Almanya merkezli küresel teknoloji devi Bosch, mobilite sektöründeki yoğun rekabet ve elektrikli araçlara geçişin getirdiği yapısal maliyet baskısı nedeniyle otomotiv bölümünde ek işten çıkarmalar yapacağını resmen duyurdu. Bu hamle, şirketin küresel pazardaki pozisyonunu koruma çabasının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Alman gazetesi Handelsblatt’ın daha önce bildirdiği bu kararlar, şirketin uzun vadeli stratejisini gözler önüne seriyor.
İşten Çıkarmanın Boyutları ve Stratejik Gerekçeler
Stuttgart yakınlarındaki Gerlingen’de bulunan merkezden yapılan açıklamaya göre, özellikle şirketin elektrikli güç aktarma organları ve hareket çözümlerine odaklanan Power Solutions ve Electrified Motion birimleri bu kesintilerden ciddi şekilde etkilenecek. Stuttgart-Feuerbach, Schwieberdingen, Waiblingen, Bühl ve Homburg gibi Almanya’daki kilit lokasyonlar risk altında bulunuyor.

Bu son işten çıkarma dalgası, 2024 yılı için daha önce duyurulan 9.000 kişilik işten çıkarma kararıyla birleştiğinde, 2030 yılı sonuna kadar toplamda yaklaşık 22.000 kişinin işini kaybedeceği anlamına geliyor. Bu durum, yakın zamanda Almanya’da 70.000 kişiyi istihdam eden Mobilite bölümü için önemli bir yapısal değişime işaret ediyor.
Bosch İnsan Kaynakları Direktörü Stefan Grosch, bu kararın arkasındaki temel zorunluluğu şöyle açıkladı: “Mobilite sektöründeki rekabet gücümüzü artırmak ve maliyetlerimizi kalıcı olarak düşürmek zorundayız. Birçok önlemi hayata geçirsek de maalesef daha önce duyurulan seviyenin ötesinde işten çıkarmalardan kaçınamayacağız. Bu bize büyük acı veriyor ancak maalesef bu durumdan kaçınmanın başka bir yolu yok.” Grosch, ayrıca mevcut yaklaşık yüzde ikilik satış büyümesinin hızla artan maliyetleri dengelemeye yetmediğini de vurguladı.
İşçi Temsilcilerinden Sert Direniş ve Müzakere Süreci
İşten çıkarma haberleri, Bosch İşçi Konseyi’nde doğal olarak büyük bir tepkiyle karşılandı. Genel İşçi Konseyi Başkanı Frank Sell, Handelsblatt’a yaptığı açıklamada kesintilerin büyüklüğünü kabul etmeyeceklerini belirterek “Aslanlar gibi savaşacağız” dedi. Sell, mücadelenin odak noktasının geleceğin teknolojilerini Almanya’da nasıl üretebilecekleri sorusu olduğunu vurguladı. Sendika temsilcisi, “Bunlar şimdiye kadar yaptığımız en zorlu müzakereler olacak” ifadelerini kullandı.

Bosch’un Almanya’daki çalışanları için 2027 yılına kadar geçerli bir iş güvencesi anlaşması bulunuyor. Bu, kısa vadede işten çıkarmaların zorunlu olmayacağı; ancak kıdem tazminatı veya erken emeklilik gibi gönüllü düzenlemelerle gerçekleştirilebileceği anlamına geliyor. Fakat bu güvenceye rağmen IG Metall sendikası temsilcisi Adrian Herms, durumu “muazzam bir hayal kırıklığı ve sosyal ortaklık için kapkara bir gün” olarak değerlendirdi.
Küresel Rekabet ve Teknolojik Dönüşümün Baskısı
İşten çıkarmaların arkasındaki başlıca neden, küresel otomotiv pazarındaki durgunluğun yanı sıra tedarikçiler arasındaki artan rekabet. Berylls by AlixPartners’ın araştırmasına göre, Alman tedarikçiler 2020’den bu yana yıllık ortalama %5.7 büyürken Çinli rakiplerin büyüme oranı %14.7’ye ulaştı. Ayrıca otomobil üreticilerinin güç aktarma organlarından yazılım çözümlerine kadar daha fazla üretimi kendi bünyelerine kaydırması, tedarikçiler için mevcut pastayı küçültüyor.
Bu durumun en belirgin nedeni ise elektrikli mobiliteye geçişin etkileri. Elektrikli otomobil bileşenlerinin üretimi, Bosch’un küresel pazar lideri olduğu enjeksiyon nozulları gibi içten yanmalı motor (ICE) bileşenlerine göre daha az insan gücü gerektiriyor. Bosch Mobility Yöneticisi Dr. Markus Heyn’in de belirttiği gibi, otomobiller sıfırdan yeniden tasarlandığı için üreticilerin ve tedarikçilerin çok daha bütünsel düşünmesi gerekiyor.
Ancak Bosch için bir diğer zorluk, “teknolojik açıklık” ilkesi nedeniyle elektrikli araçlara geçişin tek bir hızda gerçekleşmemesi. Şirket, bir yandan elektrikli mobilite ve yakıt hücresi segmentlerindeki işini büyütürken diğer yandan da benzinli, dizel ve hibrit araçlar için bileşen üretmeye devam etmek zorunda kalıyor. Bu çoklu teknolojiyi aynı anda destekleme zorunluluğu, kaynakları dağıtıyor ve ölçek ekonomilerini düşürerek maliyet baskısını daha da artırıyor.
Kaynak: www.electrive.com