Nintendo Entertainment System, kısaca NES, 40 yaşında. 1983’teki büyük Oyun Çöküşü’nün yaraları henüz sarılmamışken ABD’de piyasaya çıkan bu ilk Nintendo ev konsolu, yok olmak üzere olan pazarı hem canlandırdı hem de bugün hâlâ geçerli olan pek çok standardı yerleştirdi.
40. yıl şerefine Video Game History Foundation’ın kurucusu ve direktörü Frank Cifaldi ile konuştuk. Oyun tarihini koruma çalışmalarına dayanan araştırmalarıyla Cifaldi; NES’in başarısının arka planını, yarattığı o “büyüyü”, 1985’teki CES’teki kritik tanıtımı ve kalıcı mirasını anlattı.
Röportaj, e‑posta üzerinden soru‑cevap şeklinde yapıldı ve yayına hazırlanırken hafifçe düzenlendi.
Frank Cifaldi ile 40. yıl söyleşisi
1. NES’in 40. yılı. Sence bu konsolu ABD ve Japonya’da bu kadar başarılı kılan temel unsurlar nelerdi?
80’lerin sonu ve 90’ların başındaki “Nintendo çılgınlığı” iki şeye dayanıyor: Nintendo harika bir ürün çıkardı ve doğru zamanda sahneye çıktı. Pazar çöktükten sonra bir‑iki yıl yeni ve heyecan verici bir şey yoktu. Japonya’da Famicom’u iki yıl önce piyasaya süren Nintendo, başta Super Mario Bros. olmak üzere çok kaliteli oyunlarla güçlü bir giriş yaptı. Hem kalite hem de oyun sayısı, bir de Mario’nun yıldız etkisi birleşince Atari ve Sega pazara girdiğinde çoktan geride kalmıştı.
2. NES birçok oyuncu için “büyülü” bir sistem. Bu hissi yaratan neydi? Oyunlar mı, pazarlama mı, yoksa başka bir şey mi?
O dönemi yaşamayanlar için Nintendo’nun çocuklar ve gençler üzerindeki etkisini kavramak zor. Bir süre “Nintendo” kelimesi “video oyun”la eş anlamlıydı. Super Mario Bros., Metroid ve Zelda gibi seriler bir‑iki yıl içinde peş peşe doğdu. Üstüne lisanslı ürünler ve TV programları da eklenince ortaya tam bir nostalji şöleni çıktı.
3. Araştırmaların, NES’in 1985 CES’teki tanıtımından kalan tek basın kitine odaklanıyor. Bu belgeyi tarihselleştiren şey ne? O dönem şüpheli bakan ABD’li perakendecilere Nintendo’nun stratejisi hakkında ne söylüyor?
AVS (prototip) tarihçiler için dayanılmaz bir “ya şöyle olsaydı?” vakası. Nintendo daha eğitim odaklı, “yüksek teknoloji” bir yola girseydi ne olurdu? İşler yürümeseydi kalbimizde ve hafızamızda bugün tuttuğu yer olur muydu? AVS’e bakmak, alternatif bir zaman çizelgesine göz atmak gibi.
4. Çöküşten sonra NES’in ABD’de tutunması garanti değildi. Nintendo başarısızlığın eşiğine ne kadar yaklaştı? Lansmanı kurtaran en kritik unsur neydi?
Nintendo’ya göre Atari iki noktada tökezledi: Yetkisiz, kalitesi değişken oyunların pazarı doldurmasını engellemedi ve resmi oyunların bir kısmı da Nintendo ölçütlerine göre zayıftı. NES’in çıkışı ürün kalitesi ve oyuncu memnuniyetine aşırı odaklandı. Başka etkenler sayılabilir ama bence asıl başarı nedeni buydu.

5. Araştırmaların, NES’ten önce Atari’nin Nintendo’yu neredeyse satın almasına da değiniyor. Bu anlaşma neden bozuldu? Olası bir birleşme sektörü hemen toparlar mıydı, yoksa birlikte çöküşe mi giderlerdi?
Neden bozulduğunu bilmiyoruz; elde yeterli kayıt yok. Ayrıca “ne olurdu?” türü varsayımlar yapmayı sevmiyorum; ben araştırmacıyım.
