Konu Başlıkları Gizle
-
1
Bölüm 2: Temel Analizin Temelleri
- 1.1 2.1 Temel Analiz Nedir?
- 1.2 2.2 Temel Analiz ve Değerleme Yöntemleri
-
1.3
2.3 Şirket Analizi: Finansal Tabloları Okuma
- 1.3.1 2.3.1 Gelir Tablosu
- 1.3.2 2.3.2 Bilanço
- 1.4 2.4 Temel Performans Oranları ve Kullanımları
-
1.5
2.4.3 Kârlılık ve Likidite Oranları
- 1.5.1 Cari Oran:
- 1.5.2 Borç/Özkaynak Oranı:
-
1.6
2.5 Makroekonomik Faktörlerin Analizi
- 1.6.1 2.5.1 Faiz Oranları:
- 1.6.2 2.5.2 Enflasyon:
- 1.6.3 2.5.3 Büyüme Oranları ve İşsizlik:
- 1.7 2.6 Sektör Analizi ve Piyasa Dinamikleri
- 1.8 Bölüm 3: Teknik Analizin Temelleri
- 1.9 3.2 Fiyat ve Hacim Verilerini Okuma
-
1.10
3.3 Teknik Analiz İçin Araçlar ve Grafik Türleri
- 1.10.1 3.3.2 Bar Grafik(Çubuk Grafik)
- 1.10.2 3.3.3 Mum Grafik
- 1.10.3 3.4 Destek ve Direnç Seviyeleri
- 1.10.4 3.5 Trend Analizi ve Trend Çizgileri
- 1.10.5 3.5.1 Yükselen Trendler
- 1.10.6 3.5.2 Düşen Trendler
- 1.10.7 3.5.3 Yatay Piyasalar
Merhaba sevgili Techolay Sosyal ailesi. Dün maalesef uçak yolculuğum olduğu için temel analiz bölümünü yayınlayamamıştım. Bugün de temel analiz ve teknik analiz bölümlerini beraber yayınlıyorum. Belki biraz geç gelmiş olabilir ancak ben şu an Cenevre'deyim. Buranın saati 2 saat geri. Onun dışında malum yurtdışında SIM kart ile internet ve konuşma biraz sorun. Yurtdışı internet kullanımı bizim operatörler sağ olsun zengin olsanız bile pahalı. Turist sim kartı almaya da gitmedim. Gerek yok bence. Bütün gün iş toplantısı yaptım zaten. Yarın Zermatt'a tatil yapmaya geçeceğim. Hadi lafı fazla uzatmadan temel ve teknik analize bakalım.
Yatırım yaparken temel analiz, kararlarımızın omurgasını oluşturur. Aslında, bu yöntem bir şirketin ya da varlığın gerçek değerini anlamak için bir dedektif gibi ipuçlarını birleştirme işidir.
Piyasadaki fiyatlar bazen dalgalı olabiliyor, değil mi? Ama işte bu dalgalanmalar sırasında gerçek değeri bulmak, yatırım fırsatlarını değerlendirebilmek için temel analiz bizim en önemli yol göstericimizdir.
Mesela, 2008’de ABD’de çalıştığım dönemde, piyasalardaki aşırı korku sebebiyle hisse fiyatları yerlerdeydi. O zaman doğru analiz yaparak düşük fiyatlardan aldığım bazı hisseler, bugün hâlâ portföyümde değerlenmeye devam ediyor. Temel analizle doğru değerlere ulaşmak, işte bu kadar önemli.
Bazen bir şirketin hisse fiyatı size pahalı gelebilir. Ama gelecekte yaratacağı kazançlar bu fiyatı destekliyorsa, aslında fırsat kaçırıyorsunuz demektir. DCF yöntemi, bir şirketin gelecekteki nakit akışlarını bugünkü değere indirger ve “Bu şirket gerçekten ne kadar ediyor?” sorusuna yanıt verir.
Formül:
DCF = (CF1 / (1 + r)^1) + (CF2 / (1 + r)^2) + ... + (CFn / (1 + r)^n)
CF: Belirli bir dönemde elde edilecek nakit akışı
r: İskonto oranı (risk faktörünü de kapsar)
n: Toplam dönem sayısı
Örnek:
Diyelim ki önümüzdeki 3 yıl boyunca bir şirketin her yıl 100.000 TL nakit akışı yaratacağını ve iskonto oranının %10 olduğunu biliyoruz. Hadi bunu hesaplayalım:
1. Yıl: 100.000 / (1 + 0.10)^1 = 90.909 TL
2. Yıl: 100.000 / (1 + 0.10)^2 = 82.645 TL
3. Yıl: 100.000 / (1 + 0.10)^3 = 75.131 TL
Toplam DCF: 90.909 + 82.645 + 75.131 = 248.685 TL
Bu değer, şirketin tahmini piyasa değeridir. Piyasa fiyatı bundan düşükse, bu bir fırsat olabilir. Yatırım yapmak için düşünmenizi tavsiye ederim.
Formül:
NAD = Toplam Varlıklar - Toplam Borçlar
Örnek:
Bir şirketin toplam varlıkları 10 milyon TL, borçları ise 6 milyon TL ise:
NAD = 10.000.000 - 6.000.000 = 4.000.000 TL
NAD değerine göre bu şirketin piyasa değeri uygun mu? İşte bu sorunun cevabı için NAD önemlidir.
Brüt Kâr Marjı Formülü:
Brüt Kâr Marjı = (Brüt Kâr / Satış Gelirleri) x 100
Net Kâr Marjı Formülü:
Net Kâr Marjı = (Net Kâr / Satış Gelirleri) x 100
Örnek:
Bir şirketin satış geliri 1 milyon TL, net kârı ise 100.000 TL olsun:
Net Kâr Marjı = (100.000 / 1.000.000) x 100 = %10
Şirketin %10 net kâr marjına sahip olması, iyi bir yönetim ve kontrol mekanizmasına işaret edebilir.
Cari Oran Formülü:
Cari Oran = Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Yükümlülükler
Örnek:
Bir şirketin dönen varlıkları 2 milyon TL, kısa vadeli yükümlülükleri 1 milyon TL ise:
Cari Oran = 2.000.000 / 1.000.000 = 2
Bu, şirketin kısa vadeli borçlarını hayli hayli karşılayabildiği anlamına gelir. Sizce bu şirket batık mı, yoksa tam tersi mi?
Formül:
P/E = Hisse Fiyatı / Hisse Başına Kazanç (EPS)
Örnek:
Bir hisse fiyatı 50 TL ve EPS 5 TL ise:
P/E = 50 / 5 = 10
Burada çıkan değer yani 10 rakamı, sektördeki diğer hisselerle karşılaştırıldığında yüksekse pahalı, düşükse ucuz olabilir. Ancak yalnızca buna bakarak karar vermemelisiniz. P/E oranı bu konuda yanıltıcı olabilir.
Formül:
P/B = Piyasa Değeri / Özkaynak Değeri
Örnek:
Bir şirketin piyasa değeri 5 milyon TL, özkaynak değeri 4 milyon TL ise:
P/B = 5.000.000 / 4.000.000 = 1.25
Bu oran 1’in altında olduğunda, şirketin piyasa değerinin defter değerinden düşük olduğunu anlarız. Bu bir fırsat olabilir.
Örnek: Bir şirketin dönen varlıkları 500.000 TL ve kısa vadeli borçları 400.000 TL. Cari oran şöyle hesaplanır:
Cari Oran = Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Borçlar
Cari Oran = 500.000 TL / 400.000 TL = 1.25
Bu durumda, şirketin kısa vadeli borçlarını ödeme gücü güçlüdür.
Örnek: Bir şirketin borçları 300.000 TL ve özkaynakları 500.000 TL. Borç/özkaynak oranı şöyle hesaplanır:
Borç/Özkaynak Oranı = Borçlar / Özkaynaklar
Borç/Özkaynak Oranı = 300.000 TL / 500.000 TL = 0.6
Bu durumda, şirketin borç yükü makul seviyede olup, finansal sağlığı stabil görünüyor.
2021 yılı, düşük faiz oranlarının teknoloji sektöründeki büyümeyi hızlandırdığı bir örnektir. Düşük faiz, teknoloji şirketlerinin büyüme stratejilerine daha fazla yatırım yapmalarını sağladı, bu da piyasada büyük bir değer artışına yol açtı.
Örneğin, 2020'nin sonlarına doğru yaşanan enflasyon artışları, birçok üretici şirketin ham madde maliyetlerini yükseltti ve bu da fiyatların artmasına sebep oldu. Bu tür bir ortamda yatırımcılar, enflasyon karşısında değer kazanan sektörlere yönelmeye başlar.
Makroekonomik verilerdeki bu değişkenleri anlamak, yatırımcılar için çok önemlidir. Örneğin, düşük işsizlik oranları ve yüksek büyüme oranları, perakende sektörü için güçlü bir ortam yaratabilir. Bu tür dönemlerde, şirketler genellikle genişlemeye giderler ve iş gücünü artırırlar, bu da potansiyel kazançları yükseltebilir.
