Dilin mantığını kavramanız lazım. Benim cümle kurmakta bir sorunum yok ama karşıdakini anlamakta zorluk çekiyorum. İngilizce de cümle kurmanın en önemli kısmı; zamanları, zamanların kurallarını ve cümle yapılarını bilmektir. Sonrasında ise kelime türlerinin (n. Pron. V. Adj. Adv. Prep. Conj. İnt. Det.) Doğru kullanımını öğreneceksiniz.
Bunun dışında öyle aman aman yapmanız gereken bir şey olduğunu sanmıyorum. Bunların haricinde phrasal verbs ve deyimler önemli. Bunları öğrendikten sonra yapmanız gereken; cümle kurarken bu yapıları hatırlayıp cümlenizi buna göre oluşturmaktır.

Eki Görüntüle 248865
Kitap: Sherlock Holmes'a Study İn Scarlet
Demek ki yeterli değilmiş. Gramer konusunda bu kadar tedirgin olmanıza gerek yok; mevzu gramer değil, dilin mantığını kavramak.

I've Lost my keys. Can you help me find them? ( Doğru)
I Lost my keys. Can you help me find them? ( yanlış )
I Lost my keys yesterday and later I found them behind the wardrobe. ( Doğru )

Past Simple'da olay bitmiştir ve etkisi devam etmiyordur; ancak Present Perfect'te olay bitmiş olsa da etkisi devam etmektedir. Bu, sadece kitaplarda karşınıza çıkacak bir zaman yapısı (tense) değil, gündelik kullanımda da sıkça karşınıza çıkacaktır.

Çok teşekkür ederim. Dediklerinizi dikkate alacağım.

ReadTheory ve BBC gibi reading yapabileceğiniz siteleri bolca kullanarak okuma pratiği yapın. Listening için YouTube'da podcast kanalları oluyor, BBC Learning English gibi. Bu iki yöntemi yaparken bilmediğiniz kelimeleri örnek cümlelerle öğrenin, sağa sola not edip ezberleyin demiyorum, böyle yaparsanız 1 haftaya unutursunuz. Speaking için yapay zekayı kullanın. Cümle kurmakta zorlanmanız da tamamen pratik eksikliğinden kaynaklanıyor. Her gün 10-15 dk bile olsa speaking çalışırsanız çok yararını görürsünüz. Dil matematik değildir, kendinizi de çok kasmayın, çok çalışayım çok iyi öğreneyim gibi bir durum yok, bolca pratik ile bir süre sonra fark edeceksiniz zaten geliştiğinizi.

Deneyeceğim.

Arkadaşların nereli? Yani Londra'da büyümüş orijinal bir İngiliz değilsen, dünyanın neresine gidersen git zaten kesimden kesime gramerde farklılıklar ve hatalar olduğunu görürsün. Kimse dört dörtlük konuşmuyor. Yanlış konuşanı da ayıplayacaklarını sanmıyorum.

Çoğu Kanada'lı.
 
Merhaba arkadaşlar. İngilizce seviyem aşağı yukarı B1 seviyesinde olmasına rağmen yabancılarla iletişim kurarken zorlanıyorum. Zorlanıyorumdan kastım, cümle kurmakta zorlanıyorum. Onların ne dediğini anlıyorum ama cümle kuramıyorum, kelimelere dökmekte zorluk çekiyorum. Bunun nasıl üstesinden gelebilirim? Teşekkürler.

(Oyun oyna, film izle vb. gibi saçma şeyler yazmazsanız sevinirim, çünkü onlar da belirli bir seviyeden sonra fazla işe yaramıyor.)
Cümle kurmakta zorlanıyorsun çünkü kafada hangi kelimeyi hangi yapıyı getireceğini düşünüyorsun. Konuşmanın olağan akışıyla yapamadığın için. Çünkü dili mantıkla öğrenmeye çalışıyorsun. İçselleştirerek edinmeye çalışsan yani kelimelerin manasını içselleştirsen, cümle kurmaya çalışmayacaksın. Kendiliğinden çıkacak o cümleler.

