Nefs İlmi
Üstün
- Katılım
- 30 Ocak 2024
- Mesajlar
- 3.967
- Makaleler
- 81
- Çözümler
- 14
- Beğeniler
- 4.798
Konu Başlıkları Gizle
Az önce TRT'nin Tabii platformuna ait SON GÜN dizisini izledim. Şunu anladım ki, bizler de gayet iyi diziler, filmler yapabiliyoruz. Sadece TV'de alıcısı olmadığı için dijital platformlarda görüyoruz.
TRT'nin açıkçası bu tarz kalite dizileri dijital platformda yayınlaması yerinde, öbür türlü izlenmeyecek çünkü. Burada firma gözünden bakıyorum.
SON GÜN dizisi konusu ne peki:
İnsanlara son 24 saat kaldıklarını, bu süre bitince öleceklerini bildiren Psikolog Vedat'ın ölüm üzerine olan deneyidir.
Yani manyak iyi bir konu.
İlk bölümde Ozan isimli bir polis memurunu görüyoruz. Erkan Petekkaya'nın oynuyor. Cidden tam adamını seçmişler.
İlk bölümde 17 yaşındaki bir kız çocuğunun tecavüzü ve şüphelinin delil olmadığı için salınması gerektiğinden doğan gerilimi görüyoruz.
Ozan'ın ablası 20 yıl önce kaybolmuştur. Annesi, teyzesi öldüğünü söylese de Ozan, o ölmedi deyip mezarı yok demektedir. Kendi ablasının yani bir kadının ölümü ekseninde bir travması bulunur. Çünkü Ozan ile ablası arasında kuvvetli bir ilişki vardır.
İlk bölümde, 17 yaşındaki kız çocuğunu tecavüz eden adamı sorguya alır -tek başına. Katakulliyle diğer memurları gönderir. Sorguda ablasının bazen çalışan bazen çalışmayan olan hediye saatini çıkarır, sallar ve çalıştırır, son 6 dakikasının kaldığını söyleyerek eğer konuşmazsa öldüreceğini söyler. Burada Ozan'ı, sorgu yaparken aslında zihninin bir yerinde, o 17 yaşındaki kızla kendi ablasını eş tuttuğunu, travmasının tetiklendiğini görebiliriz.
Adam, "Beni öldürürsen sen yatarsın." dediğinde "Zaten öleceğim." dedi Ozan. Burada da ölüm gerçeğinin belirsiz bir formda olmasının yanında yakın bir zamanda gerçekleşeceğine olan inançtan dolayı Ozan'ın etik kuralları hiçe saydığını ve kendi kurallarını meşrulaştırdığını görebiliriz. Ozan'ın ölüm gerçeği, yaşlanınca, hastalanınca olan ölüm olmaması onda gerilim yaratmışa benziyor. Ozan, kanser olsaydı ve öleceği kesin olsaydı yine aynı şeyi yapar mıydı, bu sorulabilir. Yapabilirdi.
Suçunu itiraf edince şüpheli, Ozan onu öldürdü. Başta gerginlik yaşadı. Elini ensesine götürdü, nefes alışverişleri garipleşti. Fakat emniyet müdürlüğünden sessiz sedasız çıkınca güneşe baktı ve rahatladı. Güneş psikolojik sembollerde "doğuş, yeniden doğuş, başkalaşım, yeni bir ruhsal mertebeye erişim" anlamları taşıyabilir. Ozan, şehirde rahat ve huzurla yürüdü. En son metrodan çıkınca gözüne gelen güneş ışığını, sıcaklığı hissetti ve gülümsemeye başladı. Burada Ozan'ın ruhsal olarak rahatlamış ve varoluşsal kaygısını yok ettiğini görebiliyoruz.
Diğer yandan suçluyu öldürmesi, bilinçdışı düzlemde, 20 yıl önceki ablasının zanlısını da öldürmek olduğu anlamına gelebileceğinden bunun travmasının çözümlendiğine yorabiliriz.
Diziyi izleyin. Şahsen beğendim. Güzel işlenmiş.
