Atatürk’ü Tanımak - 1: Çocukluğu, ailesi ve eğitim hayatı

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Barış
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
  • Mesaj Mesaj 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 72
  • Etiketler Etiketler
    atatürk
Katılım
20 Ocak 2024
Mesajlar
2.320
Makaleler
22
Çözümler
197
Beğeniler
6.291
Selamlar,

Bizler için çocukluğumuzun kahramanı olan, adını duyduğumuzda tüylerimizin diken diken olduğu ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü daha yakından tanımak ve bu kategorinin amacına yakışır içerikler hazırlamak adına bir konu serisine başlama kararı aldım.

Çoğumuz Atatürk'ü ilkokul ve ortaokul yıllarında ders kitaplarından belirli ölçüde tanıdık. Ancak onun çocukluğunu, eğitim hayatını, düşünce dünyasının nasıl şekillendiğini, askerlik yıllarını, verdiği mücadeleleri ve aldığı kararların arkasındaki şartları ne kadar ayrıntılı biliyoruz, orası tartışılır. Üstelik bugün Atatürk hakkında doğru bilgiler kadar yanlış bilgiler, eksik anlatımlar ve kasıtlı çarpıtmalar da oldukça yaygın. Bu nedenle sizlerin hem keyifle okuyabileceği hem de belki daha önce karşılaşmadığınız ayrıntıları öğrenebileceğiniz, mümkün olduğunca kapsamlı ve kaynaklı bir içerik serisi hazırlamaya karar verdim.

Seri boyunca kullanılan tarihi fotoğraf ve belgeler gerçek kaynaklardan alınacak. Anlatılan bilgilerin dayandığı kaynakları da her konunun sonunda doğrudan bağlantılarıyla birlikte paylaşacağım. Amacım yalnızca Atatürk'ün hayatını kronolojik olarak anlatmak değil; onu yaşadığı dönemin şartları içerisinde, kararlarının nedenleriyle ve düşünce dünyasının nasıl oluştuğuyla birlikte ele almak olacak.

İlk bölümde Mustafa Kemal'in Selanik'teki çocukluk yıllarından başlayarak ailesine, eğitim hayatına ve askerlik yolundaki ilk adımlarına değineceğiz.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Çocukluğu: Selanik Yılları ve Ailesi​

Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun önemli şehirlerinden Selanik'te dünyaya geldi.

Bugünkü Yunanistan sınırları içerisinde bulunan Selanik, o dönemde sıradan bir Osmanlı şehri değildi. Türklerin, Yahudilerin, Rumların, Bulgarların ve farklı Avrupa topluluklarının bir arada yaşadığı; limanı, demiryolları ve ticareti sayesinde Avrupa ile güçlü bağlantıları bulunan hareketli bir kentti. Özetle, Mustafa Kemal çocukluğundan itibaren farklı milletlerin, kültürlerin ve düşüncelerin yan yana bulunduğu bir çevrede büyüdü.

Ailesi​

Mustafa'nın babası Ali Rıza Efendi, çeşitli dönemlerde memurluk yapmış ve daha sonra kereste ticaretiyle uğraşmış birisiydi. Annesi Zübeyde Hanım ise Selanik yakınlarındaki Langaza bölgesinde yaşayan bir aileden geliyordu.

Zübeyde Hanım:



Ali Rıza Efendi olduğu iddia edilen ancak doğrulanmamış fotoğraf:



Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım'ın altı çocuğu oldu:
  • Fatma
  • Ahmet
  • Ömer
  • Mustafa
  • Makbule
  • Naciye
Ancak dönemin ağır yaşam koşulları ve salgın hastalıkları nedeniyle çocukların büyük bölümü küçük yaşta hayatını kaybetti. Mustafa ile kardeşi Makbule yetişkinliğe ulaşabildi. Mustafa'nın dünyaya geldiği Selanik'teki ev ise bugün Atatürk Evi Müzesi olarak bilinmekte.



