Llama
Yetkin
- Katılım
- 19 Ocak 2024
- Mesajlar
- 692
- Çözümler
- 7
- Beğeniler
- 689
İyi forumlar,
Tam olarak 619 yıl önce bu gün, Türklerin ulu başbuğu Emir Timur'un Dünya üzerindeki son günü oldu. Emir Timur, Turan idealini gerçekleştirebilen son Türk olmuştur ve Çin'i fethetmek uğruna seferde iken yakalandığı hastalık sonucu hayatını kaybetti. Gelmiş geçmiş en zeki komutanlardan biri ve orta çağda nadir görülebilecek şekilde Türklüğü benimseyen bir hükümdardı. Timur ölse de Dünya'da izleri kaybolmadı. Bkz: Timur Röneasansı Allah rahmet eylesin. Sahipkıran hazretleri öldüğünde kendi kurduğu ve kendi büyüttüğü devletinin sınırları bu şekildeydi, vassallar ile birlikte ;
Emir Timur'un Vefatı
Otrar, Semerkand'dan yetmiş altı yıgaç uzaklıktaydı. Sahipkıran'ın sağlığı bozulduğunda, etrafında toplanan insanların yüzlerindeki endişe ve hüzün okunuyordu. Lu yılında, Şaban ayının onuna rastlayan Çarşamba günü, Timur'un ateşi çıktı ve hastalığı zaman zaman arttı. Bu büyük komutan, tüm günahları için tövbe etse de hastalığı bir türlü gerilemiyordu.
Mevlânâ Fazlullah Tebrizî, Sahipkıran'ın yanından hiç ayrılmayarak sürekli tedavi etmeye çalıştı. Ancak her geçen gün hastalık ilerliyor, belirtileri değişiyordu. Etrafındakilerin kalplerinde bir üzüntü büyüyordu.
Sahipkıran, dünya işlerinden haberdar olmasına rağmen, ölümünün yaklaştığını fark etmişti. Hanımları, komutanları ve çocukları yanına çağrıldığında, onlara vasiyet etmeye gayret etti. "İyi biliyorum ki, ruh kuşu bu kafesten çıkıp gitmek istiyor. Ben Tanrı’ya sığınıyorum ve sizleri de O’na emanet ediyorum" dedi.
Timur'un etrafındaki insanlar, liderlerinin son anlarına tanıklık etmenin acısıyla dolup taşan gözyaşları içindeydi. Komutanlar, içlenerek ve gözleri yaşlı bir şekilde, liderlerinin sözlerini dinlediler ve onun vasiyetine uymaya yemin ettiler. Şah Melikbek ile Şeyh Nureddin-bek, "Canımız senge sadaka, kaşki bizning canlarımızdın alıb senin canıngnı bağışlagay" diyerek derin bir üzüntü içindeydiler.
Sahipkıran'ın sözleri etrafındakilere bir hüzün bulutu gibi çökmüştü. Her biri, liderlerinin yaşamına ve adaletle geçen hükümdarlığına duydukları derin sevgi ve saygı ile dolu gözyaşlarını tutamıyordu. Timur'un son anları, sadece liderlerini değil, bir bütün olarak bir topluluğun kalbini de paramparça etmişti.
Sonunda, 1405 yılı Şaban ayının on yedinci Çarşamba günü akşam namazı ile yatsı arasında, Timur'un ruhu dünyadan ayrıldı. Turan İmparatoru vefat etmişti. İnnâ lillahi ve innâ ileyhirâciûn. Sahipkıran'ın vefatı, etrafındakilerin yüreklerinde derin bir boşluk bıraktı. Onun ardından geride kalanlar, bir büyük lideri kaybetmenin acısıyla baş başa kaldılar, gözyaşları içinde dua ederek, onun hatırasını yaşatmaya ant içtiler. Sahipkıran eğer vefat etmeseydi Çin'de büyük bir Türk medeniyeti kurulabilirdi.
(Yazı kaynaktan yola çıkılarak yazılmıştır. Özel niteliğindedir. Daha detaylı bilgi edinmek istiyor iseniz kaynağı okuyunuz.)
Kaynak: Şerefüddin Ali Yezdi, Zafername, s.446
Emir Timur'un Ölmeden Önceki Son Vasiyetleri ve Sözleri
Timur'u 619. yıl dönümünde özlem ile anıyoruz.
Tam olarak 619 yıl önce bu gün, Türklerin ulu başbuğu Emir Timur'un Dünya üzerindeki son günü oldu. Emir Timur, Turan idealini gerçekleştirebilen son Türk olmuştur ve Çin'i fethetmek uğruna seferde iken yakalandığı hastalık sonucu hayatını kaybetti. Gelmiş geçmiş en zeki komutanlardan biri ve orta çağda nadir görülebilecek şekilde Türklüğü benimseyen bir hükümdardı. Timur ölse de Dünya'da izleri kaybolmadı. Bkz: Timur Röneasansı Allah rahmet eylesin. Sahipkıran hazretleri öldüğünde kendi kurduğu ve kendi büyüttüğü devletinin sınırları bu şekildeydi, vassallar ile birlikte ;
- "Timur, sen tüm âlemlerin sultanı, bütün Dünya'nın kralısın Hz. Adem'den bu yana senin gibi bir hükümdar gelmedi. Kisra, Kayser, İskender, Buthnassar... Yeryüzüne gelmiş hiç bir hükümdar, bu Türk'e denk olamadı..." - İbn Haldun
Emir Timur'un Vefatı
Otrar, Semerkand'dan yetmiş altı yıgaç uzaklıktaydı. Sahipkıran'ın sağlığı bozulduğunda, etrafında toplanan insanların yüzlerindeki endişe ve hüzün okunuyordu. Lu yılında, Şaban ayının onuna rastlayan Çarşamba günü, Timur'un ateşi çıktı ve hastalığı zaman zaman arttı. Bu büyük komutan, tüm günahları için tövbe etse de hastalığı bir türlü gerilemiyordu.
Mevlânâ Fazlullah Tebrizî, Sahipkıran'ın yanından hiç ayrılmayarak sürekli tedavi etmeye çalıştı. Ancak her geçen gün hastalık ilerliyor, belirtileri değişiyordu. Etrafındakilerin kalplerinde bir üzüntü büyüyordu.
Sahipkıran, dünya işlerinden haberdar olmasına rağmen, ölümünün yaklaştığını fark etmişti. Hanımları, komutanları ve çocukları yanına çağrıldığında, onlara vasiyet etmeye gayret etti. "İyi biliyorum ki, ruh kuşu bu kafesten çıkıp gitmek istiyor. Ben Tanrı’ya sığınıyorum ve sizleri de O’na emanet ediyorum" dedi.
Timur'un etrafındaki insanlar, liderlerinin son anlarına tanıklık etmenin acısıyla dolup taşan gözyaşları içindeydi. Komutanlar, içlenerek ve gözleri yaşlı bir şekilde, liderlerinin sözlerini dinlediler ve onun vasiyetine uymaya yemin ettiler. Şah Melikbek ile Şeyh Nureddin-bek, "Canımız senge sadaka, kaşki bizning canlarımızdın alıb senin canıngnı bağışlagay" diyerek derin bir üzüntü içindeydiler.
Sahipkıran'ın sözleri etrafındakilere bir hüzün bulutu gibi çökmüştü. Her biri, liderlerinin yaşamına ve adaletle geçen hükümdarlığına duydukları derin sevgi ve saygı ile dolu gözyaşlarını tutamıyordu. Timur'un son anları, sadece liderlerini değil, bir bütün olarak bir topluluğun kalbini de paramparça etmişti.
Sonunda, 1405 yılı Şaban ayının on yedinci Çarşamba günü akşam namazı ile yatsı arasında, Timur'un ruhu dünyadan ayrıldı. Turan İmparatoru vefat etmişti. İnnâ lillahi ve innâ ileyhirâciûn. Sahipkıran'ın vefatı, etrafındakilerin yüreklerinde derin bir boşluk bıraktı. Onun ardından geride kalanlar, bir büyük lideri kaybetmenin acısıyla baş başa kaldılar, gözyaşları içinde dua ederek, onun hatırasını yaşatmaya ant içtiler. Sahipkıran eğer vefat etmeseydi Çin'de büyük bir Türk medeniyeti kurulabilirdi.
(Yazı kaynaktan yola çıkılarak yazılmıştır. Özel niteliğindedir. Daha detaylı bilgi edinmek istiyor iseniz kaynağı okuyunuz.)
Kaynak: Şerefüddin Ali Yezdi, Zafername, s.446
Emir Timur'un Ölmeden Önceki Son Vasiyetleri ve Sözleri
- "İyi biliyorum ki, ruh kuşu bu kafesten çıkıp gitmek istiyor. Ben Tanrı’ya sığınıyorum ve sizleri de O’na emanet ediyorum."
- "Fayda yokturur, bermak kerek. Ammasizler işleringizge merdâne bolunglar!"
- "Ben, dünyayı adalet ve iyilikle abâd ettim. Eğer benim vasiyetime uyup adaleti gözetirseniz, uzun yıllar bu memleket elinizde olur."
- "Şu anda burada olmayan komutanlar ve serdarlar da bu vasiyetime uysunlar."
- "Vakit geldi çattı ve daha fazlasına mecal yoktur. Onlar şu anda burada değiller ve gelemeyecekler. Onlarla görüşmek kıyamete kaldı. Bu da sizlerle olan son görüşmemdir."
- "Her ne söylediysem, ülkenin menfaati için söyledim ve asla kulaklarınızdan çıkmasın. Halkın, fakir ve miskinlerin ahvalinden habersiz kalmayın. Kılıçlarınızın kabzasını muhkem tutun ki, padişahlıktan benim gibi nasipdâr olasınız ve İran ve Turan’ı düşmanlardan temizleyesiniz. Ben, dünyayı adalet ve iyilikle abâd ettim. Eğer benim vasiyetime uyup adaleti gözetirseniz, uzun yıllar bu memleket elinizde olur. Şayet birbirinize düşerseniz, bu size hayır getirmezkabzasını muhkem tutun ki, padişahlıktan benim gibi nasipdâr olasınız ve İran ve Turan’ı düşmanlardan temizleyesiniz. Ben, dünyayı adalet ve iyilikle abâd ettim. Eğer benim vasiyetime uyup adaleti gözetirseniz, uzun yıllar bu memleket elinizde olur. Şayet birbirinize düşerseniz, bu size hayır getirmez"
- "Benim ardından ağlayıp, sızlanmayın. Bu zamana kadar kapıyı çalmış eceli kim kovalamış? Çin seferini tamamlayın. Feth edilmeyi bekleyen nice topraklar var. Kendi aranıza nifâk tohumu ekmek isteyenlere fırsat vermeyin. Oğlum Şah-ruh'u son kez görmek isterdim..."
Timur'u 619. yıl dönümünde özlem ile anıyoruz.
Son düzenleyen: Moderatör: