Gücün dille yumuşatılmadığı ve adaletin şeffaf olmadığı her dijital ortamda, "yöneten" ve "yönetilen" arasında kronik bir gerginlik vardır ve olmaya devam edecektir. Aslına bakarsanız bu gerginlik temelde insanın özerklik ihtiyacı ile otoritenin sınırlayıcı yapısı arasındaki çatışmadan beslenir. İnsan psikolojisi, kurallar ne kadar net ve gerekçeli olursa olsun, bir başkası tarafından kısıtlanmayı özgürlüğüne bir tehdit olarak algılar ve bu duruma "psikolojik reaktans" ile tepki verir. Bu tepki, gücün soğuk ve mekanik bir dille uygulanması, adaletsizlik şüphesi veya kişinin geçmişteki baskıcı figürlere duyduğu öfkeyi mevcut otoriteye yansıtmasıyla birleştiğinde, rasyonel bir itirazdan duygusal bir nefrete dönüşür. Kısacası bu nefret, bireyin kendi varlığını ve adalet duygusunu otoritenin hiyerarşik baskısına karşı koruma çabasından ibaret.