Guilty Conscience
Üstün
Friendzone denilen şey, çoğu kişinin hafife aldığı ama yaşayan için ciddi şekilde yıpratıcı bir durum. Ortada net bir reddedilme olmadığı için insan sürekli “belki olur” düşüncesine tutunuyor. Bu belirsizlik, insanı ne ileri götürüyor ne de tamamen vazgeçmesine izin veriyor. Bir noktadan sonra ilişki gibi görünen ama ilişki olmayan bir halin içinde kalıyorsun. Karşı taraf seni hayatında tutuyor ama sınır hep orada duruyor. Zamanla bu durum insanın özgüvenini aşındırıyor. Sürekli anlayan taraf, destek olan taraf, bekleyen taraf oluyorsun. Karşılık vermek senin görevinmiş gibi, ilerlemek ise hiç mümkün değilmiş gibi bir denge oluşuyor. Sen yatırım yaptıkça beklentin artıyor, beklenti arttıkça hayal kırıklığı da büyüyor. En tehlikeli kısmı da bu sürecin yavaş ve sessiz işlemesi. Bir anda fark etmiyorsun; aylar geçiyor, duygular derinleşiyor ama durum aynı yerde sayıyor.
Friendzone’un en kötü yanı, insana zaman kaybettirmesi. Netlik olmadığı için yeni ihtimallere de kendini kapatıyorsun. Hayatında biri var mış gibi hissediyorsun ama aslında yalnızsın. Bu da insanı hem duygusal hem zihinsel olarak yıpratıyor. Çoğu zaman suç tamamen sende kalıyor; “Ben yanlış anladım”, “Ben fazla bağlandım” diye düşünüyorsun. Oysa ortada karşılıklı ama dengesiz bir durum var. Sonuçta friendzone, açık bir reddedilmeden daha zor. Çünkü reddedilme insanı üzer ama bitirir; friendzone ise süründürür. Ne tamamen kopabilirsin ne de ilerleyebilirsin. Bu yüzden dışarıdan masum görünen bu durum, içeride uzun vadeli bir yorgunluğa dönüşüyor.
Şu ana kadar neredeyse hep friendzone’a atıldım. Neden böyle olduğunu tam olarak çözemiyorum ama artık bunun bir tesadüf olmadığını da fark ediyorum.
Friendzone’un en kötü yanı, insana zaman kaybettirmesi. Netlik olmadığı için yeni ihtimallere de kendini kapatıyorsun. Hayatında biri var mış gibi hissediyorsun ama aslında yalnızsın. Bu da insanı hem duygusal hem zihinsel olarak yıpratıyor. Çoğu zaman suç tamamen sende kalıyor; “Ben yanlış anladım”, “Ben fazla bağlandım” diye düşünüyorsun. Oysa ortada karşılıklı ama dengesiz bir durum var. Sonuçta friendzone, açık bir reddedilmeden daha zor. Çünkü reddedilme insanı üzer ama bitirir; friendzone ise süründürür. Ne tamamen kopabilirsin ne de ilerleyebilirsin. Bu yüzden dışarıdan masum görünen bu durum, içeride uzun vadeli bir yorgunluğa dönüşüyor.
Şu ana kadar neredeyse hep friendzone’a atıldım. Neden böyle olduğunu tam olarak çözemiyorum ama artık bunun bir tesadüf olmadığını da fark ediyorum.
Son düzenleyen: Moderatör: