İsmini vermek istemediğim için ve gizlilik kuralları doğrultusunda bahsedeceğim ablanın sadece baş harfini “b.” şeklinde yazacağım.
Benim tanıştığım b. İsimli abla diye arkadaşım vardı. Hoşlantı değil abla olarak görüyorum. Her zaman da bir ablam olmasını istemiştim. O gerçekten de hayalimdeki ablaydı.
Başka bir olay yaşanmıştı ben öfkelenip kendime zarar verdim kesici aletle sadece biraz kan aktı. Önemli bir şey olmadı.
Sonra ben bu bahsettiğim b. Ablaya anlattım bu olayı beni çok üzdüğünü ve kendime zarar verdiğimi anlattım.
O da beni kanatlarının altına alıp ilgilendi istediğin zaman yazabilirsin dedi. “istediğin zaman ilgilenirim bir derdin sıkıntın olunca anlat bir çözüm bulamasak bile bazen anlatmak bile rahatlatıyor insanı.” dedi bana.
Sonra hoşlandığım kızla beni aşırı etkileyen bir olay yaşadım bunalıma girdim. Öfkeden ve üzüntüden cam çerçeve indiriyordum.
Sürekli bu üzüntümü, hoşlandığım kız olayını b. Ablaya anlatıyordum. Her ağladığımda her bunaldığımda onu arıyordum yazıyordum biraz zırt pırt arayıp yazınca rahatsız oldu. Sonra mesajlarıma cevap vermemeye başladı. Rahatsız olmakta haklı ama içime atınca da ben zarar görüyorum insanlar kalbimi çok kırıyor.
Bazen de cevap vermeye müsait olmuyordu güzellik merkezinde çalışıyordu. Patronu falan yanında oluyordu. Ama ben onun yerinde olsaydım. Patronuna durumu anlatırdım. “bu arkadaşım çok kötü durumda benimle konuşmaya ihtiyacı var diye.”
Ona lego çiçek almıştım. Amacım yürümek değildi. B. Abla çiçekleri sever diye lego çiçek aldım.
İyi niyetimi suistimal etmeyen nadir insanlardan biriydi b. Abla.
Zırt pırt WhatsApp'tan yazıyordum arıyordum müsait olmadığı anlarda b. Abla da bıktı mesajlara cevap vermemeye başladı. Ama arama nedenim taciz değil hoşlandığım kız yüzünden intihar edecek hale geldim. B. Abla ile konuşmak rahatlatıyordu. Cidden çok kötü durumdayım yardıma ihtiyacım vardı ve onunla konuşurken rahat ve güvende hissediyordum.
Dediğim gibi zırt pırt WhatsApp'tan yazıyordum arıyordum müsait olmadığı anlarda b. Abla da bıktı mesajlara cevap vermemeye başladı. Sonra bende trip atttım. Benimle hiç ilgilenmiyorsun. O kadar hediye aldım nankörlük yapıyorsun dedim.
B. Abla ise “yolun açık olsun rahatsız etme bir daha beni” dedi ve engelledi her yerden.
Annemin telefonunu kullanarak arayacağım b. Ablayı. Diyeceğim ki: “ben seni sürekli arayarak yazarak rahatsız ettim. Ama güvendiğim ve rahat olduğum biriyle konuşmaya ihtiyacım vardı senden özür dilerim, barışalım mı? Senin gibi bir ablanın kanatlarının altına alınmama çok ihtiyacım var.” diyeceğim.
Sürekli içimde takıntı olarak kaldı arayıp onunla dertleşmek istiyorum çok iyi anlıyordu. Anlamasa bile yardımcı olmaya çalışıyordu. Çok iyi bir ablaydı ona gerçekten çok ihtiyacım var. İnşallah barışırız.
