@Sensei, konuyla çok ta alakasız olmadığı için söylüyorum; Linux kullanıcısısın, hiç sordun mu kendine bu değeri ortaya koyan insanlar beklentisi olmadan geçimini nasıl sağlıyor diye?
 
Son düzenleme:
@Sensei, konuyla çok ta alakasız olmadığı için söylüyorum; Linux kullanıcısısın, hiç sordun mu kendine bu değeri ortaya koyan insanlar beklentisi olmadan geçimini nasıl sağlıyor diye?
Çoğu aslında maaşlı çalışan, başka şirketlerde. 2016'daki rapora göre Linux Kernel geliştiricilerin sadece %7.7'si herhangi bir maaş almıyordu. Linus'da bu durumu "Kernel geliştiriciler çok kolay iş buluyor" diye yorumlamıştı.


Ama olay bu değil kardeşim. Bu devirde elinde meşalelerle zengine saldıramazsın, orta çağda değiliz. Sizin zengin diye gördükleriniz muhtemelen bayidir. Asıl zengin adamın mallarını alıp satan aracı, orta kesim.

Fark etmez de. 2019'da da yağma oldu, ne değişti? 7 yıl sonra hala ağlıyorlar sokakta. Devlet o yaktıkları dükkanların hepsinin zararını yine o sünepelerin vergileriyle savaştığınız zenginlere ödedi. O sünepelerin de yakalananları hapsi boyladı. Sovyet devriminde değiliz. Bu yapılanlar hiçbir davaya fayda etmez. O asıl zenginlere de hiç zarar vermez. Malikanesinde şarabını içerken dalga geçiyordur adam bu sokaktakilerle. 1 ay sonra bütün zararı faiziyle geri alacak o adamlar. Sizin paranızla.
 
Burada tek gördüğüm bir grup nankör çapulcunun etrafı yağmalaması, başka bir şey değil. Avrupa'nın göbeğinde, Allah'ın Fransa'sında ne geleceksizliği? Bizde de protestolar oldu, gençlerimizin hiçbirisi etrafı ateşe verip masum insanların geçim kaynaklarını yağmalamadı.

Burada güzellenecek bir şey yok.
Şimdi şöyle buna ek bir parantez açmak lazım. Onu yapanların %90'ı siyahiler. Fransa, Amerika siyahilerinin birçoğunun da insanlıktan uzak oldukları aşikar. Böyle durumlarda fırsat bilip, yağmacılık yapıyorlar. Aynı senaryo Türkiye'de de oldu. Aynı şekilde böyle protestoları saptıran Türkiye'de de j*a tayfası var.


Louis Vuitton, Rolex gibi yerler umurumda bile değil ama yerel insanın zaten hile hurda çevirmesi olmaz, böyle insanların yağmalanması ahlaksızlık.
 
Şimdi şöyle buna ek bir parantez açmak lazım. Onu yapanların %90'ı siyahiler. Fransa, Amerika siyahilerinin birçoğunun da insanlıktan uzak oldukları aşikar. Böyle durumlarda fırsat bilip, yağmacılık yapıyorlar. Aynı senaryo Türkiye'de de oldu. Aynı şekilde böyle protestoları saptıran Türkiye'de de j*a tayfası var.


Louis Vuitton, Rolex gibi yerler umurumda bile değil ama yerel insanın zaten hile hurda çevirmesi olmaz, böyle insanların yağmalanması ahlaksızlık.
Amerika, Fransa ve diğer emperyalist ülkeler, bahsettiğin insanların ülkelerini yağmalıyor, adamlar bir iki dükkan yağmalamış çok görme.

Çoğu aslında maaşlı çalışan, başka şirketlerde. 2016'daki rapora göre Linux Kernel geliştiricilerin sadece %7.7'si herhangi bir maaş almıyordu. Linus'da bu durumu "Kernel geliştiriciler çok kolay iş buluyor" diye yorumlamıştı.


Ama olay bu değil kardeşim. Bu devirde elinde meşalelerle zengine saldıramazsın, orta çağda değiliz. Sizin zengin diye gördükleriniz muhtemelen bayidir. Asıl zengin adamın mallarını alıp satan aracı, orta kesim.

Fark etmez de. 2019'da da yağma oldu, ne değişti? 7 yıl sonra hala ağlıyorlar sokakta. Devlet o yaktıkları dükkanların hepsinin zararını yine o sünepelerin vergileriyle savaştığınız zenginlere ödedi. O sünepelerin de yakalananları hapsi boyladı. Sovyet devriminde değiliz. Bu yapılanlar hiçbir davaya fayda etmez. O asıl zenginlere de hiç zarar vermez. Malikanesinde şarabını içerken dalga geçiyordur adam bu sokaktakilerle. 1 ay sonra bütün zararı faiziyle geri alacak o adamlar. Sizin paranızla.
İsyan etmesek para zenginlere gitmiyor mu?
 
Son düzenleme:
İsyan etmesek para zenginlere gitmiyor mu?
İsyan etsen de etmesen de gidiyor, o zaman ne yapacaksın? Protesto, grev gibi yöntemlerle doğru düzgün arayacaksın hakkını. Biraz siyaseti takip edersen zaten etrafı yakıp yıkmanın maddiyat dışında davaya verdiği zararı da görürsün. Bir grup öğrencinin hak arayışı olarak başlayan olayları hükümet hemen "bakın bunlar teröristler, dertleri okul falan değil, yakıp yıkmak!" olarak çevirir, ortada kalırsın.
 
Fransa'daki olayların doğru olup olmamasından ziyade, burada halk adına çıkarılacak dersler vardır:

1. Protesto hakkı, son tüketicinin gelir kapısını gasp etme hakkını kimseye veremez.

2. "Haklarını gasp ediyorlar" söylemi ile protesto yapmamak da bir bahane olarak kabul edilemez.

3. Sokaktaki mücadeleler daima kaotiktir. Sokakta bir nizam, "şu kesimi de sinirlendirmeyelim, bu kesimi de alevlendirmeden protesto yapalım" gibi şeyler yoktur. Sokak, sokaktır. Kaotikliğin olduğu yerde de radikal kararların alınması zorunluluğu vardır. Medya hemen devreye girer ve iktidara yanlayan haberler ile algıya başlar.

4. Bu doğan algının sonucunda "protestocular ve diğerleri" olarak olaylar okunur. Halbuki sokakta olmayan halkın öfkesi de doğrudan bu sistemin kendisine olmalıyken, sosyal medya ve algoritmalar ile halkın öfkesi olgulardan ziyade kişilere ve gruplara kaydırılır.

Yani halkın öfkesi daha "güvenli" yerlere kanalize edilir. Bu durum seçim dönemlerinde de bu şekildedir. O sebepten burada yaptığınız tartışmalar sizleri asıl olaydan koparıyor, öfkenizin yönlendirilmesine izin veriyorsunuz. Uyanık olun.
 
İsyan etsen de etmesen de gidiyor, o zaman ne yapacaksın? Protesto, grev gibi yöntemlerle doğru düzgün arayacaksın hakkını. Biraz siyaseti takip edersen zaten etrafı yakıp yıkmanın maddiyat dışında davaya verdiği zararı da görürsün. Bir grup öğrencinin hak arayışı olarak başlayan olayları hükümet hemen "bakın bunlar teröristler, dertleri okul falan değil, yakıp yıkmak!" olarak çevirir, ortada kalırsın.
Soma' da 301 madenci hayatını kaybettiğinde, ölenlerin yakınlarını tekmeleyen bir anlayışa saygı duymam ben. Hangisi sayayım Hatay depremi mi, gar katliamı mı, iliç faciası mı?...
 
Son düzenleme:
Bir grup öğrencinin hak arayışı olarak başlayan olayları hükümet hemen "bakın bunlar teröristler, dertleri okul falan değil, yakıp yıkmak!" olarak çevirir, ortada kalırsın.

"Bize böyle etiket yapıştıracaklar, sokağa çıkmayalım" anlayışı zaten sokağa çıkan insanlarda yoktur ve halkın problemlerinden bir tanesidir. Sokağa çıkan insan zaten ortada kalmıştır, düzene baş kaldırmıştır. Sokağa çıkan insan örneğin şuna karşı çıktığı için sokağa çıkar:

"Yalnız yaşayan bir kişinin yoksulluk sınırı, asgari ücretten 10.000 TL civarı daha yüksek ve bu kabul edilemez, ülkenin %40'ından fazlası da asgari ücretle çalışıyor."

Sonra da tencerede kaynayan kurbağa misali halk da bunu öylece seyreder, o kişi pek çok yerden saldırıya uğrayarak bertaraf edilir ve yalnız kalır. Çıkan kişi de bu varsayımı bilerek çıkar zaten. Sokağa çıkmak yazdığınız gibi bir şey değil, belirli varsayımları kabul ederek çıkarsınız. Kaotiktir.