Aramızın bozuk olduğu ablayı arayıp özür dilesem uygun olur mu?

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Alex Mason
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
  • Mesaj Mesaj 19
  • Görüntüleme Görüntüleme 651
  • Etiketler Etiketler
    bozuk

Alex Mason

Yetkin
Katılım
30 Aralık 2023
Mesajlar
523
Çözümler
2
Beğeniler
155
İsmini vermek istemediğim için ve gizlilik kuralları doğrultusunda bahsedeceğim ablanın sadece baş harfini “b.” şeklinde yazacağım.

Benim tanıştığım b. İsimli abla diye arkadaşım vardı. Hoşlantı değil abla olarak görüyorum. Her zaman da bir ablam olmasını istemiştim. O gerçekten de hayalimdeki ablaydı.

Başka bir olay yaşanmıştı ben öfkelenip kendime zarar verdim kesici aletle sadece biraz kan aktı. Önemli bir şey olmadı.

Sonra ben bu bahsettiğim b. Ablaya anlattım bu olayı beni çok üzdüğünü ve kendime zarar verdiğimi anlattım.

O da beni kanatlarının altına alıp ilgilendi istediğin zaman yazabilirsin dedi. “istediğin zaman ilgilenirim bir derdin sıkıntın olunca anlat bir çözüm bulamasak bile bazen anlatmak bile rahatlatıyor insanı.” dedi bana

Sonra hoşlandığım kızla beni aşırı etkileyen bir olay yaşadım bunalıma girdim. Öfkeden ve üzüntüden cam çerçeve indiriyordum.

Sürekli bu üzüntümü, hoşlandığım kız olayını b. Ablaya anlatıyordum. Her ağladığımda her bunaldığımda onu arıyordum yazıyordum biraz zırt pırt arayıp yazınca rahatsız oldu. Sonra mesajlarıma cevap vermemeye başladı. Rahatsız olmakta haklı ama içime atınca da ben zarar görüyorum insanlar kalbimi çok kırıyor.

Bazen de cevap vermeye müsait olmuyordu güzellik merkezinde çalışıyordu. Patronu falan yanında oluyordu. Ama ben onun yerinde olsaydım. Patronuna durumu anlatırdım. “bu arkadaşım çok kötü durumda benimle konuşmaya ihtiyacı var diye.”

Ona lego çiçek almıştım. Amacım yürümek değildi. B. Abla çiçekleri sever diye lego çiçek aldım.

İyi niyetimi suistimal etmeyen nadir insanlardan biriydi b. Abla.

Zırt pırt WhatsApp'tan yazıyordum arıyordum müsait olmadığı anlarda b. Abla da bıktı mesajlara cevap vermemeye başladı. Ama arama nedenim taciz değil hoşlandığım kız yüzünden intihar edecek hale geldim. B. Abla ile konuşmak rahatlatıyordu. Cidden çok kötü durumdayım yardıma ihtiyacım vardı ve onunla konuşurken rahat ve güvende hissediyordum.

Dediğim gibi zırt pırt WhatsApp'tan yazıyordum arıyordum müsait olmadığı anlarda b. Abla da bıktı mesajlara cevap vermemeye başladı. Sonra bende trip atttım. Benimle hiç ilgilenmiyorsun. O kadar hediye aldım nankörlük yapıyorsun dedim.

B. Abla ise “yolun açık olsun rahatsız etme bir daha beni” dedi ve engelledi her yerden.

Annemin telefonunu kullanarak arayacağım b. Ablayı. Diyeceğim ki: “ben seni sürekli arayarak yazarak rahatsız ettim. Ama güvendiğim ve rahat olduğum biriyle konuşmaya ihtiyacım vardı senden özür dilerim, barışalım mı? Senin gibi bir ablanın kanatlarının altına alınmama çok ihtiyacım var.” diyeceğim.

Sürekli içimde takıntı olarak kaldı arayıp onunla dertleşmek istiyorum çok iyi anlıyordu. Anlamasa bile yardımcı olmaya çalışıyordu. Çok iyi bir ablaydı ona gerçekten çok ihtiyacım var. İnşallah barışırız.

Psikolojik rahatsızlıklarım var, doktor teşhisi konulmuş: OKB, duygu durum bozukluğu, dikkat eksikliği(test yapıldı), öfke kontrolü ve yaygın gelişimsel bozukluk. 2 kere falan psikiyatri hastanesinde yattım. Çok kötü bir lise hayatı geçirdim. Kısaca psikolojik sağlığım iyi değil.

Üzüntülü ya da öfkeli olay yaşadığımda takıntılarım, obsesyonlarım artıyor. Mesela hoşlandığım kıza hoşlandığımı söylediğimde kötü olaylar yaşandı yine öfke krizi geçirip acillik oldum eve ambulans geldi. Serum falan taktılar.

Ama b. İsimli ablayı aramayınca içimde kuruntu oluyor barışmak istiyorum. Arasam mı aramasam mı bilemedim. İki ucu bilmem neyli değnek. Ama arayıp özür dileyeceğim. Bir yandan da kaygılanıyorum yine hoşlandığım kız olayındaki gibi öfke krizi geçirirsem diye.

Neden illa bu abla onu söyleyeyim. Beni anlıyordu, yardımcı olmaya çalışıyordu. Benim yaşadıklarım gibi şeyler yaşamış. Güvendiğim bir insan yani.

Ters tepki verirse kriz planı hazırlayayım. Çünkü ters tepki verirse çok üzülürüm. B. İsimli abla kadar güvendiğim biri olmasa da başka bir amcaya, B. isimli ablanın ters tepki verdiğini anlatır içimi dökmeye çalışırım.
 
Okurken "b" ile başlayan isimli hanımefendi adına inanılmaz derecede rahatsız oldum. Arkadaşlık dediğin iki yönlü olur. Sen tek yönlü dert kovası muamelesi yapmışsın bu metinden çıkardığım kadarıyla. Seninle böylesine ilgilenmesine rağmen nankör falan demişsin üstüne. Umarım tedavini bulursun dostum.
 
Kanka bence araman en doğrusu olur. Sonuçta hata yaptığını fark etmişsin ve gönül almak kötü bir şey değil. İnsan bazen heyecanına kapılıp fazla üstüne düşebiliyor, bu da normal.


Ama aradığında geçmişi deşmeden, uzatmadan sadece samimi bir şekilde “Üzdüysem kusura bakma, niyetim kötü değildi, hakkını helal et” dersin, yeter. Zaten olgun bir insansa bunu takdir eder.


Karşılık vermezse de canını sıkma, sen üzerine düşeni yapmış olursun. Bazen bir özür, insanın içini rahatlatmaya yeter.
 

Peki neden psikolog değil de b abla? Yani psikoloğa gitmeni öneririm kendine zarar verme derecesine geldiyse. Benim bütün hayatım travma dolu 1 kere bile kendimi kesmedim ama travmanın asıl kaynağı yaşanılan olay değil, o olayı kimin yaşadığı ve beynin nasıl yorumladığıdır. Mesela ölümden dönen 2 şahıs düşünelim, ikisi de otobüsten indikten sonra önünden geçerken otobüsün hareket etmesi sonucu otobüsle birlikte 5 metre kadar koştuktan sonra kendilerini bir şekilde otobüsten atıp kurtulmuş olsun. Bu şahıslardan biri bu olaydan fazla etkilenmeyip 'Allah korudu bir daha daha fazla dikkat ederim' diyebilirken diğeri hayatı boyunca arabalardan korkacak, araba gördüğünde rahatsız olacak kalbi hızlanacak olabilir.
Seni anlıyordu güveniyordu diyorsun ya, senin yaşadığın ana baba eksikliğinden kaynaklanan sevgi eksikliğini başkalarında arama.
Özellikle Türkiye'de kendim dahil birçok kişide var bu, nedeni ise bilinçsiz çocuk yapma.
Çocukları yapıyorlar yapıyorlar sonra "eğer sınavdan 100 alırsan sevilirsin 50 alırsan komşu çocuğu 51 aldıysa onu severler" tarzı olaylar yaşatıp çocuğa 'koşullu Sevgi'yi öğretiyorlar. Nedir bu koşullu sevgi? Koşullu sevgi şudur:
Annen mesela sadece onun hoşuna giden bir şey yaptığında sevgi gösterir, onun hoşuna gitmeyen bir şey yaptığında ise atı atıverir, yani yüzüne bile bakmaz.
Gerçi benim annem hala aynısını yapıyor bana ama alıştım
B abla tarzı şahıslar, anne olma içgüdüsünü dışarıda arıyor genelde. Bunun sebebi çok çok uzun anlatmayayım.
Senin de koşullu sevginle birleşince tencere kapağını bulmuş.
Lakin kadın sıkılmış, çünkü arkadaşlık karşılıklı olur. Sen hiç sordun mu 'senin bir derdin var mı abla' diye? Sormadın.
Bir amcaya bir dayıya anlatmak yerine psikoloğa gitmen asıl tavsiyemdir. Sakın psikiyatriye gitme hayatını yakarsın, haberin olsun.
 
Kadına yazık olmuş. Ona travma yaşattın bence. Belki de senin yüzünden artık tanımadığı erkeklerle bile konuşmayacak kadar zarar görmüş durumda olabilir. Kadının yerinde olsam mutlaka şikayetçi olurdum. Kadının iyi niyetini suistimal etmen korkunç yaptığın hem suç teşkil edebilir hem de insanlık dışı.
 
Bu yaşadığın durum anlaşılabilir şekilde seni zorluyor. Güven duyduğun birine bağlanman doğal. Fakat bu kişi sana sınır koymuş ve bu sınıra saygı göstermek sağlıklı olan davranış. Bu süreçte profesyonel destek alman, duygusal yükünü bir kişiye yüklemek yerine uzmanla paylaşman senin iyiliğine olur. Karşı tarafı tekrar araman durumu düzeltmez, tam tersine kötüleştirme riski taşır.
 
Bu “B” isimli hanımefendi kist hastalığına yakalanmıştı. Kanser değil hastalık bu “B” isimli hanımefendininki. Bir akrabam kist kanserinden dolayı vefat etmişti.
-Elimden bir şey gelmiyordu ağlayarak dua ettim Allah’a.

-Erkek arkadaşını da tanıyorum. Erkek arkadaşıyla ayrılınca, “B’ye” barıştırmamı ister misin diye sordum.


Dediğin gibi “Dert kovası” olarak görmüyorum. Dert kovası olarak Görseydim zaten ona dert anlattıktan sonra üzerimdeki bunalım, stres ve üzüntü azalmazdı.
 

Anlattıkların, çok zor bir dönemden geçtiğini ve kendini ne kadar çaresiz hissettiğini gösteriyor. "B. Abla" senin için bir kurtarıcı figürü olmuş ve ona sığınmışsın. Ancak zamanla bu sığınma, tek bir kişiye odaklanan ve karşı taraf için bunaltıcı hale gelen bir duygusal bağımlılığa dönüşmüş. Zırt pırt aradığını ve onun da bir hayatı/işi olduğunu fark etmen önemli bir nokta. Ona "nankör" demen ise, senin de belirttiğin gibi, ilişkideki sınırları aştığın ve onu bunalttığın an olmuş. Machiavelli'nin çok sevdiğim bir lafı var: "Her zaman iyi olmaya çalışan biri, iyi olmayan çok sayıda insanın arasında bir yıkıntı olmaya mahkumdur." İyilik yaptığın zaman iyilik bulmayı beklemeyeceksin. Ona hediye aldığın için veya yanında olduğun için sana iyilik yapma bir zorunluluğu yok "B. Abla" dediğin kişinin.

Şu anki barışma takıntın, yaşadığın reddedilmeyi tersine çevirme isteğinden kaynaklanıyor. Ancak başka birinin telefonundan aramak, onun koyduğu sınıra saygı duymamak olur ve muhtemelen onu senden daha da uzaklaştırır ve dürüst olmam gerekirse bu biraz "taciz"

Asıl odaklanman gereken şey "B. Abla" dediğin kişiyi geri kazanmak değil, kendi kendini sakinleştirebilmeyi öğrenmelisin. Dünya ondan ibaret değil. Asıl ihtiyacın olan şey onun ilgisi değil, kendi ayaklarının üzerinde durabilmek. Psikiyatrik tedavine, spora ve kendine bakmaya odaklanman, bu gücü kazanman için tek yol bu, başkalarını geri getirmek için değil, kriz anlarında kimseye muhtaç kalmamak için kendi ayaklarının üzerinde durmalısın.
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…