Her türlü desteği alıyoruz o konuda problem yaşamadık henüz, zaten kampüsümüzde kedi sirkülasyonu bitmiyor sağ olsunlar.
En basitinden AUBB'de Sütlaç 10 yaşında, onunla birlikte 2-3 kedimiz daha var. Daha geçen hafta da İÜHF'ye birkaç bücür kedi girmiş, aşıları vs. yapıldı. Kampüsü turlayıp duruyorlar.
Olması gereken aşı-mama ve diğer durumlar için okulların ödeneklerden ayırması. Sonuçta İstanbul'un en büyük prestijlerinden birisi kedileri ve belki de kampüsünde en çok kedi bulunduran üniversitelerden birisi biziz. Ege Üniversitesi de kendi bölgesinde kedi-köpek-kuş gibi hayvanları tartışmasız en çok bulunduran üniversite. Onlarda da durum böyle olmalı.

Hızlı bir fun fact; Eski rektör Necdet Budak'ın tahsis ettiği alanı boşalttıran yeni rektör Musa Alcı İlim Yayma Cemiyeti'nin İzmir Başkanı'ymış. Hesabı kitabı siz yaparsınız buradan.
Ben kampüste hayvan olmasına bayılıyorum, özellikle çok ilginçtir ama köpekler gerek görev hayvanları olması, gerek hissiyatları dolayısıyla kampüste bildiğin iş yapıyorlar. Bizim kampüsteki köpeğin kadınları çıkışa kadar götürüp, ardından geri dönüyordu. Kampüse gelen martıları kovalıyordu, bir gün kampüs dışında çocuklara koşan köpeklerin arasına dalmıştı zor almıştık.
 
Ben kampüste hayvan olmasına bayılıyorum, özellikle çok ilginçtir ama köpekler gerek görev hayvanları olması, gerek hissiyatları dolayısıyla kampüste bildiğin iş yapıyorlar. Bizim kampüsteki köpeğin kadınları çıkışa kadar götürüp, ardından geri dönüyordu. Kampüse gelen martıları kovalıyordu, bir gün kampüs dışında çocuklara koşan köpeklerin arasına dalmıştı zor almıştık.
Ben de bayılıyorum, özellikle Erasmus ile gelen öğrencilerin ana tercih sebebi -İÜ özelinde- kedileri inanılmaz sevmeleri. Geçen sene Erasmus'la İspanyol arkadaş gelmişti, tercih sebebi kedilermiş. İnanılmaz bir prestij.
Her türlü şeye ev sahipliği yapmalıdır üniversite. Hayvanlar bunun merkezinde bile olabilir.
 
İzmir’de durum nasıl bilmiyorum ama sokaklar köpeklerle doluysa ve özellikle kampüs köpeklerine dokunulduysa zaten niyet bellidir. Ama halihazırda köpekler bittiyse ve sıra onlara geldiyse karşı çıkmam.
 
Sokakta köpek olmaz, olmamalı. Buna kesinlikle katılıyorum. Peki eğer sokaklardan köpekler toplanacaksa otoban kenarlarında gezen, kontrolsüz üreyen, şehirlerde kontrolsüz üreyen köpekleri toplamak yerine neden yerleri yurtları belli, tedavisi, aşıları ve bakımları yapılan ve herhangi bir saldırgan tavır göstermeyen köpeklere öncelik veriliyor?

Olay sokaklardaki sahipsiz köpek sorununu bitirmek mi yoksa olayın sebebini bitirmeden sağdan soldan böyle köpekleri toplayıp insanların bam teline basıp zaten stresli insanları daha da stresli bir hale sokmak mı?
Tek tek arayıp sorunlu yerde veya hastalıklı olanları alacaklarına uğraşmamak için gördüklerini alıyorlar işte.
 
Güncel şartlarda vasıfsız köpeğe ihtiyaç bile yok. Birkaç yıla toplatılanların hepsi ölecek, sırf bunun için barınak yatırımına gerek yok ki bunları çiftleştirmeyecekler.

Kampüste köpek isteniyorsa onlarca köpek sahiplendiren var. Buyursunlar köpeği eğitsinler, sahip çıksınlar. Üniversitenin gençlerinin 3-5 tane sokak köpeğinden bağımsız olarak kendi yetiştirdikleri köpeğe karışmazlar, karışırlarsa 10-20 bin öğrenci tepki verir zaten. Okulun özel köpeği olarak düşünebilir.
 
İzmir’de durum nasıl bilmiyorum ama sokaklar köpeklerle doluysa ve özellikle kampüs köpeklerine dokunulduysa zaten niyet bellidir. Ama halihazırda köpekler bittiyse ve sıra onlara geldiyse karşı çıkmam.
İzmir'de de köpekler toplanılıyor. Sokakta baktığımız 2 köpek vardı, birisini yakaladılar götürdüler. Diğeri ellerinden kaçtı hala peşindeler. Belediye'ye dava açılmış hatta o köpek neden hala yakalanmadı diye.
 
İzmir’de durum nasıl bilmiyorum ama sokaklar köpeklerle doluysa ve özellikle kampüs köpeklerine dokunulduysa zaten niyet bellidir. Ama halihazırda köpekler bittiyse ve sıra onlara geldiyse karşı çıkmam.
Başıboş köpeklerin sorunu bitmedi, kampüsün neşe kaynağı ve hocaların-personellerin bile sürekli ilgilendikleri köpeklerin gecenin bir vaktinde toplamak -üstelik hepsi çipli ve aşılı- art niyet aratır.
Ne istiyorlar kardeşim şu kediden köpekten ya?
Kayyım rektör felsefesidir, öğrenciye baskı.