Örneğin, dot-com balonunun yaşandığı dönemde teknoloji sektörü aşırı değerlenmişti. Ancak, sektördeki bazı şirketlerin temelleri güçlüydü ve uzun vadede hayatta kalmayı başardılar. Bu dönemde temel analiz yapan yatırımcılar, ayakta kalabilecek şirketleri seçerek büyük kazançlar sağladılar.
Sektör analizi yapmak, yatırımcıya bir sektörün mevcut durumunu, gelecekteki potansiyelini ve karşılaşabileceği riskleri görme imkânı tanır. Örneğin, enerji sektörü günümüzde yenilenebilir enerjiye olan talebin artmasıyla önemli bir dönüşüm sürecindedir. Bu değişimi doğru bir şekilde analiz edebilmek, yatırımcılara büyük fırsatlar sunar.
Bir yatırımcı olarak teknik analiz, borsada zaman içinde kazandığım tecrübelerle çok daha anlamlı hale geldi. Çünkü piyasada insanlar duygularıyla hareket eder ve bu duygular çoğu zaman fiyatlara yansır. Bunu doğru okuduğunuzda, piyasadaki genel eğilimleri anlamak daha kolay hale gelir.
Örneğin, 2008 krizinin en derin dönemlerinde, bir hisse senedinin fiyatları dip yapıyordu. Ancak, fiyatlar sürekli olarak aynı seviyede kalmaya başlamıştı. İşte bu noktada, teknik analiz yaparak o seviyenin güçlü bir destek seviyesi olduğunu fark ettim ve bu da bana önemli bir alım fırsatı sundu. Kısacası, teknik analiz yatırımcıya piyasaların geleceğini değil, olasılıklarını gösterir.
Örneğin, bir hisse senedi fiyatı 100 TL’den 110 TL’ye yükseliyor. Ancak bu hareketin ardında düşük hacim varsa, yükselişin sağlıklı olmadığını ve geri çekilme olasılığının yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Fakat fiyat aynı 110 TL’ye yükselirken işlem hacmi artıyorsa, bu güçlü bir yükselişi işaret eder. Hacim, fiyatın sürdürülebilirliğini gösterir. Kısacası, hacim fiyat hareketlerinin "gücü" hakkında bize bilgi verir.
3.3.1 Çizgi Grafik
Çizgi grafik, fiyatların zaman içindeki hareketlerini görselleştirmenin en basit yoludur. Genellikle kapanış fiyatlarını gösteren çizgilerle oluşturulur ve bir varlığın fiyatının hangi yönde hareket ettiğini basitçe gösterir. Yatırımcılar için trendin genel yönünü belirlemek açısından faydalıdır. Ancak, yalnızca kapanış fiyatlarını gösterdiği için, bu grafik türü daha sınırlı bilgi sunar. Yine de piyasanın genel eğilimlerini hızlıca görmek isteyen yatırımcılar için yeterli olabilir.
İşte aşağıda çizgi grafik için bir örnek:
İşte aşağıda bar grafik için bir örnek:
Bir bar grafikte, her bir "bar" (çubuk) şunları gösterir:
Yukarıya uzanan çubuk: O günün en yüksek fiyatını,
Aşağıya uzanan çubuk: O günün en düşük fiyatını,
Kısa yatay çizgi: Açılış fiyatını,
Kısa yatay çizgi: Kapanış fiyatını gösterir.
Bu tür bir grafik, alım satım fırsatlarını daha net bir şekilde görmenize yardımcı olabilir.
Mum grafiklerinin en büyük avantajı, bir ticaret dönemi hakkında hızlıca çok fazla bilgi edinmeyi sağlamasıdır. Ayrıca, piyasada genel duyguyu da yansıttığı için özellikle ticaret stratejileri geliştirenler için çok önemlidir.
İşte aşağıda mum grafik için bir örnek:
Destek Seviyesi: Fiyat düşerken bir noktada alıcılar devreye girer ve fiyatı yukarı çeker. Yani, bu seviyede fiyatın daha fazla düşmemesi beklenir.
Direnç Seviyesi: Fiyat yükseldiğinde, belirli bir seviyede satıcılar devreye girer ve fiyatı düşürmeye çalışırlar. Bu seviyeler, fiyatların geri döneceği yerler olarak kabul edilir.
Örneğin, bir hisse senedinin fiyatı 50 TL seviyesinden geri dönüyorsa, bu 50 TL seviyesinin bir destek olduğunu söyleyebiliriz. Eğer fiyat 60 TL’ye geldiğinde tekrar düşüyorsa, bu 60 TL seviyesi bir direnç olabilir.
İşte aşağıda trend çizgisi için bir örnek:
Burada gördüğünüz trend yükselen bir trend çizgisidir.
Buraya kadar okuyan arkadaşlara çok teşekkür ederim. Biraz geç olmuş olabilir ancak ne demiş atalarımız: "Geç olsun güç olmasın." Resimleri foruma atmak biraz zor oldu. Bir de biraz başlıklarla uğraştım. Yaklaşık 30DK'dır bununla uğraşıyorum. Yayınlayacağım diye bilgisayarı açtığımda burada saat 4'tü. Şimdi 4.30'u geçiyor. Okuyan arkadaşların alta değerlendirmelerini ve görüşlerini bekliyorum. Bir de konu açma sayacım sıfırlandığında bugünün bana göre asıl büyük konusu olacak yarışma konusunu açacağım. Recep hocamız yarışma düzenlememe izin verdi. Bu yarışma forumdaki borsa ile ilgilenenler için çok güzel olacak. Bu forumda kaç kişi varsa herkesin katılımını bekliyorum.
Bölüm 2: Temel Analizin Temelleri
2.1 Temel Analiz Nedir?
Yatırım yaparken temel analiz, kararlarımızın omurgasını oluşturur. Aslında, bu yöntem bir şirketin ya da varlığın gerçek değerini anlamak için bir dedektif gibi ipuçlarını birleştirme işidir.
Piyasadaki fiyatlar bazen dalgalı olabiliyor, değil mi? Ama işte bu dalgalanmalar sırasında gerçek değeri bulmak, yatırım fırsatlarını değerlendirebilmek için temel analiz bizim en önemli yol göstericimizdir.
Mesela, 2008’de ABD’de çalıştığım dönemde, piyasalardaki aşırı korku sebebiyle hisse fiyatları yerlerdeydi. O zaman doğru analiz yaparak düşük fiyatlardan aldığım bazı hisseler, bugün hâlâ portföyümde değerlenmeye devam ediyor. Temel analizle doğru değerlere ulaşmak, işte bu kadar önemli.
2.2 Temel Analiz ve Değerleme Yöntemleri
2.2.1 İndirgenmiş Nakit Akışları (DCF) YöntemiBazen bir şirketin hisse fiyatı size pahalı gelebilir. Ama gelecekte yaratacağı kazançlar bu fiyatı destekliyorsa, aslında fırsat kaçırıyorsunuz demektir. DCF yöntemi, bir şirketin gelecekteki nakit akışlarını bugünkü değere indirger ve “Bu şirket gerçekten ne kadar ediyor?” sorusuna yanıt verir.
Formül:
DCF = (CF1 / (1 + r)^1) + (CF2 / (1 + r)^2) + ... + (CFn / (1 + r)^n)
CF: Belirli bir dönemde elde edilecek nakit akışı
r: İskonto oranı (risk faktörünü de kapsar)
n: Toplam dönem sayısı
Örnek:
Diyelim ki önümüzdeki 3 yıl boyunca bir şirketin her yıl 100.000 TL nakit akışı yaratacağını ve iskonto oranının %10 olduğunu biliyoruz. Hadi bunu hesaplayalım:
1. Yıl: 100.000 / (1 + 0.10)^1 = 90.909 TL
2. Yıl: 100.000 / (1 + 0.10)^2 = 82.645 TL
3. Yıl: 100.000 / (1 + 0.10)^3 = 75.131 TL
Toplam DCF: 90.909 + 82.645 + 75.131 = 248.685 TL
Bu değer, şirketin tahmini piyasa değeridir. Piyasa fiyatı bundan düşükse, bu bir fırsat olabilir. Yatırım yapmak için düşünmenizi tavsiye ederim.
2.2.2 Net Aktif Değeri (NAD) Yöntemi
Bir şirketin sahip olduğu varlıkları ve borçlarını netleştirdikten sonra kalan kısım aslında o şirketin “öz” değeridir. NAD yönteminde bunu hesaplarız.Formül:
NAD = Toplam Varlıklar - Toplam Borçlar
Örnek:
Bir şirketin toplam varlıkları 10 milyon TL, borçları ise 6 milyon TL ise:
NAD = 10.000.000 - 6.000.000 = 4.000.000 TL
NAD değerine göre bu şirketin piyasa değeri uygun mu? İşte bu sorunun cevabı için NAD önemlidir.
2.3 Şirket Analizi: Finansal Tabloları Okuma
2.3.1 Gelir Tablosu
Gelir tablosu, şirketin bir yıl boyunca yaptığı işi nasıl yönettiğini anlamamıza yardımcı olur. Satışlardan elde edilen gelirler, maliyetler ve nihayetinde şirketin kârı burada yer alır.Brüt Kâr Marjı Formülü:
Brüt Kâr Marjı = (Brüt Kâr / Satış Gelirleri) x 100
Net Kâr Marjı Formülü:
Net Kâr Marjı = (Net Kâr / Satış Gelirleri) x 100
Örnek:
Bir şirketin satış geliri 1 milyon TL, net kârı ise 100.000 TL olsun:
Net Kâr Marjı = (100.000 / 1.000.000) x 100 = %10
Şirketin %10 net kâr marjına sahip olması, iyi bir yönetim ve kontrol mekanizmasına işaret edebilir.
