Otomobil tutkunları için elektrikli spor araba fikri, ruhu olmayan bir tezat gibi görünüyor. Bir elektrikli araç, kâğıt üzerinde ne kadar güçlü olursa olsun, gelenekçiler hâlâ eski usul performans formülünü; yani benzinli motorun sesini ve hissini tercih ediyor. Ancak Mercedes, AMG bölümü aracılığıyla benzinli araçlarla edindiği onlarca yıllık bilgi birikimini tamamen elektrikli araçlara aktarabileceğinden oldukça emin.
“Hisli” Bir Elektrikli Araç Nasıl Yaratılır?
Üretim ve kalite yönetim kuruluna katılmadan önce AMG CEO’su olarak verdiği son röportajlardan birinde Michael Schiebe, Avustralya dergisi WhichCar‘a bu konuda önemli ipuçları verdi. Schiebe’ye göre AMG’nin efsanevi içten yanmalı motorlarını geliştiren mühendisler, şimdi yeteneklerini performanslı elektrikli araçlar için kullanıyor. Artık büyük hacimli motorlar olmasa da müzik endüstrisinden uzmanlar, ikonik V8 motorunun sesini taklit etmek için ses mühendisleri olarak işe alındı.
Görevi bırakacak olan AMG şefi, şüpheyle yaklaşanların bile simüle edilmiş vites geçişlerini takdir etmeyi öğreneceğinden emin. Schiebe, AMG.EA platformu üzerinde çalışan ekibine “piyasadaki en iyi elektrikli V8″i geliştirmeleri ve sürücü ile benzinli araba arasındaki o özel mekanik bağı taklit etmeleri görevini verdi:
“Araca bindiğinizde, elektrikli bir araç olmasına rağmen müşterilerimizin araçlarında sevdikleri o geri bildirimi alabilmeleri için aracın ‘çok hisli’ olmasını da sağlamalıyız.“
V8 Tutkunları Unutulmadı: Gelenek Devam Ediyor
Yine de AMG, özellikle C63 modelindeki V8 motoru dört silindirli, 2.0 litrelik şarj edilebilir hibrit (plug-in hybrid) bir motorla değiştirmesinin ardından gelen sert tepkiler nedeniyle herkesi ikna edemeyeceğini biliyor. Sadık müşterileri yatıştırmak için marka, uzun süredir hizmet veren “M178” kodlu motordan daha fazla güç ve daha iyi yakıt verimliliği sunan yepyeni bir sekiz silindirli motor geliştiriyor. Bu yeni V8, yakında yürürlüğe girecek Euro 7 emisyon standartlarına da tam uyumlu olacak. Ancak bu motorun yeni C63’te kullanılması beklenmiyor; o model için altı silindirli bir motorun masada olduğu konuşuluyor.
Bu yılın başlarında Schiebe, Motor1‘e 2027’de piyasaya çıkacak yeni V8’in “insanlar istediği sürece” satışta kalacağını söylemişti. Fakat şef, 2035’te Avrupa’da içten yanmalı motorlu yeni araçların satışının yasaklanmasıyla “doğal bir son” yaşanacağını da eklemişti.
Rakipler de Aynı Yolda: Bu Bir Tercih Değil, Zorunluluk
AMG, BMW M ve Audi Sport gibi devlerin tüm yumurtalarını tek bir sepete koymasını beklemek gerçekçi değil. Er ya da geç, yasa düzenleyiciler büyük hacimli motorları etkili bir şekilde yasaklayacak. Üretime hazır GT XX konsepti gibi elektrikli AMG’ler, performanslı elektrikli araçlara açık müşterileri hedeflerken V8 tutkunları için de kapı tamamen kapanmış değil. Affalterbach, elektrifikasyona tamamen geçmediğinden meraklılar hâlâ umutlu olabilir. Mercedes, hem benzinli hem de elektrikli spor otomobilleri aynı anda yönetebilecek kadar büyük bir şirket.
Türkiye’deki Fiyatlandırmalar ve Vergiler
Bu hibritleşme stratejisinin arkasındaki en büyük nedenlerden biri de vergilendirme. Avrupa’nın bazı ülkelerinde hibrit modellerin vergi avantajı bulunsa da bu durumun en çarpıcı örneği Türkiye’de yaşanıyor. Ülkemizdeki Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) sistemi, doğrudan motor hacmine dayanıyor. Örneğin 4.0 litrelik bir V8 motora sahip AMG modeli, %220 gibi en yüksek ÖTV dilimine girerken yeni C63’teki gibi 2.0 litrelik hibrit bir motor, çok daha düşük bir vergi diliminde yer alıyor. Bu durum, aracın nihai satış fiyatında milyonlarca liralık bir fark yaratıyor ve yüksek performanslı şarj edilebilir hibrit modelleri, V8 motorlu kardeşlerine göre “ulaşılabilir” kılıyor. Dolayısıyla tutkunlar için her ne kadar “hisli” bir kayıp olsa da üreticilerin bu yola girmesi, Türkiye gibi pazarlarda var olabilmeleri için kaçınılmaz bir ticari gerçeklik.
Kaynak: Motor1


