Otomotiv dünyasında son birkaç yıldır devam eden “tamamen elektrikli geleceğe en hızlı kim geçecek?” yarışı, beklenmedik bir şekilde yavaşladı. Rakipleri içten yanmalı motorları (ICE) ortadan kaldırmak için acele ederken BMW ve Toyota, stratejisi ile bu akıma direndi ve şimdi bu sabırlı duruşlarının meyvelerini topluyorlar.
Bu on yılın başında Volvo, Bentley ve Ford of Europe gibi birçok marka, 2030’a kadar sadece elektrikli araç satacaklarına dair iddialı taahhütlerde bulunmuştu. Ancak bu hedeflerin çoğu, ya ertelendi ya da süresiz olarak rafa kaldırıldı. Otomobil üreticileri, talebin hızla artacağını varsayarak elektrikli araçlara (EV) yöneldi fakat iki büyük oyuncu bu eğilime her zaman şüpheyle yaklaştı: BMW ve Toyota.
Neden Haklı Çıktılar? Pazarın Gerçekleri
Ne BMW ne de Toyota, agresif bir şekilde “sadece elektrikli” bir strateji izledi. En çok satan lüks marka ve dünyanın en büyük otomobil üreticisi, aksine elektrikli araçların bu kadar kısa bir sürede her yerde uygun olmayacağını savundu. Elektrikli otomobiller, genellikle benzinli muadillerinden daha pahalı olmakla kalmıyor; aynı zamanda şarj altyapısı da dünyanın birçok yerinde hâlâ yetersiz.
BMW, “Seçim Gücü” adını verdiği felsefesine sadık kalarak müşterilerine benzinli, dizel, şarj edilebilir hibrit (plug-in hybrid) veya tamamen elektrikli olsun, istedikleri güç ünitesini sunmaya devam ediyor. Hatta şirket, 2028’de Toyota ile ortaklaşa geliştirdiği yakıt hücresi sistemine sahip, hidrojenle çalışan bir X5 modeli bile piyasaya sürecek.
BMW CEO’su Oliver Zipse, Avrupa Birliği’nin 2035’te yeni benzinli otomobil satışlarını yasaklama planına defalarca karşı çıktı. Zipse, bu politikanın tüketicilerin seçimlerini ciddi şekilde kısıtlayacağını ve otomotiv endüstrisini mahvedeceğini savunuyor.
Geleneksel Motorlar Ölmüyor, Gelişiyor
Bu, BMW’nin karbonsuzlaşmayı görmezden geldiği anlamına gelmiyor. Şirket, Neue Klasse platformuna 10 milyar avrodan fazla yatırım yaptı; bu, şirketin bugüne kadarki en büyük tekil yatırımı. Ancak marka, M bölümünün can damarı olan sıralı altı silindirli ve V8 gibi büyük motorlara da bağlı kalmaya devam ediyor. Her iki motor da Euro 7 emisyon düzenlemelerine uyacak şekilde yeniden tasarlanıyor.
Toyota ise bu “çoklu yol” stratejisini daha da ileri taşıyor. Geçen yıl Toyota Başkanı Akio Toyoda, elektrikli araçların küresel pazar payının asla %30’u geçmeyeceğini öngörerek manşetlere çıkmıştı. Marka, 1997’de Prius ile öncülük ettiği hibrit teknolojisindeki liderliğine güvenirken sentetik yakıtlar ve hidrojen yakıtlı içten yanmalı motorlar gibi alternatif çözümlere de büyük yatırımlar yapıyor.
Stratejik Avantaj: Rakipler Rota Düzeltirken Onlar Yola Devam Ediyor
BMW ve Toyota, stratejilerini hiç revize etmek zorunda kalmadıkları için her ikisi de şu anda rekabet avantajı elde ediyor. Örneğin Porsche, başlangıçta planlamadığı hâlde ilk nesil Macan’ı benzinli yeni bir crossover ile değiştirmek için beklenmedik yatırımlar yapmak zorunda kaldı. Benzer şekilde, sadece elektrikli olması planlanan 718 Boxster/Cayman ve üç sıralı SUV modelleri için de içten yanmalı motor seçenekleri yeniden gündemde. Bu planlanmamış rota düzeltmeleri oldukça maliyetli.
EV Satışları Düşüyor mu?
Bu durum, elektrikli araçların düşüşte olduğu anlamına gelmiyor. Yapay zekâ tarafından üretilen EV karşıtı söylemler, internette bir hastalık gibi yayılsa da elektrikli araç satışları, otomobil üreticilerinin umduğu kadar hızlı olmasa da büyümeye devam ediyor. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’ne (ACEA) göre EV’ler, yılın ilk sekiz ayında Avrupa’daki toplam yeni otomobil satışlarının %17.7’sini oluşturdu. Bu oran, bir önceki yılın aynı döneminde %14.1 idi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise 2024’te dünya çapında satılan yeni otomobillerin %20’sinden fazlasının elektrikli olacağını öngörüyor.
Tek Bir Gelecek Yok, Birçok Gelecek Var
Asıl gerçek şu ki, farklı pazarlar elektrifikasyona çok farklı hızlarda geçiş yapıyor. Norveç’te 2024’te yeni otomobil satışlarının %89’unu elektrikli araçlar oluştururken, ABD’de bu oran sadece %9.2. Bu kadar belirgin bölgesel farklılıklar, yıllarca devam edecek gibi görünüyor ve bu da BMW ve Toyota’nın “herkese uygun bir çözüm” sunan çoklu enerji stratejisinin doğruluğunu kanıtlıyor.
Bu “çoklu yol” stratejisi, özellikle Türkiye pazarı için kritik bir önem taşıyor. Ülkemizde elektrikli araç şarj altyapısı henüz gelişim aşamasındayken ve EV fiyatları yüksek vergiler nedeniyle ulaşılabilir seviyelerin çok üzerindeyken, tüketicilerin büyük bir çoğunluğu için hibrit ve verimli içten yanmalı motorlar hâlâ en mantıklı seçenek. BMW ve Toyota’nın bu motorları geliştirmeye devam etmesi, Türkiye gibi pazarlarda güçlü kalmalarını sağlarken “ya şimdi ya da hiç” diyerek sadece EV’lere odaklanan markaların pazar payı kaybetme riskini artırıyor. Yıllar önce belirledikleri bu yola sadık kalarak her iki otomobil üreticisi de geçişin hızından bağımsız olarak, dünya çapındaki tüm pazar segmentlerine hizmet verecek şekilde mükemmel bir konumda.
Kaynak: Motor1