İlk eğitiminde anne ve babası karşı karşıya gelmişti​

Mustafa Kemal'in çocukluğuna ilişkin elimizde yalnızca sonradan yazılmış biyografiler bulunmuyor. Kendi anlattığı bazı hatıralar da mevcut.

10 Ocak 1922'de gazeteci Ahmet Emin Yalman'a verdiği röportajda çocukluğuna ilişkin hatırladığı ilk olayın hangi okula gönderileceği konusunda annesi ile babası arasında yaşanan anlaşmazlık olduğunu anlatıyor. Zübeyde Hanım, oğlunun geleneksel mahalle mektebine gitmesini isterken Ali Rıza Efendi, dönemin daha modern eğitim yöntemlerini kullanan Şemsi Efendi Mektebi'ne gitmesini istiyordu. Ali Rıza Efendi sonunda iki tarafı da memnun edecek bir yol buldu ve Mustafa önce annesinin istediği şekilde mahalle mektebine başladı. Kısa süre sonra buradan alınarak babasının tercih ettiği Şemsi Efendi Mektebi'ne kaydedildi. Mustafa Kemal yıllar sonra bu olayı şöyle anlatmıştı:

“Çocukluğuma ilişkin ilk hatırladığım şey, okula gitmek meselesiyle ilgilidir.”

Bu küçük olay aslında dönemin Osmanlı toplumunda yan yana bulunan iki farklı eğitim anlayışını da gösteriyor: geleneksel eğitim ile giderek yaygınlaşan yeni eğitim sistemi. Mustafa'nın eğitimi ikinci yol üzerinden devam etti.

Babasını küçük yaşta kaybetti​

Mustafa henüz çocukken babası Ali Rıza Efendi hayatını kaybetti. Ailenin ekonomik şartlarının zorlaşması üzerine Zübeyde Hanım çocuklarıyla birlikte Selanik yakınlarındaki Langaza'da bulunan kardeşi Hüseyin Ağa'nın yanına gitti ve böylece Mustafa'nın eğitimi bir süre kesintiye uğradı.

Buradaki hayatı Selanik'tekinden oldukça farklıydı. Mustafa Kemal kendi hatıralarında dayısının çiftliğinde çalıştığını, kardeşiyle birlikte tarlaları beklediğini ve kargaları kovduğunu da anlatıyor. Ancak Zübeyde Hanım oğlunun eğitimden uzak kalmasını istemedi. Bir süre sonra Mustafa tekrar Selanik'e gönderildi ve eğitim hayatına devam etti.

Askerliğe yönelen yol​

Selanik'e döndükten sonra Mustafa kısa süre Mülkiye Rüştiyesi'nde okudu. Fakat buradaki eğitim hayatı uzun sürmedi, Mustafa'nın asıl ilgisini çeken askerlikti. Üniformalı subaylardan ve askerî okul öğrencilerinden etkilendiğini daha sonra kendisi de anlatacaktı.

Annesi başlangıçta askerî okula gitmesine sıcak bakmasa da Mustafa kararını vermişti. 1893 yılında Selanik Askerî Rüştiyesi'ne girdi. Bu karar, ileride yalnızca kendi hayatını değil Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemini ve kurulacak Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihini de etkileyecek uzun askerlik hayatının başlangıcı oldu.

Selanik Askerî Rüştiyesi ve "Kemal" adı​

Selanik Askerî Rüştiyesi, Mustafa'nın hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Burada yalnızca askerî eğitim almaya başlamamıştı; derslerdeki başarısı ve özellikle matematiğe olan ilgisi de belirginleşti. Okuldaki matematik öğretmeninin adı da Mustafa'ydı. Mustafa Kemal'in daha sonra anlattığına göre öğretmeni, ikisinin de aynı ismi taşımasının uygun olmayacağını düşünerek öğrencisine "Kemal" adını verdi. Böylece o güne kadar Mustafa olarak bilinen genç öğrenci, artık Mustafa Kemal olarak anılmaya başladı. "Mustafa Kemal" adı daha sonra dünya tarihine geçecekti ancak o sırada kendisi henüz askerî ortaokulda okuyan bir öğrenciydi.

Mustafa Kemal matematik dersinde oldukça başarılıydı. Askerî okul ortamını da sevmiş ve eğitimine askerlik mesleğinde devam etmeye karar vermişti. Rüştiyedeki eğitimini tamamladıktan sonra sırada askerî lise vardı.

Manastır Askerî İdadisi​

Mustafa Kemal başlangıçta lise eğitimini İstanbul'daki Kuleli Askerî İdadisi'nde sürdürmek istiyordu. Ancak Selanik Askerî Rüştiyesi'ndeki sınavlarda kendisini tanıyan kurmay subay Hasan Bey, ona Manastır Askerî İdadisi'ne gitmesini tavsiye etti. Mustafa Kemal bu tavsiyeye uydu ve 1896 yılında trenle Manastır'a gitti.

Bugün Kuzey Makedonya sınırlarında bulunan ve Bitola adıyla bilinen Manastır, o dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlardaki önemli askerî ve idari merkezlerinden biriydi. Mustafa Kemal artık ailesinden uzakta, yatılı bir askerî okul öğrencisiydi. Manastır yılları onun yalnızca askerî eğitiminde değil, düşünce dünyasının oluşmasında da en önemli dönemlerden biri oldu.

Ömer Naci ile tanışması​

Manastır'da Mustafa Kemal üzerinde etkili olan arkadaşlarından biri Ömer Naci idi. Ömer Naci şiir ve edebiyatla yakından ilgileniyordu. Mustafa Kemal'in kendi anlatımına göre Ömer Naci bir gün kendisinden okuyacak kitap istemiş, Mustafa'nın gösterdiği kitapların hiçbirini beğenmemişti. Bu durum Mustafa'nın dikkatini çekmişti. Ömer Naci'nin ilgilendiği şiir ve edebiyat dünyasına yönelmeye başladı ve onunla birlikte çalıştı. Mustafa Kemal daha sonra bu dönemi anlatırken şiirin kendisine oldukça çekici geldiğini söyleyecekti. Hatta edebiyata olan ilgisi bir noktada öğretmenlerinden birinin dikkatini çekti.

Kitabet öğretmeni Mehmet Asım Efendi, şiirle fazla uğraşmasının askerlik eğitimini aksatabileceğini düşünerek Mustafa Kemal'i uyardı. Mustafa Kemal yıllar sonra Ali Fuat Cebesoy'a bu olayı anlatırken, öğretmeninin müdahale etmemesi halinde kendisinin de şair olabileceğini söyleyecekti. Şair olmadı ancak iyi yazmaya ve etkili konuşmaya duyduğu ilgi hayatı boyunca devam etti.



Namık Kemal'in eserleriyle tanışması​

Ömer Naci'nin Mustafa Kemal üzerindeki etkisi yalnızca şiire ilgi duymasından ibaret değildi. Mustafa Kemal bu çevre sayesinde dönemin önemli düşünce ve edebiyat insanlarının eserlerini okumaya başladı. Bunların başında Namık Kemal geliyordu. Mustafa Kemal ile Namık Kemal'in şahsen tanışması elbette mümkün değildi. Namık Kemal 1888 yılında, Mustafa henüz çocukken hayatını kaybetmişti. Ancak eserleri yaşamaya devam ediyordu. Özellikle vatan ve hürriyet kavramlarının güçlü biçimde işlendiği eserleri genç askerî öğrenciler arasında okunuyordu. Namık Kemal'in eserlerinin okulda açık biçimde dolaştırılması kolay değildi. Buna rağmen şiirleri ve yazıları öğrenciler arasında elden ele ulaşıyordu. Mustafa Kemal de bu eserleri Manastır yıllarında okumaya başladı.

Daha sonra hayatının merkezinde yer alacak bağımsızlık, vatan ve hürriyet düşüncelerinin Mustafa Kemal'in zihninde tek bir anda ortaya çıkmadığını burada görmek mümkün. Bu fikirlerin temelleri daha gençlik yıllarında okudukları ve içinde bulunduğu siyasi ortamla birlikte şekillenmeye başlamıştı.