Kendiliğinden çıkabilmesi için çok fazla ama çok fazla input alman gerekiyor. Bunuda reading ve listening ile yaparsın. Yani film izlemeye saçma demek yanlış, film izlemen gerekiyor ing altyazılı olacak şekilde türkçe altyazı olmayacak.

Elbette başlangıç için filmdeki ing seviyesi ağır gelebilir. Onun yerine "comprehensible input english" veya "real life english" tarzı videolar izleyebilirsin. Bu videoları altyazısı ingilizce olacak şekilde izleyip, sonra aynı şekilde o videoyu sen çekiyormuşsun gibi videodaki konuşmaları tekrar edeceksin. Buna da shadowing deniliyor.

Reading içinde günlük 10 sayfa okumaya çalış. İki çeşit okuma şekli vardır intensive reading ve extensive reading.

İntensive reading seviyenin biraz üstünde translate kullanarak okuma yöntemi. Bunu yaparken cümlelerin grameri öğrenmek ve yeni tarz cümle yapılarını görmek için. Burada zor metin/kitap olacak ki ingilizce seviyeni geliştirsin.

Extensive reading ise seviyende veya bir altında sana kolay gelecek olan bir kitabı hiç çeviri yapmadan okuma şekli. Buradaki amaç bilmediğin kelimeleri bağlamdan çıkarabilmek. Bu şekilde kelimeyi hiç bir türkçe karşılığı olmadan manasını anlayarak içselleştireceksin.

Daha detaylı için
Arkadaşım var zaten ama yazarken korkuyorum. Hep yazdığım şeyi DeepL'den double check atıyorum doğru mu diye. Öyle olunca da yazana kadar 2 saat geçiyor, olmuyor. Adam akıllı İngilizce bilmediğimden birisine bir şey yazarken korkuyorum kısacası.
Yazdıklarını sürekli kontrol etmenin sebebi de dili içseleştirerek edinmediğinden ötürü. İçselleştirmek aynı zamanda kültürüde, onların düşünce tarzınıda edinmek demek.

Dili de 3 şekilde içselleştirebilirsin.

1. Hedef dilin ülkesine gitmek
2. 1 olmuyorsa çevreni nativelerle doldurmak. (kapalı çarşı esnafı gibi)
3. 1 ve 2 olmuyorsa böyle bir ortamı reading ve listening ile oluşturmaya çalışmak.

Reading ve listening input, speaking ve writing ise outputtur. İnput olmadan output olmaz. Ne kadar ekmek o kadar köfte.
 
Cümle kurmakta zorlanıyorsun çünkü kafada hangi kelimeyi hangi yapıyı getireceğini düşünüyorsun. Konuşmanın olağan akışıyla yapamadığın için. Çünkü dili mantıkla öğrenmeye çalışıyorsun. İçselleştirerek edinmeye çalışsan yani kelimelerin manasını içselleştirsen, cümle kurmaya çalışmayacaksın. Kendiliğinden çıkacak o cümleler.

Kendiliğinden çıkabilmesi için çok fazla ama çok fazla input alman gerekiyor. Bunuda reading ve listening ile yaparsın. Yani film izlemeye saçma demek yanlış, film izlemen gerekiyor ing altyazılı olacak şekilde türkçe altyazı olmayacak.

Elbette başlangıç için filmdeki ing seviyesi ağır gelebilir. Onun yerine "comprehensible input english" veya "real life english" tarzı videolar izleyebilirsin. Bu videoları altyazısı ingilizce olacak şekilde izleyip, sonra aynı şekilde o videoyu sen çekiyormuşsun gibi videodaki konuşmaları tekrar edeceksin. Buna da shadowing deniliyor.

Reading içinde günlük 10 sayfa okumaya çalış. İki çeşit okuma şekli vardır intensive reading ve extensive reading.

İntensive reading seviyenin biraz üstünde translate kullanarak okuma yöntemi. Bunu yaparken cümlelerin grameri öğrenmek ve yeni tarz cümle yapılarını görmek için. Burada zor metin/kitap olacak ki ingilizce seviyeni geliştirsin.

