Eskiden rüyamda uçar kaçardım, tutarsız saçma sapan şeyler görürdüm, uyanınca da unuturdum. Şimdi kulaklıktan akan müzik rüyanın direkt senaryosu, soundtracki ve yönetmeni oluyor. Beyin uyurken arkada çalan şarkıyı alıyor, ona uygun öyle katmanlı bir atmosfer yaratıyor ki rüya değil resmen Christopher Nolan filmi seti. İşin kötüsü, sahneler o kadar gerçekçi, detaylar o kadar net ki sabah kalktığımda sanki 8 saat uyumamışım da sanayide mesaiye kalmışım gibi yorgun uyanıyorum.
Geçen gece arkada playlist açık kalmış, derin uykudayım. Şarkının beat drop anında rüyamda yanımda füze patladı. Şarkıdaki sözleri rüyadaki figüranlar replik olarak yüzüme söylüyor. Arkadan temposu yüksek, agresif bir rap şarkısı giriyor ben rüyadaki kovalamaca sahnesinde tır ehliyeti sınavındayken müfettişe karşı kendimi savunuyorum, adamın hızına yetişemiyorum stres manyağı oldum. Hele o şarkı geçişlerindeki 2-3 saniyelik sessizlik anı yok mu? Rüyanın ortasında yükleme ekranı gibi bir boşluk oluyor, tam bitti diyorsun arkadan melankolik, glitchli bir alternatif rock şarkısı başlıyor. Bir anda kendimi varoluşsal kriz içinde gri bir odada duvarı izlerken buluyorum, müzik yükseliyor, duvar tepeme yıkılıyor. Beyin uyku esnasında resmen gerçek zamanlı audio-visual senkronizasyon yapıyor. Sabah bir uyanıyorum Kulaklığın teki yatağın altında kaybolmuş, diğeri kulağıma saplanmış etimi acıtıyor, telefonun şarjı %2, yastık ter içinde. Beyin REM uykusunda Matrix yazmış, ben uykumu alamadan direkt post-production safhasına geçmişim gibi bir bitkinlik var üstümde.