Rehber Tribün kültüründeki kavramlar

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan SF26
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
  • Mesaj Mesaj 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 32
  • Etiketler Etiketler
    yanlış

SF26 78

Üstün
Katılım
23 Aralık 2023
Mesajlar
8.557
Çözümler
19
Beğeniler
8.661
Bu sıralar tribüncülerle alakalı meseleler ortaya çıktıkça birçok insan tribün kültürünü öğrenmeye çalışıyor, bu da benim için uzun süredir de aklımda olan bir mini-rehberi hayata geçirmem için iyi bir zamanlama oldu açıkçası.
Öncelikle şunu belirtmem gerektiğini düşünüyorum; bu rehberin amacı herhangi bir taraftar grubunu veya tribün oluşumunu övmek/eleştirmek değil; ultras kültürünü, tribünde kullanılan kavramları ve bu kültürün nasıl ortaya çıktığını anlaşılır şekilde açıklamaktır.

Özellikle tribün kültürünün ülkemizde ne kadar önemli olduğunu düşünürsek bu tarz kavramlara ses ve bilgi aşinalığı oluşturmamız gerektiğini düşünüyorum. Başlayalım.

Ultras, takımını organize ve sürekli şekilde destekleyen taraftar gruplarını ifade eden bir kavramdır. Buradaki en önemli nokta "Holigan" ile "ultras" kavramlarının aynı şey olmadığıdır. Ultras kültüründe tribünün organize edilmesi, tezahüratların birlikte yapılması, bayraklar, pankartlar, koreografiler, deplasman organizasyonları ve grup kimliği önemli yer tutarken holiganlıkta meydan kavgaları ve uluslararası çapta tribün savaşlarını içinde barındırır.

Ultraslar, sadece tribünde takıma destek vermez. Ülkesinin o dönem içinde bulunduğu durumla ilgili öfkesini ve kinini de kusar. Bir bakıma stadlar kurtarılmış bölgelerdir, seslerini haykırabildikleri bölgeler. Bunun en güzide örneği ise Ittihad Tanger - Yolsuzluk Marşı'dır.


Modern ultras hareketinin ortaya çıkışı büyük ölçüde İtalya'daki futbol tribünleriyle ilişkilendirilir. 1960'ların sonu ve 1970'lerde İtalya'daki taraftar gruplarının giderek daha organize hâle gelmesiyle bugün "ultras kültürü" olarak adlandırdığımız yapı ortaya çıkmaya başladı. Ultras kültürünün ilk grubu olarak Milan'ın Curva Sud kabul edilmektedir, aktif olarak Curva Sud grubu da Banditi Curva Sud olarak tanımlanmakta.

Zaman içerisinde bu kültür Avrupa'nın farklı ülkelerine yayıldı ve her ülke kendi tribün kültürünü oluşturdu. Bu yüzden bugün İtalya, Almanya, Fransa, İspanya, Polonya, Rusya, Danimarka, Fas, Belçika, Hollanda, Balkanlar(Özellikle Sırbistan ve Makedonya) ve Türkiye'deki tribün kültürleri birbirine benzeyen ancak tamamen aynı olmayan özelliklere sahiptir.

Gelelim Curva'ya; kelime anlamı olarak İtalyanca'da 'Viraj' kelimesidir. Peki neden Curva kelimesi oldukça sık kullanılıyor, buna gelelim. Ultras kültürünün ilk grubu olarak yukarıda belirttiğim Curva Sud grubunun 'Curva' kökünü almasının sebebi San Siro'nun koltuk ve stad yerleşmesinin kavisli olmasından gelir. Bir bakıma viraja benzer bir şekli olması itibariyle tribün isimlendirmesinde kullanılmıştır. Bizde Fenerbahçe'nin Curva Açık grubunun bulunması gibi bir durumla eşleştirebiliriz, Fenerbahçe'deki açık tarafının kavisli yapısı bu isimlendirmeyi beraberinde getirmiştir.

Gelelim Tifo'ya; Bizde 'Tribün şovu' veya tribün ağzıyla 'Gövde gösterisi' olarak çevrilen, büyük görsel gösteriler bütünüdür. Bununla alakalı en sevdiğim örneklerden birini vereceğim: Legia Warszawa'nın Żyleta grubunun Astana maçında yaptığı 2. Dünya Savaşı pankartı. Pankart o dönem dünya gündemine oturmuştu.


