Merhaba arkadaşlar. Bu aralar uzun zamandır okumak istediğim Üç İstanbul romanını okuyorum. Kitabın sonuna yaklaştığım bugünlerde belki ilginizi çeker diye size de bir soru yöneltmek istedim.
Eseri kısaca tanıyalım. Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay'ın ilk ve tek romanı. Bir yazar ilk ve tek romanında böylesine başarılı bir üslubu nasıl yakalamış, gerçekten hayret verici. Kitabın bölümleri küçük küçük, yani her bir bölüm ortalama 3-4 sayfa sürüyor. Kitabın tamamı ise 640 sayfa civarında. Yazar, aralara serpiştirdiği bilgilerle hem o günü hem de geçmişi ne kadar iyi bildiğini gösteriyor. Yani bir baktım Rönesans'tan örnek veriyor, bir baktım karakterin iç karışıklığı ile ilgili bir durumu götürüp Yunan felsefesine bağlıyor. Bu, 20. yüzyıl Türkiye'sini anlatan bir roman için fazla iddialı bence. Sayfalar arasında psikolojik tahliller de az değil. Okumak isteyenlere gerçekten şiddetle tavsiye ederim.
Bu kitapla ilgili tartışılacak çok konu var. İlginizi çekerse burada üzerine konuşabiliriz. Ben o konulardan seçtiğim en önemli soruyu sormak istiyorum. Eğer sizin de sorularınız olursa üzerine tartışabiliriz:
Türk gençleri Çanakkale'de, Sarıkamış'ta şehit olurken yalılarda, köşklerde sefa süren ve tek dertleri balo için kıyafet seçmek olan insanlar hakkındaki düşünceleriniz nedir? Siz o dönemde savaşın hiç etkilemediği zengin bir ailenin üyesi olsaydınız çizginiz ne olurdu?
Eseri kısaca tanıyalım. Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay'ın ilk ve tek romanı. Bir yazar ilk ve tek romanında böylesine başarılı bir üslubu nasıl yakalamış, gerçekten hayret verici. Kitabın bölümleri küçük küçük, yani her bir bölüm ortalama 3-4 sayfa sürüyor. Kitabın tamamı ise 640 sayfa civarında. Yazar, aralara serpiştirdiği bilgilerle hem o günü hem de geçmişi ne kadar iyi bildiğini gösteriyor. Yani bir baktım Rönesans'tan örnek veriyor, bir baktım karakterin iç karışıklığı ile ilgili bir durumu götürüp Yunan felsefesine bağlıyor. Bu, 20. yüzyıl Türkiye'sini anlatan bir roman için fazla iddialı bence. Sayfalar arasında psikolojik tahliller de az değil. Okumak isteyenlere gerçekten şiddetle tavsiye ederim.
Bu kitapla ilgili tartışılacak çok konu var. İlginizi çekerse burada üzerine konuşabiliriz. Ben o konulardan seçtiğim en önemli soruyu sormak istiyorum. Eğer sizin de sorularınız olursa üzerine tartışabiliriz:
Türk gençleri Çanakkale'de, Sarıkamış'ta şehit olurken yalılarda, köşklerde sefa süren ve tek dertleri balo için kıyafet seçmek olan insanlar hakkındaki düşünceleriniz nedir? Siz o dönemde savaşın hiç etkilemediği zengin bir ailenin üyesi olsaydınız çizginiz ne olurdu?