Uzay dediğimiz şey sadece boşluktan mı ibaret? Evrendeki her şey yalnızca kütle çekim sebebiyle mi döner? Elbette hayır, biz görmesek de gezegenlerin bir yörüngede dönmesinden tutun kara deliğin çekim gücüne kadar pek çok şey bu doku sayesinde olur. Peki bu görmediğimiz ama varlığını bildiğimiz bu şey nasıl bulundu, kim buldu? Bunun için çok da geçmişe gitmemize gerek yok. "1915 yılında yayımladığı makaleyle Genel Görelilik Teorisi'ni bilim camiasına tanıtan Einstein, daha önce hiç bahsedilmeyen bir olgudan söz ediyordu. Gerçekte, kütleçekimi olarak nitelendirdiğimiz olaya sebep olan, uzay-zaman dokusunda meydana gelen geometrik bir bükülmeydi. Uzayda bulunan kütleler, etrafındaki uzay-zaman dokusunu bükerek, eğri bir ortam oluşturuyordu. Dolayısıyla o eğri ortamda hareket etmeye çalışan cisimlerin yönü, ister istemez değişiyordu."
Şöyle düşünelim: Elinizde büyük bir bez parçası var ve birkaç kişi bu bezi kenarlarından çekerek gergin bir hale getiriyor. Bu bezi uzay zaman dokusu olarak düşünebilirsiniz. Üzerinde bir kütle bulunmadığında gergin bir bez parçası gibi. Daha sonra bu bez parçasının ortasına ağır bir küre atalım, bu durumda bir bükülme yani eğim oluşacaktır. Attığımız ağırlığı güneş olarak düşünmenizi istiyorum. Güneş uzay zamanı büküyor ve etrafında bir eğim oluşuyor. Sonrasında bu bezin eğimli kısmından bir misket yuvarladığınızı düşünün, misket merkezdeki ağırlığın etrafında dönmeye başlayacak giderek yavaşlayacak ve duracaktır lakin uzay-zamanda işler böyle olmuyor. Bez deneyimizde sürtünmeli bir ortam vardı, misketi ilk yuvarladığımızda sürtünme nedeniyle misketin kinetik enerjisi giderek azaldı ve sonunda durdu. Yuvarladığımız misketin ise dünya olduğunu hayal etmenizi istiyorum. Uzay-zaman dokusunda sürtünme olmadığı için başta aldığı kinetik enerji asla kaybolmuyor ve aksi bir durum olmadıkça sonsuza kadar dönmeye devam ediyor, alın size uzay zaman! Bu şekilde anlatınca akılda kalmayacağını biliyorum o yüzden aşağıya birkaç kısa video bırakacağım. Böylelikle mantığı daha iyi anlamış olacaksınız.
Bir bükülmeden bahsediyoruz, peki evrende kütlesi en büyük olan cisimler "kara delikler" uzay zamanı ne kadar bükebilir, bunun sonucunda ne olur? Size bu bükülmelerden örnekler vermek istiyorum lakin öncesinde kara deliği daha iyi anlamamız lazım. Kara deliklerin bu olağanüstü çekim güçlerinin temel sebebi aslında bahsettiğimiz uzay zaman dokusudur. Kütle çekim gibi etkenler olsa da uzay zaman dokusu olmadığında asla bu kadar büyük bir çekim gücüne sahip olamazdı. Kara delikler uzay zamanı öyle bir büküyor ki içine giren hiç bir şeyin geri çıkması mümkün olmuyor, buna ışık da dahil. Peki bu bükülme ile oluşan eğim diğer gezegenleri, yıldızları nasıl etkiliyor? Gelin birlikte Sagittarius A'yı inceleyelim. Bu ismi havalı arkadaş devasa bir kara delik hatta biraz tanıdık diyebiliriz. Galaksimizin merkezinde bulunan ve korkunç derecede büyük bir kara delik olur kendileri. Galaksimizin varlığını ona borçluyuz demek yanlış olmaz.
Bu anlatılanların kanıtı niteliğinde 1919 yılında İngiliz astronom Arthur Eddington tarafından bir deney yapılıyor. Einstein'in görelilik teorisini kanıtlamak amacıyla giriştiği ünlü Güneş tutulması gözleminde, tıpkı Einstein'in tahmin ettiği gibi büyük bir kütleye sahip Güneş'in çevresinde oluşturduğu uzay-zaman bükülmesi sayesinde arka planda kalan yıldızlardan gelen ışığın Güneş'in oluşturduğu bükülü uzaydan geçerken gerçekten de yolunun değiştiğini gözlemlemiştir. Bu gözlem, Genel Görelilik Teorisi'ni kanıtladığı için çok kısa sürede Einstein'ın bir üne kavuşmasına sebep olmuştur.
Daha anlatacak yüzlerce heyecan verici şey var lakin hepsini bir makaleye sığdırmak mümkün değil. İlerleyen günlerde solucan delikleri, ile bir konu daha oluşturmayı planlıyorum orada biraz daha detaya inebiliriz. Umarım yararlı olmuştur, zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkürler.
Yararlandığım kaynaklar:
-Evrim Ağacı Genel Görelilik Teorisi
-Evrim Ağacı Samanyolu Galaksisi
Bahsettiğim videolar:
Şöyle düşünelim: Elinizde büyük bir bez parçası var ve birkaç kişi bu bezi kenarlarından çekerek gergin bir hale getiriyor. Bu bezi uzay zaman dokusu olarak düşünebilirsiniz. Üzerinde bir kütle bulunmadığında gergin bir bez parçası gibi. Daha sonra bu bez parçasının ortasına ağır bir küre atalım, bu durumda bir bükülme yani eğim oluşacaktır. Attığımız ağırlığı güneş olarak düşünmenizi istiyorum. Güneş uzay zamanı büküyor ve etrafında bir eğim oluşuyor. Sonrasında bu bezin eğimli kısmından bir misket yuvarladığınızı düşünün, misket merkezdeki ağırlığın etrafında dönmeye başlayacak giderek yavaşlayacak ve duracaktır lakin uzay-zamanda işler böyle olmuyor. Bez deneyimizde sürtünmeli bir ortam vardı, misketi ilk yuvarladığımızda sürtünme nedeniyle misketin kinetik enerjisi giderek azaldı ve sonunda durdu. Yuvarladığımız misketin ise dünya olduğunu hayal etmenizi istiyorum. Uzay-zaman dokusunda sürtünme olmadığı için başta aldığı kinetik enerji asla kaybolmuyor ve aksi bir durum olmadıkça sonsuza kadar dönmeye devam ediyor, alın size uzay zaman! Bu şekilde anlatınca akılda kalmayacağını biliyorum o yüzden aşağıya birkaç kısa video bırakacağım. Böylelikle mantığı daha iyi anlamış olacaksınız.
Bir bükülmeden bahsediyoruz, peki evrende kütlesi en büyük olan cisimler "kara delikler" uzay zamanı ne kadar bükebilir, bunun sonucunda ne olur? Size bu bükülmelerden örnekler vermek istiyorum lakin öncesinde kara deliği daha iyi anlamamız lazım. Kara deliklerin bu olağanüstü çekim güçlerinin temel sebebi aslında bahsettiğimiz uzay zaman dokusudur. Kütle çekim gibi etkenler olsa da uzay zaman dokusu olmadığında asla bu kadar büyük bir çekim gücüne sahip olamazdı. Kara delikler uzay zamanı öyle bir büküyor ki içine giren hiç bir şeyin geri çıkması mümkün olmuyor, buna ışık da dahil. Peki bu bükülme ile oluşan eğim diğer gezegenleri, yıldızları nasıl etkiliyor? Gelin birlikte Sagittarius A'yı inceleyelim. Bu ismi havalı arkadaş devasa bir kara delik hatta biraz tanıdık diyebiliriz. Galaksimizin merkezinde bulunan ve korkunç derecede büyük bir kara delik olur kendileri. Galaksimizin varlığını ona borçluyuz demek yanlış olmaz.
Bu anlatılanların kanıtı niteliğinde 1919 yılında İngiliz astronom Arthur Eddington tarafından bir deney yapılıyor. Einstein'in görelilik teorisini kanıtlamak amacıyla giriştiği ünlü Güneş tutulması gözleminde, tıpkı Einstein'in tahmin ettiği gibi büyük bir kütleye sahip Güneş'in çevresinde oluşturduğu uzay-zaman bükülmesi sayesinde arka planda kalan yıldızlardan gelen ışığın Güneş'in oluşturduğu bükülü uzaydan geçerken gerçekten de yolunun değiştiğini gözlemlemiştir. Bu gözlem, Genel Görelilik Teorisi'ni kanıtladığı için çok kısa sürede Einstein'ın bir üne kavuşmasına sebep olmuştur.
Daha anlatacak yüzlerce heyecan verici şey var lakin hepsini bir makaleye sığdırmak mümkün değil. İlerleyen günlerde solucan delikleri, ile bir konu daha oluşturmayı planlıyorum orada biraz daha detaya inebiliriz. Umarım yararlı olmuştur, zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkürler.
Yararlandığım kaynaklar:
-Evrim Ağacı Genel Görelilik Teorisi
-Evrim Ağacı Samanyolu Galaksisi
Bahsettiğim videolar:
Son düzenleyen: Moderatör: