MiniRayss
Uzman
Arkadaşlar, bir kitap yazıyorum. Buraya sadece 3 adet bölümü bırakmak isterim, lütfen içinizden geldiği gibi yorumlayın. Henüz 22 Sayfa yazdım 30 gün içerisinde ara vere vere, ve iyi olacağını düşünüyorum. Yazma sebebim ise terapi gibi geliyor, iyi hissettiriyor.
Okumaya vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.
2 Bölüm daha Eklemek istedim
-- Hayallerin yıkılsa bile, tekrar inşa et. --
Canım, pes etme olur mu? Çile bitecek yakında ve bitmesi için kısa yola sakın başvurma! Sadece mücadele et, göğsünü ger ve mücadele et. Yoksa herkes senin güçsüz olduğunu anlar ve üstüne daha fazla gelir.
Birisi ile konuşurken her zaman sınır koy, hayallerini ve olmamış bir şeyi anlatma. Elinde kalır yoksa, içe kapanık ol. Herkes içini dökmeke çok müsait, sende öyle bir tanem ama yapma. Sen kendi içindeki savaşı, kendin sürdürmeye devam et.
Seni eğer çok seven var ise onun ile paylaş ve anlattıktan sonra sana sırtını dönerse bil ki, seni sahte seviyordur. Yanında kalıyor ise işte, o zaman sen onu bırakma. Bu dünya zaten câni pislikler ile dolu, 1-2 tane çürük olmayan bulursan lütfen
Onlar ile iyi geçin. Nereden mi biliyorum? Kendimden ve yanımda kalan insanlardan. Her zaman gülün beraber, eğer gülmezsen uzaklaşırlar. Sana nasılsın? Diye sorduklarında o sevdiklerin lütfen iyiysen, iyiyim. Kötüysen, kötüyüm de.
Paylaş. Onlar seni bırakacak iki yüzlü pislik değilse paylaş ve asla onları bırakma tatlım. Bu dünya da hep kötüler kazanıyor evet biliyorum ancak iyi olarak buna katlanmak zorundasın. Zorundayız. Yapacak şey var mı? Hayır.
Kısa yola başvurmuyoruz, sonuna kadar mücadelemizi sürdürüyoruz. Eğer savaşı bırakırsan ya kaybedersin, ya da onlardan birine dönüşürsün. Sakın dönüşme, kaybetsen bile sen devam et. Tekrar tekrar dene canım.
Pes ettiğimiz gün bu savaşı kaybettiğimiz gündür ve bu savaşları içimizde vereceğiz, yıllarca. Kimseye anlatamayız, zaten anlatsak da anlamazlar. Ne derler? Herkes kendi derdini büyük görür.
Mesela bir kız ağlar, neden mi? Babam istediğim arabayı almamış der. Bir erkek ağlar neden mi? Babam neden beni sevmiyor diye. İşte o erkek şunu demek ister, arabana sokayım! Ben sevilmek istedim sadece.
Bu yüzden lütfen derdini kendi içinde sakla ve kendi savaşını ver. Yoksa bitmeyecek bir sidik yarışına girersin ve aran bozulur. Arkana 1 hançerlik yer var mı? Yok. Yok ise içinde ver o savaşı.
Güzel bir şey bile olsa paylaşma, içinde tut. Çünkü onlar bunu kıskanır, sen anladın ne olduğunu. Dikkat et tatlım.
Canım, pes etme olur mu? Çile bitecek yakında ve bitmesi için kısa yola sakın başvurma! Sadece mücadele et, göğsünü ger ve mücadele et. Yoksa herkes senin güçsüz olduğunu anlar ve üstüne daha fazla gelir.
Birisi ile konuşurken her zaman sınır koy, hayallerini ve olmamış bir şeyi anlatma. Elinde kalır yoksa, içe kapanık ol. Herkes içini dökmeke çok müsait, sende öyle bir tanem ama yapma. Sen kendi içindeki savaşı, kendin sürdürmeye devam et.
Seni eğer çok seven var ise onun ile paylaş ve anlattıktan sonra sana sırtını dönerse bil ki, seni sahte seviyordur. Yanında kalıyor ise işte, o zaman sen onu bırakma. Bu dünya zaten câni pislikler ile dolu, 1-2 tane çürük olmayan bulursan lütfen
Onlar ile iyi geçin. Nereden mi biliyorum? Kendimden ve yanımda kalan insanlardan. Her zaman gülün beraber, eğer gülmezsen uzaklaşırlar. Sana nasılsın? Diye sorduklarında o sevdiklerin lütfen iyiysen, iyiyim. Kötüysen, kötüyüm de.