Psikolojik rahatsızlıklarım var, doktor teşhisi konulmuş: OKB, duygu durum bozukluğu, dikkat eksikliği(test yapıldı), öfke kontrolü ve yaygın gelişimsel bozukluk. 2 kere falan psikiyatri hastanesinde yattım. Çok kötü bir lise hayatı geçirdim. Kısaca psikolojik sağlığım iyi değil.
Üzüntülü ya da öfkeli olay yaşadığımda takıntılarım, obsesyonlarım artıyor. Mesela hoşlandığım kıza hoşlandığımı söylediğimde kötü olaylar yaşandı yine öfke krizi geçirip acillik oldum eve ambulans geldi. Serum falan taktılar.
Ama b. İsimli ablayı aramayınca içimde kuruntu oluyor barışmak istiyorum. Arasam mı aramasam mı bilemedim. İki ucu bilmem neyli değnek. Ama arayıp özür dileyeceğim. Bir yandan da kaygılanıyorum yine hoşlandığım kız olayındaki gibi öfke krizi geçirirsem diye.
Neden illa bu abla onu söyleyeyim. Beni anlıyordu, yardımcı olmaya çalışıyordu. Benim yaşadıklarım gibi şeyler yaşamış. Güvendiğim bir insan yani.
Ters tepki verirse kriz planı hazırlayayım. Çünkü ters tepki verirse çok üzülürüm. B. İsimli abla kadar güvendiğim biri olmasa da başka bir amcaya, b. İsimli ablanın ters tepki verdiğini anlatır içimi dökmeye çalışırım.
Peki neden psikolog değil de b abla? Yani psikoloğa gitmeni öneririm kendine zarar verme derecesine geldiyse. Benim bütün hayatım travma dolu 1 kere bile kendimi kesmedim ama travmanın asıl kaynağı yaşanılan olay değil, o olayı kimin yaşadığı ve beynin nasıl yorumladığıdır. Mesela ölümden dönen 2 şahıs düşünelim, ikisi de otobüsten indikten sonra önünden geçerken otobüsün hareket etmesi sonucu otobüsle birlikte 5 metre kadar koştuktan sonra kendilerini bir şekilde otobüsten atıp kurtulmuş olsun. Bu şahıslardan biri bu olaydan fazla etkilenmeyip 'Allah korudu bir daha daha fazla dikkat ederim' diyebilirken diğeri hayatı boyunca arabalardan korkacak, araba gördüğünde rahatsız olacak kalbi hızlanacak olabilir.
Seni anlıyordu güveniyordu diyorsun ya, senin yaşadığın ana baba eksikliğinden kaynaklanan sevgi eksikliğini başkalarında arama.
Özellikle Türkiye'de kendim dahil birçok kişide var bu, nedeni ise bilinçsiz çocuk yapma.
Çocukları yapıyorlar yapıyorlar sonra "eğer sınavdan 100 alırsan sevilirsin 50 alırsan komşu çocuğu 51 aldıysa onu severler" tarzı olaylar yaşatıp çocuğa 'koşullu Sevgi'yi öğretiyorlar. Nedir bu koşullu sevgi? Koşullu sevgi şudur:
Annen mesela sadece onun hoşuna giden bir şey yaptığında sevgi gösterir, onun hoşuna gitmeyen bir şey yaptığında ise atı atıverir, yani yüzüne bile bakmaz.
Gerçi benim annem hala aynısını yapıyor bana ama alıştım
B abla tarzı şahıslar, anne olma içgüdüsünü dışarıda arıyor genelde. Bunun sebebi çok çok uzun anlatmayayım.
Senin de koşullu sevginle birleşince tencere kapağını bulmuş.
Lakin kadın sıkılmış, çünkü arkadaşlık karşılıklı olur. Sen hiç sordun mu 'senin bir derdin var mı abla' diye? Sormadın.
Bir amcaya bir dayıya anlatmak yerine psikoloğa gitmen asıl tavsiyemdir. Sakın psikiyatriye gitme hayatını yakarsın, haberin olsun.