Katılım
2 Haziran 2024
Mesajlar
6.504
Çözümler
19
Beğeniler
3.749
Yer
Cintra
The Witcher kitapları ve oyunları aslında bir yol hikayesidir. Bir Witcher'ın gittiği yol, yapacağı işler ve o sırada gelişen kadere bağlı olaylar silsilesidir The Witcher. Bu sebeple LOTR ve Harry Potter serilerinin aksi bir şekilde yol hikayesi anlatsa bile muazzam bir ölçüde başarı sağlamaktadır. Bazılarınız "Witcher kitaplarında Geralt'ın beraber yol ettiği insanlar oldu?" diyebilir ve açıkça cevabım; peki, sonrasında Geralt onları bırakmadı mı? Zoltan. Triss. Yennefer. Dandelion. Bu kişiler Geralt ile belli bir safhada yol kat ettiler ama sonra Geralt gitti. Çünkü, The Witcher aslında bir kişinin yolculuğunu işlemektedir. Geralt'ın dediği üzere; "Asla bir Witcher olmayı seçmedim. Kader benim için seçti." ve Geralt bu sözleri ile Geralt'ın "kader" kavramına ne kadar önem verdiğini görmekteyiz. Ayrıca Geralt bir yola çıkıyor, tüm sevdiklerini terk ediyor ve yeni kişilerle tanışıyor. Crach an Craite. Renfri. Hjalmar. Cerys. Roche. Thaler. Regis. Vivienne. Anna Henrietta. Shani.. (Üzünlü kekim.)
Geralt bu yolculuklarına zorunlu olduğu için çıkmıyor. İstediği için çıkıyor. Eğer fark ettiyseniz witcherlar kültürsüz kişiler değiller. Vesemir babadan tut Lambert'a kadar çoğu Witcher aslında halktan daha kültürlü kimselerdir. Geralt'ın bunca şeyi yaşayıp pes etmemesinin bir sebebi Geralt'ın Stoacı felsefe görüşünü benimsemesidir. Bu sebeple (ailesine zarar verilmediği takdirde) sakin bir witcherdır.
 
Witcher'ı okumadım sadece 1.sezonu izlemiştim eskiden.

Witcher'ın şu özelliğini seviyorum. Karakterler siyah ve beyaz değiller. Grinin bir tonundalar.
Yani iyi taraf, kötü taraftan ziyade karakterlerin kendi gerçeklikleri var. Bu toplumu anlama noktasında önemli bir bakış.
 
Witcher'ın şu özelliğini seviyorum. Karakterler siyah ve beyaz değiller. Grinin bir tonundalar.
Yani iyi taraf, kötü taraftan ziyade karakterlerin kendi gerçeklikleri var. Bu toplumu anlama noktasında önemli bir bakış.
Bu konu özellikle Witcher 1 oyununun daha ilk bölümünde çok iyi bir şekilde işleniyor.
 
Witcher'ı okumadım sadece 1.sezonu izlemiştim eskiden.

Witcher'ın şu özelliğini seviyorum. Karakterler siyah ve beyaz değiller. Grinin bir tonundalar.
Yani iyi taraf, kötü taraftan ziyade karakterlerin kendi gerçeklikleri var. Bu toplumu anlama noktasında önemli bir bakış.
Andrzej Sapkowski'de aynı şeyi söylüyor ama o açıdan bakmak için biraz zorlamak gerekiyor. Evet, doğrudan iyi kötü çatışmaları işlenmiyor ama her karakter gri değil.
 
Andrzej Sapkowski'de aynı şeyi söylüyor ama o açıdan bakmak için biraz zorlamak gerekiyor. Evet, doğrudan iyi kötü çatışmaları işlenmiyor ama her karakter gri değil.

Vesemir'in bile gençlik yıllarında kedi okulu ile yapılan müsabakada katliam olacağını bildiği için kaçtığı söyleniyor.

Witcher'ı okumadım sadece 1.sezonu izlemiştim eskiden.

Witcher'ın şu özelliğini seviyorum. Karakterler siyah ve beyaz değiller. Grinin bir tonundalar.
Yani iyi taraf, kötü taraftan ziyade karakterlerin kendi gerçeklikleri var. Bu toplumu anlama noktasında önemli bir bakış.


Witcher evreninde bulunan dinlerde bu konuyu epeyce etkiliyor. Mesela, Nilfgard Güneş dinine mensupken kıtanın diğer bölgelerinde farklı dinler baskın geliyor. Mesela, Toussaint'ta özellikle Lebioda dini aşırı baskın geliyor. Hatta Lebioda dinine mensup olup görevini bırakan bir Witcher dahi evrende yer almakta.
 
Son düzenleme: