NFS Payback yeni çıkmıştı. O ara da matematikten çok düşük bir not almıştım. Babamla anlaşma yapmıştık diğer sınavdan 100 alırsam NFS Payback alacaktı. Öküz gibi çalışıp o 100'ü aldım ve uykusuzluktan bayılana kadar oynamıştım.
 
İzmir Aliağa'da kaldığımız süre boyunca biriktirdiğim çocukluk dönemi anılarım sanırım. Sürekli şantiyede vakit geçirebiliyordum. Orada bir mühendis abi vardı havalı tüfek attırıyordu bana. Alıyordum elime tüfeği sağa sola hedef diye sıkıyordum. Balığa çıkabiliyorduk tekneyle uygun zamanlarda. Kısa boy kamış bir olta takımım vardı. İşte gidip oradaki balıkçı dükkanlarından kendimce daha iyi misina alıyordum makara alıyordum. Sök tak yapıyordum vs. balık mangal yapıyorduk kazık çakılan duba üzerinde. Yenebilir balık yerine zargana geldiğinde onca beklemeden sonra sinkaf etmeyi özledim mesela. Nintendo Wii alınmıştı o zamanlar bana. Sürekli Wii sports CD'si içindeki kılıç oyununu oynuyordum. Hatta arkadaşlarımdan bazılarında yine vardı bu aletten. İkinci kolu kendileri getiriyorlardı kapışıyorduk. Şimdi balık tutmak için olta bile atamıyorum. Unutmuşum tekniğini, soracak kimsemde yok nasıl sallıyorduk bunu diye. Hoş evde olta takımı bile yok gerçi. O şantiye ortamını özledim mesela. Demir uçlu şantiye ayakkabısı giymeyi özledim. Nintendo Wii'yi özlemedim. O hâlâ bende duruyor, birlikte oynayacağım birilerinin olmasını özledim. Bisikletimle o şantiyede tur attığım zamanki kaygısızlığı özledim. Bisiklet ile özel bir bağım yok, kardeşimin oldu. O biniyor diyeceğim binmiyor. Evde duruyor köşede. Ne zaman binecek şehirde onca trafik olan yerde. Yaşattığı duyguları hatırlayınca özlüyorum sadece. Tahtakaleye gidip hiç işim olmayacak zerzavatlar arasında ne alsam acaba diye gezinmeyi özledim. İlkokuldan kaçıp PlayStation kafeye gitmeyi özledim mesela. Gerçi özlemin sonu anlamsızlık. Ne ben o zamanki benim ne Aliağa o zamanki Aliağa. Aynı nehirde iki defa yıkanılmayacağı gibi benim de aynı duyguları tekrar yaşamam mümkün değil. Yaşandığı için mutluyum sadece. Neyse, konu için teşekkür ederim. Hiç nostalji havasında değilken birden bana güzel anılarımı hatırlattın.
 
Adana Büyüksaat ve Kocavezir’de küçükken dükkana ben bakıyordum. Dedem müşteriye gidiyordu satışı ve idareyi ben yapıyordum. Şimdi ne dedem var ne de dükkan 😒