İlk insanlara baktığımızda kadın çocuk doğuran yemek yapan evi idare eden rol iken erkek avcılık yapan gelen saldırılara karşı aileyi koruyan roldedir.
Ayrıca bir kadının erkekten hoşlanması, cinsel çekim hissetmesi yakışıklılık, para, komiklik vb. gibi şeylerle açıklansa da temelde "Bu adam beni, çocuğumu ve aileyi koruyabilir mi, neslin devamını sağlayabilir mi?" inancı çalışır. (Akademiklink) Ki bunun yanında para, komiklik, yakışıklılık, zeka güç/prestij temsil eden şeylerdir.
Her insanın içinde, Jung'un tabiriyle, animus (eril) ve anima (dişil) enerji bulunur. Jung'a göre bunlar dengede olmalı. Ama yanlış anlama olmasın. Bu denge %50-%50 değil. Daha çok akışkan bir uyum söz konusu. Yani kişi kendini keşfederek animus anima dengesini sağlayıp bütün bir benlik algısına sahip olabilir.
Konuya ekstra olarak:
Bu bakış açısı aslında İslam tasavvuf anlayışında da vardır. Ki şöyle ki, aslında modern batı psikolojisindeki anlayışlar, görüşler, kuramlar İslam'i psikolojide, yani insanı İslam'i ilahi boyutta anlamaya çalışan tasavvufçular gibi insanlarca düşünülmüştür. Bu daha çok bir felsefe, tasavvufi görüş iken batı psikoloji bilimi klinik düzeydedir.
Hem modern psikoloji bilimi hem de İslam'i tasavvufi ve manevi anlayışla daha kapsamlı terapi modelleri geliştirilebilir.
Jung'un anima animus olarak bahsettiği içsel enerjiler, İslam'i anlayışta celal ve cemal ile benzerlik gösterir.
Asıl konuya gelelim. Animus anima yahut celal cemal dengesi bağlamında, günümüzün değişen sosyolojik yapısına baktığımız zaman kadınların celal yönünün, animus yani eril yönünün arttığı ve bu bağlamda boksör kadınların, kariyer peşinde koşup aile kurmayan veya hamile kalmak istemeyen kadınların çoğaldılğını düşünürsek bu durumla beraber erkeğin o animus, eril enerjisinin pasifleşmesiyle beraber aile dinamikleri olumsuz etkilenmiyor mu, boşanmaların artmasında bu durumun rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Öncelikle şu bilgilendirmeleri de yapayım.
Bir kadın boksör olabilir, kariyer peşinde olabilir. Hakkıdır. Fakat olaya daha doğacı, bilimsel bakmaya çalışın.
Hamile kalmak istememe durumuna ise şöyle değineyim. Bir kadın hamile kalmazsa hayatında 1 defa bile, meme kanseri, rahim kanseri, kemik sağlığı sorunları gibi hastalıklar yaşama olasılığı daha yüksek oluyor. Yani hamilelikte salgılanan progesteron, vücudun östrojen anlamında bir tür kafa dinlemesini sağlıyor. Hormonal denge sağlanıyor. Yumurtlama kesildiği için yine bir kafa dinleme söz konusu. Ekstra olarak benim kuzenimin bir kisti mi vardı, ya da ne bileyim işte bir hastalığı vardı. Tam hatırlamıyorum. Doktor hamile kalınca geçer demiş.
Bu konuda hakkında mantıksal yapıcı yorumlarınızı merak etmekteyim.