Paralel ilerlemiyor, altının fiyatının dolar karşısında arttığı zamanlar da var düştüğü zamanlar da var. Mesela altını 1994 yılının başında yatırım için almış olsaydın uzun vadede bile büyük zarara uğrayacaktın çünkü 1996 yılından sonra değeri dolar enflasyonunu da hesaplarsan yarısının da altına düşmüş, enflasyonunu da hesapladığında altının tekrar 1994 yılındaki değerine gelmesi için 2008 yılına kadar beklemen gerekirdi.
Daha kısa vadeli bakalım, 2014 başında başlarında 1 ons altın almış olsaydın değerini gerçek anlamda korumuş olması için 2024 yılında 2200 dolar civarında olması gerekirdi. Şu anda altının ons fiyatı 2030-2035 dolar civarında. Yani 2014 yılında paranı altına yatırıp beklemiş olsaydın şu anda yine bir miktar zarardaydın. Aynı altını 2020 yazında satmış olsaydın dolara karşı bile yatırdığın zamankinin %20 civarında kâr etmiş olurdun.
Tabii altının değerinin dolar enflasyonuna karşı bile çok yükseldiği 1972-1974, 1977-1980 ve 2005-2011 gibi zaman aralıkları da var ama bunlardan birine denk gelmek ve en yükseğe çıktığı anı yakalamak da şansa bağlı.
Yani anlayacağın bazı dönemlerde altının fiyatları inanılmaz düşerken bazı zamanlarda yükselip satıp kâr etme ve tekrar fiyatı düşünce alım yapma imkanı sağlıyor. Altının da değerini koruyacağı ya da kâr getireceği garanti değil ama şöyle bir avantajı var, istediğin zaman zahmete girmeden satıp yine hatırı sayılır miktarda maddi güç sağlayabiliyor ve Dünya'nın her yerinde geçerli.
Şu anda ev alırdım ama önceliğim değerini koruması değil depremden dolayı daha güvenecebileceğim müstakil bir eve geçme isteğim olduğu için alırdım. Değerini koruması ya da bulunduğu bölgenin de zaman içinde değerlenme ihtimali karşısında değerinin yükselmesi de bunun bir getirisi olurdu ama ev de risksiz bir yatırım değil. Doğal felaketler, savaşlar ve bölgenin gözden düşmesi gibi bazı riskleri var.
Yatırım için ev alınacaksa evin yaşının genç olması, gelecekte daha tercih edilecek bir konumda olması ve şansa bağlı olarak belediye tarafından yatırım yapılacak bir yerde olması ya da zengin kesimin şehirden kaçmak için popüler gördüğü bir yerde olması lazım. Bunları doğru analiz edebilen biri evden büyük miktarda kâr edebilir ya da 4 nesil önceki dedelerimizin yaptığı gibi değersiz gördüğü sahil arsalarını kızlarına verip onların çocuklarını zengin edecek hatalı tercihler de yapılabilir.
İzmir'de bu durum çok var, eskiden tarlalar değerli görüldüğü için erkeklere verilirmiş, erkeklerin soyundan gelenler meteliğe kurşun atarken değersiz görülen ekilemeyen sahil kısmındaki arsaların verildiği kadınların çocukları şu anda zenginler.