Sony Honda Afeela iptali, otomotiv ve teknoloji dünyasında beklenmedik bir gelişme olarak kayıtlara geçti. Lüks ve teknoloji odaklı yeni bir otomobil markası yaratmak amacıyla özel olarak kurulan ortak girişim Sony Honda Mobility (SHM), büyük umutlarla tanıtılan Afeela 1 elektrikli sedan ve yakında piyasaya sürülmesi planlanan Afeela elektrikli SUV modellerinin üretimini tamamen iptal ettiğini duyurdu.
Sony ve Honda tarafından yapılan ortak açıklamada, Ohio’da bulunan Honda East Liberty Otomobil Fabrikası’nda üretime geçmesi planlanan ilk modellerin geliştirme ve piyasaya sürülme süreçlerinin durdurulduğu belirtiliyor. Afeela 1 sedan modeli hâlihazırda ön üretim aşamasındayken, ailenin ikinci üyesi olan dört kapılı SUV’nin 2028 yılının başlarında satışa sunulması bekleniyordu.
Sony Honda Afeela İptali Kararının Perde Arkası Neler Saklıyor?
SHM yetkilileri, bu radikal kararı almalarındaki temel sebebin elektrikli araç pazarındaki ani değişiklikler olduğunu ifade ediyor. Ancak asıl kritik neden, Honda’nın özel olarak tasarlanmış bir mimariye dayanan tamamen yeni elektrikli araç serisini iptal etmesi olarak öne çıkıyor. Acura RSX, Honda 0 Serisi SUV ve Honda 0 Serisi Sedan gibi modellerin rafa kalkması, Afeela projesinin de sonunu hazırladı.
Ortak girişimin yapısı gereği Afeela modelleri, doğrudan Honda tarafından sağlanan belirli teknolojileri ve altyapı varlıklarını kullanmak üzere tasarlanmıştı. Japon otomobil üreticisinin kendi gelecek platformunu iptal etmesiyle birlikte SHM, ihtiyaç duyduğu bu temel teknolojiden tamamen mahrum kaldı.
Amerika Pazarındaki Daralma ve Diğer İptaller
Bu karar, özellikle Amerika Birleşik Devletleri satışlarına büyük ölçüde bağımlı olan bazı otomobil üreticileri için oldukça zorlu bir dönemde geldi. Sektörde ciddi bir yaprak dökümü yaşanıyor; Ford, F-150 Lightning pick-up modelini üretimden kaldırdı ve Ram elektrikli 1500 kamyonetini iptal etti. Tesla’nın Model S ve Model X’i üretimden kaldırmak üzere olduğu konuşulurken, Chevrolet BrightDrop ticari minibüs serisi de sessiz sedasız emekliye ayrıldı.
Ancak sektördeki her marka geri adım atmıyor. Rivian yeni R2 modelini piyasaya sürerek dikkatleri üzerine çekerken, Alman devi BMW, yeni iX3 ve i3 modellerini ABD pazarına taşıyor. Özellikle premium segmentte iX3 SUV’nin piyasaya sürülmesi, lüks sınıfındaki rekabeti oldukça kızıştırıyor. Volvo yeni EX60 modelini tanıtırken, Polestar cephesi Polestar 4 modelinin station wagon versiyonunu üretiyor. Tüm bu gelişmeler, elektrikli SUV’lerin ve yenilikçi sedanların pazardaki kıyasıya hâkimiyet mücadelesini gözler önüne seriyor.
Yüksek Fiyat ve Sönük Kalan Teknik Özellikler
Afeela’nın genel durumuna bakıldığında, mütevazı teknik özelliklere sahip 90.000 doların üzerindeki bir elektrikli orta boy sedanın, giderek kalabalıklaşan ve daha uygun fiyatlı alternatiflerin bulunduğu bir pazarda ne kadar rekabetçi olabileceği her zaman büyük bir soru işaretiydi. Araç; 18 kamera, bir lidar, dokuz radar ve 12 ultrasonik sensörden oluşan tam 40 sensörlük devasa bir donanım paketiyle öne çıkıyordu. Bu teknoloji yığını sayesinde bir gün eller ve gözler serbest otonom sürüş vadeden, “teknoloji ağırlıklı” bir elektrikli araç olarak pazarlanıyordu.
Bu otonom sürüş vizyonu yatırımcılar için kulağa harika gelse de bugünün tüketicisi için asıl önemli olan temel özellikler, rakiplerinin çoğuna kıyasla oldukça sönük kalıyordu. Sedan, Tesla tarzı bir NACS şarj portuna sahip olsa da yalnızca yaklaşık 480 kilometre menzil ve 150 kilovatlık maksimum şarj hızı sunuyordu. Bu değerler, 90.000 dolarlık devasa bir fiyat etiketi için yetersiz bulunuyordu.
Türkiye Pazarı İçin Ne İfade Ediyor?
Bu modellerin Türkiye’ye gelme ihtimali zaten en başından beri oldukça düşüktü; ancak gelseydi bile işi hiç kolay olmayacaktı. Yüksek Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) dilimlerine girecek olan bu araç, Türkiye pazarında astronomik bir fiyat etiketine sahip olacaktı. Türk kullanıcıların menzil ve hızlı şarj kapasitesine verdiği önem düşünüldüğünde, 150 kW şarj hızı sunan lüks bir aracın Togg T10X, Tesla Model Y veya rekabetçi Çinli rakipler karşısında tutunması neredeyse imkânsızdı. Sonuç olarak, Sony ve Honda’nın bu iddialı ortaklığı, otomotiv tarihinin tozlu sayfalarındaki yerini şimdiden aldı.
Kaynak: InsideEvs