TRT'nin açıkçası bu tarz kalite dizileri dijital platformda yayınlaması yerinde, öbür türlü izlenmeyecek çünkü. Burada firma gözünden bakıyorum.
SON GÜN dizisi konusu ne peki:
İnsanlara son 24 saat kaldıklarını, bu süre bitince öleceklerini bildiren Psikolog Vedat'ın ölüm üzerine olan deneyidir.
Yani manyak iyi bir konu.
İlk bölümde Ozan isimli bir polis memurunu görüyoruz. Erkan Petekkaya'nın oynuyor. Cidden tam adamını seçmişler.
İlk bölümde 17 yaşındaki bir kız çocuğunun tecavüzü ve şüphelinin delil olmadığı için salınması gerektiğinden doğan gerilimi görüyoruz.
Yüzeysel Psikolojik Değerlendirme
Ozan, öleceğini ilk öğrenince durumu anlamlandırmaya başlar. Başta ret eder, "olur mu öyle saçma şey" der. Ama sürekli rastgelen sayılar -23,22,21,19- görünce, çeşitli yerlerde -kargo kutusu, masanın üzerindeki kir vs.- durumu kabullenir. Burada polis memuru Ozan, öleceğini, ölümü, kaçınılmaz sonu kabul eder ve gününü o şekilde yaşamaya başlar.Ozan'ın ablası 20 yıl önce kaybolmuştur. Annesi, teyzesi öldüğünü söylese de Ozan, o ölmedi deyip mezarı yok demektedir. Kendi ablasının yani bir kadının ölümü ekseninde bir travması bulunur. Çünkü Ozan ile ablası arasında kuvvetli bir ilişki vardır.
İlk bölümde, 17 yaşındaki kız çocuğunu tecavüz eden adamı sorguya alır -tek başına. Katakulliyle diğer memurları gönderir. Sorguda ablasının bazen çalışan bazen çalışmayan olan hediye saatini çıkarır, sallar ve çalıştırır, son 6 dakikasının kaldığını söyleyerek eğer konuşmazsa öldüreceğini söyler. Burada Ozan'ı, sorgu yaparken aslında zihninin bir yerinde, o 17 yaşındaki kızla kendi ablasını eş tuttuğunu, travmasının tetiklendiğini görebiliriz.
Adam, "Beni öldürürsen sen yatarsın." dediğinde "Zaten öleceğim." dedi Ozan. Burada da ölüm gerçeğinin belirsiz bir formda olmasının yanında yakın bir zamanda gerçekleşeceğine olan inançtan dolayı Ozan'ın etik kuralları hiçe saydığını ve kendi kurallarını meşrulaştırdığını görebiliriz. Ozan'ın ölüm gerçeği, yaşlanınca, hastalanınca olan ölüm olmaması onda gerilim yaratmışa benziyor. Ozan, kanser olsaydı ve öleceği kesin olsaydı yine aynı şeyi yapar mıydı, bu sorulabilir. Yapabilirdi.
Suçunu itiraf edince şüpheli, Ozan onu öldürdü. Başta gerginlik yaşadı. Elini ensesine götürdü, nefes alışverişleri garipleşti. Fakat emniyet müdürlüğünden sessiz sedasız çıkınca güneşe baktı ve rahatladı. Güneş psikolojik sembollerde "doğuş, yeniden doğuş, başkalaşım, yeni bir ruhsal mertebeye erişim" anlamları taşıyabilir. Ozan, şehirde rahat ve huzurla yürüdü. En son metrodan çıkınca gözüne gelen güneş ışığını, sıcaklığı hissetti ve gülümsemeye başladı. Burada Ozan'ın ruhsal olarak rahatlamış ve varoluşsal kaygısını yok ettiğini görebiliyoruz.
Diğer yandan suçluyu öldürmesi, bilinçdışı düzlemde, 20 yıl önceki ablasının zanlısını da öldürmek olduğu anlamına gelebileceğinden bunun travmasının çözümlendiğine yorabiliriz.
Diziyi izleyin. Şahsen beğendim. Güzel işlenmiş.