Paylaş. Onlar seni bırakacak iki yüzlü pislik değilse paylaş ve asla onları bırakma tatlım. Bu dünya da hep kötüler kazanıyor evet biliyorum ancak iyi olarak buna katlanmak zorundasın. Zorundayız. Yapacak şey var mı? Hayır.
Kısa yola başvurmuyoruz, sonuna kadar mücadelemizi sürdürüyoruz. Eğer savaşı bırakırsan ya kaybedersin, ya da onlardan birine dönüşürsün. Sakın dönüşme, kaybetsen bile sen devam et. Tekrar tekrar dene canım.
Pes ettiğimiz gün bu savaşı kaybettiğimiz gündür ve bu savaşları içimizde vereceğiz, yıllarca. Kimseye anlatamayız, zaten anlatsak da anlamazlar. Ne derler? Herkes kendi derdini büyük görür.
Mesela bir kız ağlar, neden mi? Babam istediğim arabayı almamış der. Bir erkek ağlar neden mi? Babam neden beni sevmiyor diye. İşte o erkek şunu demek ister, arabana sokayım! Ben sevilmek istedim sadece.
Bu yüzden lütfen derdini kendi içinde sakla ve kendi savaşını ver. Yoksa bitmeyecek bir sidik yarışına girersin ve aran bozulur. Arkana 1 hançerlik yer var mı? Yok. Yok ise içinde ver o savaşı.
Güzel bir şey bile olsa paylaşma, içinde tut. Çünkü onlar bunu kıskanır, sen anladın ne olduğunu. Dikkat et tatlım.
-- Üşüyorum dediğimde tek istediğim, sarılman ve ellerimi tutarak ısıtmandı. --
Kimi sevsem sırt döndü, evet istesem bir severim ama ilk gibi olmayacak ki. Tıpkı ilk defa araba sürerken ki heyecan gibi. Ahh, O'nu özledim. Mesaj attığında sanki motor sürüyor gibi G kuvveti hissini, o güzel his. Kalbim çıkacak gibi olurdu.
Sadece tek istediğim şey beni seven birisi olması, ama olduğum gibi. Güvenemiyorum ama kimseye, hiç rahat edemiyorum. O ilk olandı ve 2. İçin hiç bir zaman güvenim olmadığından ilk ve son olarak kaldı. Umarım onun gibi birisi daha çıkar ve
Beni bulur. Üşüdüğümde ellerimi ısıtırdı, oturduğumuzda kafasını omzuma yaslardı, saçlarımı okşardı, sarılırdı, seni seviyorum derdi. Onun ile geçirdiğim her dakika benim için 1 saat gibi geçiyordu, ve işime de geliyordu.
Zamanın onun ile geçmemesi kadar güzel bir şey yoktu. Evet biliyorum sen de özlüyorsun onu ama o artık yok, ben unutamadım ama o unuttu. Nereden mi biliyorum? Bir tane daha yüzü var mış ama ben görememişim. O ihanet zaten 1 hançer değil,
Ağaç baltası gibi tüm sırtımı yırttı attı. Boşluğa düştüm, hiç bir zaman gülemedim. 2 ay geçti unuttum dedim ama ne zaman bir kız elimi tutsa veya kolumu onun omzuna atsam hep o aklıma geliyor. Garip hissettiriyor, tıpkı vefat etmiş birisi
Her an çıkıp gelicek gibi hissettiriyor. Sanki her an çıkıp gelecek ve tekrar seni seviyorum diyecek gibi, ama gelmiyor tatlım. Unutmak zor olsa gerek biliyorum. Sanırım ikinci şansı başkasına vermem gerekiyor ancak korkuyorum, ya sen?
Bende ki korku öyle bir korku değil, hani bir elma alırsın veya karpuz, elmanın görülmeyen tarafı çürük çıkar veya karpuz kelek çıkar. İşte bundan korkuyorum, ne kadar tanırsak tanıyalım ancak gerçek yüzünü samimi oldukça ve vakit ayırdıkça görürsün.
Özellikle kötü gününde yanında durmuyorsa, işte tam o zamandır. Korkuyorum. Tek korkumda o, neşe getiren şeyi de kaybettiğime göre artık gülemiyorum. Sen ikinci şansı içinden geliyor ise ver, ben korktuğumdan veremiyorum tatlım.
