iPhone 17 Air ilk bakışta etkileyici. İnce, şık, pürüzsüz. Tek parça titanyum gövde lüks hissi veriyor. Ama işin özü bu kadar. Gösterişli bir paket, içi boş bir moda dokunuşu. Hava atmalık, ama kullanımda eli kolu bağlı.
Üç temel noktada itirazım var. İlki pil. Serideki en düşük kapasiteye sahip. Pro Max’in enerji yoğunluğunun yaklaşık yüzde 62’si, düz iPhone 17’nin de yaklaşık yüzde 11 altında. Günlük kullanımda 12 saat civarında dayanıyor; yoğun kullananlar için bu süre kısa.
Apple bunu telafi etmek için 99 dolarlık MagSafe batarya paketini sunuyor. Mıknatısla telefona tutunuyor, kablosuz şarj ediyor, istersen USB‑C ile de dolduruyorsun. Peki o zaman soru şu: Ultra ince bir telefon yapıp üstüne kalın, göze batan bir batarya takısını niye öneriyorsun? Elbette kimse almak zorunda değil, ama bu aksesuar olmadan günün sonunu görmek zor.
İkinci problem, iFixit’in sökümünde ortaya çıkıyor. MagSafe paketin içindeki 2,72 mm kalınlığında, 12,26 Wh’lık hücre, iPhone 17 Air’dekiyle aynı. Sadece kalın bir plastik çerçevenin içinde duruyor. Apple, bu paketi kamera adasını taşmayacak şekilde tasarlayabilirdi. Böylece Samsung S25 Edge’e benzer, daha bütünlüklü bir eşleşme hissi oluşurdu. Tasarım odaklı bir telefonda bu detay çok şey değiştirirdi.
Üçüncüsü, Apple bazı ağır bileşenleri—mikrofon dahil—kamera platosuna yığmış. Telefon tepeye doğru ağırlık yapıyor. Tutması uzun vadede yorucu. Ayrıca kayıp düşmeye daha meyilli. Bin dolara yakın bir cihazı elde güvende tutmak için kalın bir kılıfa muhtaç kalmak, tasarımın tüm cazibesini gölgeliyor.
Sonuç net. Amacın arkadaşlarını etkilemekse iPhone 17 Air egonu okşar. Aklı başında bir kullanıcı içinse, şarja bağımlı bir güzellikten ötesi değil.
Kaynak: wccftech.com