Extensive reading ise seviyende veya bir altında sana kolay gelecek olan bir kitabı hiç çeviri yapmadan okuma şekli. Buradaki amaç bilmediğin kelimeleri bağlamdan çıkarabilmek. Bu şekilde kelimeyi hiç bir türkçe karşılığı olmadan manasını anlayarak içselleştireceksin.

Daha detaylı için

Yazdıklarını sürekli kontrol etmenin sebebi de dili içseleştirerek edinmediğinden ötürü. İçselleştirmek aynı zamanda kültürüde, onların düşünce tarzınıda edinmek demek.

Dili de 3 şekilde içselleştirebilirsin.

1. Hedef dilin ülkesine gitmek
2. 1 olmuyorsa çevreni nativelerle doldurmak. (kapalı çarşı esnafı gibi)
3. 1 ve 2 olmuyorsa böyle bir ortamı reading ve listening ile oluşturmaya çalışmak.

Reading ve listening input, speaking ve writing ise outputtur. İnput olmadan output olmaz. Ne kadar ekmek o kadar köfte.
Çok teşekkür ederim dostum. Dediklerini uygulayacağım. Elimden ne geliyorsa yapmaya çalışacağım.
 
Çok teşekkür ederim dostum. Dediklerini uygulayacağım. Elimden ne geliyorsa yapmaya çalışacağım.
Rica ederim. Linteki yazıyı okumadıysan uygulamaya geçmeden önce onu okumanı tavsiye ederim. Nasıl çeviri yapacağında yazıyor orada. Hatta oradaki "Aşağıdaki videoyu muhakkak izle". dediğim videoyu da izlemeyide ihmal etme. Readinge yoğunlaşman gerekiyor. Sebebi de o videoda. İntesive ile extensive readingi de aynı anda yapmana gerek yok önce intensive ile seviyeni middle grade'e kadar çıkar sonra middle grade(8-12 yaş arası) de kalıp çeviriyi azaltarak extensive readinge geç. Dili içselleştirecek olan şey de extensive reading. Kitaptaki senaryoya dalman, hikayeyle bağ kurman gerek. Sanki o ortamın bir parçasıymış gibi sanki karakter senmişsin gibi.Sanki o ortamda yaşıyormuşsun gibi olacaksın. İşte bunu yaptıkça kültürüde edinmeye yani native olmaya başlayacaksın.

Kitap okumanın avantajı, ki CEFR seviyesindeki kitapları bitirdikten sonra naviteler için yazılmış kitaplara geçtiğinde realistic fiction tercih edersen günlük hayatta geçen kurgu kitapları okumuş olursun ki bu da karakterin, ailesi ile iletişimi, okuldaki arkadaşları ve öğretmenleri ile arasında geçen iletişimi, hastahaneye gittiğinde o ortamdaki geçen konuşmalar, telefonda mesajlaştığında kelime kısaltmaları (before yerine b4 vb) görür okur ve içselleştirmeye başlarsın. Bu iletişimlerde karakterin hissetiklerini sende hissetmeye başlarsın ki işte bu anda dilin hissiyatını anlamaya başlarsın. İstemsizce ağzından çat pat dökülmeye başlar. Elbette konuşma yapmadıkça akıcı olmayacak ama konuşabildiğini gördükçe zaten daha çok konuşmak istiyeceksin. Şu an niye geri atıyorsun konuşmayı, çünkü yapamadığını görüyorsun ve keyif almıyorsun ve yanlış yaparım diye korkuyorsun. Diğer türlü yapabildiğini gördükçe keyif almaya başlayacaksın ve daha çok yapmak isteyeceksin. Bu işin psikolojik tarafı dopamin ile ilgili olan şey. Beynin nasıl çalıştığını limbik sitem ve frontal korteks ile iligili. Hani bir musibet bin nasihattan iyidir atasözünde de kişiye mantıklı olan bir şey denildiğinde yapmayıp başına bir bela geldiğinde yapmasının sebebi duygular. Dilin içselleştirilmeside duygularla ilgili. Bir yabancının ben var istanbula gitmek dediğinde nasıl tuhaf hissettiriyorsa aynı şey ingilizcede de olmaya başlayacak. Belki gramer olarak ifade edemediğin bir cümleyi yazdığında bu şekilde yazmak daha doğru hissettiriyor diyeceksin. Neden çünkü çok fazla kitap okumuş ve kitaplarda o şekilde yazıldığını görmüş olacaksın, çok fazla listening yapmış ve bir çok insan o cümleyi o şekilde söylediğini duymuş olacaksın.