2.3.2 Bilanço
Bilançoya baktığımda genelde şunu düşünürüm: “Bu şirketin mal varlığı mı daha fazla, yoksa borcu mu?” Bu tablo, şirketin mali durumunu tam anlamıyla gözler önüne serer.Cari Oran Formülü:
Cari Oran = Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Yükümlülükler
Örnek:
Bir şirketin dönen varlıkları 2 milyon TL, kısa vadeli yükümlülükleri 1 milyon TL ise:
Cari Oran = 2.000.000 / 1.000.000 = 2
Bu, şirketin kısa vadeli borçlarını hayli hayli karşılayabildiği anlamına gelir. Sizce bu şirket batık mı, yoksa tam tersi mi?
2.4 Temel Performans Oranları ve Kullanımları
2.4.1 Fiyat/Kazanç (P/E) Oranı
Bu oran, bir hisse senedinin fiyatının, hisse başına kazançla olan ilişkisini ölçer. Yatırımcılar genelde “Bu hisse pahalı mı ucuz mu?” sorusunu P/E oranıyla cevaplar.Formül:
P/E = Hisse Fiyatı / Hisse Başına Kazanç (EPS)
Örnek:
Bir hisse fiyatı 50 TL ve EPS 5 TL ise:
P/E = 50 / 5 = 10
Burada çıkan değer yani 10 rakamı, sektördeki diğer hisselerle karşılaştırıldığında yüksekse pahalı, düşükse ucuz olabilir. Ancak yalnızca buna bakarak karar vermemelisiniz. P/E oranı bu konuda yanıltıcı olabilir.
2.4.2 Piyasa Değeri/Defter Değeri (P/B) Oranı
Bir şirketin piyasa değerinin, defter değerine oranını gösterir. Özellikle bankacılık sektöründe bu oran sıkça kullanılır.Formül:
P/B = Piyasa Değeri / Özkaynak Değeri
Örnek:
Bir şirketin piyasa değeri 5 milyon TL, özkaynak değeri 4 milyon TL ise:
P/B = 5.000.000 / 4.000.000 = 1.25
Bu oran 1’in altında olduğunda, şirketin piyasa değerinin defter değerinden düşük olduğunu anlarız. Bu bir fırsat olabilir.
2.4.3 Kârlılık ve Likidite Oranları
Kârlılık ve likidite oranları, şirketlerin finansal sağlığını değerlendirmenin temel araçlarındandır. Bu oranlar, yatırımcıya bir şirketin ne kadar kârlı olduğunu, borçlarını ödeme gücünü ve kısa vadeli finansal sıkıntılarla başa çıkabilme kapasitesini gösterir. Bu oranların doğru bir şekilde analiz edilmesi, yatırımcıların potansiyel riskleri ve fırsatları daha iyi anlamasına yardımcı olur.Cari Oran:
Cari oran, dönen varlıkların kısa vadeli borçlara oranıdır ve bir şirketin kısa vadeli yükümlülüklerini ödeme yeteneğini ölçer. Bu oran, şirketin likiditesini gösterdiği için oldukça önemlidir. Eğer cari oran 1'in üzerinde ise, şirketin kısa vadeli borçlarını ödeme kapasitesi genellikle iyidir. Ancak, cari oran 1'in altına düştüğünde, şirketin nakit sıkıntısı yaşaması olasıdır.Örnek: Bir şirketin dönen varlıkları 500.000 TL ve kısa vadeli borçları 400.000 TL. Cari oran şöyle hesaplanır:
Cari Oran = Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Borçlar
Cari Oran = 500.000 TL / 400.000 TL = 1.25
Bu durumda, şirketin kısa vadeli borçlarını ödeme gücü güçlüdür.
Borç/Özkaynak Oranı:
Borç/özkaynak oranı, bir şirketin borçlarının özkaynaklarına oranını gösterir ve sermaye yapısını analiz etmek için kullanılır. Yüksek bir borç/özkaynak oranı, şirketin fazla borçlanarak finansal riskini artırabileceğini gösterir. Öte yandan, düşük bir oran şirketin daha az borçla faaliyet gösterdiğini ve finansal riskinin az olduğunu belirtir.Örnek: Bir şirketin borçları 300.000 TL ve özkaynakları 500.000 TL. Borç/özkaynak oranı şöyle hesaplanır:
Borç/Özkaynak Oranı = Borçlar / Özkaynaklar
Borç/Özkaynak Oranı = 300.000 TL / 500.000 TL = 0.6
Bu durumda, şirketin borç yükü makul seviyede olup, finansal sağlığı stabil görünüyor.