Hiç kimse ile samimi olamıyorum, bu sefer o beni bulsun. Ruh eşim beni bulmasını bekleyeceğim, gerçi O'na da ruh eşim demiştim ama değilmiş. Allah beni duyuyor ise ikinci sefer gerçekten ruh eşimi çıkartır. Çıkmazsa zaten artık tek başımayım demek.
Tek öleceğim, bu güzel gelebilir ama kötü. Ölsem tabutumu tutacak birkaç kişi tanıyorum sadece. Tek istediğim şey, seni seviyorum demen ve beni ısıtmandı tatlım. Sen yapmamayı tercih ettin, kötüsün. Özlüyorum hâla bunu bil isterim.
Kimi sevsem sırt döndü, evet istesem bir severim ama ilk gibi olmayacak ki. Tıpkı ilk defa araba sürerken ki heyecan gibi. Ahh, O'nu özledim. Mesaj attığında sanki motor sürüyor gibi G kuvveti hissini, o güzel his. Kalbim çıkacak gibi olurdu.
Sadece tek istediğim şey beni seven birisi olması, ama olduğum gibi. Güvenemiyorum ama kimseye, hiç rahat edemiyorum. O ilk olandı ve 2. İçin hiç bir zaman güvenim olmadığından ilk ve son olarak kaldı. Umarım onun gibi birisi daha çıkar ve
Beni bulur. Üşüdüğümde ellerimi ısıtırdı, oturduğumuzda kafasını omzuma yaslardı, saçlarımı okşardı, sarılırdı, seni seviyorum derdi. Onun ile geçirdiğim her dakika benim için 1 saat gibi geçiyordu, ve işime de geliyordu.
Zamanın onun ile geçmemesi kadar güzel bir şey yoktu. Evet biliyorum sen de özlüyorsun onu ama o artık yok, ben unutamadım ama o unuttu. Nereden mi biliyorum? Bir tane daha yüzü var mış ama ben görememişim. O ihanet zaten 1 hançer değil,
Ağaç baltası gibi tüm sırtımı yırttı attı. Boşluğa düştüm, hiç bir zaman gülemedim. 2 ay geçti unuttum dedim ama ne zaman bir kız elimi tutsa veya kolumu onun omzuna atsam hep o aklıma geliyor. Garip hissettiriyor, tıpkı vefat etmiş birisi
Her an çıkıp gelicek gibi hissettiriyor. Sanki her an çıkıp gelecek ve tekrar seni seviyorum diyecek gibi, ama gelmiyor tatlım. Unutmak zor olsa gerek biliyorum. Sanırım ikinci şansı başkasına vermem gerekiyor ancak korkuyorum, ya sen?
Bende ki korku öyle bir korku değil, hani bir elma alırsın veya karpuz, elmanın görülmeyen tarafı çürük çıkar veya karpuz kelek çıkar. İşte bundan korkuyorum, ne kadar tanırsak tanıyalım ancak gerçek yüzünü samimi oldukça ve vakit ayırdıkça görürsün.
Özellikle kötü gününde yanında durmuyorsa, işte tam o zamandır. Korkuyorum. Tek korkumda o, neşe getiren şeyi de kaybettiğime göre artık gülemiyorum. Sen ikinci şansı içinden geliyor ise ver, ben korktuğumdan veremiyorum tatlım.
Hiç kimse ile samimi olamıyorum, bu sefer o beni bulsun. Ruh eşim beni bulmasını bekleyeceğim, gerçi O'na da ruh eşim demiştim ama değilmiş. Allah beni duyuyor ise ikinci sefer gerçekten ruh eşimi çıkartır. Çıkmazsa zaten artık tek başımayım demek.
Tek öleceğim, bu güzel gelebilir ama kötü. Ölsem tabutumu tutacak birkaç kişi tanıyorum sadece. Tek istediğim şey, seni seviyorum demen ve beni ısıtmandı tatlım. Sen yapmamayı tercih ettin, kötüsün. Özlüyorum hâla bunu bil isterim.
-- Üşüyorum. --
Üşüyorum... İçimi kemiren bir şey var ama bilmiyorum. Bu sıralar konuştuğum 1-2 kişi var fakat bilemiyorum. Dediğim gibi bir arabayı ilk defa sürerken ki o heyecan, mutluluk var. İkinci sürüş vardır. İşte o yüzden korkuyorum.
Sorsak sever ama önemli olan içini görmek, karpuz seçmek gibidir ancak kumara benzer. Çünkü kafasına vurarak anlayamayız, bir insanın içini anlamak zordur. Korkunçtur. Keşke ısıtsaydı beni, belki bunları düşünüyor olmazdım. Babam gibi,
1000 düşünüp 1 kelime etmezdim. Belki de şu an dünyanın en mutlu insanıydım, bilemiyorum. Keşke öyle olsaydı ve beni bırakmasaydı da buralarda olmasaydım. Ben bir şeye eminim ki, "aşk" denen şey yalan. Seven her şeyi yapmaz mı?
Ben sevdiğimden her şeyi yaptım ve kaybettim. Ve kafamda aylarca sorguladım, ben neyi hatalı yaptım? A dedi, A dedim. B dedi, B dedim. Ne dediyse yaptım, aradıysa hemen açtım asla bekletmedim. Neden böyle oluyor? Onu seviyorum ve
O'na değer verdiğimden dolayı kaybettim, yani öyle düşünüyorum. Ya sen tatlım? Ben güçlü durmaya çalışıyorum, her darbeden sonra sert ve dik duruyorum. Üşüyorsam onu aramamaya özen gösteriyor ve ceket giyiyorum. Sen tatlım?
Umarım güçlüsündür ve emin ol ki, ben hissediyorum. Sen çok güçlüsün ve dimdik duruyorsun. Yeri gelince yumruğunu çıkarıp masaya vurmasını biliyorsun. Eminim buna, sen en iyisisin. Bu dünyada ki ufak piyonlarız, kırılmamaya özen göster.
Üşüyorum... İçimi kemiren bir şey var ama bilmiyorum. Bu sıralar konuştuğum 1-2 kişi var fakat bilemiyorum. Dediğim gibi bir arabayı ilk defa sürerken ki o heyecan, mutluluk var. İkinci sürüş vardır. İşte o yüzden korkuyorum.
Sorsak sever ama önemli olan içini görmek, karpuz seçmek gibidir ancak kumara benzer. Çünkü kafasına vurarak anlayamayız, bir insanın içini anlamak zordur. Korkunçtur. Keşke ısıtsaydı beni, belki bunları düşünüyor olmazdım. Babam gibi,
1000 düşünüp 1 kelime etmezdim. Belki de şu an dünyanın en mutlu insanıydım, bilemiyorum. Keşke öyle olsaydı ve beni bırakmasaydı da buralarda olmasaydım. Ben bir şeye eminim ki, "aşk" denen şey yalan. Seven her şeyi yapmaz mı?
Ben sevdiğimden her şeyi yaptım ve kaybettim. Ve kafamda aylarca sorguladım, ben neyi hatalı yaptım? A dedi, A dedim. B dedi, B dedim. Ne dediyse yaptım, aradıysa hemen açtım asla bekletmedim. Neden böyle oluyor? Onu seviyorum ve
O'na değer verdiğimden dolayı kaybettim, yani öyle düşünüyorum. Ya sen tatlım? Ben güçlü durmaya çalışıyorum, her darbeden sonra sert ve dik duruyorum. Üşüyorsam onu aramamaya özen gösteriyor ve ceket giyiyorum. Sen tatlım?
Umarım güçlüsündür ve emin ol ki, ben hissediyorum. Sen çok güçlüsün ve dimdik duruyorsun. Yeri gelince yumruğunu çıkarıp masaya vurmasını biliyorsun. Eminim buna, sen en iyisisin. Bu dünyada ki ufak piyonlarız, kırılmamaya özen göster.
Okumaya vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.
2 Bölüm daha Eklemek istedim
--Özlem duymak herkesin hakkıdır. Yani bence öyle.--
Her insan özlem duyar ama neden? Çünkü unutamaz. İstesede unutamaz ve nedenini kimse bilmez, bilse bile herkes farklı bilir. Çünkü duruma göre değişir ve her insan aynı değildir. Tıpkı onun gibi, sürekli bakarsın ve hatırlarsın ama bir yerden sonra
Simasını kaybeder zihnin. Tıpkı dünyadan göç eden yakınlarını unutmaya başlamak gibi. Hani bir arkadaşın vefat eder ve yüz siması birkaç yıl sonra ister istemez, fotoğraflara bakmadığından dolayı kaybolur ya zihninden. Ama yaptıkların ve yaşadıkların
Silinmez. İşte bu özlemdir, özlemektir. Ve bu özlemek denen duygu gerçekten en acı veren duygudur. Tıpkı platonik aşk gibidir, ne bakımdan? Şöyle, masum görünmesi benzer ama, asla masum değildir. Sizi en yalnız kaldığınız anda bulur ve canınızı yakar.
