Otomotiv dünyasının ve özellikle Mazda’nın efsanevi ismi, orijinal Miata’nın “babası” olarak tanınan tasarımcı Tom Matano, 20 Eylül 2025 tarihinde 76 yaşında hayatını kaybetti. Hafta sonu sosyal medyada yayılan acı haber, Matano’nun büyük bir destekçisi olduğu Miata Reunion organizasyonunun San Francisco’daki hastaneyle iletişime geçerek ölümü doğrulamasıyla kesinleşti.
Matano’nun uzun ve başarılarla dolu kariyeri, onu General Motors, BMW ve Mazda gibi dev markalara götürse de adı en çok Mazda ile özdeşleşti. Ünlü tasarımcı, 1983 yılında Mazda’nın ilk ABD tasarım stüdyosunu kurup yönetti ve burada orijinal MX-5 Miata’nın üretim tasarım çalışmalarına liderlik ederek bir fikri gerçeğe dönüştürdü. Kısa bir süre sonra ise Matano, belki de tüm zamanların en güzel Japon spor otomobillerinden biri olan üçüncü nesil RX-7’nin tasarımını denetledi.
Diğer bir yandan otomobil meraklıları topluluğunun da çok sevilen bir üyesi olan Tom Matano, bir otomobilin başarısının sadece onu piyasaya sürmekle değil; aynı zamanda o kültürü yaşatmakla ilgili olduğunu çok iyi anlıyordu. Bu amaçla tasarımcı, otomobili sürekli olarak güncelledi, yarışçıları cesaretlendirdi ve son anına kadar Miata etkinliklerinin vazgeçilmez bir parçası oldu. Bugün yollardaki birçok Miata, onun imzasını ve “Always Inspired” (Daima İlham Dolu) sloganını gururla taşıyor.
Tasarım dehasını sadece yollardaki otomobillerle sınırlamayan Tom Matano, aynı zamanda bir eğitimciydi. 2002 yılında Mazda’dan ayrılarak San Francisco’daki Academy of Art University’nin Endüstriyel Tasarım Okulu’nda yönetici direktör olan Matano, orada sadece yeni nesil otomobil tasarımcılarına değil; her türden tasarım öğrencisine ders vererek ilham kaynağı oldu ve bu görevinden bu yılın başlarında emekli oldu.
1947 yılında Nagazaki’de dünyaya gelen Tsutomo “Tom” Matano, 1969 yılında Tokyo’daki Seikei Üniversitesi’nden mühendislik diplomasıyla mezun oldu ancak asıl tutkusu otomotiv tasarımıydı. Bu hayalini gerçekleştirmek için 1970 yılında ABD’ye gelerek Pasadena, Kaliforniya’daki Art Center College of Design’a kaydoldu. Mezuniyetinin ardından General Motors tarafından Oldsmobile bölümünde işe alındı ve ardından Avustralya’daki Holden tasarım stüdyosuna gönderildi.
Holden’da yedi yıl geçirdikten sonra BMW’de çalışmak üzere Almanya’ya taşınan Matano, efsanevi E36 kasa kodlu 3 Serisi’nin ilk tasarımlarında yer alsa da Alman disiplini ve yavaş ilerleyen proje yapısı, onun yaratıcı ruhuna pek uymuyordu. Tasarımcı, yakın zamanda bir muhabire verdiği demeçte BMW gibi bir şirkette on yıllarını tek bir model üzerinde çalışarak geçirebileceğini; fakat kendisinin daha fazla projede yer almak istediğini söylemişti.
BMW’de sadece bir yıl geçirdikten sonra Güney Kaliforniya’ya geri döndü ve Irvine’daki Mazda Kuzey Amerika tasarım stüdyosunda baş tasarımcı olarak göreve başladı. Tam da bu sıralarda Japonya’da eski gazeteci ve ürün planlayıcısı Bob Hall, Lotus Elan ve Alfa Romeo Spider gibi klasik roadster modellerinden esinlenen “hafif spor otomobil” konsepti üzerinde çalışıyordu. Bu projenin en büyük destekçisi ise Mazda’nın rotary motorunu yaratan efsanevi “47 Samuray”dan biri olan Kenichi Yamamoto’ydu.
Mazda, ilk çalışmaları Japonya’da yapsa da farklı stüdyoları arasında bir tasarım yarışması düzenlediğinde ABD’deki ekip de sürece dâhil oldu. Tom Matano’nun vizyonu, tek bir harika otomobil yaratmanın çok ötesindeydi. Ünlü tasarımcı, 1986 yılında Miata’nın geleceği için bir yol haritası çizdiğini şöyle anlatmıştı: “20 yıl sonra birinin Miata Koleksiyoncu Kılavuzu’nu satın aldığını hayal ederek üç neslin hikâyesini yazdım.” Onun amacı sadece bir spor araba yapmak değil; o arabanın mirasını ömrü boyunca beslemekti.
RX-7 de Matano’nun Kaliforniya stüdyosunun kazandığı bir başka tasarım yarışmasının sonucuydu. Mazda, Wu-Huang Chin’in tasarımını seçmiş olsa da arabanın genel havasını ve ruhunu belirleyen kişi Matano’ydu. O, bu konudaki hedefini “Kişisel isteğim ve hedefim, zamana meydan okuyan bir tasarım yaratmaktı” sözleriyle açıklamıştı.
Miata ve RX-7’nin büyük başarısının ardından Matano, önce Mazda Kuzey Amerika’da Ar-Ge bölümünün başına geçti, ardından da otomobil üreticisinin tüm küresel tasarım stüdyolarını denetlemeye başladı.
Tom Matano, otomotiv topluluğunda yeri doldurulamaz bir figürdü; her yıl Pebble Beach Concours’da konuk jüri üyeliği yapar, Miata Reunion gibi etkinlikleri asla kaçırmazdı ve ne kadar meşgul olursa olsun insanlarla sohbet etmek için her zaman zaman ayıran biriydi. Dahası Matano, kişisel olarak elinde tuttuğu FD kasa RX-7 ve 1996 Miata “M” Edition modellerini ikinci vatanı olan San Francisco Körfez Bölgesi’nde düzenli olarak kullanırdı.
Onun mirası; yollardaki bir milyondan fazla Miata’da, muhteşem FD RX-7’de, yetiştirdiği sayısız öğrencinin çalışmalarında ve onu tanıma şansına sahip olan herkesin anılarında yaşamaya devam ediyor.
Kaynak: Motor1