2.5 Makroekonomik Faktörlerin Analizi
Makroekonomik faktörler, genel piyasa trendlerini ve sektörleri etkileyen büyük değişkenlerdir. Bu faktörleri anlamak, gelecekteki piyasa koşullarını tahmin etmek için kritik öneme sahiptir. Bu yüzden, yatırımcılar, sadece bir şirketin temel analizini yapmakla kalmaz, aynı zamanda bu geniş ekonomiyi de göz önünde bulundururlar.2.5.1 Faiz Oranları:
Faiz oranları, bir ekonomideki borçlanma maliyetlerini doğrudan etkiler. Faiz oranları yükseldiğinde, şirketler daha yüksek borçlanma maliyetleriyle karşılaşır, bu da yatırımlarını kısıtlayabilir. Tüketiciler içinse yüksek faiz, kredi alma isteğini azaltır ve genel harcamaları düşürür. Ancak düşük faiz oranları, özellikle teknoloji gibi büyümeye açık sektörlerde yatırımcıların ilgisini çekebilir.2021 yılı, düşük faiz oranlarının teknoloji sektöründeki büyümeyi hızlandırdığı bir örnektir. Düşük faiz, teknoloji şirketlerinin büyüme stratejilerine daha fazla yatırım yapmalarını sağladı, bu da piyasada büyük bir değer artışına yol açtı.
2.5.2 Enflasyon:
Enflasyon, bir ekonomideki fiyatların genel seviyesinin yükselmesidir ve şirketlerin maliyetlerini artırabilir. Yüksek enflasyon, üretim maliyetlerini yükselterek şirketlerin kârlılığını düşürebilir. Ayrıca, enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde, tüketiciler harcamalarını kısıtlayabilirler, çünkü alım güçleri azalır. Bu durum, özellikle perakende ve tüketim malları sektörlerinde büyük sorunlara yol açabilir.Örneğin, 2020'nin sonlarına doğru yaşanan enflasyon artışları, birçok üretici şirketin ham madde maliyetlerini yükseltti ve bu da fiyatların artmasına sebep oldu. Bu tür bir ortamda yatırımcılar, enflasyon karşısında değer kazanan sektörlere yönelmeye başlar.
2.5.3 Büyüme Oranları ve İşsizlik:
Büyüme oranları, bir ekonominin genel üretim seviyesinin arttığı ya da azaldığı bir göstergedir. Yüksek büyüme oranları, genellikle güçlü bir ekonomik ortamı ve şirketler için fırsatları işaret eder. İşsizlik oranları ise, tüketicilerin harcama gücünü doğrudan etkiler. Yüksek işsizlik oranları, genel ekonomik durgunluk anlamına gelebilir ve bu da piyasada talep düşüşüne neden olur.Makroekonomik verilerdeki bu değişkenleri anlamak, yatırımcılar için çok önemlidir. Örneğin, düşük işsizlik oranları ve yüksek büyüme oranları, perakende sektörü için güçlü bir ortam yaratabilir. Bu tür dönemlerde, şirketler genellikle genişlemeye giderler ve iş gücünü artırırlar, bu da potansiyel kazançları yükseltebilir.
2.6 Sektör Analizi ve Piyasa Dinamikleri
Sektör analizi, temel analizde önemli bir yer tutar. Bir şirketin içinde bulunduğu sektör, o şirketin gelecekteki başarısını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, sektör dinamiklerini iyi anlamak, doğru yatırımlar yapmanın anahtarıdır.Örneğin, dot-com balonunun yaşandığı dönemde teknoloji sektörü aşırı değerlenmişti. Ancak, sektördeki bazı şirketlerin temelleri güçlüydü ve uzun vadede hayatta kalmayı başardılar. Bu dönemde temel analiz yapan yatırımcılar, ayakta kalabilecek şirketleri seçerek büyük kazançlar sağladılar.
Sektör analizi yapmak, yatırımcıya bir sektörün mevcut durumunu, gelecekteki potansiyelini ve karşılaşabileceği riskleri görme imkânı tanır. Örneğin, enerji sektörü günümüzde yenilenebilir enerjiye olan talebin artmasıyla önemli bir dönüşüm sürecindedir. Bu değişimi doğru bir şekilde analiz edebilmek, yatırımcılara büyük fırsatlar sunar.
Bölüm 3: Teknik Analizin Temelleri
3.1 Teknik Analiz Nedir ve Neden Önemlidir?
Teknik analiz, finansal piyasalarda fiyat hareketlerinin ve ticaret hacminin analizini içeren bir yöntemdir. Bu analiz türü, geçmiş fiyat hareketlerine dayanarak gelecekteki fiyat hareketlerini tahmin etmeye çalışır. Teknik analiz, bir şirketin finansal sağlığına dair bilgilerden ziyade, piyasanın psikolojisini ve yatırımcı davranışlarını gözlemler. Temelde, fiyatların geçmişi ve ticaret hacmi, gelecekteki trendleri ve potansiyel fiyat hareketlerini anlamada bize yardımcı olur.Bir yatırımcı olarak teknik analiz, borsada zaman içinde kazandığım tecrübelerle çok daha anlamlı hale geldi. Çünkü piyasada insanlar duygularıyla hareket eder ve bu duygular çoğu zaman fiyatlara yansır. Bunu doğru okuduğunuzda, piyasadaki genel eğilimleri anlamak daha kolay hale gelir.
Örneğin, 2008 krizinin en derin dönemlerinde, bir hisse senedinin fiyatları dip yapıyordu. Ancak, fiyatlar sürekli olarak aynı seviyede kalmaya başlamıştı. İşte bu noktada, teknik analiz yaparak o seviyenin güçlü bir destek seviyesi olduğunu fark ettim ve bu da bana önemli bir alım fırsatı sundu. Kısacası, teknik analiz yatırımcıya piyasaların geleceğini değil, olasılıklarını gösterir.
3.2 Fiyat ve Hacim Verilerini Okuma
Fiyat hareketleri, piyasanın en doğrudan göstergesidir. Ancak sadece fiyatlar yeterli değildir, fiyatların ne kadar yoğun bir işlem hacmiyle hareket ettiğini görmek de önemlidir. Fiyat hareketleri, bir hisse senedinin güçlü bir trende mi girdiğini yoksa geçici bir dalgalanma mı olduğunu anlamamıza yardımcı olur. Hacim, bu hareketlerin ne kadar sağlam olduğunu belirler.Örneğin, bir hisse senedi fiyatı 100 TL’den 110 TL’ye yükseliyor. Ancak bu hareketin ardında düşük hacim varsa, yükselişin sağlıklı olmadığını ve geri çekilme olasılığının yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Fakat fiyat aynı 110 TL’ye yükselirken işlem hacmi artıyorsa, bu güçlü bir yükselişi işaret eder. Hacim, fiyatın sürdürülebilirliğini gösterir. Kısacası, hacim fiyat hareketlerinin "gücü" hakkında bize bilgi verir.
3.3 Teknik Analiz İçin Araçlar ve Grafik Türleri
Peki, teknik analizde en çok kullanılan araçlar nelerdir? İşte bunlardan en temel olanları:3.3.1 Çizgi Grafik
Çizgi grafik, fiyatların zaman içindeki hareketlerini görselleştirmenin en basit yoludur. Genellikle kapanış fiyatlarını gösteren çizgilerle oluşturulur ve bir varlığın fiyatının hangi yönde hareket ettiğini basitçe gösterir. Yatırımcılar için trendin genel yönünü belirlemek açısından faydalıdır. Ancak, yalnızca kapanış fiyatlarını gösterdiği için, bu grafik türü daha sınırlı bilgi sunar. Yine de piyasanın genel eğilimlerini hızlıca görmek isteyen yatırımcılar için yeterli olabilir.
İşte aşağıda çizgi grafik için bir örnek:
3.3.2 Bar Grafik(Çubuk Grafik)
Bar yani çubuk grafikler, her bir zaman dilimi için (örneğin, bir gün) dört fiyat seviyesini (açılış, kapanış, en yüksek ve en düşük) gösterir. Bu grafik türü, fiyat hareketlerini çok daha ayrıntılı bir şekilde gözler önüne serer. Yatırımcılar için, bar grafikler geçmiş fiyat hareketlerini derinlemesine inceleme fırsatı sunar ve piyasa hakkında daha fazla bilgi edinmeyi sağlar.İşte aşağıda bar grafik için bir örnek:
Bir bar grafikte, her bir "bar" (çubuk) şunları gösterir:
Yukarıya uzanan çubuk: O günün en yüksek fiyatını,
Aşağıya uzanan çubuk: O günün en düşük fiyatını,
Kısa yatay çizgi: Açılış fiyatını,
Kısa yatay çizgi: Kapanış fiyatını gösterir.
Bu tür bir grafik, alım satım fırsatlarını daha net bir şekilde görmenize yardımcı olabilir.
3.3.3 Mum Grafik
Mum grafikler, her fiyat hareketi için dört temel fiyat seviyesini (açılış, kapanış, en yüksek ve en düşük) daha görsel bir biçimde sunar. Çubuk grafiklerin biraz daha evrimleşmiş halidir. Mum grafikler, her bir dönem için "mum" adı verilen bir yapıyı kullanır. Mumlar, fiyatların hangi yönde hareket ettiğini (yükselme veya düşüş) anlamanıza yardımcı olur. Eğer mum yeşilse (veya beyaz), fiyatlar yükselmiş demektir, eğer kırmızıysa, fiyatlar düşmüştür.Mum grafiklerinin en büyük avantajı, bir ticaret dönemi hakkında hızlıca çok fazla bilgi edinmeyi sağlamasıdır. Ayrıca, piyasada genel duyguyu da yansıttığı için özellikle ticaret stratejileri geliştirenler için çok önemlidir.
İşte aşağıda mum grafik için bir örnek:
3.4 Destek ve Direnç Seviyeleri
Destek ve direnç seviyeleri, teknik analizde en sık kullanılan kavramlardan biridir. Bu seviyeler, piyasadaki fiyat hareketlerinin durma veya geri dönme eğiliminde olduğu belirli noktalardır. Yatırımcılar, bu seviyeleri kullanarak alım ve satım stratejileri geliştirebilirler.Destek Seviyesi: Fiyat düşerken bir noktada alıcılar devreye girer ve fiyatı yukarı çeker. Yani, bu seviyede fiyatın daha fazla düşmemesi beklenir.
Direnç Seviyesi: Fiyat yükseldiğinde, belirli bir seviyede satıcılar devreye girer ve fiyatı düşürmeye çalışırlar. Bu seviyeler, fiyatların geri döneceği yerler olarak kabul edilir.
Örneğin, bir hisse senedinin fiyatı 50 TL seviyesinden geri dönüyorsa, bu 50 TL seviyesinin bir destek olduğunu söyleyebiliriz. Eğer fiyat 60 TL’ye geldiğinde tekrar düşüyorsa, bu 60 TL seviyesi bir direnç olabilir.
3.5 Trend Analizi ve Trend Çizgileri
Trend analizi, piyasanın genel yönünü belirlemek için kullanılan bir tekniktir. Trendler üç ana türde olabilir: yükselen, düşen ve yatay.İşte aşağıda trend çizgisi için bir örnek:
Burada gördüğünüz trend yükselen bir trend çizgisidir.
3.5.1 Yükselen Trendler
Yükselen bir trend, fiyatların sürekli olarak artan bir yol izlediği durumdur. Yükselen trendde, dipler yükselir ve tepeler daha yüksek olur. Yatırımcılar, yükselen trende katılmak için genellikle geri çekilmeleri ve destek seviyelerinden alım yaparlar. Bu tür trendler, genellikle güçlü bir alım baskısının olduğu durumlarda meydana gelir. Örnekteki trend yükselen bir trenddir.3.5.2 Düşen Trendler
Düşen bir trendde, fiyatlar sürekli olarak azalan bir yol izler. Düşen trendde, tepeler düşer ve dipler daha düşük olur. Bu tür trendler, genellikle satıcıların baskın olduğu dönemlerde ortaya çıkar. Düşen trendlerde, direnç seviyelerinden satış yapmak genellikle tercih edilen stratejidir.3.5.3 Yatay Piyasalar
Yatay piyasalar, fiyatların belirli bir aralıkta sıkıştığı ve ne yukarı ne de aşağı doğru hareket ettiği dönemlerdir. Bu tür piyasalarda, yatırımcılar genellikle destek ve direnç seviyelerini kullanarak alım satım yaparlar. Yatay piyasalarda işlem yaparken, fiyatın bu seviyeleri kırıp kırmayacağına dair analizler yapmak oldukça önemlidir.Buraya kadar okuyan arkadaşlara çok teşekkür ederim. Biraz geç olmuş olabilir ancak ne demiş atalarımız: "Geç olsun güç olmasın." Resimleri foruma atmak biraz zor oldu. Bir de biraz başlıklarla uğraştım. Yaklaşık 30DK'dır bununla uğraşıyorum. Yayınlayacağım diye bilgisayarı açtığımda burada saat 4'tü. Şimdi 4.30'u geçiyor. Okuyan arkadaşların alta değerlendirmelerini ve görüşlerini bekliyorum. Bir de konu açma sayacım sıfırlandığında bugünün bana göre asıl büyük konusu olacak yarışma konusunu açacağım. Recep hocamız yarışma düzenlememe izin verdi. Bu yarışma forumdaki borsa ile ilgilenenler için çok güzel olacak. Bu forumda kaç kişi varsa herkesin katılımını bekliyorum.
Son düzenleme: