İçimi dökmek istiyorum sadece

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan MiniRayss
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
  • Mesaj Mesaj 13
  • Görüntüleme Görüntüleme 514
  • Etiketler Etiketler
    istiyorum

MiniRayss

Uzman
Katılım
21 Mart 2024
Mesajlar
403
Çözümler
3
Beğeniler
296
Yer
Kimsesiz bir yer.
Selam, yaşadıklarımdan sonra artık duygusuzlaştım, hissizleştim, uyuşturulmuş gibi sakinim. Asla sinirlenmiyorum ve olan her kötü şeye ölmedim sorun yok deyip ilerliyorum. Ve bu durum beni üzdüğünden dolayı geçmişe dönüp bakmak istemiyorum, korkuyorum. Bana göre hayatımın dönüm noktasında bile olabilirim ama hissizim. Bir şey hissedemiyorum bu duygusal değil, her açıdan aynı. Eskiden mesela birisi bana laf atınca kara kara geceleri saatlerce neden öyle dedi bana? Diyerek düşünürdüm. Ancak artık birisi beni övse, sövse hissizleştim. Hayatım boyunca hep iyi bir insan olmaya çalıştım ve başardığımı düşünüyorum. Sürekli bir şeyler öğrenmeye çalıştım ve bana bir şey yap denildiğinde hallederiz der yapardım asla aksatmazdım. Sorumluluklarımı da tutardım, tek kötü yanım bana göre en azından okuldan nefret etmemdi. Okuldaki ödevlerimi hep son güne bırakırdım ve notlarım hep 50-55 idi çünkü sevmiyordum. Liseyi bu sene bitirdim ve 1 sene üniversite başlayayım dedim.

Hazırlık okuyorum fakat biraz geçmişi anlatmak istiyorum. Ben 14 yaşımda ilk oyun sunucumu açmış ve başarılı olmuş birisiyim fakat ben ne yaptıysam ailem hep engel oldu. Sunucumu kapattım ve 16 yaşımda tekrar açtım bu kez gerçekten tuttu sunucum. Bu sefer de eve DDoS attıkları için abim gelip kasamın üzerine yumruğu ile vurmuştu. Asla unutmam, yine kapattım. Arkadaşım ile video editörlüğü yapmaya başladık ve güzel para kazandım. Bu durumu aileme söylemedim sadece 150-200 kazanıyorum dedim fakat dışarıda arkadaşım ile eğlenmekten hiç ödün vermedim. O parayı gerçekten güzel harcıyordum, bu durumu aileme söylememin sebebi ise yaptığım işi başkalarına söyleyip övüneceklerdi ve özellikle bana bakış açıları değişecekti. Benim tek istediğim şey sevilmekti, diğer çocuklar gibi olmaktı. Bilgisayara değil de babamla futbol sahasında koşturmayı, lunaparka gitmeyi, arabayla boş bile olsa bir küçük çocuk aklı ile kola alıp arabayla turlamaktı. Çok şey istemedim, sadece gençliğimi ve çocukluğumu iyi olarak geçirmek istedim.

Yaşım 17 ve 2 ay sonra 18 olacağım ancak hayat beni çok erken olgunlaştırdı. Mesela staj yaptığım zaman bir eleman demek istiyorum adını söylemek bile istemiyorum, bu eleman 3 dolar kazanmış ve bana öve öve kendisini anlatıyor. Bilmiyor ki ben video yaparak günde 3-4 bin TL kazanıyordum o dönemler. Tabii bu elemana geri geleyeceğim, bu dönemleri atlattım yaşadığım tonla ama tonla kötü şey var fakat es geçmek istiyorum. Anlatsam kitap olabilir çünkü, benim babam dışarıya da izin vermez bu arada. Evde otur der başına iş gelir der ve kız çocuklarından daha sıkı ve kısıtlayıcıdır. Bu sebepten sosyal çevrem çok dar, özgür olsaydım aslında çok genişti ve ben arkadaşlarımı seçen bir insanım. Beni salmayınca tabii insanlar ile aram çok uzadı.

