creazy

Başarılı
Katılım
13 Şubat 2025
Mesajlar
1.263
Çözümler
2
Beğeniler
1.004
Herkese merhaba arkadaşlar.

Burada amacım herhangi bir polemik çıkarmak veya kimseyi kırmak değil, sadece farklı görüşleri merak ediyorum.

Benim asıl merak ettiğim konu padişahlık sistemi. Tek bir kişinin devlet üzerinde bu kadar büyük bir yetkiye sahip olması, halkın yönetime doğrudan katılamaması ve yöneticilerin seçimle değil de hanedan yoluyla belirlenmesi sizce ne kadar doğruydu?

Bunun dışında kardeş katli, taht kavgaları, şehzadelerin uzun yıllar süren kafes hayatı, padişahın kararlarının çoğu zaman sorgulanamaması ve devlet işlerinin büyük ölçüde tek bir hanedana bağlı olması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ayrıca halkın padişaha aşırı bağlılık göstermesi, onu neredeyse kutsal ve sorgulanmaz bir otorite gibi görmesi sizce o dönemin şartlarına göre doğal mıydı, yoksa abartılı bir anlayış mıydı? Sizce bu sistem kendi dönemi için başarılı ve gerekli miydi, yoksa o dönemde bile daha adil ve iyi yönetim modelleri uygulanabilir miydi?

Amacım Osmanlı'yı kötülemek veya övmek değil; padişahlık sistemi ve yönetim anlayışı hakkında saygı çerçevesinde farklı bakış açılarını okumak. Fikirlerinizi bekliyorum.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Herkese merhaba arkadaşlar.

Burada amacım herhangi bir polemik çıkarmak veya kimseyi kırmak değil, sadece farklı görüşleri merak ediyorum.

Benim asıl merak ettiğim konu padişahlık sistemi. Tek bir kişinin devlet üzerinde bu kadar büyük bir yetkiye sahip olması, halkın yönetime doğrudan katılamaması ve yöneticilerin seçimle değil de hanedan yoluyla belirlenmesi sizce ne kadar doğruydu?

Bunun dışında kardeş katli, taht kavgaları, şehzadelerin uzun yıllar süren kafes hayatı, padişahın kararlarının çoğu zaman sorgulanamaması ve devlet işlerinin büyük ölçüde tek bir hanedana bağlı olması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ayrıca halkın padişaha aşırı bağlılık göstermesi, onu neredeyse kutsal ve sorgulanmaz bir otorite gibi görmesi sizce o dönemin şartlarına göre doğal mıydı, yoksa abartılı bir anlayış mıydı? Sizce bu sistem kendi dönemi için başarılı ve gerekli miydi, yoksa o dönemde bile daha adil ve iyi yönetim modelleri uygulanabilir miydi?

Amacım Osmanlı'yı kötülemek veya övmek değil; padişahlık sistemi ve yönetim anlayışı hakkında saygı çerçevesinde farklı bakış açılarını okumak. Fikirlerinizi bekliyorum.
Birşey dicem ama muhtemelen herkes beğenmedim atıcak.

Eğer o yetiştirilen hanedan üyesi adam akıllı en iyi eğitimleri almiş diplomosi ordu ekonomi gibi şeylerde tecrübe edinmeye can atan biri ise Fatih Sultan Mehmet gibi biri ise o devlet Altın çağ yaşar.

Şuanki gibi başımıza ekonomistim diyip birşey bilmeyen elemanlar gelmez.
 
Birşey dicem ama muhtemelen herkes beğenmedim atıcak.

Eğer o yetiştirilen hanedan üyesi adam akıllı en iyi eğitimleri almiş diplomosi ordu ekonomi gibi şeylerde tecrübe edinmeye can atan biri ise Fatih Sultan Mehmet gibi biri ise o devlet Altın çağ yaşar.

Şuanki gibi başımıza ekonomistim diyip birşey bilmeyen elemanlar gelmez.
Fatih Sultan Mehmet tahta çıktığı gün iki yaşında ki kardeşini boğdurmuştu. İki yaşında ki kardeşini öldürmek zorunda değildi. İstanbul'u fetheden bir padişah kardeşini de yetiştirebilirdi sonuçta.
 
Fatih Sultan Mehmet tahta çıktığı gün iki yaşında ki kardeşini boğdurmuştu. İki yaşında ki kardeşini öldürmek zorunda değildi. İstanbul'u fetheden bir padişah kardeşini de yetiştirebilirdi sonuçta.
İyi yapmış demicem fakat harika bir lider olduğu gerçeğini değiştirmez.
 
Fatih Sultan Mehmet tahta çıktığı gün iki yaşında ki kardeşini boğdurmuştu. İki yaşında ki kardeşini öldürmek zorunda değildi. İstanbul'u fetheden bir padişah kardeşini de yetiştirebilirdi sonuçta.

Ortaya çıkabilecek en ufak taht kavgasında, kışkırtmalarda veya şehzade destekli bir isyanda devletin düşeceği durumu bir düşün, ondan sonra zorunda mıydı değil miydi karar ver. Her ne kadar zor ve acımasız bir karar olsa da devletin bekası için her şey mübahtır. Ekser ulema da onaylamıştır. Tartışmaya kapalı bir konudur yani.
 
Fatih'in kanunnamesi ne kadar acımasızda olsa doğruydu. Daha sonrasında daha fazla kan dökülmesin diye her ne kadar ekber ve erşad (kafes usülü) sistemi çıkmış olsa da bu yöntem yüzünden de padişahın oğlu değil hanedanın en büyük bireyi padişah oluyor diğerleri ise kafes gibi bir odanın içinde kalıyorlardı bu da onların delirmesine sebep oluyor, mevcut padişah düşünce ya da ölünce ondan sonra gelen en büyük birey deli olabiliyordu (I. İbrahim)
 
Fatih Sultan Mehmet tahta çıktığı gün iki yaşında ki kardeşini boğdurmuştu. İki yaşında ki kardeşini öldürmek zorunda değildi. İstanbul'u fetheden bir padişah kardeşini de yetiştirebilirdi sonuçta.
İyi niyet ve nezaketle devlet yönetilmez, kardeşi yaşasaydı devlet içinde farklı taraflar oluşurdu ve anlaşmazlıklar yaşanırdı.
 
Halkın yönetime doğrudan katılamaması (eski dönemler için konuşayım) gayet doğru. Kimse yanlış anlamasın ( yada dileyen dilediği gibi anlayabilir pek umurumda değil açıkçası ) 2 lafı bir araya getiremeyen biri veya birileri ülke kaderini belirleyememeli. Eğer böyle olsaydı ne cengiz han dönemindeki Moğolistan, ne Timur dönemindeki büyük Timur imparatorluğu, ne de Fatih gibi sultanların dönemindeki ihtişamlı Osmanlı olurdu. Özetle aklı başında adam başa gelirse her şey güzel olur ( Mustafa Kemal gibi ). Atatürk'ün yetkiyi kendi eline almadığını, kararları kendisinin uygulamadığını bir düşünün. Gidip Anadolulu cahil halka mı soracaktı ( o dönemdeki anadolu eğitim ve kültür seviyesini araştırın, cehaletin havada sinek gibi uçuştuğunu göreceksiniz ) sizce savaşalım mı, çekilelim mi, nereye ne kadar asker kaydıralım, hangi anlaşmaları talep edelim gibi.
Bizde padişah, Avrupa'da kral, doğuda sultan / şah, Orta Asya'da han vs. vs. O dönemler imparatorluğun, monarşinin dönemiydi ve fransız ihtilalinin de etkisiyle yönetimler dünya çapında değişime uğradı. Gayet doğal bir şey. 100 yıl sonra nasıl yönetimler ortaya çıkar Allah bilir.
 
Halkın yönetime doğrudan katılamaması (eski dönemler için konuşayım) gayet doğru. Kimse yanlış anlamasın ( yada dileyen dilediği gibi anlayabilir pek umurumda değil açıkçası ) 2 lafı bir araya getiremeyen biri veya birileri ülke kaderini belirleyememeli. Eğer böyle olsaydı ne cengiz han dönemindeki Moğolistan, ne Timur dönemindeki büyük Timur imparatorluğu, ne de Fatih gibi sultanların dönemindeki ihtişamlı Osmanlı olurdu. Özetle aklı başında adam başa gelirse her şey güzel olur ( Mustafa Kemal gibi ). Atatürk'ün yetkiyi kendi eline almadığını, kararları kendisinin uygulamadığını bir düşünün. Gidip Anadolulu cahil halka mı soracaktı ( o dönemdeki anadolu eğitim ve kültür seviyesini araştırın, cehaletin havada sinek gibi uçuştuğunu göreceksiniz ) sizce savaşalım mı, çekilelim mi, nereye ne kadar asker kaydıralım, hangi anlaşmaları talep edelim gibi.
Bizde padişah, Avrupa'da kral, doğuda sultan / şah, Orta Asya'da han vs. vs. O dönemler imparatorluğun, monarşinin dönemiydi ve fransız ihtilalinin de etkisiyle yönetimler dünya çapında değişime uğradı. Gayet doğal bir şey. 100 yıl sonra nasıl yönetimler ortaya çıkar Allah bilir.
A dan Z'ye haklısın bence.