Yalnız kalmak gerçekten kötü bir şey mi?

BreatDPI

Üyecik
Katılım
29 Eylül 2026
Mesajlar
13
Beğeniler
11
Selamünaleyküm arkadaşlar.

Ben hayatım boyunca sakinliği seven bir insan oldum. Konser, kalabalık ortamlar, sürekli insanlarla konuşmak veya sürekli bir yerlere gitmek bana hiçbir zaman çok cazip gelmedi.

Eskiden hayatımda sürekli birileri vardı. Sevgili, arkadaş, tanıdık derken ister istemez sürekli birileriyle iletişim halinde oluyordum. Fakat artık hayatımda kimseyi istemediğimi fark ettim. Şu an neredeyse kimseyle konuşmuyorum ve açıkçası bundan rahatsız da değilim.

Telefonum gün boyunca sessizde duruyor. Zamanımın büyük bir kısmını kendime ve oyunlarıma ayırıyorum. Yalnızken daha huzurlu hissediyorum.

Bazı insanlar tek başına kaldığında veya konuşacak kimsesi olmadığında sanki kıyamet kopmuş gibi davranıyor. Ben ise tam tersini düşünüyorum. Yalnızlığın bazı ciddi avantajları olduğunu düşünüyorum.

Mesela yaptığın bir şeyi veya yediğin bir yemeği birine açıklamak zorunda değilsin. Sürekli trip çekmek, insanların saçma sapan konuşmalarına katlanmak veya istemediğin şeyleri yapmak zorunda kalmıyorsun. Bir yere gitmek istediğinde de kimseye göre plan yapmak zorunda değilsin.

Hatta bence insanın tek başına bir yerlere gitmeye alışması bile önemli. Sinemaya gidecekken illa yanında birinin olması gerektiğini düşünmemek, tek başına yemek yiyebilmek veya tek başına gezebilmek bana göre bir özgürlük.

Tabii burada "insanlardan tamamen kopmak her zaman iyidir" demiyorum. Ama sürekli birilerinin hayatında olması gerektiğine inanmak da bana garip geliyor.

Siz yalnız kalmayı nasıl görüyorsunuz?
Tek başına vakit geçirmek size huzur mu veriyor, yoksa bir süre sonra sıkılıp mutlaka birileriyle konuşma ihtiyacı mı hissediyorsunuz?
 
Yalnızlık bir tercih ise mükemmeldir, bir hâl ise ıstırap.
 
Son düzenleme:
Benzer bir konu vardı orada yazdığım yazıyı aynen buraya aktarıyorum:

Yalnız kalmak dünyada bir bireyin yapabileceği en harika etkinliklerden biridir. Yalnızken düşünürsünüz, tartarsınız, kararlar alırsınız, hedefler çizersiniz, hedeflerinizi değiştirir ya da yönlendirirsiniz ya da hepsi bir tarafa sadece beyninizin ihtiyaç duyduğu rutine ulaşırsınız. Nörolojiye göre de psikolojiye göre de yalnız kalmak ve beyninize rutinin keyfini yaşatmak mükemmel ötesi bir şey. Gelelim ancak kısmına...

Ancak... Bahsettiğim durum yalnızlık değil, yalnız kalmak. Buradaki kavram farklılığının bile önemi çok büyük. Yalnızlık uzun vadede sizi hem psikolojik hem de fizyolojik olarak çok ama çok yorar. Bir anda kendinizi OKB konusunda araştırmalar yaparken bulabilirsiniz ya da bir anda vücudunuzda çıkan küçük bir sivilceyi çok büyük hastalıklarla ilişkilendirip internette saatlerinizi harcayabilirsiniz.

Yani kısacası bahsettiğiniz biçimdeki yalnızlık içinde; sizi sağlıklı bir şekilde, psikolojik olarak kişiden kişiye değişmekle birlikte en fazla birkaç gün yaşayabilirsiniz. Freud, Adler, Erikson, Jung, Pavlov, Bandura, Maslow aklınıza gelebilecek bütün ünlü psikoloji kuramcıları bireyi toplum içinde resmetmiş ve bu çerçevede sorgulamıştır. İnsan toplum içinde bir bireydir ve toplumdan bağımsız kalamaz. Bu da sosyal psikolojinin konusu ve Çiğdem Kağıtçıbaşı hocamın bu alandaki eserlerini şiddetle tavsiye ederim size. İnsanlardan bağımsız bir yalnızlık sizi asla iyi bir noktaya getirmez ancak kendini gerçekleştirme yolunda yaşam çizgisi belirleyen insanın kendi değerleri ve tutumları etrafında yalnız kalma hakkı vardır ve toplum içindeki bir birey olduğunun farkında olarak, yalnız kalmak iyidir.
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…