En son olan olaydan sonra zaten hissizleştim, isterseniz o olayı anlatmak isterim. Çünkü bu yazı daha uzarsa kimse okumaya tenezzül etmeyecek bunu biliyorum. Değer verilen bir insan olmadım zaten hiçbir zaman ve muhtemelen benden çıkar alamayacak insanlar için de olmayacağım. Son olay şu, çocukluk arkadaşım ile oturuyordum çay içiyorduk. Bir anda çıkardı sigara yaktı. Benim tüm arkadaş çevrem, ailem dahil sigara içiyor ve ben rahatsızlık duyarım. En son benim beynime kan sıçradı ne buluyorsunuz deyip aldım ve 1 fırt çektim. Tadını alır almaz öksürdüm zaten gözüm yaşlandı öksürmekten. O sırada bu "Eleman" görmüş bunu ve babama "oğlun çok sigara içiyor" diyerek söylemiş. Bu eleman o amip zekalı insanlar gibi gördüğünü anlatır hiçbir şekilde sır tutamaz, zaten şirket de karısının hastalığını bile anlatıyordu detaylı hiç özeli yok. Abarta abarta hep anlatır dedikodu. Yuvası zekası geri olan bir adamdır. Bu olaydan sonra babam bir anda sigara içtiğimi düşünmüş ve bilgisayarımı alıp kırdı.

O bilgisayarı almak için ben 2 sene kendimi yırttım onu hedef olarak koymuştum ve aldıktan 7 ay sonra kırdı. Benim gözüme gelmedi kırması sadece, hayalim ve emeğimi kırması gelmişti. Tamamen kendi alın terim ile ticaret yaparak milletin evine masaüstü kasa taşıyarak vb. Almıştım. Bu yaşadıklarımdan sonra Edebiyat kitapları okuyorum ve hayat artık gerçekten anlamsız geliyor. Yaşadıklarımız sadece anlık şeyler, tabii babamın kısıtlamalarından ötürü 1.5 yıllık sevgilim bile benden ayrıldı. Ayrılmasaydı aralık 20 de 2. yıl dönümümüzdü hatta, ayrılma sebebi ise doğal olarak kız ile 6 aydır çıkmadık ve aldatıyorum sandı. Ailem dedim fakat kendisi hiçbir babanın 17-18 yaşlarında bir çocuğa bu derece kısıtlama uygulamaz dedi. Mesaj atmayı bıraktı yavaş yavaş soğuk yaparak ayrıldı. Tüm bunların üstüne babam bir de kırmadan önce kendi yaşadıklarını anlatmıştı. Fakat bilmediği şey şuydu, yaşadıklarını bana 2 misli yaşatıyor ve farkında değildi.

Artık hissiz bir insanım, eskiden kızlar ile konuşurken kelimelerimi seçiyordum. Birisi ile konuşurken kalbi kırılmasın kafayı takmasın deyip düşünüyordum. Ancak artık sadece yaşamak için yürüyorum, gidiyorum, okuyorum, çalışıyorum. Beni böyle yapan şey ne bilmiyorum fakat insanlık olduğunu biliyorum ve nefret ediiyorum. Duygusal olarak boşlukta falan değil, tamamen hissizim artık. Ve beni böyle yapanlar umarım mutlulardır, mutlu olmalılar da. Bir insanı bu hale çevirmek bana göre kolay değil. Konuşurken artık ağzıma geleni söylüyorum, çok düşünüp az konuşuyorum. Ancak düşündüğüm şey kelimeler değil, bugün ölmezsem yarın ne yapacağım düşüncesi.

Her gün acı geçiyor ve artık kendimi aileme karşı gurur duymaları gereken bir çocuk olmak için zorlamıyorum hatta kimseye karşı. Birisi arkamdan sövsün yine umurumda olmaz. Bu hayat da öğrendiğim şey bu, görüyorum bu formda sürekli "Anksiyete" konularını. Hayat gerçekten boş gelip boş geçiyor, hissiz olmak en iyisi bence. Kendimi hiç bu kadar hissiz tıpkı bir cisim gibi hissetmemiştim, dışarıdan bakıldığında şu sıralar takıldığım 3-5 insan beni çok iyi görüyor, masalarda gülüyorum ancak içimden kalksam eve gidip uyusam diyorum. Ayılar gibi uyuyarak vakit geçirmek istiyorum çünkü enerji veren bir şey kalmadı bu hayat da. Sevgilim ayrıldığında yarı hissiz oldum, bilgisayar da vakit geçiriyordum. O da elimden gidince ölü gibiyim ve insanların yaptıklarını görmüyorum artık. Birisi benden yardım istiyor etmiyorum. Nasıl mı yardım? Ben hesap satarak harçlık çıkarıyordum akrabalarıma sürekli diyorum. Bilgisayarım yok git sen yap diyerek, hani her anne çocuğunu över ya günlerde falan sağda solda. Ben övme diyordum hep, hiç övmüyordu canım annem. Ve gün geldi, annelerine diyorum, çocuğun boş boş sigara içip geziyorsa benim sorunum değil. Benim gibi her daldan bir yaprak bilgi öğrenseydi deyip kapatıyorum. Bu hayat acımasız ve hep de öyle olacak, kendime tutunacak dal seçmek bile istemiyorum. İlk giden ben olurum umarım, isteyerek doğmadım ama isteyerek öleceğim ölürsem de.

En azından yapmak istediğim 1-2 şey var, onları da yapsam ve ölsem gözüm arkada kalmaz. Tabutumu tutacak 1-2 tane dostum var zaten, babam sağ olsun, sayesinde geniş bir çevrem var tabutumu kendisi ve 1-2 kişi kaldırıp koyarlar. Evet şimdi diyeceksiniz daha uzun yaşayacaksın diye fakat ben inanmıyorum. Bir deprem olsa tavan çökse ölürüm, bir sarhoş şoför bana çarpsa ölürüm, yürürken bir anda ağaç düşse üstüme ve kafama beyin kanaması vs. Ölürüm. Kısaca ölüm her an yanımda hissediyorum, umarım kısa ömürlü olurum. Uzun ömürlü olacaksam da şu hissizlik ve kötü yaşanmışlıkları unutup sürekli olarak iyi şeyler yaşayacağım bir hayat olur. Herkesi seviyorum bu formdaki, keşke real de burada ki samimiyet ve sohbeti taşıyarak buluşabilsek. <3

Gülemiyorum. Keşke her şey masum olsa.

Biraz tartışmak istiyorum, içinizdekini yazabilirsiniz.
 
Son düzenleme:
Hepsini okudum. Seni çok iyi anlayabiliyorum. Hayat beni de erken olgunlaştırdı. Neler yaşadığımı anlatmak istemiyorum fakat benimkilerinde seninkilerin aşağı kalır yanı yok. Bunu söylerkenki amacım tabii ki seninkileri hafife almak değil, yanlış anlaşılmasın. Özellikle babanızın sigara içiyorsunuz diye bilgisayarınızı kırdığı yerde ben bile sinirlendim. Sevgilinizden de ayrılmanız kötü olmuş, belki ailenizden ayrı eve çıkıp bütün bunları çözebilir, sevgilinizle tekrar barışabilirsiniz.

Hayata bir defa geliyoruz ve bu dönem çok hızlı eriyip gidiyor. Bunu fark ettiğim dönemden beri ne yaşarsam yaşayayım, ne çektiysem çekeyim bu söz aklımdan çıkmadı. Gülün, gezin tozun ve en önemlisi de eğlenin. Hayata bir defa geliyoruz. Bütün bu olan olaylara 'bunları da gördüm ya tecrübe oldu' deyin. Ölmeyi dilemeyin. Gençliğinizi bir genç gibi yaşayın. Bunu gençliğimde fark etmemin bana bir sürü faydası olacak eminim, size de olsun. Arkaya dönüp baktığınızda ne günlerdi be diyebilin.
 
Farkındayım ancak ailem soğuttu. Gençliğe dair bir hevesim bile yok, hatta bana kalırsa tır şöförü bile olmaya razıyım. Sırf o tek başıma şarkımı açıp kafamı yaslayıp yola bakarak düşüncek saatlerim olacağından dolayı. Ayrı eve zaten en kısa sürede atacağım gerekirse sefalet çekeyim ama çıkacağım. Babamı artık babam olarak görmemeye başladım bu kalbimi en acıtan şey, sebebi ne mi? Eskiden derdim ki mesela şu camı kırsam sorun olmaz. Arkamda dağ gibi babam var derdim artık demiyorum, hayat da yalnız birisiyim diyorum. Tek geri istediğim günler lise günlerim, Sanırım 18-30 yaş arası bende gerçekten hissiz geçecek gibi. Hayatımda hiç bir zaman bu kadar üst üste şeyler gelmemişti, zaten bilgisayar tek can dostumdu ve onu da elimden aldı. Tek kaldım ve tek gidiyorum, mesela daha bu olaylar yaşanmadan 1-2 ay öncesine kadar arabaya hevesle koşarak biniyor ve sürüyordum. Artık otoparka bile inmek istemiyorum çünkü yaşadıklarımın bir çok şey ile bağlantısı, kısa kesmek gerekir ise hiç bir şeyi yapmamak istememin asıl sebebi de bunlar zaten. Arabaya binince o arabanın kokusunu içime çekinde güldüğüm günler aklıma geliyor sinirleniyorum, Dışarı çıkınca o son bahar kokusunu alıyorum ve çocukken bisiklet ile gezmem aklıma geliyor sinirleniyorum, dışarı çıkınca X restoranını görüyorum sinirleniyorum. Sürekli sinirleniyorum, arkadaşlarım şehir dışına tatil planlarken benim babam daha eli bir iş tutmaz biri olarak gördüğü için ve salmadığı için. Benim arkadaşım pilotaj kazandı ve sürekli onla takıldığımdan bak ona o nasıl kazandı diye üstüme çıkıyorlar. İyi de o çocuk nasıl mı kazandı? Ailesi cebine parasını koydu, arabanın anahtarını verdi, gece 2-3 kadar beşiktaş da veya bostancı da sabahlamasına laf etmedi, arkadaş ortamına girmesine laf etmedi, 18. Yaş gününü yat kiralayarak bir arkadaş organizasyonunda kutlamasına laf etmedi. Ben her doğum gününü hep istemeyerek de olsa bir pasta üfleyerek kutluyorum ve her üflediğimde sinirden elim titriyor. Diyorum kutlamayın diye ancak nafile, sevilmek yerine sevilmemek bence daha iyi.
 
Açık konuşayım, daha önce birçoğunun görmediği bir ölümcül olaya tanık oldum, 6 Şubat depremi. Bu dönemden kısa bir süre önce bazı dostlukları yitirmiştim ve tek derdim o idi fakat deprem gecesi her şey değişti. İkinci ve daha şiddetli olan 7.8 şiddetindeki deprem anında da yine evdeydim ve aile büyüğü olan babam işyerini kontrole gitmişti. O sıra evde diğer aile fertleri vardı ve hepsine benim sahip çıkmam gerekiyordu.

O sıra küçük kardeşim kapının önünde duruyordu ve tam merdiven altındaydı. Merdivenden boyluca uzanan çatlağı görünce onu çektim ve yarım saniye kadar sonra oraya büyük bir sıva parçası düştü. Muhtemelen yarım saniye önce çekmesem onu orada kaybedebilirdim. O güne kadar hayatımda yaşadığım en kötü şeyin o dostlukları geride bırakmak olduğunu sanardım ama ailemi kurtarmak ilk önceliğim oldu o sıra. Ne zaman ki ailemi kurtarıp güvenli bir yere geçtik o sıra yeniden aklıma geldi eski problemlerim. Gece gündüz hayatta mısın sorusunu sormasını bekledim ama en sonunda vazgeçmiştim. Tam o sıra her şey bitti deyip vazgeçince her şey yoluna girdi.

Şimdilerde en yakınım diyeceğim, tek dostum diyeceğim tek insan yine o insan. İnsanı kendinden çok tanıyabilecek kadar iyi tanıyan bir kimseyi bulmak zor.

Bu yüzden asla daha kötüsü olamaz demeyip her gelene de açık olmayı öğrenmek gerek bence. Bu deneyimlerin gerçekten can yakıcı fakat daha kötüleri de olabilirdi fakat olmamış. Eminim ki hayatına öyle biri gelecek ki seni düzeltecek ve senin eksikliklerini kapatacak. Sadece doğru vakti bekle ve o vakit geldiğinde bu mesajımı hatırlayıp belki bi' bildiride bulunursun bize.
 
Bu konuyu asla unutmayacağım ancak kimseye güvenim yok, umarım dediğin gibi olur tekrar hislerim yerine gelir.
 
Öncelikle, yaşadıklarını paylaştığın için her türlü önde olduğunu ve bir şeyleri değiştirmek istediğini (belirttiklerinden sebebiyle) düşünüyorum. Duygusal tepkiler verip vermediğinin kritiğini de yapmak saçma geliyor. Gerçekten zor bir dönemden geçtiğini anlıyorum.

Ben de benzer zorluklar yaşadım ve bu süreçte hissettiğin duyguları çok iyi anlıyorum. Toksik insanlarla, narsistlik kişilik bozukluğu olan insanlarla yaşamak zorunda kaldım. Sonunda olanı söylemek isterim. Öfke sorunu ve amatemde yatış sürecim oldu.

Hayat beklenmedik zorluklarla dolu olabilir. Ama unutma ki, bu zorluklar seni daha güçlü kılabilir. Benim de zor zamanlarımda yanımda sadece ben vardım, destek olmadı, arayanım bile olmadı, annem hariç Beni ayakta tutan bu değil. Beni ayakta tutan her ne olursa olsun yaşama isteğimdi ve "gel bakalım 'murtaza' sen neden bu şekilde tepkiler veriyorsun demediler.

Senin de böyle bir destek bulman çok önemli. Psikologları da psikyatristleri de verimli bulmuyorum mesela...

Hatta ne kadar çok kişiye anlatırsam o kadar bela olur başıma diye de düşünüyorum. İnsanların bana verdiği hissiyat kesinlikle sadece hikayeni öğrenip fütursuzca, bencilce, empati olmadan akıl vermeleri oldu. Dedim ki bende; bir milyon kişiye de anlatsam derdimi kimse beni ben gibi anlayamayacak. Bende hiç kimseyi onların anlammamı istediği gibi anlamayacağım.

Birçok konuda da bak bende bunları yaşadım diye karşılaştırma ya da düşünmemi sağlamaları da iyi gelmedi, gelmiyor, gelmeyecek!

Benim ilgiye, konuşmaya, duygusal durumlarımın istişaresini yapmaya, kişiliğimi bulmaya ihtiyacım olduğunu bir şekilde görmek istemediler, kimsede bizim gibi ince düşünmedi, düşünmeyecektir. Bazı istisnalar olacaktır elbette...

Eğer istersen, yaşadığın psikolojik, örüntüsel, praksiyolojik sorunları burada belli konular altında paylaşabilir, iletişim kurmaya devam edebilirsin. Dediğim gibi, bunun çok değerli bir şey olduğunu düşünüyorum. Beynimiz işgüzardır mesela... Belki de bilinçaltımızda sıkışan düşünceleri yazarak, ifade ederek, bilinçaltımızdan sökebiliriz. Yeniden üstüne yazabiliriz, yenileriyle, senin istediğinn özelliklerle.

Belki de EMDR gibi tedavileri, şema terapi gibi konuları sırf hayatta kalmak ve iyi bir şekilde yaşamak, yaşatmak için tedavi almak amaçlı kullanmayı düşünmüşsündür.

Kendine iyi bak ve her zaman bir şekilde iletişimde kalmanı öneririm.

Sevgiler,
 
Son düzenleyen: Moderatör:
İletişim kısmını tam olarak anladığımdan emin değilim. Herkes ile ailem dahil olduğunca az konuşuyorum hatta babam ile en son 1.5 ay önce diyalog kurdum, çünkü konuşmak içimden gelmiyor. İstemiyorum. Özellikle babam ile kendisi sürekli kendi yaşadıklarını anlatıp durur artık onun hayatını ezberledim bile diyebilirim. Bana attığı tokatları unutuyor kendisi, attığı tekme dayakları unutuyor.

Ve ben eminim herkes şunu anlamıyor. Yapılan iyilikler çabuk unutulur fakat kötülükler asla unutulmaz, iz bırakır.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
İletişim derken, kendi hayatın sözkonusu olduğu için diğer arkadaş ortamın, sosyalleşme konuların ve buradaki paylaşımların, kendini ifade etmen, konuşmuş olman gibi konulardan bahsettim. Yoksa baba konularından asla bahsetmedim. Eminim, haklısın! Hayatın dokusunda bir iz bırakmak, bir çivi çakmak gibidir. Çivi çakıldığında, bir hatanın işareti olarak kalır. Çekmek, özür dilemek gibidir, ancak izi silmek mümkün değildir. Geçmişin izleri, zamanla silinmez, sadece örtülür.

Bende hep düşmanım canımı alsın, kalleşçe her şeyi yapsın ama ailemden biri yapınca ölüm ölüm ölüyorum derdim. Sonra tabii ki her şeyin bir süreci olduğu ve herkesin farklı şekilde atlattığını ve bir şekilde de acısının hafiflediğini biliyorum, bunu sende biliyorsun ve hafifleme konusu sende işlemeyebilir, tercihin tabii ki.
 
Açıkçası durumunuza baktığımda ailenizden sevgi bekliyorsunuz ve aileniz karşılayamıyorlar. Düşüncemce aileniz sevgi gösterisini iyi bilmiyordur. Ayrıca baktığımda hakkınızı hiç savunmamışsınız. Ben genel olarak şu birkaç aydır sert konuşan birisiyim. Birisi yalan söylediğinde "Hadi oradan!" ifadesinin sert halini söylüyorum. Söylüyorum ki bir daha yalan söylemeye tenezzül dahi etmesin. Mesela babamlar YKS'ye çalışmama rağmen açıkça beni çalıştırmaya çalışıyor. He tabii benim durumumda bulunan farklılık ekonomik olarak iyi bir durumda olmamamız. Tabii annem ve babam bunu sürekli söyleyince sert bir dille "Ben seni, onu veya başkasını değil kendimi düşünürüm. Borcum borçsa borçtur. Ancak sen bana böyle yapmaya devam edersen ileride "oğlun" diyebileceğin birisi olmayacak." dedim. Babamda duygusal bir insandır. Bu sözü onu üzüp biraz anlamasını sağlamak için sert bir biçimde ifade etmiştim. Sizde bunu yapabilirseniz babanız belki düzelebilir. "Abi" konusuna gelirsek eğer genel olarak psikolojik sorunları olduğunu düşünüyorum. Bence Üniversiteyi adamakıllı evden uzak bir konumda tercih edin. Babanız engel olursa eğer bunu söylediğim için bazıları beni eleştirebilir ve eleştirsinlerde. Babanız eğer ciddi bir biçimde engel olursa "Sen benim babam olacak bir insan değilsin." demeniz yeterli gelir. Ve hatta "Sen bir canavarsın! Kendi emeğimle aldığım şeyi sırf bir yalan uğruna kırdın ve araştırmadın bile. Sen bana güvenmiyorsun açık ve net. Bu sebeple babam olacak adam değilsin." demeniz daha iyi olabilir. En nihayetinde ufak bir sevgisi varsa kalbi burkulur ve belki değişebilir. Tabii değişmezse artık babanız olmayacaktır.

İntihar mevzusuna gelirsek eğer. Boşvermişlik hissiniz farkındalığınızdan kaynaklanıyor. Bende asker olmayı planladığım dönemde babamın hiçbir şey yapmamasından iğrenip kendimi geliştiriyordum. "En büyük düşmanım babam." diyordum. Bu sebeple sizin gibi düşünüyordum. "Nasıl kurtuldunuz?" diye sorarsanız amaç buldum. Benim bir amacım ve idealim var. Benim fikrim ölümsüz ve hür! Bu sebeple yaşıyorum. Başka hiçbir şeye ihtiyacım yok. Sizinde bence aynı şekilde bir amaç bulmanız lazım. Ekleme olarak babam ile bu konuyu konuştum ve kendisini affetim.
 
Son düzenleme:
Dedikleriniz de sonuna kadar haklısınız, ben artık benden bir şey istenince yapmıyorum ev içerisinde. Sorduklarında ise doğurmasaydınız gibi şeyler diyorum ve kendim isteyerek doğmadım diyorum. Ve gerçekten seçenek olsaydı doğmamayı yeğlerdim veya hayata tek başıma ilerlemeyi.

Ben iyi ile kötü arasındaki farkı ayırt edebilmiş bir insanım ve bu liseye başladığımdan beri böyle. Üniversite yi okuyup bir arkadaşım ile ortak ayrı eve çıkmak istiyorum. Bu durumda bile yanımda duran bir dostum kendisi, onun ile ayrı eve çıkacağım kafayı koydum. O da zaten tamam bu işe diyebilirim, tek ihtiyacım olan para ve iş. Bunu üniversite sonrası çözebileceğime inanıyorum.
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…