Kesinlikle öyle, iş sadece ekran teknolojisi değil, arka planda çalışan işletim sistemi ve donanım mimarisi boyutu da var.
Düşün, o dönem Windows 98 veya XP kullanıyorduk ve işletim sistemi donanımla tamamen doğrudan, aracısız iletişim kuruyordu. Şimdiki gibi araya giren kompozitör katmanları (DWM), sistemi hantallaştıran güvenlik emülasyonları veya arka plan telemetrileri yoktu. Üstüne bir de PS/2 klavye ve farelerin mimarisini ekle... USB gibi sürekli veri var mı? Diye sistemi meşgul eden polling bir yapı yerine, doğrudan interrupt ile anlık tepki veriyorlardı. Hal böyle olunca FPS düşük olsa bile Total input lag günümüzdeki pek çok modern sistemden çok daha keskindi. Profesyonel FPS oyuncularının yıllarca LCD'ye geçmeyi reddetmesinin, turnuvalarda tüplü ekran diye diretmesinin asıl sebebi de o ham tepkime süresini kaybetmek istememeleriydi zaten.
Kendi tecrübemden bir örnek vereyim Şu an aktif olarak Windows XP Half-Life oynuyorum ve 160Hz CRT ekranımla karşımdaki 500Hz modern monitörlü rakiplere fark atıyorum. Hele işin içine oyunun motor dinamikleri girince durum daha da ilginçleşiyor. HL'de bazı sunucuların 100 FPS limiti var. Karşımdaki adamın önünde 500Hz ekran da olsa o sunucuda 100 FPS'e mahkum. İşte orada CRT'nin gerçek büyüsü ortaya çıkıyor. Ben CRT kullandığım için o 100 FPS'te bile sıfır gecikme ve kusursuz hareket netliği alıyorum. Sonuç ne mi oluyor?
O sunucularda sırf ekranım ve XP sistemim daha hızlı tepki verdiği için, benden mekanik anlamda daha yetenekli oyuncuları bile rahatlıkla alt edebiliyorum.
Kağıt üzerindeki sayılar modern sistemlerde uçup gitse de, donanımla doğrudan iletişimin ve CRT teknolojisinin sağladığı o saf akıcılığın yerini hiçbir şey tutmuyor.