeyim, uzun zamandır bir metni okurken bu kadar net bir fiziksel rahatsızlık hissettiğimi hatırlamıyorum. Herhangi bir olay örgüsü detayı verip tadınızı kaçırmayacağım; zaten kitabın olayı sürpriz kurgular değil, atmosferin ta kendisi.

Kitap size sadece bir hikaye anlatmıyor, sizi alıp doğrudan Sibirya'daki o tahta kurusu kokan, daracık koğuşların ortasına bizzat bırakıyor. Okurken kendimi resmen o sert ranzalardan birinde uzanmış, yüzlerce mahkumun sıkıştığı o kirli ve ağır havayı solumaya çalışıyorken buldum. Sayfaları çevirdikçe odanın duvarları üstünüze üstünüze geliyor. Soğuk, çamur, zincir sesleri ve insan kalabalığının getirdiği o nefessizlik hissi metinden taşıp zihninize biniyor. Klostrofobisi olanı zorlayacak kadar gerçekçi bir kasvet var.
Dostoyevski'nin buradaki başarısı, olayı dramatize etmemesinde yatıyor. Zaten kendi kürek mahkumiyeti tecrübelerine dayandığı için bir "roman" okuyormuş gibi değil, oradaki bir mahkum günlüğünü gizlice karıştırıyormuş gibi hissediyorsunuz.

Kimseyi melekleştirmiyor, kimseden de karikatür bir canavar yaratmıyor. İnsanın en dip noktada, özgürlüğü tamamen elinden alındığında nasıl bir yaratığa dönüşebildiğini ya da içindeki o son insanlık kırıntısını nasıl koruduğunu gözlemlemiş.

 
Son düzenleyen: Moderatör:
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…