Bence zeka sadece tek bir şeyle ölçülemez. Analitik düşünme, duygusal zeka, hızlı öğrenme, hızlı uyum sağlama... Bunların hepsi zekâyı oluşturur. Özellikle bunların çoğu bir insanda varsa, o kişi fazlasıyla zeki sayılır.

Zeki insan farklıdır. O farkı hissedersin, bir şekilde diğerlerinden farklıdır.

Senin de en son belirttiğin gibi, "zeka" dediğimiz kavramı tek bir başlık altında toplamamız en büyük hata. Bence de zeka sadece tek bir şeyle ölçülemez. Senin de saydığın gibi analitik düşünme, duygusal zeka, hızlı öğrenme, çabuk uyum sağlama (adaptasyon) gibi çok farklı yeteneklerin bir bütünüdür. Bir yanda satranç oynamak, karmaşık matematik problemleri çözmek veya bir seçim kampanyasını kazanmak için gereken analitik ve stratejik zeka var. Bu, tamamen hedefe odaklı, sonuç almayı amaçlayan, mekanik bir zeka türü. Benim bahsettiğim o siyasetçiler de tam olarak bu zekaya sahipler. İnsan psikolojisindeki zayıflıkları görüp onları manipüle edebiliyorlar, kitleleri peşlerinden sürükleyecek sloganları bulabiliyorlar, güç dengelerini kendi lehlerine çevirecek stratejiler kurabiliyorlar. Bu yadsınamaz bir zeka gerektirir, evet.

Duygusal ve sosyal zeka (EQ). İşte bu, benim "modern insan" tanımına daha çok uyuyor. Empati kurabilme, karşısındakinin bakış açısını anlayabilme, ortak bir zemin bulmak için diyalog kurma yeteneğidir. Ve senin eklediğin adaptasyon yeteneği ile hızlı öğrenme de burada devreye giriyor. Değişen koşulları hızla kavrayıp ona göre pozisyon alan, yeni bilgileri anında işleyip davranışlarına yansıtan insan, hem hayatta kalma konusunda hem de sosyal ilişkilerde çok daha başarılı olur. İşte bu yeteneklerin çoğu bir insanda birleştiğinde, o kişiye "fazlasıyla zeki" dememiz kaçınılmaz oluyor.

"Zeki insan farklıdır. O farkı hissedersin." bu o kadar doğru ki. O "fark" dediğimiz şey, aslında tam da bu bahsettiğimiz farklı zeka türlerinin birleşiminin dışarıya yansımasıdır. Bir sohbette, kimsenin görmediği bir bağlantıyı kuruverir (analitik zeka), sen bir şey anlatırken seni gerçekten anladığını hissettirir (duygusal zeka), daha önce hiç bilmediği bir konuda iki dakikada fikir yürütebilecek kadar hızlı öğrenir (hızlı öğrenme) ve girdiği her ortama anında uyum sağlar (adaptasyon). İşte biz bu özelliklerin hepsini bir arada gördüğümüzde, o kişinin etrafında adeta bir "Aura" veya "farklılık" hissederiz.

Tüm bu zeka türlerinin varlığı bile, kişinin ahlaki pusulasının doğru çalıştığı anlamına gelmiyor. İşte burada ilk konumuza geri dönüyoruz. Kadın düşmanı bir siyasetçi, bu saydığımız zeka türlerinin birçoğuna sahip olabilir. Stratejik olarak kitleleri peşinden sürükler, hitabetiyle insanları anladığını hissettirir, değişen gündeme anında adapte olup yeni politikalar üretir. Ama tüm bu muazzam zihinsel kapasiteyi, toplumun yarısını aşağılamak gibi ilkel bir amaç için kullanır. Zeka, empati ve vicdanla birleşmediğinde, dünyadaki yıkıcı silaha dönüşebilir. Tarihteki en büyük zalimlerin, diktatörlerin neredeyse tamamı, kendi dönemlerinin en "farklı" ve "zeki" insanlarıydı.

Belki de "zeka" ile "bilgelik" arasındaki en temel fark budur. Zeki insan, sahip olduğu tüm bu yetenekleri kullanarak bir durumdan nasıl karlı çıkacağını bilir. Bilge insan ise, o kârın uzun vadede neye mal olacağını, başkalarına ve topluma nasıl bir zarar vereceğini de hesaba katar. Zeki olmak bir potansiyeldir; o potansiyeli ne yönde kullandığın ise senin karakterini ve bilgeliğini belirler. Bu yüzden bir insanın zekasından çok, o zekayı hangi değerler uğruna kullandığına bakmak en doğrusu.
 
YKS'yi iple çekerdim. Başka bir şehirde güzel bir üniversite güzel bir bölüm kazanırdım.

Oyle bir ortamda YKS calismak imkansiz. Siz bir motivasyonla baslarsiniz calisirsiniz ve agizlarindan cikacak tek bir kelime ile sizin haftalarca calismanizi engelleyebilirler. Zar zor kazanip gitseniz bile devamli rahatsiz olursunuz. Boyle bir aileden kacis yok. Aile fertlerinin tamami ölse bile her zaman ailenin bu davranislari sebebiyle huzursuzluk stres ve mutsuzlugu hissedersin.
 
Oyle bir ortamda YKS calismak imkansiz. Siz bir motivasyonla baslarsiniz calisirsiniz ve agizlarindan cikacak tek bir kelime ile sizin haftalarca calismanizi engelleyebilirler. Zar zor kazanip gitseniz bile devamli rahatsiz olursunuz. Boyle bir aileden kacis yok. Aile fertlerinin tamami ölse bile her zaman ailenin bu davranislari sebebiyle huzursuzluk stres ve mutsuzlugu hissedersin.

Ortam değiştirebilir. Kütüphanelere gidebilir. Zor olduğunu biliyorum, kısmen benim de böyle bir ailem var. Fakat millet ne zorluklara göğüs gerip kazanıyor. Kendisinde bitiyor iş. Ailem böyle deyip sızlanırsa (ki tamamen haklı) hayatı böyle devam eder, ailem böyle deyip çalışmaya çalışırsa kendi kazanır.
 
Tek tabanca yaşamak herkesin yapabileceği bir şey değil, kaldı ki günümüz Türkiye'sinde. Şu anlık yapabileceğiniz en mantıklı şey yaşanılan durumları kişisel algılamadan, kendinizi izole etmeye çalışmanız. İlerleyen süreçte tek yaşayabilecek kadar birikim yaptıktan sonra evleri ayırmayı düşünebilirsiniz.