Bunun yanı sıra ülkemizde gerek çArşı, gerek GFB, gerekse NEFER gruplarının yaptığı pankartlar ve görsel şölenler ulusal ve uluslararası çapta gündeme oturmuştu.
Tifo hazırlıkları oldukça masraflı, prova isteyen bir organizasyondur. Bu sebeple bu organizasyonda görev alacak kişiler genellikle organizasyonu yapacak grupların içinden özenle seçilir.

Koreografiye gelelim; Koreografi, tribündeki taraftarların önceden hazırlanmış bir plan doğrultusunda birlikte gerçekleştirdiği görsel gösteridir. Koreografilerde tribünün farklı bölümlerindeki taraftarlar ellerindeki kartonları, bayrakları veya diğer görsel materyalleri belirli bir düzen içerisinde kullanarak bir mesaj veya rakip tribüne cevap niteliği taşıyabilir. Örneğin bir tribünün tamamındaki taraftarların ellerindeki kartonları aynı anda kaldırarak büyük bir kulüp logosu oluşturması koreografiye örnek verilebilir. Koreografiler genellikle önemli maçlar, derbiler, kulübün kuruluş yıl dönümleri veya özel günler için hazırlanır ve Tifo'daki gibi önce ciddi bir organizasyon gerektirir lâkin Tifo'daki gibi belirli kişilerce değil o kategoride yer alan herkes koreografi görevlerinin direktifleri doğrultusunda hareket ederek bu organizasyona katılır.

Gelelim bayrak meselesine; Bayraklar kendi içinde genellikle üçe ayrılır: iki noktadan tutulan bayraklar, tribünün çok büyük çoğunluğunu kaplayan bayraklar ve sürekli hareket ettirilen bayraklar(Biz elimizle sallarken İtalya'da mekanizmada otomatik sallanır.
Bayraklar grubun kimliğini ve görüşünü açıkça belirtir. Bu görüşle rakibe gözdağı vermek hedeflenir.

Gelelim pankartlara; 2 tip pankart vardır, birisi kare pankarttır. Bu pankart bizde deplasman otobüsünün önüne veya arkasına yerleştirilerek rakibe gözdağı verilir. Avrupa'da kale arkalarında konumlandırılır. Diğeriyse set pankartıdır, ilgili kategorinin kimliğini agresif şekilde bildirir.

Tribün liderine gelelim; Bulunduğun kategoride uzun süre icraatlerde bulunmuş, grubu maddi-manevi ileri taşımış kişiler genellikle tribün lideri olarak lanse edilir. Beşiktaş'ta Optik Başkan ve Alen Markaryan, Fenerbahçe'de Sefa Reis ve Galatasaray'da Alpaslan Dikmen tribün lideri olarak en çok öne çıkan isimlerdir.

Şimdi bu işin kültür kısmına geçelim; Bunları madde açıklamak çok daha sağlıklı olacaktır, böylece daha rahat anlaşılır.

1. Organizasyon
Tribünün birlikte hareket etmesi.
2. Kimlik
Grubun kendine ait isim, sembol, renk ve geleneklere sahip olması.
3. Destek
Takımın iç saha ve deplasman maçlarında desteklenmesi.
4. Atmosfer
Tezahüratlar, bayraklar, pankartlar ve koreografiler aracılığıyla maç atmosferinin oluşturulması.
5. Aidiyet
Taraftarların kendilerini yalnızca bireysel taraftarlar olarak değil, belirli bir tribünün veya grubun parçası olarak görmesi.
6. Tutku
Takıma sadece maç günlerinden ibaret olarak bakmaz, hayatının bütününde en çok önem taşıyan yeri olarak görmesi.

Bizdeki Ultras kültürü 2011 yılında çıkan 6222 sayılı kanun sonrası oldukça sert darbe almış, özellikle Passolig'in E-Bilet haracıyla birlikte tribüncülerin stadlara girişi ekonomik açıdan oldukça kısıtlanmıştır. Lâkin gene de koreografi, deplasman kültürü ve siyasi mesajlardan kaçınma asla olmamıştır. Özellikle Gezi Direnişi'nde ülkenin en büyük taraftar grupları olan uA, çArşı, GFB, NEFER, Teksas grupları başta olmak üzere birçok tribün oluşumu stadlarda hükümet aleyhine oldukça sert mesajlar vermiş, çArşı-GFB-NEFER gibi gruplar mahkemelerde 'Darbeye teşebbüs' suçlamasıyla yargılanmıştır. O dönemden en çok akılda kalan ise çArşı grubunun ileri gelenlerinden Cem Yakışkan'ın 'Darbeye gücümüz olsa Beşiktaş'ı şampiyon yapardık.' sözü tarihe geçmiştir.

Rehberimiz bu kadardı, okuduğunuz için teşekkür ederim.
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…