"Kadın beyanı esastır", Türkiye'de özellikle kadına yönelik şiddet, cinsel saldırı ve taciz vakalarında uygulanan bir hukuki ilkedir. Bu ilke, bir kadının şiddet veya taciz iddiasında bulunması durumunda, beyanının (ifadesinin) delil olarak kabul edilmesi ve soruşturmanın buna göre yürütülmesi gerektiğini ifade eder.
Normalde bir kişi suçu kanıtlanana kadar masumdur ama bir kadın bazı konularda (taciz gibi) suçlamada bulunuyorsa, suçlanan kişi masumiyetini kanıtlayana kadar suçlu kabul ediliyor. Hukuğun eşitliğini çöpe atan ve taraflı yapan saçma sapan bir kanun. Kötü niyetli bir kadın senin masumiyetini kanıtlayamacağın bir boşluğunu yakalayıp sana iftira atarsa yaptığı yanına kâr kalır, olan sana olur demek. O yüzden iyi tanımadığınız ya da sorunlarınız olan bir kadınla asla başkalarının şahitliğinin ya da kameranın olmadığı yerde kapalı kalmayın.
Normalde bir kişi suçu kanıtlanana kadar masumdur ama bir kadın bazı konularda (taciz gibi) suçlamada bulunuyorsa, suçlanan kişi masumiyetini kanıtlayana kadar suçlu kabul ediliyor. Hukukun eşitliğini çöpe atan ve taraflı yapan saçma sapan bir kanun.
"Kadın beyanı esastır", Türkiye'de özellikle kadına yönelik şiddet, cinsel saldırı ve taciz vakalarında uygulanan bir hukuki ilkedir. Bu ilke, bir kadının şiddet veya taciz iddiasında bulunması durumunda, beyanının (ifadesinin) delil olarak kabul edilmesi ve soruşturmanın buna göre yürütülmesi gerektiğini ifade eder.
Hayır, hukukta böyle bir ilke veya karine yok. Kadının cinsel suçlarda mağdur olduğunu iddia ettiği durumlarda, böyle bir konuda yalan söylemeyeceğine dair yüksek mahkeme yorumudur sadece. Yani Yargıtay'ın bir yorumu diyelim.
Teoride ve kanunlarda böyle bir kural yok, ancak uygulamada Yargıtay içtihatları nedeniyle yargılamalarda bu bakış açısı elbette gözetiliyor.