F.E.A.R. yapay zekâ konusunda zamanına göre bayağı iyi iş yapmıştı. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen bugün çıkan oyunların çoğunda doğru düzgün yapay zekâ bile yok..
 
Red Dead Redemption 2: Yani anlatmaya pek gerek yok, dünyanın en iyi oyunu teknik açıdan. Yani bu kadar detayın olması ve bir arada da olması, harmanlanması apayrı bir mevzu. Zevk açısından da en çok hoşuma giden oyun denilebilir hatta ama burası öznel kısım bunu biliyorum aman deyim 🙃

Dying Light (ilk oyunu): Yani TLOU ile kıyaslamak istemem çünkü bazı eserler her açıdan iyi olurken diğerleri daha az şeye önem verip direkt onun en iyisi olurlar. Dying Light serisi de öyle. Hikaye olarak elbette TLOU kadar hiç değil ama standardın da 2 tık üstü sadece. Lakin asıl olayı o günümüzdeki dünyanın, gerçekçi zombi atmosferine uyarlanması, bunu yaparken de tasarımların çok iyi ayarlanması... Henüz daha bu apokaliptik hissi yaşayabileceğim oyun düşünemiyorum. Dying Light'ın 2. oyunu bile bunun gazabına uğradı... He daha Stalker 2 ve The Beast var ama 2015 yapımı bir oyun için de yine de muazzam ötesi...

Cyberpunk 2077 & GTA 5: Yine Dying Light'ta olduğu gibi günümüzdeki dünyayı oyuna yansıtmak... Bunu yapabilen oyun sayısı çok az. Zaten buradan nadide oyun oldukları gayet açık. Zaten Rockstar her oyununda devrim açıyor. CD Projeckt Red için de öyle denebilir aslında. Hele ki Cyberpunk 2077'deki hikaye de GTA 5'e göre daha derin bence.

Baldur's Gate 3: Yani daha 2 yıl önce GOTY alan bir oyun genel olarak en iyilerinden ve CRPG türü içerisinde de zaten bir zahmet en iyisi. Arcade hissinden nefret etmiyorum ama böyle acayip gerçekçi RPG oyunlarını görünce de nefret hiçten edemiyorum :)

Detroit: Become Human: 50+ sonlu bir oyun... Üstelik seçimlerin çoğu da sonuçları değiştirdiğini hissettiriyor da. Yani oynarken cidden keyif veren yapım. He birde tekniksel mana da hikayesi en çok gelişen oyunlardan bir tanesine bence... Yapıldığı tarihte zamanın zaten ötesindeydi ama şuanda bile öyle gibi. Eşi benzeri yok.

Subnautica & Planet Crafter: Yani genel olarak iyi tekniksel bir yapıya sahip olmasalar bile konsept olarak eşi benzeri çok çok az örneğini görebileceğimiz yapımlar. Hele ki indie oyunların içerisinde.
 
The Witcher 3: Açık dünya oyunları arasında benim için özel bir yere sahip. Ana görevlerinden yan görevlerine, dünyada karşılaşılan rastgele olaylardan karakterlerin hikayelerine kadar her şey büyük bir özenle işlenmiş. Küçük bir yan görev bile başlı başına bir hikaye anlatabiliyor. Oyuncuyu dünyasının içine çekmeyi ve her köşesinde keşfedilecek bir şeyler sunmayı çok iyi başarıyor. Aradan geçen yıllara rağmen hala birçok açık dünya oyununa örnek teşkil ediyor.

The Last of Us serisi: Gelmiş geçmiş en detaylı ve kaliteli modern oyun serilerinden biri olduğunu düşünüyorum. Görsellik, animasyonlar, karakter detayları, yapay zeka, çevre tasarımı ve teknik açıdan sunduğu yeniliklerle her zaman çıtayı yukarı taşıdı. Özellikle karakterlerin hareketleri ve çevreyle etkileşimleri, oyun dünyasının ne kadar gerçekçi olabileceğini gösteriyor.

Hellblade serisi: Görsel açıdan inanılmaz başarılı bir seri. Özellikle karakter modellemeleri, yüz animasyonları, ışıklandırma ve atmosfer konusunda Unreal Engine'in potansiyelini en iyi gösteren yapımlardan biri. Teknik açıdan bugün bile etkileyici görünen, kendi türünde oldukça farklı bir deneyim sunuyor.

Quantic Dream oyunları:
  • Fahrenheit: Indigo Prophecy Remastered
  • Heavy Rain
  • Beyond: Two Souls
  • Detroit: Become Human
Bu oyunları da ayrı bir yere koyuyorum. Seçimlerin hikayeyi doğrudan etkilediği, farklı sonuçlara ve sonlara ulaşabildiğiniz yapımlar. Özellikle Detroit: Become Human, oyuncuya sunduğu seçim özgürlüğü ve dallanıp budaklanan hikâyesiyle bu konuda hala oldukça etkileyici. Her oynayışta farklı ihtimallerle karşılaşabilmek, bu oyunları yıllar sonra bile tekrar oynanabilir kılıyor.