Bu arada CEFR seviyesi kitaplar bir an önce geçip nativeler için yazılmış kitaplara geçmen gerek. Asıl istediğimiz dil orada.

 
Rica ederim. Linteki yazıyı okumadıysan uygulamaya geçmeden önce onu okumanı tavsiye ederim. Nasıl çeviri yapacağında yazıyor orada. Hatta oradaki "Aşağıdaki videoyu muhakkak izle". dediğim videoyu da izlemeyide ihmal etme. Readinge yoğunlaşman gerekiyor. Sebebi de o videoda. İntesive ile extensive readingi de aynı anda yapmana gerek yok önce intensive ile seviyeni middle grade'e kadar çıkar sonra middle grade(8-12 yaş arası) de kalıp çeviriyi azaltarak extensive readinge geç. Dili içselleştirecek olan şey de extensive reading. Kitaptaki senaryoya dalman, hikayeyle bağ kurman gerek. Sanki o ortamın bir parçasıymış gibi sanki karakter senmişsin gibi.Sanki o ortamda yaşıyormuşsun gibi olacaksın. İşte bunu yaptıkça kültürüde edinmeye yani native olmaya başlayacaksın.

Kitap okumanın avantajı, ki CEFR seviyesindeki kitapları bitirdikten sonra naviteler için yazılmış kitaplara geçtiğinde realistic fiction tercih edersen günlük hayatta geçen kurgu kitapları okumuş olursun ki bu da karakterin, ailesi ile iletişimi, okuldaki arkadaşları ve öğretmenleri ile arasında geçen iletişimi, hastahaneye gittiğinde o ortamdaki geçen konuşmalar, telefonda mesajlaştığında kelime kısaltmaları (before yerine b4 vb) görür okur ve içselleştirmeye başlarsın. Bu iletişimlerde karakterin hissetiklerini sende hissetmeye başlarsın ki işte bu anda dilin hissiyatını anlamaya başlarsın. İstemsizce ağzından çat pat dökülmeye başlar. Elbette konuşma yapmadıkça akıcı olmayacak ama konuşabildiğini gördükçe zaten daha çok konuşmak istiyeceksin. Şu an niye geri atıyorsun konuşmayı, çünkü yapamadığını görüyorsun ve keyif almıyorsun ve yanlış yaparım diye korkuyorsun. Diğer türlü yapabildiğini gördükçe keyif almaya başlayacaksın ve daha çok yapmak isteyeceksin. Bu işin psikolojik tarafı dopamin ile ilgili olan şey. Beynin nasıl çalıştığını limbik sitem ve frontal korteks ile iligili. Hani bir musibet bin nasihattan iyidir atasözünde de kişiye mantıklı olan bir şey denildiğinde yapmayıp başına bir bela geldiğinde yapmasının sebebi duygular. Dilin içselleştirilmeside duygularla ilgili. Bir yabancının ben var istanbula gitmek dediğinde nasıl tuhaf hissettiriyorsa aynı şey ingilizcede de olmaya başlayacak. Belki gramer olarak ifade edemediğin bir cümleyi yazdığında bu şekilde yazmak daha doğru hissettiriyor diyeceksin. Neden çünkü çok fazla kitap okumuş ve kitaplarda o şekilde yazıldığını görmüş olacaksın, çok fazla listening yapmış ve bir çok insan o cümleyi o şekilde söylediğini duymuş olacaksın.


Bu arada CEFR seviyesi kitaplar bir an önce geçip nativeler için yazılmış kitaplara geçmen gerek. Asıl istediğimiz dil orada.

Tekrardan çok teşekkür ederim dostum. Tahmini rahatça, zorlanmadan aklımdaki şeyleri kelimelere dökebileceğim seviyeye kaç ayda ulaşırım? Şimdiden çalışmaya başladım.