İşte buna özlem duymak denir, acı veren şey sürekli suratına suratına vurur. Sen hiç özlem duyuyor musun? Ben duyamıyorum çünkü artık duygusuz bir insana dönüşüyorum. Artık kalbi taş olan birisine dönüşüyorum ve dönüşmeme çok az bir süre kaldı.
İçimde hâla var biraz duygu kırıntısı ama kime yarar? Ancak sevdiklerime yarar, bana yaramaz. Sevdiklerim de çekerse bu hayatdan artık, işte o zaman duygusuz bir insana dönüşmüş olacağım. Kötü bir şey mi bu? Bence hayır. Duyguyla hareket ettiğimizde
Ne kazandık? Hiç bir şey. İşte bu yüzden duygusuzluk bazen çok iyi işinize yarar. Ama siz siz olun ve duygusuzluğunuzu lütfen kaybetmeyin. Kaybettiğiniz gün bilin ki, tek başına zevk alan bir insan veya kendinden başka hiç bir şeyi umursamayan bir
İnsana dönüşeceksiniz. Lütfen duygusal veya duyguları olan bir insan olmanın değerini bilin. Siz birisini seversiniz o sevmez ya, işte öyle düşünmeyin. Hayatımız boyunca verilen istatiklerere göre doğduğumuzdan beri ortalama bilmem kaç tane
Seri katilin yanından geçiyorsak, bilmem kaç tane teröristin yanından geçiyorsak bilin ki sizi de seven ve aşık olan birileri vardır. Ancak sizin gibi açılamıyor veya belli etmek istemiyor. İşte biz insanların en çok kaybettiği şey de bu aslında.
Gözümüzün önündekini görmüyoruz, tıpkı bir şeyi saklamak istediğimizde birisinden alıp gözünün önüne koyarız. Bulamasın diye, ama önüne koymuşuzdur. İşte onun gibi hayat, fakat farklı yanı şu, hayat acımasız...
Her insan özlem duyar ama neden? Çünkü unutamaz. İstesede unutamaz ve nedenini kimse bilmez, bilse bile herkes farklı bilir. Çünkü duruma göre değişir ve her insan aynı değildir. Tıpkı onun gibi, sürekli bakarsın ve hatırlarsın ama bir yerden sonra
Simasını kaybeder zihnin. Tıpkı dünyadan göç eden yakınlarını unutmaya başlamak gibi. Hani bir arkadaşın vefat eder ve yüz siması birkaç yıl sonra ister istemez, fotoğraflara bakmadığından dolayı kaybolur ya zihninden. Ama yaptıkların ve yaşadıkların
Silinmez. İşte bu özlemdir, özlemektir. Ve bu özlemek denen duygu gerçekten en acı veren duygudur. Tıpkı platonik aşk gibidir, ne bakımdan? Şöyle, masum görünmesi benzer ama, asla masum değildir. Sizi en yalnız kaldığınız anda bulur ve canınızı yakar.
İşte buna özlem duymak denir, acı veren şey sürekli suratına suratına vurur. Sen hiç özlem duyuyor musun? Ben duyamıyorum çünkü artık duygusuz bir insana dönüşüyorum. Artık kalbi taş olan birisine dönüşüyorum ve dönüşmeme çok az bir süre kaldı.
İçimde hâla var biraz duygu kırıntısı ama kime yarar? Ancak sevdiklerime yarar, bana yaramaz. Sevdiklerim de çekerse bu hayatdan artık, işte o zaman duygusuz bir insana dönüşmüş olacağım. Kötü bir şey mi bu? Bence hayır. Duyguyla hareket ettiğimizde
Ne kazandık? Hiç bir şey. İşte bu yüzden duygusuzluk bazen çok iyi işinize yarar. Ama siz siz olun ve duygusuzluğunuzu lütfen kaybetmeyin. Kaybettiğiniz gün bilin ki, tek başına zevk alan bir insan veya kendinden başka hiç bir şeyi umursamayan bir
İnsana dönüşeceksiniz. Lütfen duygusal veya duyguları olan bir insan olmanın değerini bilin. Siz birisini seversiniz o sevmez ya, işte öyle düşünmeyin. Hayatımız boyunca verilen istatiklerere göre doğduğumuzdan beri ortalama bilmem kaç tane
Seri katilin yanından geçiyorsak, bilmem kaç tane teröristin yanından geçiyorsak bilin ki sizi de seven ve aşık olan birileri vardır. Ancak sizin gibi açılamıyor veya belli etmek istemiyor. İşte biz insanların en çok kaybettiği şey de bu aslında.
