Gözünden bile sakınarak verilen o saf değer. Hislerin kendisinde, kalitesinde, büyüklüğünde zerre hata yok. Her şey sonuna kadar gerçek, her şey olması gerektiği gibi.
Ama adres yanlış işte. Gidiyorsun, bütün sermayeni, ruhunu, o güne kadar biriktirdiğin ne kadar güzellik varsa birinin önüne seriyorsun. Karşıdaki o kadar vizyonsuz, o kadar çarçur etmeye meyilli ki, senin elmas değerindeki duygularını sıradan bir taş parçasıymış gibi kenara fırlatıyor. Anlamıyor bile elinde ne tuttuğunu. En acısı da bu zaten; senin uğruna dünyaları yakacağın insanın, senin yandığından haberi bile olmaması. Geriye tüketilmiş, heyecanını kaybetmiş bomboş bir ruh ve bir daha kimseye öyle teslim olamayacak, duvarlarını sonuna kadar örmüş kırık bir kafa kalıyor.