Altta okuyacağınız şeyler tamamen bilim-kurgu ürünüdür ve gerçek olmaya yakın bile değildir.
12 Aralık 2018, Leipzig, Saksonya, Almanya'da ki Tesis-54'de SCP-4786'e günlük olarak verilmesi gereken 1500 kalorilik yemeği servis edilmesi için saklanma odasının kapısı açılır ve içeriye D-5673 ona yemeğini teslim etmesi için gönderilir. Dr. Ben Schulz dışarıda saklanma odasını izler ve kapıyı kapatmak için bastığında tuş yanıt vermez. Bunu fark eden SCP-4786 direkt kendinden 2 adet klon oluşturur ve D-5673'ü öldürür. Diğer klonu ise kapıdan fırlayıp Dr. Ben Schulz'u öldürür ama Dr. Ben Schulz ölmeden önce kırmızı alarm tuşuna basmıştır.
Bunu duyan güvenlikler direkt SCP-4786'in saklanma odasına gider ve Epsilon-11 gelene kadar tesise yayılmasını engellemeye çalışırlar. Bu güvenlik arasında Ertan Yılmaz adında bir Türk-Alman asıllı güvenlik bulunmaktadır. Onun görevi bilim insanlarını tahliye alanına bırakmaktı. İşini hallettikten sonra yardıma SCP-4786'in odasına gider ve SCP-4786'in klonları tüm arkadaşlarını sıra sıra parçaladığını görür.
Ertan panikler ve SCP-4786'in klonları onu fark etmeden bir karar vermeliydi. Ya oracıkta Epsilon-11'e zaman kazandırmak için şehit olacaktı ya da yapmaması gereken bir hamle yapacaktı. H.I.D taretini almak. Fakat şöyle bir sorun vardı: Ertan sadece bir çavuştu, yetkisi H.I.D odasına yetmiyordu. Önünde albayının kartını gördü... Düşünmeden kartı aldı ve H.I.D odasına koşmaya başladı.
H.I.D odasını bulunca kapıyı açtı, tareti aldı ve SCP-4786'in odasına döndü. H.I.D tareti ağırdı, o yüzden baya yavaş gidiyordu ama zamanında yetişmeyi başardı. H.I.D taretini kuracak zaman yoktu ve vücudu işin sonunda param parça olacağını bile bile elindeyken yüklemeye başladı. Taretin sesi arttıkça Ertan'ın kulakları çınlamaya başladı. Ve sonunda o mavi lazeri taretin ucunda gördü ve SCP-4786'in klonlarına koşmaya başladı ve hepsini teker teker küle çevirdi. Ta ki bir tane kalan kadar. Ertan orada elleri yanıktan ve yüzü kan ve ateş izlerinden tanınamaz hale gelmişti. Ertan tam bayılacakken telsizinden şöyle bir ses duydu: "Mobil Görev Gücü birimi Epsilon-11 tesise giriş yapmıştır." ve oracıkta öldü.
Yoksa ölmedi mi? Ertan ölmemişti ama komaya girmişti. Epsilon-11 olay yerine geldiğinde son SCP-4786 ürününün orada kolu kopmuş bir şekilde oturduğunu görmüşlerdi. Ertan ise köşede ölü gibi görünüyordu. Ekibin yarısı SCP-4786 ile ilgilenirken, diğer yarısı Ertan'ı en hızlı şekilde acile götürdüler. Ertan 4 ay boyunca komadaydı. Ertan sonunda uyandığında, yanında bir doktor vardı. Ertan yaşadığına inanamıyordu. Ondan sonra O5 konseyi üyesi, O5-[GİZLENDİ] odaya girdi ve Ertan'ı gösterdiği cesaret için tebrik etti ve ona iyileştikten sonra bir ödülleri olduğunu söyledi ve ayrıldı.
Ertan'ın uyanışından 7 ay sonra Ertan sonunda tamamen iyileşti ve iyileştiği gün tesis süpervizörü onu konferans salonuna çağırdı. Ertan odaya girdiği gibi sahneye çağırıldı ve tesis süpervizörü şunları söyledi: "Bugün yanımda gördüğünüz Çavuş Ertan Yılmaz tesisimizi önemli bir krizden kurtardı. Kendi hayatını tehlikeye atarak kendinden önce insanlığı düşündü. Bu yüzden onu bugün bu cesaret madalyası ve Albay rütbesiyle ödüllendiriyorum!" dedi ve herkes alkışlamaya başladı.
Bu olaylardan sonra sistem kontrolleri daha sıkılaştırıldı ve Ertan'ın ünü tesisler arasında gezmeye başladı. Ertan bu olaydan sonra bir daha böyle bir kaza ne yaşadı, ne de yaşattırdı. Helal olsun Ertan, bugün de hayatımızı normal tutan sendin.
12 Aralık 2018, Leipzig, Saksonya, Almanya'da ki Tesis-54'de SCP-4786'e günlük olarak verilmesi gereken 1500 kalorilik yemeği servis edilmesi için saklanma odasının kapısı açılır ve içeriye D-5673 ona yemeğini teslim etmesi için gönderilir. Dr. Ben Schulz dışarıda saklanma odasını izler ve kapıyı kapatmak için bastığında tuş yanıt vermez. Bunu fark eden SCP-4786 direkt kendinden 2 adet klon oluşturur ve D-5673'ü öldürür. Diğer klonu ise kapıdan fırlayıp Dr. Ben Schulz'u öldürür ama Dr. Ben Schulz ölmeden önce kırmızı alarm tuşuna basmıştır.
Bunu duyan güvenlikler direkt SCP-4786'in saklanma odasına gider ve Epsilon-11 gelene kadar tesise yayılmasını engellemeye çalışırlar. Bu güvenlik arasında Ertan Yılmaz adında bir Türk-Alman asıllı güvenlik bulunmaktadır. Onun görevi bilim insanlarını tahliye alanına bırakmaktı. İşini hallettikten sonra yardıma SCP-4786'in odasına gider ve SCP-4786'in klonları tüm arkadaşlarını sıra sıra parçaladığını görür.
Ertan panikler ve SCP-4786'in klonları onu fark etmeden bir karar vermeliydi. Ya oracıkta Epsilon-11'e zaman kazandırmak için şehit olacaktı ya da yapmaması gereken bir hamle yapacaktı. H.I.D taretini almak. Fakat şöyle bir sorun vardı: Ertan sadece bir çavuştu, yetkisi H.I.D odasına yetmiyordu. Önünde albayının kartını gördü... Düşünmeden kartı aldı ve H.I.D odasına koşmaya başladı.
H.I.D odasını bulunca kapıyı açtı, tareti aldı ve SCP-4786'in odasına döndü. H.I.D tareti ağırdı, o yüzden baya yavaş gidiyordu ama zamanında yetişmeyi başardı. H.I.D taretini kuracak zaman yoktu ve vücudu işin sonunda param parça olacağını bile bile elindeyken yüklemeye başladı. Taretin sesi arttıkça Ertan'ın kulakları çınlamaya başladı. Ve sonunda o mavi lazeri taretin ucunda gördü ve SCP-4786'in klonlarına koşmaya başladı ve hepsini teker teker küle çevirdi. Ta ki bir tane kalan kadar. Ertan orada elleri yanıktan ve yüzü kan ve ateş izlerinden tanınamaz hale gelmişti. Ertan tam bayılacakken telsizinden şöyle bir ses duydu: "Mobil Görev Gücü birimi Epsilon-11 tesise giriş yapmıştır." ve oracıkta öldü.
Yoksa ölmedi mi? Ertan ölmemişti ama komaya girmişti. Epsilon-11 olay yerine geldiğinde son SCP-4786 ürününün orada kolu kopmuş bir şekilde oturduğunu görmüşlerdi. Ertan ise köşede ölü gibi görünüyordu. Ekibin yarısı SCP-4786 ile ilgilenirken, diğer yarısı Ertan'ı en hızlı şekilde acile götürdüler. Ertan 4 ay boyunca komadaydı. Ertan sonunda uyandığında, yanında bir doktor vardı. Ertan yaşadığına inanamıyordu. Ondan sonra O5 konseyi üyesi, O5-[GİZLENDİ] odaya girdi ve Ertan'ı gösterdiği cesaret için tebrik etti ve ona iyileştikten sonra bir ödülleri olduğunu söyledi ve ayrıldı.
Ertan'ın uyanışından 7 ay sonra Ertan sonunda tamamen iyileşti ve iyileştiği gün tesis süpervizörü onu konferans salonuna çağırdı. Ertan odaya girdiği gibi sahneye çağırıldı ve tesis süpervizörü şunları söyledi: "Bugün yanımda gördüğünüz Çavuş Ertan Yılmaz tesisimizi önemli bir krizden kurtardı. Kendi hayatını tehlikeye atarak kendinden önce insanlığı düşündü. Bu yüzden onu bugün bu cesaret madalyası ve Albay rütbesiyle ödüllendiriyorum!" dedi ve herkes alkışlamaya başladı.
Bu olaylardan sonra sistem kontrolleri daha sıkılaştırıldı ve Ertan'ın ünü tesisler arasında gezmeye başladı. Ertan bu olaydan sonra bir daha böyle bir kaza ne yaşadı, ne de yaşattırdı. Helal olsun Ertan, bugün de hayatımızı normal tutan sendin.