6. NES’in oyuncular ve sektör üzerindeki etkisi tartışılmaz. Koldan tuş dizilimine, üçüncü taraflarla ilişkilerden başka detaylara kadar; hangisi bugün hâlâ net biçimde hissedilen en büyük değişimi yarattı?
NES’in içindeki “kilit çipi”, yetkisiz oyunları önlemeye yönelik ilk ciddi teknik hamleydi ve geri dönüş olmadı. Bu, iyi ya da kötü, NES’in mirası. Konsollar bilgisayarlar gibi olabilirdi; herkes oyun yazıp kendi başına yayımlayabilirdi. NES bunun olmaması için teknik, hukuki ve hatta manipülatif yöntemler kullandı ve o günden beri konsollar böyle. Muhtemelen sektörü kurtardı ama yaratıcı özgürlükleri bir ölçüde kıstı. Neyse ki bugün bağımsız oyun yayımlamak ve kitle bulmak kolaylaştı; fakat uzun süre, konsollarda geçinmek için donanım üreticisine pay vermek zorundaydın.
7. VGHF; prototipler, reklamlar ve perde arkası materyalleri korumada büyük iş çıkarıyor. NES döneminden kalanları zaman onları yutmadan saklamanın bugün en büyük zorluğu ne?
Teşekkürler; gelecek kuşaklar için koruma işine gönülden bağlıyız. Bu kadar eski materyallerde en büyük engel insan ömrü. Hemen ardından da gayrimenkul maliyetleri geliyor. “Keşke geçen yıl aramış olsaydınız; taşınırken kutular dolusu şeyi attım” sözünü çok duyuyoruz. İnsanlar bilsin istiyoruz: Buradayız. Ellerindeki eserleri merak ediyorlarsa ya da bağışlamak isterlerse VGHF desteği memnuniyetle karşılar.
8. Mini konsollar ve hayran restorasyonları gibi örneklerle retro‑koruma sahnesine bakınca; sence sektör, sadece NES’in değil, diğer sistem ve oyunların mirasını korumada yeterli mi?
“Koruma” ile “ticari erişilebilirlik” ayrı kavramlar. Koruma işi ticari şirketlerin sorumluluğu değil; arşivcilerin işi. Kâr amacı güden şirketler, kendilerine zarar verecek materyallere erişim izni vermez; dürüst olmak gerekirse bu, oyun tarihinin büyük kısmı. Bu yüzden, kütüphaneler ve arşivlerin erişim sunabildiği bir gelecek için çalışıyoruz; işimizi yapmamızı engelleyen, sektörce finanse edilen siyasi itirazlarla boğuşmadan.
9. NES’te çıkan oyun sayısı düşünülünce, sistemi “tanımlayan” yapımlar konusunda görüşler değişiyor. Sence birinci ve üçüncü taraflardan hangi oyunlar efsaneyi yarattı?
Satışlara bakınca net konuşabilirim: Üç Super Mario Bros. oyunu hepsinden fazla sattı. Hâlâ satılmaları ve Super Mario Maker gibi ürünlerde yeniden yorumlanmaları, sistemi tanımlayan oyunların bunlar olduğunu gösteriyor. Bunun dışında, popüler eğlence markalarına dayanan oyunların ne kadar sevildiği dikkat çekici. Teenage Mutant Ninja Turtles ve Top Gun, sistemdeki çoğu oyundan daha fazla sattı.
10. Hem tarihçi hem de ömür boyu Nintendo hayranı biri olarak; 40 yıl sonra NES senin için ne ifade ediyor?
1985’te gelen NES, evde oyun oynamanın ne olduğunu tanımladı ve o çizgi çok değişmedi. NES’ten önce video oyunları bir modaydı. NES’ten sonra bir endüstri oldu.
Vakit ayırdığın için teşekkürler!
Sevgili NES, 40. yaşın kutlu olsun! Nice yıllara!
Bizi Google’da takip edebilir ya da haber ve incelemelerimizi akışlarınızda görmek için kaynaklarınıza ekleyebilirsiniz.
Kaynak: wccftech.com