Geraltın kılıcı 49

Üstün
Katılım
2 Haziran 2024
Mesajlar
6.609
Çözümler
19
Beğeniler
3.783
Yer
Cintra
Eski çocukluk yıllarımızı hatırlayalım; oyun oynuyorsunuz, hayat güzel, parktasınız. Çocukluk arkadaşınızla top oynuyorsunuz. Sonrasında yorulup eve gidiyor, annenizin yaptığı yemekleri yiyorsunuz. "Keşke hayat hep bu şekilde kalsa" diyorsunuz. Peki ya geçmiş sandığınız kadar iyi değilse? Dark Souls evreni bize bu soruyu acı bir şekilde soruyor. Gwyn, ateşin söneceğini bile bile kendisini ateşe attı. Ayzelit kardeşler kara büyüler yaparak ateşi daha kötü bir forma soktular. Dünya'ya canavarları getirdiler. Hatalarının sebebi, artık her şeyin bittiğini bilip yine de ateşlerini o eski düşlerini bırakmaya dayanamamalarıydı. Geçmişe saplantılı bir yaşam istemeleriydi.
Bu saplantı yüzünden insanlık lanetlendi ve Hallowing adı verilen bir döngüye hapsoldu. Ölenlerin ruhları bir hiçmiş gibi ateşe verildi ve insanlar delirmeye başladılar. Zamanla Hallow adı verilen varlıklara dönüştüler. Dark Souls 1'in başında hapishanedeyken bize yaptıkları buydu. Biz bir Hallowing döngüsüne hapsolmuştuk. Defalarca kez öldürülüyor, defalarca kez diriliyor ve delireceğimiz ana kadar devam ediliyordu. Çünkü ateşin yanması her şeyden önemliydi.

Ama oyuncu Oscar'ın yardımıyla hapishaneden kurtuldu. Yaşamak için bir amaç edindi. Bu döngüyü kırmayı seçti. Ve bunu misyon edindi. Souls evrenindeki Hallow mantığı biraz Viktor Frankl'ın 'yaşamak nedir' sorusuna benziyor. Frankl'a göre insan, en büyük acıya bile katlanabilen bir canlıdır. Fakat amacı olmadığı zaman bir ölüden farksızdır. Aslına bakarsanız Hallow'lar buna benzer varlıklardır. Amaçlarını defalarca acı sonrasında kaybettiler ve delirdiler. Artık onlar için evren bir acıdan ibaret. Oyuncu, onları öldürmek isteyen bir canlı daha sadece.


Gwyn neden Hallow oldu?

Gwyn, bedenen bir Hallow olmasa bile zihnen ateş uğruna bir Hallow formunu almıştır. Saplantılı düşünceleri sebebiyle ateşi canlı tutmak haricinde bir şey düşünmez. Değişmek istemez, bu da onu dogmalaştırır. Ve dünyayı bu lanete sürükler.


Ateşi canlı tutmak neden bu kadar önemli?

Mesela bir ilişkin bitmiştir ama sen hala eski konuşmalarınıza bakıyorsundur. Ona saplantılı kalmışsındır. Vazgeçmek istemiyorsun, eskinin ne kadar mükemmel olduğunu düşünüp duruyorsun. Ama o artık gitti. Seni bıraktı ama sen onu zihninde saplantılı bir tavırla hala düşünüyorsun. İşte Gwyn'in yaşadığı durumun özeti budur. Ateş çağı artık sona erdi. Tanrıların güçleri anlamlarını yitirdi. Buna rağmen sen saplantılı eski sevgili olmaya devam ediyorsun.
 
Son düzenleyen: Moderatör: