- Katılım
- 20 Aralık 2023
- Mesajlar
- 3.138
- Makaleler
- 5
- Çözümler
- 22
- Beğeniler
- 5.300
Selam, bugün böyle bir konu hakkında kendi çapımda rehber yazmak istedim. Özellikle psikiyatrik rahatsızlıklarda bizim toplumumuzda çok fazla yanlış bilgiler, yanlış damgalamalar var. Örneğin, özellikle majör, ağır versiyonunda beyinde gerçekten nörobiyolojik olarak ciddi bozulmaların gerçekleştiği depresyon hastalığı için kendi kafalarına göre "sen şöyle şöyle yapıyorsun, bundan bu hale geldin. Şöyle böyle yaparsan bir şeyciğin kalmaz" gibi bilimsel olarak tamamen geçersiz ve zırvalıklarla dolu söylemler var. Elbette gerçekler bu değil. Gelelim şu "deli" meselesine.
Toplumda deli söylemi; garip davranan, gerçeklikle bağı zayıf olan, saldırgan, kontrolsüz, anlaşılması zor kişiler için kullanılır. Ancak bilimsel ve tıbbi açıdan bakıldığında "deli" diye tek bir hastalık, tek bir durum veya tek bir insan tipi yoktur. Bu kelime; belirsiz, damgalayıcı, bilimsel olmayan bir genellemedir. Modern psikiyatri ve nörobilim ise insan davranışlarını tek bir kaba etiket yerine çok daha ayrıntılı biçimde inceler.
"Deli" Dediğimiz Şey Tek Bir Durum Değildir
Toplumun deli dediği insanların altında çok farklı durumlar olabilir;
"Psikiyatri nasıl yaklaşır?" dersek; Modern psikiyatri: "Bu kişi deli mi?" sorusunu sormaz. Bunun yerine şunları anlamaya çalışır:
Psikoz: Halkın "delilik" dediği şeye en yakın kavram
Delilik denilen şeyin merkezinde çoğu zaman psikoz bulunur. (Her zaman değil!) Psikoz sırasında kişi;
Bu durum kişinin mantıksız olmayı seçmesi değildir, kişinin kendi tercihleri değildir. Bilinçli bir şekilde toplumda farklı gözükmek ve ilgi çekmek için çeşitli davranışlarda bulunan insanlara bu tarz damgalamalar yapmayı bırakalım.Psikoz, beynin gerçeklik işleme sistemlerinin fiziksel olarak bozulmasıyla ilişkilidir.
Peki Beyinde Ne Olur?
Modern nörobilim, psikiyatrik hastalıkların beyin ağları, nörotransmitter sistemleri, stres mekanizmaları, genetik yatkınlık ve nörogelişimsel süreçler ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Özellikle dopamin sistemi, glutamat sistemi, prefrontal korteks, limbik sistem, stres ağları birçok psikiyatrik tabloda rol oynayabilir. Bu nedenle ağır psikiyatrik bozukluklar "zayıf karakter", "iradesizlik" gibi bilimsel olarak geçerli olmayan ifadelerle açıklanamaz.
Deli Kelimesi Neden Sorunlu?
Çünkü bu kelime; farklı hastalıkları tek torbaya atar, bilimsel ayrımları yok eder, insanı sadece hastalığa indirger, damgalamaya sebep olur. Örneğin depresyonu olan biriyle, ağır psikoz yaşayan biri, entelektüel yetersizliği olan biri aynı değildir. Ama halk dili bunların hepsini tek kelimeyle etiketleyebiliyor.
Psikiyatrik Hastalıklar Kişilik Bozukluğu Değildir
Bir insanın;
-psikoz yaşaması,
-bipolar olması,
-şizofreni tanısı alması
onun kişiliksiz olduğu anlamına gelmez. Birçoğu korku, sevgi, mizah, bağlanma, utanç, acı hissetmeye devam edebilir. Hastalık kişinin düşünce ve davranışlarını ciddi biçimde etkileyebilir, evet ancak bu durum kişinin insanlığını ortadan kaldırmaz.
Bilimsel Gerçeklik Daha Karmaşıktır
Modern bilim şunu gösteriyor: Ağır psikiyatrik hastalıklar genellikle; genetik yatkınlık, erken beyin gelişimi, çevresel stres, travma, uyku bozuklukları, madde kullanımı, doğuştan nörobiyolojik hassasiyetler gibi birçok etkenin birleşimiyle ortaya çıkar. Yani mesele;
"Normal insan vs deli insan" gibi basit bir ölçüt değildir. İnsan zihni; biyolojik, çevre, gelişim ve deneyimlerin çok karmaşık bir birleşimidir.
Yani sonuç olarak, deli kelimesi tarihsel ve toplumsal bir etiket olarak, bilimsel/tıbbi bir tanı değildir. Modern psikiyatri davranışların arkasındaki mekanizmaları, nörobiyolojiyi, bilişsel süreçleri, çevresel etkileri anlamaya çalışır. Bu sebeple etiketlemek yerine anlamaya çalışmak hem daha bilimsel, hem de daha insani bir yaklaşımdır. Lütfen bu tarz toplumsal damgalamalardan olabildiğince kaçınalım ve buna özen gösterelim.
Sağlıklı günler dilerim.
Toplumda deli söylemi; garip davranan, gerçeklikle bağı zayıf olan, saldırgan, kontrolsüz, anlaşılması zor kişiler için kullanılır. Ancak bilimsel ve tıbbi açıdan bakıldığında "deli" diye tek bir hastalık, tek bir durum veya tek bir insan tipi yoktur. Bu kelime; belirsiz, damgalayıcı, bilimsel olmayan bir genellemedir. Modern psikiyatri ve nörobilim ise insan davranışlarını tek bir kaba etiket yerine çok daha ayrıntılı biçimde inceler.
"Deli" Dediğimiz Şey Tek Bir Durum Değildir
Toplumun deli dediği insanların altında çok farklı durumlar olabilir;
- Şizofreni
- Bipolar bozuklukta görülen ağır mani
- Majör Depresyon Bozukluğunda görülen psikotik depresyon
- Obsesif-kompulsif bozukluk
- Otizm Spektrum Bozukluğu
- Entelektüel yetersizlikler (Mental retardasyon, "zeka geriliği" olarak da bilinir fakat tıbbi ismi bu değildir.)
- Beyin hasarları
- Demans
- Madde kaynaklı psikozlar
- Nörolojik hastalıklar
- Ağır travma sonrası durumlar
"Psikiyatri nasıl yaklaşır?" dersek; Modern psikiyatri: "Bu kişi deli mi?" sorusunu sormaz. Bunun yerine şunları anlamaya çalışır:
- Gerçeklik algısı bozulmuş mu?
- Halüsinasyon var mı?
- Sanrılar mevcut mu?
- Bilişsel işlevler etkilenmiş mi?
- Dürtü kontrolü bozulmuş mu?
- Beyin hasarı olabilir mi?
- Nörogelişimsel bir durum var mı?
- Madde etkisi söz konusu mu?
- Depresyon veya mani belirtileri var mı?
Psikoz: Halkın "delilik" dediği şeye en yakın kavram
Delilik denilen şeyin merkezinde çoğu zaman psikoz bulunur. (Her zaman değil!) Psikoz sırasında kişi;
- Olmayan sesler duyabilir,
- Takip edildiğine inanabilir,
- Alakasız olayları kişisel mesaj gibi yorumlayabilir
- Gerçeklikle bağını kısmen kaybedebilir.
Bu durum kişinin mantıksız olmayı seçmesi değildir, kişinin kendi tercihleri değildir. Bilinçli bir şekilde toplumda farklı gözükmek ve ilgi çekmek için çeşitli davranışlarda bulunan insanlara bu tarz damgalamalar yapmayı bırakalım.Psikoz, beynin gerçeklik işleme sistemlerinin fiziksel olarak bozulmasıyla ilişkilidir.
Peki Beyinde Ne Olur?
Modern nörobilim, psikiyatrik hastalıkların beyin ağları, nörotransmitter sistemleri, stres mekanizmaları, genetik yatkınlık ve nörogelişimsel süreçler ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Özellikle dopamin sistemi, glutamat sistemi, prefrontal korteks, limbik sistem, stres ağları birçok psikiyatrik tabloda rol oynayabilir. Bu nedenle ağır psikiyatrik bozukluklar "zayıf karakter", "iradesizlik" gibi bilimsel olarak geçerli olmayan ifadelerle açıklanamaz.
Deli Kelimesi Neden Sorunlu?
Çünkü bu kelime; farklı hastalıkları tek torbaya atar, bilimsel ayrımları yok eder, insanı sadece hastalığa indirger, damgalamaya sebep olur. Örneğin depresyonu olan biriyle, ağır psikoz yaşayan biri, entelektüel yetersizliği olan biri aynı değildir. Ama halk dili bunların hepsini tek kelimeyle etiketleyebiliyor.
Psikiyatrik Hastalıklar Kişilik Bozukluğu Değildir
Bir insanın;
-psikoz yaşaması,
-bipolar olması,
-şizofreni tanısı alması
onun kişiliksiz olduğu anlamına gelmez. Birçoğu korku, sevgi, mizah, bağlanma, utanç, acı hissetmeye devam edebilir. Hastalık kişinin düşünce ve davranışlarını ciddi biçimde etkileyebilir, evet ancak bu durum kişinin insanlığını ortadan kaldırmaz.
Bilimsel Gerçeklik Daha Karmaşıktır
Modern bilim şunu gösteriyor: Ağır psikiyatrik hastalıklar genellikle; genetik yatkınlık, erken beyin gelişimi, çevresel stres, travma, uyku bozuklukları, madde kullanımı, doğuştan nörobiyolojik hassasiyetler gibi birçok etkenin birleşimiyle ortaya çıkar. Yani mesele;
"Normal insan vs deli insan" gibi basit bir ölçüt değildir. İnsan zihni; biyolojik, çevre, gelişim ve deneyimlerin çok karmaşık bir birleşimidir.
Yani sonuç olarak, deli kelimesi tarihsel ve toplumsal bir etiket olarak, bilimsel/tıbbi bir tanı değildir. Modern psikiyatri davranışların arkasındaki mekanizmaları, nörobiyolojiyi, bilişsel süreçleri, çevresel etkileri anlamaya çalışır. Bu sebeple etiketlemek yerine anlamaya çalışmak hem daha bilimsel, hem de daha insani bir yaklaşımdır. Lütfen bu tarz toplumsal damgalamalardan olabildiğince kaçınalım ve buna özen gösterelim.
Sağlıklı günler dilerim.