Gözümüzün önündekini görmüyoruz, tıpkı bir şeyi saklamak istediğimizde birisinden alıp gözünün önüne koyarız. Bulamasın diye, ama önüne koymuşuzdur. İşte onun gibi hayat, fakat farklı yanı şu, hayat acımasız...
-- Bazen sabah olsun istemezsin, bazen de gece. --
İnsan bazen soluklanmak için oturmak ister ki, bu en doğal halidir. Sabahları yorgunluktan ister bu durumu, geceleri ise biraz sakin şarkı ile kafasını dinlemek içindir. İnsanların kafalarının içerisinde ne döndüğünü bilemezsiniz.
Onu sadece yaratan Allah ve kendisi bilir. Ve senin de savaş verdiğine eminim bir tanem, umarım kendi savaşını kazanırsın. Umarım zafer kutlamasını beraber yaparız.
O geceler var ya, seni düşünmeden duramadığım ve kafamda savaş verdiğim geceler.. Gerçekten özlüyorum, ve en çok da masumca bir bardak çay ile sakin, lo-fi şarkı dinleyerek bir yandan işimi, bir yandan seni düşündüğüm zamanlar var ya..
İşte o zamanları özlüyorum en çok. Bu hayat keşkeler ile dolu canım ve emin ol, keşke geçmişe dönebilsek. Şu anda biraz gerildim, anlatacak çok şey var fakat birtanemi sıkmak istemiyorum, değil mi? Sıkılmak istemezsin.
Bak hayat da sabır dediğimiz şeyi öğrenirsen döngüyü kırmış sayılırsın. Yani en azından yüzde ellilik bir kısmını kırmışsın demektir. "Bence" öyle. O geceleri özleyeceğim, o sabahları da özleyeceğim. Eğer sabahları okula gitmek için
Kalkıyorsan değerini bil o sabahların. Okul bitince gerçeği göreceksin ki, hatta o gerçek suratına vuracak bir şamar edası ile. Eğer işe vs. Kalkıyorsan bir tanem demem gereken 1 şey var. Yaşadığın her ânın tadını çıkart sadece.
İnsan bazen soluklanmak için oturmak ister ki, bu en doğal halidir. Sabahları yorgunluktan ister bu durumu, geceleri ise biraz sakin şarkı ile kafasını dinlemek içindir. İnsanların kafalarının içerisinde ne döndüğünü bilemezsiniz.
Onu sadece yaratan Allah ve kendisi bilir. Ve senin de savaş verdiğine eminim bir tanem, umarım kendi savaşını kazanırsın. Umarım zafer kutlamasını beraber yaparız.
O geceler var ya, seni düşünmeden duramadığım ve kafamda savaş verdiğim geceler.. Gerçekten özlüyorum, ve en çok da masumca bir bardak çay ile sakin, lo-fi şarkı dinleyerek bir yandan işimi, bir yandan seni düşündüğüm zamanlar var ya..
İşte o zamanları özlüyorum en çok. Bu hayat keşkeler ile dolu canım ve emin ol, keşke geçmişe dönebilsek. Şu anda biraz gerildim, anlatacak çok şey var fakat birtanemi sıkmak istemiyorum, değil mi? Sıkılmak istemezsin.
Bak hayat da sabır dediğimiz şeyi öğrenirsen döngüyü kırmış sayılırsın. Yani en azından yüzde ellilik bir kısmını kırmışsın demektir. "Bence" öyle. O geceleri özleyeceğim, o sabahları da özleyeceğim. Eğer sabahları okula gitmek için
Kalkıyorsan değerini bil o sabahların. Okul bitince gerçeği göreceksin ki, hatta o gerçek suratına vuracak bir şamar edası ile. Eğer işe vs. Kalkıyorsan bir tanem demem gereken 1 şey var. Yaşadığın her ânın tadını çıkart sadece.
Son düzenleyen: Moderatör: