ABD’de veri merkezlerinin elektrik ihtiyacıyla ilgili tahminler yeniden yukarı çekildi. BloombergNEF’in son çalışmasına göre ülkedeki veri merkezleri 2035 yılına gelindiğinde 194 gigavat seviyesinde güç talep edebilir. Bu da şirketin geçen aralıktaki tahminine göre yüzde 83’lük çok sert bir artış anlamına geliyor.
Tablonun en dikkat çekici yanı, veri merkezlerinin ABD’nin toplam elektrik tüketimindeki payı. Araştırmaya göre bu oran 2035’te yaklaşık yüzde 20’ye çıkabilir. Bugünse seviye yaklaşık yüzde 5,9 civarında. Başka bir deyişle, ülkede üretilen elektriğin beşte birinin veri merkezlerine gitmesi ihtimali masada.
194 gigavatlık seviye, ölçeği anlamak açısından da çarpıcı. Çünkü 1 gigavat kabaca geleneksel bir nükleer reaktörün üretim kapasitesine denk geliyor. AI yatırımlarındaki hızlanma, yeni tesis planlarının çoğalması ve projelerin daha kısa sürede devreye alınmak istenmesi bu yükselişte önemli rol oynuyor.
Ancak bu projelerin tamamının hayata geçeceği kesin değil. Sektör, elektrik şebekesine bağlantı süreçlerindeki gecikmeler, ekipman ve iş gücü sıkıntısı, yerel yönetimlerin sınırlamaları ve çevresel kaygılar gibi ciddi engellerle karşı karşıya. Özellikle yeni projelerin önemli bölümünün ilk kez bu alana giren geliştiricilerden gelmesi, gecikme riskini artırıyor.
BloombergNEF, veri merkezlerinin özellikle Virginia ve Texas gibi yoğunlaşmanın yüksek olduğu bölgelerde elektrik tüketimi üzerindeki baskıyı daha da artıracağını söylüyor. Şebekeye bağlanma sürecinin yavaş ilerlemesi nedeniyle bazı şirketler sahada doğalgaz tabanlı üretim çözümlerine de yöneliyor. Yine de genel beklenti, veri merkezlerinin büyük kısmının uzun vadede şebekeye bağlı çalışması yönünde.
Özetle, AI odaklı veri merkezi yatırımları artık sadece teknoloji sektörünün değil, enerji altyapısının da en büyük başlıklarından biri haline gelmiş durumda. Önümüzdeki yıllarda tartışma yalnızca yeni veri merkezlerinin sayısı değil, bu tesislerin ihtiyaç duyduğu elektriğin nasıl sağlanacağı etrafında da şekillenecek.
Kaynak: www.techspot.com