Resmiyette olmayan, bir kere kagida dokulmemis, sadece ismen var olan bir projeden bahsederken, planlarin ne oldugundan ve tikir tikir islediginden nasil bu kadar eminsiniz?
Resmiyet olarak bir bağlayıcılığı olan uluslararası anlaşma yada resmi örgütsel bir yapı olarak duyurulmadığı konusunda haklısınız.
Taslak olarak kalmıştır. NATO toplantılarında(2002) ve G8 zirvesi(2004)nde konuşulduğu, niyetlerinin bildirildiği uluslararası toplantılar mevcut. Hatta zamanın(2004) başbakanının Washington ziyaretinde bu Türkiye ayağının konuşulduğunu "Sayın Bush ile görüşmede, ABD'nin global çerçevede büyük yeni kuvvet yapılandırması, büyük ortadoğu veya genişletilmiş ortadoğu vizyonu gibi konulardaki yaklaşımlarını en etkili ağızdan dinleme imkanı bulduk, yaklaşımımızı ifade ettik." açıklamalarından biliyoruz. Hatta yine dönemin(2006) dışişleri bakanımızın "BOP içinde ABD ile birlikte hareket ediyoruz." açıklamalarındanda biliyoruz. Yine ABD Ankara eski büyükelçisi Edelmanın şu tanımlamasını biliyoruz "Ortadoğu'da, demokrasi ve insan hakları temelinde uygulanmasını planladıkları BOP, son 50 yılın en büyük projesidir. Bu projenin uygulanması uzun sürebilir. Bu zaman içerisinde Türkiye, örnek devlet olacaktır.(2004)". CIA eski şeflerinden (ortadoğuda görev yapmış yetkili bir abi idi) Graham E.Fuller'in "Siyasal islamın geleceği ve Türkiye(2008)" kitabında Türkiye'nin Müslüman karakteriyle önemli bir devlet olacağına vurgu yapıldığını görebiliyoruz. Uzun uzadıya gitmesini istemem ama temel olarak şu birkaç örnek bile, resmi metin olmasda niyet beyanları, politik ve bölgesel programlar üzerinden ilerleyen bir süreç gibi kabul edilebilir.
BOP konusunun nereden geldiğini ne amaçla geldiğini bildiğinizi varsayarak bu kısımları es geçiyorum. Ama kabaca 2001 ikiz kuleler olayından sonra, hammadde ve pazarı kontrol altında, elinde tutmak isteyen bir düşünce tarzından çıktığını söyleyebilirim.
Bana ithafen yaptığınız cevabınızda sizlere kesinlikle hak veriyorum. Ancak bölgenin 20 yıldır dönüşümünü izlediğinizde resmi bir belge
olmasa bile, sözlü olarak konuşulan konuların ne kadarı gerçekleşip gerçekleşmediğini görebilirsiniz diye umut ediyorum. Belki de benim hayal gücümdür bilemiyorum tabi. Her zaman tek bir doğru olmaz. Ancak eski gazete küpürlerini ve bilim dergilerinde yayınlanan bu tarz siyasi makaleler ile ilginirseniz okumanızı yada takip etmenizi öneririm. Tabi bunlar benim düşüncelerim aynı şeyi okuyup farklı düşüncede olma ihtimalinizde mevcut.