Mehmet Emin Yurdakul ve Türk kimliği​

Mustafa Kemal'in Manastır yıllarında okuduğu isimlerden biri de şair Mehmet Emin Yurdakul'du. Bu etkinin önemli tarafı, Mustafa Kemal'in yıllar sonra bunu bizzat anlatmış olması. 1931 yılında yaptığı bir konuşmada Mehmet Emin Yurdakul'un şiirlerini ilk kez Manastır Askerî İdadisi'nde öğrenciyken okuduğunu belirtti. Yurdakul'un Türk kimliğini ön plana çıkaran şiirlerinden etkilendiğini ve bu şiirlerde kendi ifadesiyle “millî benliğinin gururunu” hissettiğini anlattı. Böylece Manastır yıllarında Mustafa Kemal'in önüne birkaç farklı düşünce kanalı açılmıştı.

Namık Kemal üzerinden vatan ve hürriyet düşüncesiyle, Mehmet Emin Yurdakul üzerinden ise giderek güçlenen Türk kimliği fikriyle karşılaşıyordu. Bunların hiçbiri henüz ileride kuracağı devletin hazır bir siyasi programı değildi. Ancak genç Mustafa Kemal'in düşünsel birikimini oluşturan parçalar birer birer ortaya çıkıyordu.



Tarihe bakışını değiştiren öğretmeni​

Manastır'da Mustafa Kemal üzerinde iz bırakan kişiler yalnızca arkadaşları ve okuduğu şairler değildi. Tarih öğretmeni Mehmet Tevfik Bey de onun üzerinde önemli bir etkiye sahipti. Tevfik Bey, dönemin yaygın tarih öğretiminin ötesine geçerek Türk tarihini geniş bir çerçevede ele alan bir öğretmendi. Ali Fuat Cebesoy'un aktardığına göre Mustafa Kemal daha sonraki yıllarda eski öğretmeninden söz ederken: “Tevfik Bey'e minnet borcum vardır. Bana yeni bir ufuk açtı.” ifadesini kullanmıştı.

Mustafa Kemal'in ilerleyen yıllarda tarihe duyduğu yoğun ilgi düşünüldüğünde Manastır'daki bu eğitimin etkisi dikkat çekicidir. Cumhuriyet döneminde Türk tarihi üzerine yapılan çalışmalara bizzat ilgi gösterecek, tarih kitaplarını inceleyecek ve tarih tartışmalarına katılacaktı. Bunun ilk izlerini gençlik yıllarında görmek mümkün.

Fransızcasının yetersiz olduğunu fark etti​

Mustafa Kemal'in öğrencilik yıllarını yalnızca sürekli başarılarla dolu kusursuz bir dönem olarak anlatmak doğru olmaz. Zorlandığı dersler de vardı ve bunlardan biri de Fransızcaydı. Manastır'da matematik ve diğer birçok derste oldukça başarılı olmasına rağmen Fransızcasının istediği seviyede olmadığını fark etti. Fransızca öğretmeninin uyarısı da bunun üzerine geldi, Mustafa Kemal eksikliğini kabullenmekle yetinmedi. Bir okul tatilinde Selanik'e döndüğünde, dönemin yabancı dil eğitimi veren kurumlarından Frerler Okulunun özel derslerine devam etmeye başladı. Bunu askerî okul yönetiminden gizli şekilde yaptı. Yaklaşık birkaç aylık özel çalışmanın ardından Fransızcasını geliştirdi. Bu çaba ilerleyen yıllarda oldukça önemli olacaktı. Çünkü Fransızca, dönemin Osmanlı aydınları ve subayları açısından Avrupa'daki askerî, siyasi ve düşünsel yayınlara ulaşmanın başlıca yollarından biriydi. Mustafa Kemal de ilerleyen yıllarda Fransızca eserleri okuyacak ve Avrupa'daki düşünce hareketlerini takip edecekti.

Manastır'da yalnızca dersler yoktu​

Mustafa Kemal'in Manastır'da bulunduğu yıllar aynı zamanda Balkanların oldukça hareketli olduğu bir dönemdi. Osmanlı İmparatorluğu bölgede yükselen milliyetçilik hareketleriyle karşı karşıyaydı. Sırplar, Bulgarlar, Rumlar ve diğer topluluklar arasında milliyetçi hareketler güçleniyor, büyük devletler de Balkan siyasetine müdahil oluyordu. Manastır gibi çok uluslu bir bölgede eğitim gören genç askerî öğrenciler bu gelişmelerden uzak değildi.

1897 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile Yunanistan arasında savaş çıktığında Mustafa Kemal henüz Manastır'da öğrenciydi. Bazı biyografilerde Mustafa Kemal'in arkadaşlarıyla birlikte okuldan ayrılarak savaşa gönüllü katılmaya çalıştığı anlatılır ancak bu olayın ayrıntıları konusunda kaynaklar aynı ölçüde kesin değil. Bu nedenle kesin olarak söylenebilecek şey Mustafa Kemal'in cepheye kaçmaya çalıştığı değil, 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nın onun askerî öğrencilik yıllarında yaşandığı ve dönemin siyasi atmosferini doğrudan etkilediğidir.



Sınıfının en başarılı öğrencilerinden biriydi​

Mustafa Kemal'in Manastır yıllarına ait bazı okul kayıtları günümüze de ulaşmış ve bu kayıtlar onun okul başarısını doğrudan görmemizi sağlıyor. İkinci sınıfı tamamladığında 52 öğrenci arasında üçüncü sıradaydı. Son sınıfta ise matematik, kozmografya, genel tarih, Osmanlı tarihi, kitabet, mantık, Fransızca, resim ve jimnastik gibi çeşitli dersler aldı. Mezuniyet sınavlarının sonunda bütün derslerden tam not alarak toplam 420 puana ulaştı. Aynı puanı alan Ahmet Tevfik Efendi kayıt listesinde birinci, Mustafa Kemal ise ikinci sırada gösterildi. Dolayısıyla Mustafa Kemal, Manastır Askerî İdadisinden sınıfının en başarılı öğrencilerinden biri olarak mezun oldu.

1898 yılı sonunda askerî lise eğitimi tamamlanmıştı. Çocukluğunda annesinden habersiz askerî okul sınavına giren Mustafa artık yaklaşık 17 yaşında bir askerî lise mezunuydu. Fakat Manastır'dan yanında yalnızca bir diploma götürmüyordu. Edebiyata ilgi duymuş, Namık Kemal'in vatan ve hürriyet düşünceleriyle karşılaşmış, Mehmet Emin Yurdakul'u okumuş, tarih öğretmeni sayesinde tarihe farklı bakmaya başlamış ve kendi çabasıyla Fransızcasını geliştirmişti. Mustafa Kemal'in ileride savunacağı düşüncelerin tamamını bu yıllara bağlamak doğru olmaz. Ancak düşünce dünyasının temel taşlarından bazılarının Manastır'da yerlerine oturmaya başladığını söylemek mümkündür. Sıradaki durak İstanbul'du. Mustafa Kemal artık Osmanlı ordusunda subay olabilmek için Mekteb-i Harbiye'ye, yani Harp Okuluna gidecekti.



Kaynaklar​

 
Böyle güzel bir konuya bu şekil bir cevap yazmak istemezdim ancak kendi ailemden insanların bile lafımı dinlemeyişi üzerine yazmak istedim. Hâlâ daha halkımızın insanlarından iddia üzerine Atatürk'ün "Benim babam bu değildir" şeklinde kulaktan dolma bilgilerle karşıma çıkmasından utanıyorum. (Olay bunun söylenmesi değil kötü kelimelerin iddiaya dahil edilmesi) Yalan olmasın benim bildiğim kadarıyla bu iddia da fotoğraf üzerine söylenmiş bir şey olması lazım. Kendi fikri hariç görüşlere değer vermeyen insanlarla muhabbeti kesmemiz lazım. Elinize sağlık hocam, elleriniz dert görmesin.
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…